• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Arıcılık Kanunu’nun çıkması gerekiyor”

03 Kasım 2018 Cumartesi 08:00
12
14
16
18

   ► Arı Ürünleri ile Sağlıklı Yaşam Platformu Derneği 2. Başkanı, Ankara Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı ve Fer Bal Sahibi Selçuk Solmaz: Çok sandığa değil içindeki bal miktarına odaklanın.

     Arı Ürünleri ile Sağlıklı Yaşam Platformu Derneği 2. Başkanı, Ankara Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı aynı zamanda Fer Bal Sahibi Selçuk Solmaz, “Tepeden tırnağa arıcılık çalışmaları değişmeli. Arıcılık Kanunu’nun çıkması gerekiyor” dedi.
     Sektörün önümüzdeki dönemde ırk ıslahı, verimlilik, kapasite artırımı, hijyen, kalite ve arı hastalıkları gibi konularda ciddi ve detaylı çalışma yapması gerektiğine vurgu yapan Solmaz, özellikle baldaki üretim miktarının arttırılmasına dikkat çekti.
     Solmaz ile arıcılık ve bal üretiminde Türkiye gerçeğini rakamlarla konuştuk.

2017 yılının genel bir değerlendirmesini yapar mısınız? Sektör kendini toparlayabildi mi?
     2017 yılı Türkiye için şanslı bir dönemdi. Türkiye’de ilk kez yapılan Dünya Arıcılık Kongresi Apomondia’ya Eylül’de ev sahipliği yaptık. 126 ülke temsilcisi geldi ve bu ülkelerden 80’in üzerinde bilimsel makale yüzlerce sunum yapıldı. Türk arıcısı dünya ile entegre oldu. Nereden nereye geldiğini görmüş oldu. Yaptıkları ürün çeşitleri ve kalitesiyle kendilerinde büyük bir güven oluştu. Dünya arıcılarından çok çok geride olmadığımızı Apomondia’da gördük. Bu moralle birlikte Türk arıcısı 2018 yılına daha umutlu girdi. Genel üretim bazında değerlendirecek olursak 2017 yılında Türkiye’de 114 bin ton bal üretimi gerçekleşti. 114 bin ton bal üretimi gerçekleşti. İhracatta biraz geri kaldık ve 12-13 bin ton seviyesinde kayda geçti.

Her sektörün ihracata odaklandığı bir dönemde arıcılıkta neden böyle bir gerileme yaşadı?
     Avrupa Birliği geçmişte Çin ballarına kota koymuştu. Bu yüzden 2006-2007 yıllarında Türkiye’den yoğun bir talep vardı. O yıllarda 16-17 bin ton bal ihraç etmiştik. Çin, Arjantin, tekrar Avrupa pazarını ele geçirdi. Ülkemizde de maliyetlerin biraz yüksek olması sebebiyle dış piyasada yeterince ilgi görmüyoruz. Çünkü uluslararası konjonktürde bir ürünü satabilmemiz için dünya fiyatlarıyla yarışabiliyor olmamız lazım. Ürünümüz kaliteli ve çok değerli ama dünyada bir ederi var. Dünya piyasasında balın kilosu 2,5-6 dolar arasında değişiyor. Ki 8-9 dolar olan ballar da özellikle çok farklı fiyatlarda özel ballar.

Bizdeki birim fiyatları ne kadar?
     Türkiye’deki üreticinin üretim maliyeti 16-18 TL düzeyinde. Tabi 18 TL’ye aldığınız ürünü istediğinizde 20-22 TL gibi toplam bedel oluşuyor. 22 TL’ye Avrupa’ya satmak istediğinizde bu biraz yüksek kalıyor. Çünkü bizdeki marketlerde standart balın fiyatı 30-40 TL arasında değişiyor. Üreticiden 18-20 TL’ye alınan bal, raflarda 38-40 TL’ye kadar yükselebiliyor. İhracat pazarında hak ettiğimiz payı alamadık. 2017 ihracat miktarı Hazine ve Dış Ticaret verilerine göre 12-13 bin ton civarında oldu.
- Dünyanın en büyük 2. üreticisi konumundayız…
     Kovan sayısı olarak olması önemli değil. Ben verimliliğe bakarım. Verimlik konusunda Türkiye’de kovan başına 14-17 kg arasında değişmekte bölgelere, iklim koşullarına ve kullandığınız damızlık ırklarına göre.  Avrupa’da ya da gelişmiş ülkelerde bu rakam 22-28 kg. Hatta 55-60 kg kadar kovan başına verim alıyor. Demek ki; çok sandık taşımanın bir anlamı yok. Yani ırk ıslahı ve belli ırklarla çalışmak önemli.

Son 10 yılda uygulanan destekleme politikalarının gelişime etkisi hiç olmadı mı?
     Çok küçük anlamda destek veriyor ama arıcılıkla uğraşan fakir, topraksız kişiler. Durum böyle olunca kovan başına 10 TL destek arıcıda büyük bir rakam oluşturmuyor. Belki ona nefes aldırıyor ama bu rakamın arttırılması gerekiyor.

Nasıl bir politika izlenmeli? Türkiye arıcılık konusunda nasıl bir yol haritası çizmeli?
     Türkiye’de profesyonel olarak 40 yıldır arıcılık yapıyorum. 1978 yılında bu işe başladım halen arıcılık yapmaktayım. Tepeden tırnağa arıcılık çalışmalarının değişmesi gerekiyor. Arıcılık Kanunu’nun çıkması gerekiyor. Yönetmeliklerle idare ediyoruz. Tabi ki Arıcılar Birliği’nin kurulmasıyla birlikte 2003 yılından 2018 yılına kadar bütün arıcılar kayıt altına alındı. Bütün arıcıların hareketleri devlet tarafından ya da arıcı birlikleri tarafından kontrol ediliyor ama bundan sonra dediğim gibi ırk ıslahı verimlilik kapasite artırımı, hijyen, kalite arı hastalıkları gibi konularda ciddi ve detaylı bir çalışma yapılması gerekir.

Akademik kadrolar var farklı üniversitelerde güçlü markalar var neden aralarında bir entegrasyon yok? Neyi başaramıyoruz?
     Maalesef sektörümüz derli toplu olsa da 3-5 üniversitede 5-10 tane hocayla olacak iş değil. Bunu siz bireysel çalışmalarla hiç bir yere getiremezsiniz. Bireysel çalışmalarla ya da hocaların çalışmalarıyla olacak iş değil. Tarım Bakanlığı’nın bu konuda ulusal bir politikası olmalı.
     Sonuçta arıcılık sektörü 2 milyar TL bir sektör. Dünya pazarında ise 2.5 milyar dolar. Durum böyle olunca bir otomotiv turizm sektörü gibi 15-20 milyarlardan söz etmiyoruz. Böyle olunca yatırımlar da küçük kalıyor.
     Arıcılık politikası belirlenmeli. İnsanlar bal yemeden de yaşayabilir. Ama ekosistemin devamlığı için arıcılık arıların çok olması doğada arıcılık yapılması şart. Arılar ekosistemin devamlılığını, tozlaşmayı ve döllenmeyi sağladığı için verimliliği arttırdığı için bal belki Türkiye’de 2 milyar TL bir ciro oluşturuyor ama ekosisteme katkısı 8-10 milyar TL. Durum böyle olunca ekosistemin devamlılığı için arıcılık yapılmalı ve desteklenmeli.

İşi yapanların yaş ortalaması 55’ın üzerinde… Genç kuşağı arıcılıkta göremiyoruz. Uygulanan teşvik programlarında Bakanlığın getirdiği programlarda genç arıcıları teşvik etmek için sizce neler yapılabilir?
     2 yıllık arıcılık yüksekokulları açıldı. Aslında bu çok güzel bir şeydi fakat tam istenilen şartlarda oluşmadı. Ya da o gençleri bu işe sürükleyemedi. Şimdiki gençler rahat iş istiyor ya da çalışmak istemiyor. Arıcılık tamamen kırsal alanla iç içe. Eğer siz doğayı sevmiyorsanız, arıyı sevmiyorsanız gençlere de bu işi yaptıramıyorsunuz. Bir de riskli yanı tamamen ekosisteme bağlı yağış, güneş iklim şartları. Bir sene bekliyorsunuz iki ay bal üreteceksiniz ve hasat edeceksiniz.  O yılda hasat edemez bal alamazsanız kimsede o maliyetleri karşılayamıyor Türkiye’de belli ürün gruplarında olduğu gibi balda da kayıt dışı satışlar var.
     Arıcılıkta Tarım Bakanlığında öncelikle etiketsiz ürün satışı yasaklandı. Bütün ürünlerde etiketli ve markalı olarak satılıyor. Piyasada bunlar dışında markasız ürün bulmak zor. Bilinçli tüketici olacaksınız. Etiketsiz markasız ürünlere yaklaşırken dikkatli olmak gerekir. Tüketici odaklı bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı.

Markalı ürün pazarı toplam pazarın ne kadarını oluşturuyor?
     114 bin ton bal tüketiliyorsa bu ülkede, üretilip de satılıyorsa 10-15 bin ton ihracat derseniz yine geride 100 bin ton kalıyor. Minimum 65 bin-70 bin tonu markalıdır. Yavaş yavaş markalı bir ürüne kayış var.
     Artık bakanlığın periyodik ve devamlı kontrollerinde denetimlerinden otellerden yol kenarlarına kadar, marketlerden satıcılara kadar denetliyor ve bu ürünlerin satılmasının yasak olduğunu denetçiler söylüyor. O zaman satıcılar da bu konuda hassas davranıyor.

Süzme bal mı petek bal mı sağlıklı? Gerçeği nedir, hangisi daha sağlıklı?
     Petek bal, Türk toplumunun bir gerçeği. Mesela ben buradan İsviçre’ye petek bal gönderdim, sofraya koymuşlar nasıl yiyeceklerini bilememişler. Ama Türkiye’de de bizim toplumumuz alışkanlıklarımız gereği petekli bal vardı. Bal tamamen damak tadıyla ilgili. Petek bal kültürü tamamen Türk halkına özgü.
     Süzme bal ne kadar sağlıklıysa, petek bal da bir o kadar sağlıklıdır. Sebebi şu ki sonuç itibariyle süzme bal da petekten süzülerek kavanozlara giriyor. Şu deniliyor petek bal tek tek analiz edilebilmeli.
     Tek tek analiz edilmesine gerek yok ki.  Yani o meradaki arıcının üretimi düzgünse bütün malları düzgündür. Neyini tek tek analiz edeceksiniz. Hani bunun anlamı tam oturmayan ipe un sermek gibi bir şey.

Arıcılar ve balcılar nasıl bir sektör hedefi belirledi. Rakamlar itibariyle nasıl bir gerçeğimiz olacak?
     Arıcılar öncelikle kayıt altına alındı. Eğitim çalışmaları, bilgi beceri çalışmaları yapılıyor. Arıcılar birlikleri 80 ilde var. 80 ildeki Arıcılar Birliği, Merkez Birliği tarafından güçlendiriliyor. Mesela genç çiftçi projesi doğru bir yöntemdi doğru rakamlarla 40-50 tane kovan veriliyor.
    Onlar Arıcılar Birlikleri üzerinden genç çiftçilere verilecek. Bunlar verilirken de genç çiftçilerin eğitimleri kontrolleri de o bölgenin insanı ya da Arıcılar Birliği tarafından yapılacak.
     Bunlar Türk arıcılığının gelişmesi için doğru bir yöntem. Benim Birlik Başkanı olarak her toplantıda söylediğim şey bu. Bizim bundan sonraki hedefimiz Avrupa Birliği’nin 280-300 bin tona yaklaşan bal ithalatını biran önce talip olup,  daha çok kaliteli üretip ama maliyetleri düşürerek Avrupa pazarındaki boşluğu doldurmak.

İklim koşullarında radikal bir durum söz konusu olmaması halinde 2003 verilerine ne zaman ulaşabiliriz?
     Geçen sene 114 bin ton seviyesine ulaştık bu sene hedefimiz en az 125 bin ton civarında. Çünkü kovan sayımız geçen yıl 6- 6,5 milyon civarındaydı bu sene kovan sayımız 7 milyon 800 bine yakın. Yani Türkiye tarihinin en yüksek arılı kovanına sahip… Ona göre arıcılarımızda arı ırklarıyla ilgili bölgeye uyumu konusunda bilgiye sahip. Eğer iklim koşulları da olursa 125 bin ton bal ciddi bir rakam.  Bu da muhakkak ihracatı zorlayacaktır. Her sene yüzde 10’luk artış var. Ama bu yüzde 20’nin üzerine de çıkabilir. Çünkü kovan başına 17 kilo alırken, kovan başına 25-30 kilo almanızla mevcut. Eğer kovan başına 30 kilonun üzerine çıkarsanız yüzde 20’lik artıştan daha fazlası olacaktır.

Kişi başına 800 gram bal tüketimi var. Bunu artırmak için ne yapabiliriz. Neden balda bir kamu spot çalışması yapılmıyor?
     Devlet politikası gereği yıl içerisinde elde olan ürünler değerlendiriliyor. Bu fındık, incir ve üzümde oldu. Üretilen bal ikinci yıla kalmıyor. İkincisi çok maliyetli bir ürün her mutfağa girmeyebiliyor. Zaman zaman televizyonda arıcıların reklamı yapılmakta. Zaman zaman okullarda, insan beslenmesindeki yararı görsel ve yazılı basında bahsediliyor. 800 gram eskilerde kaldı şimdi 1300 gram civarında. Sanırım 1-2 yıl içerisinde kişi başı 2- 2.5 kilogram tüketim miktarına çıkacak.

Markalı küçük paket sistemleri tüketimi tetikler mi?
     Bu bir pazarlama taktiği. Şirketlerin mali güçleri ve hedef kitlesiyle ilgili. Siz nereye gitmek istiyorsanız nereye ulaşmak istiyorsunuz? Tabi birde bütçe ve yatırım meselesi.
     Her zaman dediğim bir şey var. Sentetik tatlı kullanacağınıza bal kullanın. En sıkıntılı bal bile sentetik bir tatlandırıcıdan 100 gömlek daha üstündür.

Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kamuya vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
     Ülke insanının daha sağlıklı daha güçlü daha dinamik olabilmesi için en azından her mutfakta bir iki çeşit bal mutlaka olmalı. Çocuklarımızda yeni nesil de buna alıştırılmalı.  Bal vücut dengesini sağlar, kan şekerini dengeler. Ona lazım olan enerjiyi orada bulabilir. Gönül rahatlığıyla tüketebilecek en iyi gıda maddelerinden bir tanesidir. Tüketicilere de bunu öneririm. Kahvaltılarında günde bir kaşık bal yemeden dışarı çıkmasınlar. Günde 40-80 gram arasında rahatlıkla kişiler bal tüketebilir.  Devlet sektöre sahip çıkmalı. Ekosistemi canlı tuttuğu için devlet arıcılığı desteklemeli. Bunun yanı sıra Meyve ve Sebze üreticilerinin de arıcılığa daha sıcak daha ılımlı bakmalı. Çünkü arılar varsa çiçeklerdeki tozlaşma yapması sebebiyle meyve sebze üreticilerine oldukça faydalı ve verimliği arttırıyor.

Hedef dünya birincisi mi olmak?
     Önemli olan ekonomik olması. Çok arı kovanı çok iş yapıyor anlamına gelmiyor. Bal alırken tüketici belli başlı bildikleri yerden, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı’nın üretim izni olan son kullanma tarihi olan, üretim izni, parti no’su olan izinli, yerden almalılar. Balı aldığınız kişinin kim olduğunu bilin.

Sürecek...
Bir Sonraki “Arıcılıkta zenginlik içerisinde fakirlik yaşıyoruz”

 


+ Benzer Haberler
» “Arıcılıkta zenginlik içerisinde fakirlik yaşıyoruz”
» Arıcılığın geleceği için 5 maddelik yol haritası
» “Balı kovandan çıktığı anda kayıt altına almalıyız”
» ‘Arım, balım, peteğim…’ ile dünyanın ağzını tatlandırıyoruz


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 14.11.2018
  Ticaret 13.11.2018
  Ticaret 12.11.2018
  Ticaret 10.11.2018
  Ticaret 09.11.2018
  Ticaret 08.11.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni