• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  HABERLER  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  İHALELER  |  FİNANS  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Baltalı, “Geleneksel Türk peynirlerini rafa götüreceğiz”

11 Nisan 2017 Salı 12:00
12
14
16
18

Baltalı, “Geleneksel Türk peynirlerini rafa götüreceğiz”

   ► Baltalı; Güneydoğu’da mayından arındırılması planlanan bölgelerde, keçi yetiştiriciliğini öğreterek, yöresel ve doğal ürünleri pazara arz etmek, ülkenin farklı yerlerine katkı sağlamak

           DUYGU GÖKSU     
     İzmir Seferihisar Düzce Köyü’nde bulunan Baltalı Çiftliği’nde, doğal yöntemlerle bakılan keçiler ve mandırada yüzde 100 keçi sütünden, hiçbir katkı ve koruyucu içermeden geleneksel yöntemlerle üretilen ürünler yoğun ilgi  görüyor.
     Hukuk fakültesini bitirdikten sonra bir süre bankacılık yapan ve daha sonrasında yurt dışındaki deri markalarına çanta, cüzdan üreten Funda Özer Baltalı, en yüksek ihracat yapanlar arasında yer alan şirketini devretti ve Baltalı Çiftliği’ni kurarak kendi markasını yarattı, Baltalı markalı keçi sütü ürünleri Türkiye’de ve dünyada raflarda yerini buldu.
     Günde 10 bin litre sütü işleyerek yaptığı keçi sütü, peynir, kefir ve yoğurdu zincir marketlerin raflarına çıkaran Baltalı, 2 bin zeytin ağacının bulunduğu, 110 dönüm arazi üzerinde kurduğu çiftlikte yerli ırkın ıslahıyla üretilen hastalıktan ari sertifikalı keçiler süt üretiyor.

     Baltalı markasından önce neler yapıyordunuz? Keçi çiftliği kurmaya nasıl karar verdiniz?
    Hukuk fakültesi bitirdim, daha sonra avukatlık stajımı yaptım ve aileme yük olmamak için özel bir bankada çalışmaya başladım. Üç sene boyunca üç değişik bankada çalıştım. O zamanlar Türkiye’de her sene bir banka batardı. Benim çalıştığım bankalar da battı. Kızımın doğumu ile birlikte bankacılıktan ayrıldım. Bir Amerikan bankasının İzmir temsilciliğinde çalışıyordum. Hamile olduğum için beni işten çıkardılar. O zamanlar hak hukuk aramak yoktu, şimdi düşündüğüm zaman oldukça gurur kırıcı bir durum, çünkü bir insan hamile olduğu için işten çıkarmak iş yasalarında kabul görmüyor. Daha sonra, Harward Üniversitesi’nde bir hukuk seminerine gittim. Tansu Çiller o zaman başbakan olmuştu ve Time dergisi kapağında yer almıştı. Dünyanın en önemli ülkesinden gelen bir vatandaş olarak hissetmiştim. Bu seminer, Avrupa Birliği uyum semineriydi. Orada şunu anladım; masa başında oturarak para kazanmayı sevmiyorum. Geldiğimde de inşaatlarımız başına gidip bakıyordum. İnşaatlar bittiğinde ise başka bir iş yapmaya karar verdim. Deri ya da tekstilin yapılabileceğini düşündüm ve deri üretimi kurdum. Deriden, çanta ve cüzdan üretmeye başladım. Hayatın tamamen şans olduğunu düşünüyorum. Benim hiç bilmediğim ve üretimine ve satışına ilişkin hiç bir fikrim olmayan bir işte iki senenin sonunda en yüksek ihracat yapan ikinci şirket olduk. Daha sonraki sekiz sene boyunca bu başarı devam etti. Çok başarılı olduk. Şans herkesin ayağına gelebilir, önemli olan onu nasıl değerlendirdiğinizdir. Şirketimi 11 sene sonunda İzmirli bir dostuma devrettim, tarım ve hayvancılık yapmaya karar verdim.

     Neden deri ihracatını bırakıp, hayvancılık yapmak istediniz?
     Deri işine 35 yaşında başlamıştım ve artık 45 yaşına gelmiştim. Tarım ve hayvancılık yapmayı çok istiyordum. Türkiye’de tarım ve hayvancılık mutlaka yapılmalı diye düşünüyordum. Türkiye’de tarım ve hayvancılık biraz ezilen bir iştir, çünkü insanlar köylü nedir, çiftçi nedir bilmiyorlar. Bu konuda araştırmalar yapmaya başladım. Çiftliği kurduğum bölgede babam bir yer almıştı. Emeklilik hayali küçük bir çiftlikte bir şeyler yetiştirmekti. Babam doktordu, doktorluk insanlara yardım etmek üzerine kurulmuş bir meslekken hayallerini gerçekleştirmek kolay olmuyor. Ortak tapu ve problemli bir araziydi aynı zamanda bu nedenle pes etmişti. Benim de burada böyle bir arazim olunca, çevredeki arazileri de almaya başladım. Mandalinanın çok olması ve tesisin bulunmaması ile mandalina tesisi kurmayı düşünürken, bu sefer de hayvancılıkta, keçi çiftliği kurmakta karar kıldım.

     “Dünyanın bütün ülkelerinden talep geliyor”
     Neden keçi çiftliği kurmak istediniz?
     Araştırırken Türkiye’de hiç keçi çiftliği olmadığını gördüm. Süt keçisi ırkı olmadığı ve raflarda bir keçi sütü, görülmediğini fark ettim. Zor olduğu için yapılamıyordu, deneyenler olmuş ve pes etmişlerdi. Benim de keçi çiftliği yatırımı yapmakla ilgili fikrim yoktu. Bu yatırımı yapma kararı aldığımda Hollanda'ya gittim ve oradaki bazı dostlarım sayesinde orada bir keçi çiftliği buldum. Zaman zaman oraya ziyaretlerde bulundum. 6 haftaya varan sürelerde o çiftliklerde çalıştım. Biraz da olsa bir fikrim oldu.
     Keçi sütünün sağlığa faydaları tarihin ilk zamanlarından bu yana bilinen bir gerçek. Ancak bu güzel ve özel olan hayvanların sağlıklı olması için bir anne özeni gerekiyor. Bu zorluklar nedeniyle keçi sütü üretimi ve  yüzde 100 keçi sütünden ürünler üretme konusu ülkemizde ihmal edilmişti. 2008 yılında bir keçi çiftliği kurma kararıyla yola çıktık ve 2009 Ocak ayında önce çiftliğimizi hayata geçirdik. 2010 yılında ise çiftliğimizle aynı arazide yer alan mandıra yatırımımıza başladık ve aynı yıl içinde tamamladık. Böylece Türkiye’de ilk defa %100 keçi sütünden günlük pastörize süt, UHT süt, geleneksel Türk ve Fransız peynirleri, tereyağı, kefir diye uzayıp giden pek çok ürünü tüketicilerimizle buluşturduk.
     Başlarken burada bile olmayı hayal etmiyordum. Evet bir hayalim vardı. Ürünler yapıp marka olacağım demiştim. Hayalimin çok daha ötesinde şeyler yapabildim. Bugün Avrupa dahil, dünyanın bütün ülkelerinden ürün almak için talep geliyor.

     Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?
     Azerbaycan ve Kıbrıs gibi yerlere ihracat yapıyoruz, çünkü kendimize belli ülkeler seçtik, seçtiğimiz yerlerde kendimize yer edindik. Rusya pazarında sadece keçi sütü ürünlerine büyük bir talep var. Bizim için oldukça önemliydi ama Rusya ile problemlerimiz olunca biz onu rafa kaldırdık. Biraz da işimize geldi, çünkü taş yerinde ağırdır. Siz bütün pazarı doyurmadan her gitmeniz gereken yere gitmeden her türlü sonucu almadan, başka ülkeye de giderseniz başarılı olamazsınız. Önümüzdeki sene için hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Biz damızlık hayvan da satıyoruz. Biz bu coğrafyaya, iklim ve beslenme şartlarına uyumlu uygun yüksek süt verimi olan bir hayvan geliştirdik. Yerli ırktan doğal seleksiyon yapılarak yüksek süt verimi olan hastalıktan ari bir hayvan ırkı ürettik, bu hayvan Irak, İran, Suriye gibi bu coğrafyadaki ülkelere çok uyumlu bir hayvan. Bize çok sayıda canlı hayvan için talep geliyor, ihraç ediyoruz.

     “Tarım ve hayvancılık programları Türkiye’nin gerçeğinden uzak”
     Keçi çiftliğini kurarken ne gibi zorluklar ile karşılaştınız?
     İlk olarak, hiç bilmediğiniz bir hayvan türü ile birbirinize alışmanın zor olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de bu konuda bir veri tabanı oluşmamış ama örneğin, inek çiftlikleri ile ilgili bir hafıza oluşmuş.  İkincisi; tarımda zinciri tamamlamaz bir katma değer yaratmazsanız bütün emekleriniz heba olur, bunu gördüğüm için bir mandıra kurdum. Televizyon programlarında tarım ve hayvancılıkla ilgili yapılan birçok yayın Türkiye'nin gerçeğinden çok uzak. Örneğin, Fransa’daki peynirleri anlatıyorlar. Mali gücü küçük bir ölçekte olan markaların bir yere gelebilmesi ürünün ancak rafa götürülmesi ve birilerinin onu yemesi, içmesi ve beğenmesi ile olabilir.  Bu konu benim açımdan en sıkıntılı kısımdı. Türkiye’deki bütün zincir mağazalar bize geldi, önemli olan onun raflardan satın alınıp beğenilmesiydi.  Burada üretim için çok yüksek teknoloji kullanılıyor. En geleneksel şekilde üretim yapıyoruz. Kaşarda sıcak suyla haşlama denilen bir yöntem vardır, bir tek biz kullanıyoruz. Böyle bir yöntemi kullanan bile kalmadı. Bu yöntem ile ürün tamamen el emeği ile yapılıyor. El emeği peynire lezzetin farkını veriyor zaten. Otomasyonla beraber farklı yollara gidebilen insanlar var. Bizim için asıl zorluk maddi manevi bu işi markalaştırıp, tanıtıncaya kadar olan süreçti.

     “Siz ne yer, ne içerseniz ona benzersiniz”
     İnsanlar neden keçi sütünü tercih etmeli?
     Amerika’da ‘Siz ne yer, ne içerseniz ona benzersiniz’ diye bir laf var. Keçi sütünün yağ oranı yüksektir fakat yapısı itibariyle vücutta çok çabuk parçalanır ve kilo yapıcı etkisi neredeyse hiç yok diyebiliriz ve anne sütüne değerleri en yakın süttür.  Keçi sütü, içeriğindeki yağ ve proteinlerin inek sütüne göre farklı yapıları sayesinde doğal homojenize bir yapıya sahiptir. Bu sayede hem hazmı kolay, hem daha iyi sindirildiği için besleyiciliği yüksektir. Anne sütüne yakın bir süt olması ve giderek yaygınlaşan laktoz alerjisinde doktorların reçetelerine girmesiyle her gün artan oranda tercih edilmektedir. Keçi sütünün, biyolojik sistemde çok özel bazı fonksiyonları düzenleyerek antioksidan etki yaratarak ve ilerleyen yaşlarda görülen şeker, yüksek tansiyon, şişmanlık, kalp-damar hastalıkları gibi kronik pek çok hastalığa yakalanma riskini azalttığı bilinir. Keçi sütünün her bileşeni ayrı ayrı fizyolojik ve biyolojik özelliklere sahip olmakla birlikte, tüm bu bileşenlerin bir süt yapısı içerisinde birbirinin etkisini arttırarak, sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Aslında bu soru bana sorulduğu zaman kendimi kötü hissediyorum, çünkü çok fazla faydası var ve ben ürettiğim ürünün faydalarını anlatıyor olmak ‘Benim ürünümü alın’ der gibi oluyor. Bugün keçi sütü diye arama motorlarında aratsanız da tüm faydaları sıralanıyor.

     Keçi yetiştiriciliği Türkiye’de ne kadar yaygınlaştı?
     Keçi yetiştiriciliği artık çok yaygın, çünkü biz sadece kendi çiftliğimiz değil daha önce kurulmuş olan ya da daha sonra bize gelen 17 civarında çiftlikle sözleşmeli üretim modelini uyguluyoruz. Bize keçi çiftliği kurmak isteyen pek çok kişiden günde onlarca yazı, öneri isteği geliyor. Bir çok kişiyi ise4 bu işi yapmasına teşvik etmiyoruz, çünkü bu bir hayal değil, bu bir realite. Keçi çiftliği, devamlı başında durulması gereken bir iş ve devamlılığı olması gereken bir hayat. Bu çevrede 30 civarında çiftlik kuruldu. Bu çiftliklerin hepsi de bize süt satmak üzere kuruldu diyebiliriz, çünkü çiftlik kurmadan önce sütü alıp almayacağımızı soruyorlar.

     Günde ne kadar zamanınızı burada geçiriyorsunuz?
     Ben bu işi ilk kurduğumda kızım İstanbul’da lisede okuyordu, bunun için her sabah gelip akşam İstanbul’a dönüyordum. O dönem öyle geçti sonra satış pazarlama nedeniyle haftanın 3 günü İstanbul’da, 4 günü çiftlikte oluyordum. Şimdi ise en az haftanın beş günü burada oluyorum. Burada olmayı zaten seviyorum. Benim için hayat  burada.

     Sosyal hayatınızda bu değişim size nasıl yansıdı?
     İzmir Seferihisar Düzce Köyü’ndeyiz ve burası Alaçatı’ya 25 dakika, Balçova’ya 25 dakika, hava alanına ise yarım saat mesafede. Burası şehir dışı bir hayat gibi algılanabilir durumda değil. Ben akşam sağım, üretim bittiğinde buradan çıkıp istediğim yere gidebiliyorum. Zaten fazla tüketmeyi sevmiyorum, gençken insan daha çok tüketiyor, belli bir yaştan sonra belli bir hayat tarzını benimsiyorsunuz. Çiftlikte olmam, sosyal hayatımı olumsuz yönde etkilemiyor, daha da renklendiriyor. Kendime yeni bir arkadaş çevresi de edinmiş oldum, çok farklı insanları görüyorum. Üretimdeki insanlarla birlikte çalışıyorum ve buradaki iş arkadaşlarım benim sosyal hayatımı zenginleştiriyor, ruhumu besliyor. Günlük hayatımda karşılaşamayacağım bir Türkiye ile karşılaşıyorum. Bundan daha büyük bir sosyal hayat zenginliği olmaz diye düşünüyorum.

     Çiftlik kurma hayali olanlara ne söylemek istersiniz?
     Küçük çocuğu olan insanların doğada yaşamak istemelerine olumsuz bakıyorum, çünkü çocuklar okula gidecek, sosyalleşmek isteyecek ve bunun bir köy ortamında olması zordur. Hayalinizin gerçekleşmesi için, şartlarınıza hayatınıza uygun olması lazım. Başarılı olmak istiyor ve hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsanız hepsini ciddi şekilde düşünmelisiniz.
     İşin maddi boyutu da oldukça önemli. Bugün bir tane keçi ile bir yatırım yapmak için başladığınızda bin dolar maliyeti var. Arazi hariç, makine, ekipman ve diğer yatırımları yapmanız lazım. Bunu da başlangıç sayısı olan sayı ile çarpmanız lazım. Başlangıçtaki en rasyonel sayı 350  civarında hayvandır. Siz 350 bin doları cebinize koymadan bu işe başlarsanız bir gün mutlaka tükenir. Para kısıtlı olup, başkalarının desteği,teşviği, kredisi ile yola çıkılmaz. Küçük bütçeler ile kendi yaşam payınızdan kısarak yapabileceğiniz yatırımlar değil.
     Son olarak, bu hayatı gerçekten sevmeniz gerekir. Çiftlikte bulunmak, hayvancılık yapmak zor bir hayat, dayanıklılık gerektiren bir yaşam biçimi.

     ”Köy mayalarını çoğaltıyoruz”
     Gelecek dönemler için hedefleriniz neler?
      Şu anda tamamen geleneksel Türk peynirlerinin yapımı ve rafa götürülmesi ile ilgili bir Ar-Ge çalışması yapıyoruz. Özel olarak laboratuvarlarımızda ürettiğimiz bir takım köy mayalarını çoğaltıyoruz. Kendime misyon ediyorum, insanlar sağlıklı ve doğal gıdalar tüketsin istiyorum, mikro ölçekte bunu  yapıyorum. Makro ölçekte ise, hedefim profesyonel hayatıma bir son verip daha çok yaptığım ve bildiğim işle ilgili topluma fayda sağlayabileceğim daha çok insana ulaşabileceğim  bir şey yapmak. Geçmiş dönemde Tarım Bakanlığı ile bir görüşme yapmıştık, Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi’nde mayından arındırılması planlanan bir bölge vardı. Bu bölgelerde keçi yetiştiriciliği öğretilebilirse, oradaki insanlarla yöresel ve doğal ürünleri pazara arz etme şansı olur. Benim de öğrendiklerim ve bilgi birikimim ile birazcık daha Türkiye’nin farklı yerlerinde insanlara katkım olsun istiyorum.

 


+ Benzer Haberler
» Yeşildere ’Konak Tüneli’ mağdurları çare bekliyor
» Altnordu’dan Avrupa’ya örnek proje
» Kemeraltı eski bayramları özlüyor
» Göztepe’nin ’Anı Atkısı’ ön satışa sunuldu
» Şekerciler ‘Eski bayramları’ arıyor
» Çeşme’de tek tuşla ulaşım
» “Tavuğun gıdası yumurtaya geçse, acılı yumurta üretirdik”
» Göz-Göz’e müthiş gelir
» Bayraklı İskelesi kaderine terkedildi
» “270 bin ton ihracat bekliyoruz”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 24.06.2017
  Ticaret 23.06.2017
  Ticaret 22.06.2017
  Ticaret 21.06.2017
  Ticaret 20.06.2017
  Ticaret 19.06.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni