• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Arıcılığın geleceği için 5 maddelik yol haritası

02 Kasım 2018 Cuma 07:00
12
14
16
18

   ► Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği(TAB) ve Muğla Arıcılar Birliği Başkanı Ziya Şahin, “Türkiye’de tarım-hayvancılığı ve diğer kollara sağlanan desteklerin yüzde kaçı arıcılığa sağlanıyor? Mesela bir mazot desteği var. Peki, arıcıya neden mazot desteği yok? Arıcı Türkiye’nin her yerini geziyor. Türkiye’deki arıcılarımızın yüzde 75’i gezginci arıcıdır.”

     Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği(TAB) ve Muğla Arıcılar Birliği Başkanı Ziya Şahin,Ticaret Gazetesi’ni Ankara’daki genel merkezlerinde ağırladı.  Arıcılığın geleceği için yapılması gerekenleri konuştuğumuz Şahin, bu konuda öncelikle arı sayısına göre flora alanlarımızın gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.
     Arıcılık girdilerinin başta şeker olmak üzere destekleme kapsamına alınmasını isteyen Şahin, diğer yapılması gerekenleri “Türkiye’de gezginci arıcılık yapılıyor. Gezginci arıcılık yapılır iken bütün arı ırkları aynı sahada birbirine karışıyor ve sonuçta genetik kirlenme ortaya çıkıyor. İnsanlarda bile bölgeye adaptasyon süreci vardır değil mi? Bir bölgeden bir bölgeye değişirsen o insanların yaşamında da bazı aksaklıklar olur. Arılar da böyle canlılardır. Arıda ıslah çalışmasına önem verilmeli, arı üretimi bölgesel olarak geliştirilmelidir. Gezginci arıcılık şartlarında bazı bölgelerimizde arıcıların koloni sayısının az olmasına rağmen bölgecilik yapılarak bu alanlara arıcılar sokulmamaktadır. Bunun önüne geçilmesi lazım. Ayrıca arı sağlığı konusuna değinelim… Sağlıklı arı yetiştiriciliği konusunda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlık eliyle ülkesel çalışmalar yapılmalıdır. Kamu eliyle arı sağlığı çalışmaları ve arı hastalık ve zararlıları ile toplu mücadele yöntemleri geliştirilerek bakanlık bu yöntemler üzerinde iyileştirme yapmalıdır.” diyor.

Öncelikle bugün itibari ile Türkiye’deki arıcılık sektörünün genel bir değerlendirmesi ile başlayalım. Nasıl bir arıcılık gerçeğimiz var?
     Dünya ölçeğine baktığımız zaman üretimde dünyada ikinci konumdayız. Arı Kayıt Sistemi(AKS) kayıtlarımızda 7 milyon 700 bin arı kovanımız gözüküyor. 69 bin aile arıcılık yapıyor. Bunun 59 bin 800 adedi fiilen arıcılık yapıyor. Çam balı üretiminde dünyada lideriz. Özellikle tüm dünyanın kabul ettiği ve arzu ettiği pazarda 1 kg üretirsek 1 kg’ı satabilecek kapasitemizin olduğu bir çam balı gerçeğimiz var. Biliyorsunuz kovanlar, kayıt sistemine girdi. Yani artık kovanlar bandrollü ve AKS kayıt sisteminde.

Bu sisteme Türkiye’deki herkes dahil mi?
     Arıcıların yüzde 99’u bu sisteme kayıtlı. Kayıtlı olmazsa destekleme alamaz. Buraya kayıt olmadığı takdirde dışarıdan nakil etme şansı da yok. Yakalandığı zaman kaçak ve hırsız muamelesi görür. Biz balın da kayıt altına alınmasını istiyoruz. Mesela bal verimimizi sordunuz, bilemiyoruz. Yani TÜİK’in verilerini esas alıyoruz, diyoruz ki 117 bin ton.
- Farklı farklı rakamlar var...
     2017’de 117 bin olarak geçiyor. Ülkemizdeki bal durumu 104-105 bin ton rakamları 2016 rakamları. Şimdi bu rakamlar doğruyu yansıtıyor mu konusu soru işareti. Neden soru işareti? Çünkü nasıl yaklaşılmış bu rakamlara, Türkiye’de 7-8 milyon arı var. Bu 14-15 ile çarpılmış bir kovandan şu kadar alınır yaklaşımından bu rakam çıkmış. Ama asıl olan bu olmamalı. Mesela, gezginci arıcılarımız 25 kg’dan az bal alırlar ise gezgincilik sürecini yapamazlar, iflas ederler, para kazanamazlar. Piyasa şartlarında bir teneke bal 300 TL. 300 arısı olan adam bunu 90 bin TL para ile çevirmekte çok zorlanır. Yani arıcılık çok maliyetli bir meslek kolu olarak karşımızda duruyor. İşçi çalıştırıyorsunuz, nakliye veriyorsunuz. Maşallah mazot ve şeker fiyatları tavan yapıyor; fakat bal fiyatları yerinde duruyor. Türkiye Arıcılar Birliği’nin bir projesi var. Arıcılarımızın ürettiği birincil ürün süzme ve petek balları bandrol ile piyasaya sunulması. Bununla ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ne başvurduk. Hala cevap verilmedi. İyi niyetliyiz. Yani arıcılıkta  nerede bir sorun var ise  o konuyla ilgili olarak çözüm odaklı proje üretiyoruz.

Projenin tam adı nedir?
     Türkiye’deki Arıcıların Ballarını Kayıt Altına Alma Projesi. Üretilen balların kayıt altına alınması. Bu proje kapsamında kayıt altına alınırsa ne olacak? Bugün nasıl şu kadar kovanımız var diyoruz, yarın balımızda şudur diyebileceğiz. Bal tenekelerini etiketleyeceğiz, etiketin altında vatandaşın ismi işletme numarası köyüne varıncaya kadar bilgileri olacak.

Bir anlamda balın nüfus kâğıdı diyebilir miyiz?
     Diyebiliriz. Bunun hayata geçirilmesini özellikle istiyoruz, bunu iki yönden istiyoruz. Birinci; ülkemizdeki bal miktarını ölçersiniz. Diğer yandan ise piyasada bal dediğimiz zaman insanların kafasında çok değişik algı oluşmaktadır. O zaman benim ürettiğim bal ile piyasada satılmakta olan merdiven altı balı ayrıştırmış olursunuz. Kaliteye doğru giden en önemli argüman ballarımızın kayıt altına alınmasıdır. Dolayısıyla biz bunu çok istiyoruz.

Bu bazı bal üreticilerimizi yakar mı?
     Yakar. Ama gerçek bal üreticisini de kurtarır. Türkiye Arıcılar Birliği olarak piyasadaki balların düzeltilmesini istiyoruz. Merdiven altındaki balların artık Türkiye’den tedavülden kalkması lazım. Bizim sorumluluk anlayışımız da bunu gerektirir.

7 milyon 700 bin arı varlığından bahsediyoruz da bunların kalitesini sorguladığımızda nasıl bir gerçeğimiz var?
     Bakım, besleme ve çevre şartları çok önemli. Arınıza kış döneminde iyi bakacaksınız. İyi muhafaza terimi şudur; siz kış döneminde nektar ve polen akımı olmadığı için bunu ne ile besleyeceksiniz? Kristal tozşeker ile besleyeceksiniz. İşte bu noktada kristal toz şekerin fiyatı her geçen gün tavan yapıyor. Piyasada kristal toz şekerin yerine GDO’lu şuruplar hâkim olursa burada arıcımızın da arısının sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bunun için arıcılara artık kullanabilecekleri yani kış beslemelerinde belli bir oranda şeker desteği yapılmalıdır. En azından Avrupa’daki ihraç ölçeklerinde ithal ölçeklerinde şekerin Türkiye üreticisine tüketicisine verilmelidir. Biz ücretsiz istemiyoruz. Ama ücretlerin 170-180 TL’ye bir çuval şeker alarak arıyı besleyip de bakıp da onu ilkbahara hazırlayamazsınız.

Arı da hiçbir destek programı yok mu?
     Bakanlığımız Kovan başına 10 TL destek vermektedir. Fakat arıcılık için bu destekleme yeterli değildir. Arının gerek tarım alanlarına gerekse meyvecilik alanlarına ve hatta hayvancılık kolu için önem arz eden mera alanlarına katkısı nedeniyle arıcılık kolu için hayvancılık desteklemeleri iyileştirilmelidir.

Türkiye’de tarım-hayvancılığı ve diğer kollara sağlanan desteklerin yüzde kaçı arıcılığa sağlanıyor?
     Hayvancılık desteklemelerinden; küçükbaş-büyükbaş hayvancılık ile arıcılık desteklemelerini karşılaştırdığımızda arıcılık desteklemeleri bunların maalesef %2’ lik bir kısmına denk geliyor. Koyun-keçi için 25 TL, tiftik için 22 TL, buzağı-malak için ise 350 TL destek verilmektedir. Burada bizim Bakanlıktan talebimiz arının da bir küçükbaş hayvan kadar desteklenmesi yönünde. Ayrıca baktığımızda çiftçiye mazot desteği var.

Peki, arıcıya neden mazot desteği yok?
     Arıcı Türkiye’nin her yerini geziyor. Türkiye’deki arıcılarımızın yüzde 75’i gezginci arıcıdır. Gezginci arıcılık olmazsa olmazlardandır. Bizim gezginci arıcılarımız Türkiye tarımına, Türkiye merasına çok büyük katkı sağlıyor. Ama mera alanlarına baktığımız zaman mera alanlarında arıyı konaklatmamak için her türlü olumsuzluklar uygulanıyor. Mesela mera alanlarına arı konulamaz diye bir tebliği var. Hazine alanlarına arıyı koyduramıyorsun.

Peki, bu arıya siz nereden önem veriyorsunuz?
     Anadolu’da arıyı koymak için arıcıdan para alınıyor. Gezginci arıcılık yapan arıcılarımız mağdur edilmektedirler. Gezginci arıcıya; mera alanlarında, hazine alanlarında, milli park alanlarında yani konaklama alanlarında sorunlar yaşatılıyor.
     Mesela tarım alanlarında ilaçlamalar yapılıyor; peki bu arıya bu ilacın dokunup dokunmadığını biliyor muyuz? Zaman zaman yasak olan ilaçlar kullanılıyor. Bunun için ne yapabiliyoruz? Genç kuşağı çok fazla arıcılığa yönlendiremediğimizi görüyorum.  Bu konuda yapılan çalışmalar mı yetersiz? Gençleri teşvik etmek amacıyla bu alanda ne yapılmalı?
     TAB olarak tüm projelerimizi 18-35 yaş gençler üzerine yapıyoruz. Hatta, “Kadınlarımız Arı Sütü Üretiyor” konu başlıklı bir projemiz var. Bu projede hem kadınları hem de 18-35 yaş arasındaki insanları sektörün içersine çekmek istiyoruz. Bu projemizle hem kadınlarımıza meslek kazandırmış hem de onlara gelir sağlamış oluyoruz.

Bu proje yeni mi başladı?
     Bu projeyi birlik olarak biz hazırladık. Destek için çeşitli kurumlara verdik. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bizim bütün projelerimize destek veriyor. Burada bakanlığı zan altında da bırakmak istemem.  Mesela bu projemize 2018 yılında ‘genç çiftçi’ kapsamında destek verdiler. 39 ilde bu projeyi uygulama kararı alındı. Ama biz burada daha farklı bir şekilde kadın istihdamını arıcılıkta bu projenin birlikler tarafından finansman kaynakları desteklenerek uygulanmasını istiyoruz.  Buradaki en büyük argümanımız da şu olacak; 3 yıl bu projeyi uygulayabilirsek Türkiye’nin arı sütü ihtiyacını Türkiye kendisi karşılamış olur.

Proje uygulamaya başlandı mı?
     Kısmen başladı. Bakanlık destek vermek amacıyla 39 ilde ‘genç çiftçi’ adı altında ilan etti. Ama taleplerde sigorta konusu olunca çok fazla talep olmadı.
- Sigorta konusu derken...
     Genç çiftçi projelerinde sigortalı, Bağ-kur’lu olmayacak. Eşi veya kendisi… Dolayısıyla vatandaşların bir kısmı kendi geleceklerini sağlamak için ne yapıyorlar?  Bağ-kur’lu oluyorlar kendileri özel sigorta yatırıyorlar. Bu nedenle destekten ve projeden yararlanamadılar. Projeyi Avrupa Birliği’nde daha geniş manada bir destek alabilmek için bile görüş istedik. Bu projenin Türkiye genelinde uygulanmasını istiyoruz.  Proje kapsamında 30 bin liralık malzemeyi vatandaşa işletmeye veriyorsunuz.  Ama o insana gelin 50 bin liralık malzeme verilim ve arı zehri, arısütü ile arı poleni üretmek üzere zorunlu kılalım.
Bal üretiminden ziyade katma değeri daha yüksek ürünlere yönelik olarak diyorsunuz.
Katma değeri yüksek olacak, bir de izlenebilir olacak. Proje eğitim ve takip esasına dayalı. Biz mesela on tane kişiye proje veriyoruz bir ilde bir ilçede on kişi il Arıcılar Birliği’ni de destekleyeceğiz. Birer tane danışman vereceğiz. Bu danışmanlar bu insanları denetleyecekler.

İlk etapta kaç kadına bu şekilde ulaşmayı hedefliyorsunuz?
     Her ilde on tane kadına ulaşmayı hedefliyoruz.
     Bakanlıkla pilot uygulamasını yapacaksınız ama Avrupa Birliği’nden bu projenin gelişmesi için destek isteyeceksiniz.
     Değişik fonlardan bu projenin geliştirilmesini talep edeceğiz ve umarım bu talebe de karşılık bulacağız.
     O zaman 81 ilde on kadına ulaşmayı hedefliyorsunuz.
     Her yıl 810 kadına ulaşmamız anlamına geliyor. Üç yılda 2 bin 500 kişiyi arısütü ve arının diğer yan ürünleri dünyasına katılmasını istiyoruz. Genç nesli bu alana kanalize etmek ve bu sektörü gençleştirmek birbiriyle örtüşüyor.
- Ama üreticiden çıkış fiyatı bu değil ki...
     Kilogramı 35 TL’ye satılıyor, üreticiden çıkış fiyatı 8-10 TL. Bir yıl boyunca arıyla uğraşacaksınız, 25 kg bal alacaksınız ve ailenizi geçindireceksiniz. Gençlerimiz bu nedenle sektörün geleceğini görmüyor. Bakın, ben Muğlalıyım bizim ata mesleğimiz arıcılıktır. Ama benim çocuklarım arıcılık yapmayacak, yapmıyor. Biz dedelerimizden öğrendik. Ben eğitimimi arıcılık üzerine aldım. Meslek hayatımı da arıcılık ile bitirdim. 25 yıl önce on çerçevelik tek katlı bir kovandan çam balından 30-35 kg bal alıyorduk. Ama şu anda arı sayımız çoğaldı, alanlarımız daraldı. Yani arı sayısını çoğaltırken arının faydalanacağı polen alanında ballı bitkiler alanlarına aynı oranda çoğaltmadık. Gençlerimize arıcılık yapın köyde kalın dedik ama devletin eliyle arı verdik daha hala da arı veriliyor. Bu arılar nerede barınacak, nerede bakılacak, hangi kaynaklardan nektar ve polen bulacak…Bu konuda tamamen eksiklik burada.

O zaman dünya ikinciliğini nasıl koruyabiliriz ki?
     Bal üretimi noktasında bu seviyeyi korumamız zor.

Ne yapmak lazım? Bu böyle mi kalmalı?
     Hayır, bunu daha ileriye götürmeliyiz.  Orman Bakanlığı, çam balı üretim alanları ile nektar ve polen kaynağı flora alanlarının kontrollü genişletilmesi konusunda kanun ve yönetmelik çıkarmalı.

Orman Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı niye bu konuda entegre çalışamıyor?
     Bu soruya cevaben iki bakanlığımızın da özellikle arıcılık konusunda entegre çalışması gerekiyor. Çünkü Türkiye’deki bal üretilen alanların yüzde 75’i Orman Bakanlığı’nın alanları, yüzde 25’i de tarım alanlarıdır. İki bakanlığımızın masaya oturup Türkiye Arıcılığını nasıl geliştirebiliriz diye ortak çalışmalar yapması gerekiyor.

Arıcılığın merkezi neresi?
     Bizim Türkiye Arıcılar Birliği’nin elindeki rakamlara göre Muğla’da 5300 arıcılık işletmesi var. İkinci sırada Ordu gelir. 3700 arıcılık işletmesi.

Arıcılık Araştırma Enstitüsü niye Ordu’da Muğla’da değil?
     Nedeni siyasidir. Fethiye’de bir Arıcılık Üretme İstasyonu vardı. 2003 yılında devlet tarafından kapatıldı. Muğla gibi bir yerde Türkiye’nin ilk ana arı üreten kurumu ne yazık ki kapatılmış oldu. Ben oradan emekliyim benim deneyimlerim bilgi birikimlerim hep oradan gelir. Orası Türkiye’nin arıcılıkta en başarılı ve modern arıcılık konusunda arıcılara önder olan bir kuruluş ve üretme istasyonu müdürlüğüydü. Ordu ilinde arıcılık araştırma enstitüsü müdürlüğü daha sonradan açıldı.

Peki, Muğla’ya tekrar böyle bir üs açılmalı mı?
     Tabii ki açılmalı. Bir arıcılık potansiyeli çok ciddi yüksek bir ilimiz. İkincisi Muğla çam balı üretim dönemi dediğimiz Ağustos sonundan Kasım-Aralık aylarının sonuna kadar Türkiye’nin yüzde 35 arı konaklıyor. Yani Muğla’da 2,5-3 milyon kovan üretime katılıyor.

Orada bir araştırma enstitüsü mü yoksa bir üretim merkezi mi kurulmalı?
     Araştırma enstitüsü kurulmalı. Bilindiği gibi çam balının önemine binaen Türkiye’deki çam balı üretiminin yüzde 75’ini Muğla ilimiz karşılıyor. Çam balı üretimine istinaden bir çam balı üretim ve geliştirme merkezi olabilir mi, tabii ki olabilir. Yani bir araştırma enstitüsü içersinde çam balı üretimi ile ilgili bir takım çalışmaları da alırsınız. Muğla’da bir üniversite var. Arıcılık Yüksek Okulu olarak açılmış ama araştırmayla entegre olmadığı için bölge arıcılığına dolayısıyla da bölge arıcılarına bir katkısı yok. Ancak Üniversite, Arıcılar Birliğine her platformda hizmetleriyle yanındadır. Üniversite’nin Araştırma birimleri olmadığı için bölge arıcıları yeterince faydalanmamaktadır. Bunun için de Muğla’da gerek üniversite bünyesinde gerekse bakanlık bünyesinde araştırma enstitülerine zaruri olarak ihtiyaç vardır.

Sürecek...
Bir Sonraki ► “Arıcılık Kanunu’nun çıkması gerekiyor”

 


+ Benzer Haberler
» “Arıcılıkta zenginlik içerisinde fakirlik yaşıyoruz”
» “Arıcılık Kanunu’nun çıkması gerekiyor”
» “Balı kovandan çıktığı anda kayıt altına almalıyız”
» ‘Arım, balım, peteğim…’ ile dünyanın ağzını tatlandırıyoruz


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 15.11.2018
  Ticaret 14.11.2018
  Ticaret 13.11.2018
  Ticaret 12.11.2018
  Ticaret 10.11.2018
  Ticaret 09.11.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni