• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Afro-Türkler kaybolan tarihlerini arıyor

03 Aralık 2018 Pazartesi 16:00
12
14
16
18

   ► Afrikalılar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Şakir Doğuluer, atalarının tarihlerini gizlediğini ifade etti.

     Afrika kökenli Türkler, halk arasında bilinen adıyla Afro-Türkler farklı ülkelerden çeşitli yollarla Türkiye’ye gelen siyahilerin torunları. 1500’lü yıllardan itibaren Sudan, Suudi Arabistan, Libya gibi Afrika ülkelerinden gelen Afro-Türkler; köle olarak, savaş döneminde Osmanlı ordusuna katılarak, mübadele içerisinde, hatta hacca gittiğini ispatlamak isteyen kişiler tarafından kaçırılarak Türkiye’ye getirilmişler. Afro-Türkler, yüzyıllar içerisinde Türk kültürünü benimseyip, Türk adı ve soyadı alarak Türk gelenek ve göreneklerine göre yaşamaya başlamışlar. Atalarının tarihlerini gizlediğini, gelecek kuşaklara aktarmadığını ifade eden Afrikalılar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Şakir Doğuluer, kendilerine ait tarihleri ve kültürleri olduğunu ancak aktarılmadığı için yok olduğunu vurguladı.

“Atalarımız tarihimizi gizlemişler”
     Atalarının tarihlerini anlatmadığını, kendilerinin de merak edip sormadığından yakınan Doğuluer, “Atalarımız yıllar önce gelmiş, biz de burada doğduk burada büyüdük. Nüfus kayıtlarına ulaşmak çok zor. Osmanlı arşivlerine girmek lazımmış. Belki oralarda kayıt olabilir. Büyüklerimiz hiç anlatmamış, anlatmıyorlardı. Tarihimizi bizden gizlemişler. Ben de çocuklarıma pek anlatmazdım nereli olduğumu, nereden geldiğimi sorarlardı önemsemezdim. Anneme sorduğumda bizim kökümüzün Sudan olduğunu söylüyordu. Derinlemesine açıklayıp anlatan yoktu. Dedelerimiz anneme babama biraz anlatmışlar, hep böyle gizli kalmış” açıklamalarında bulundu.

“Türk olduğumuza inanmıyorlar”
     “Türk olduğumu söylüyorum inanmıyorlar” diyen Doğuluer, “Bizi sokakta görenler ya Arapça konuşuyor ya İngilizce konuşuyor. Tam tersine ne İngilizcem var ne Arapçam var. Kimliğimizi gösteriyoruz bazısı ikna oluyor bazısı şaşırıyor” diye belirtti. Her Türk vatandaşının yaptığı gibi askere giderek vatani görevlerini yerine getirdiklerini ifade eden Doğuluer, “Abim de babam da askere gitti. Üyelerimizin dedeleri Çanakkale savaşına da katılmış, dedesi Çanakkale gazisi olan da var. Her Türk vatandaşı gibi yaşımız geldiğinde askere gidiyoruz. Bende askerliğimi Hakkari’de köy karakolunda jandarma olarak yaptım” dedi.
     Ayrımcılık, ırkçılık ya da ötekileştirme gibi olumsuz durumlarla karşı karşıya kalmadıklarını söyleyen Doğuluer, sözlerine şöyle devam etti: “En çok rengimizden dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Biz buna renk ayrımcılığı diyoruz. Yolda yürürken gülmeye başlıyorlar, yanındakini dürtüp gösteriyorlar bak siyah geliyor diyorlar. Tek sıkıntımız bu.”

Kültürlerine ait Dana Bayramı’nı kutluyorlar
     Afro-Türklerin kendilerine özgü gelenekleri ve kültürlerinin kaybolduğunu söyleyen Doğuluer, günümüzde sadece Dana Bayramı’nın kutlandığını kaydetti. Eskiden kutlanan ile şu an kutlananın çok farklı olduğunu dile getiren Doğuluer, “Eskiden Dana bayramı, baharın gelişiyle sezon bereketli geçsin hasatlar iyi olsun diye Mayıs aylarında kutlanırmış. Afro-Türkler geçmişte İzmir’de Eşrefpaşa, Çimentepe, Ballıkuyu taraflarına yerleştirildiği için bayram da o civarlarda kutlanırmış. Bayramda, dana alınıp beslenirmiş ve 15 gün boyunca çeşitli müzikler danslar eşliğinde sokak sokak gezdirilirmiş. 15 gün boyunca herkes danaya kumaş verir, gezdirenlere para, yiyecek veya giyecek verilirmiş. Ballıkuyu’da bir meydan var başlangıç hep oradan olurmuş. En sonunda Eşrefpaşa Bayramyeri’nde büyük bir şenlik yapılırmış. Dana meydanda kesilir, kazanlarda kaynatılır, ihtiyaç sahiplerine dağıtılırmış. Toplanan hediyeler de ihtiyacı olanlara dağıtılırmış. Cumhuriyet ilan edildikten sonra tekke ve zaviyelerin kapatılmasına yönelik yasa ile bayram yasaklanmış ancak gizli gizli kutlanmaya devam etmiş” diye konuştu.
     Dana Bayramı’nın yıllar sonra ilk defa 2007’de İzmir de kutlanmaya başladığını dile getiren Doğuluer, “Bizim kutladığımız dana bayramında tarihçiler ile panel yapıyoruz, Afro Türklerin tarihi ve Türkiye’ye nasıl geldikleri anlatılıyor. Kortej yapıyoruz, yürüyüş yapıyoruz, dana bayramına herkesi davet ediyoruz” dedi. Doğuluer bu yıl Dana Bayramı Ramazan ayına denk geldiği için kutlamaları hazirana erteleyebileceklerini belirtti.

Yoğun olarak Ege ve Akdeniz bölgesinde yaşıyorlar
     Afro-Türkler’in Türkiye’nin çeşitli yerlerinde dağınık şekilde bulunduğunu söyleyen Doğuluer, “Afro-Türkler Türkiye’nin 10-15 şehrinde yaşıyor. Ancak Afro-Türkler çok dağınık bir araya gelmemişler. Tarihimiz var, kültürümüz var ama yok olmuş. Herkes herkesten bihaber yaşıyor. Net bir sayımız da yok. İzmir, Manisa, Denizli, Aydın, Muğla Antalya, Adana, Hatay genelde Ege ve Akdeniz çevresinde nüfus yoğunluğu var. Geçmişte sahil kentlerine gemiyle getirilmişler. Tarım işçisi olarak, verimli toprakların olduğu Ege’de ve Akdeniz’de yoğunluktalar. Sıcağa dayanıklı olduğumuz için çalıştırmak için genelde tarım olan yerlere getirmişler. Osmanlı döneminde Muğla’nın Dalaman ilçesinde bir çiftlik varmış. Padişah bu çiftlikte çalıştırmak için bir sürü Afrika kökenli işçi getirmiş, hala da çiftlikte Afro-Türkler var ve üretime devam ediyorlar” diye belirtti.

Derneğin amacı Afro-Türklere ulaşmak
     Doğuluer, Afrikalılar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ni kurucusu Mustafa Olpak’ın kendi ailesinin bütün geçmişini bildiğini ve hikayesini anlatmak isteyerek derneği kurmaya karar verdiğini söyledi. Derneğin ilk olarak 2006 yılında Ayvalık’ta kurulduğunu söyleyen Doğuluer, “Mustafa Olpak Ayvalıkta yaşadığı için dernek ilk olarak orada kuruldu, daha sonra İzmir merkez olduğu için derneği buraya taşıdık” diye konuştu.
     Derneğin kurulma amacının Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan Afto-Türklere ulaşmak olarak açıklayan Doğuluer, sözlerine şöyle devam etti: “Dernek kurulduktan sonra İzmir’in ilçelerine ve köylerine, Aydın, Denizli, Manisa, Muğla gibi şehirlere Afro-Türkleri bulmak için gittik. Onlarla irtibata geçtik, şu an görüşüyoruz. Her yıl düzenlediğimiz etkinliklere katılıyorlar.”

“Afro-Türk’lerin nüfus kayıtları 2 nesilden sonrası çıkmıyor”
     Ailesinin Türk kökenin yanı sıra birkaç etnik kökeni barındırdığını dile getiren Afro-Türkler Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Beyhan Türkkollu, kökenlerini anlattı: “Anne tarafım, büyükannem ve dedem Yunanistan’da doğmuş. Büyük anneannem 1850’lerde büyük ihtimal oraya kölelik yoluyla gelmiştir. İslam kültüründe azat edildikten sonra aile kurabiliyorsunuz. Büyük anneannem oranın yerlisi Arnavut kökenli biriyle evlenmiş, ailesi olmuş. Yani dedem Arnavut kökenli bir Türk, anneannem ise Afrika kökenli. 1924’ten sonra mübadeleden sonra İzmir’in Bayındır ilçesine yerleştirmişler. Babam Afrika kökenli, onun babası siyah, annesi Türkmen. Baba tarafımda büyük dedemin nüfus kayıtlarında doğum yeri Arabistan diye yazıyor ama şehir ya da bölge yok. Ondan çok emin değiliz, siyah görüp Arabistan yazılmış olabilir. Siyah diyince Arap kavramı canlandırılıyor hiç alakası yok halbuki. Ama Afrika kökenli olduğumu biliyorum ama babaannem Türk.”
     Çoğu Afro-Türk’ün tarihlerini bilmediğini belirten Türkkollu, “Genel olarak çoğu kişi geçmişini bilmiyor. Çünkü aktarılmamış, kimse de sorgulamamış. Bu bilgileri ben kendim bulmuştum. Bizim şansımız büyüklerimiz hayattayken bilgilerin aktarılması ve kayıtların çıkması. Çoğu kimsede kayıt çıkmıyor, çıksa da 2 nesilden sonra geriye çıkmıyor” diye konuştu.

“Türk kültürünü benimsedik”
     “Biz tamamıyla Türk kültüründe doğduk büyüdük, Türk kültürünü benimsedik” diye konuşan Türkkollu, “Türkiye’de yaşan bütün Afrika kökenlilerin Türk kültürünü benimsediğini söyleyebilirim. Kaç nesil olursa olsun bu kültürde doğmuş büyümüş ve bu kültürü tamamıyla benimsemişler. Afrika’dan bize aktarılan kültür anlamında elle tutulur bir hiçbir şey yok. Bir iki tane yemek keşfettik onlar da bizim yaptığımız yemeklere çok benzeyen Afrika yemekleri. Belki oradan geldi ama burada biraz değişmiş, bulunduğu yerdeki malzemelerle coğrafyaya uyum sağlayıp değişime uğramış olabilir. Örf adet alışkanlıklar tamamıyla Türk kültürü. Bütün Afro-Türkler Müslüman, başka bir dinden olan birisini taşımadım” açıklamalarında bulundu.

“Doğup büyüdüğünüz yerde yabancı değilsiniz”
     Doğdukları yerde yabancı olarak görülmediklerini ancak büyük şehirlerde farklı bir bakış olduğunu söyleyen Türkkollu, “Doğup büyüdüğünüz yerde zaten siz yabancı değilsiniz. Özellikle kırsal kesimde hiç böyle bir şey yoktur. Siz oralısınız, siyahsınız ancak Afrika’dan ya da nereden geldiniz diye sorgulanmaz. Yaşadığınız bölgenin dışına çıkınca bir farklı bakış ortaya çıkıyor. Bu daha çok büyük şehirlerde ya da yabancı gittiğiniz bir yerde oluyor. Bugün bile Alsancak’a gittiğimde hala İngilizce laf atıyorlar ve genellikle yabancı zannediyorlar. O algı hala var bir türlü kıramıyoruz. Gençliğimde Alsancak da NATO’dan dolayı Amerikalılar çoktu bu algıyı onlara dayandırıyorduk şimdi de mülteciler çok. En kötüsü Arap diyip işaret etmeleri ancak pozitife yakın olduğu zaman kendin rahatsız olmuyorsun, kötü ifade edildiği zaman kendini kötü hissediyorsun” ifadelerinde bulundu.
     Ne okurken ne de çalışırken olumsuz hareket yaşamadığını dile getiren Türkkollu, “Siz kendinizi tanıttıktan sonra renginize bakmıyorlar. Bizim toplumda da Avrupa’da ya da Amerika’da olduğu gibi ırkçılık söz konusu değil. Toplum olarak bir engeli olan insana bile lakap takıyoruz. Ayağı aksıyor ‘topal Hasan’ diyoruz, gözü görmüyor ‘kör Hasan’ diyoruz. Türk toplumu birçok etnik kökenden oluşuyor. Ayrımcılık bütün kesimlerin yaşadığı kadar var. Biz çok kültürlü bir toplumuz bu çok güzel bir şey aslında” diye konuştu.

“Biz kaybolan tarihimizin peşindeyiz”
     Afro-Türklerin tarihi ile ilgili şu ana kadar bilimsel bir çalışma yapılmadığını vurgulayan Türkkollu, “Biz kaybolan bir tarihin peşindeyiz. Afro-Türklerle ilgili gerçekten bilimsel bulunarak ne bir üniversite ne devlet tarafından bir çalışma yapılmamış. Biz dernek kurulduktan sonra tüm çalışmalarımızın bilimsel olmasına özen gösteriyoruz yaptığımız projelerde mutlaka bir akademisyenin olmasına önem veriyoruz ki bilimsel dayanağı olsun. Bunları arşivleyip hem kendi neslimize hem de Türk tarihine bir katkı sağlamak istiyoruz bunun için de çok yardıma ihtiyacımız var. Çünkü kendi kendimize ayakta durmaya çalışıyoruz. Yaptığımız projelerle yürütüyoruz derneği. Bu konuda daha çok özen gösterilmesini istiyoruz” açıklamalarında bulundu.

 


+ Benzer Haberler
» Sokak hayvanlarının İnci’si, tasarımlarıyla umut oluyor
» Müze ziyaretlerinden 26.6 milyon TL’lik gelir
» “Enerji verimliliğinde istenilen ivmeyi yakalayamıyoruz”
» Giyim enflasyonu zirveyi korudu
» Kur, tatil güzergahını değiştirdi
» “Gerileme yarı yarıya düştü”
» “En çok zencefil satılıyor”
» Kurdaki düşüş kahveye yansımadı
» ‘İzmir, alyans üssü’ diyerek kendimizi kandırdık
» “İşverenler, kıdem tazminatını istemiyor”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 12.12.2018
  Ticaret 11.12.2018
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni