• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Çevre mevzuatından muafiyet ile ‘kirletme hakkı’ getiriliyor”

20 Kasım 2019 Çarşamba 13:00
12
14
16
18

   ► Filtreleme ve bacalama sistemleri bulunmayan kömürlü termik santrallere 2020 yılına kadar süre verilmesi planlanıyor. Termik santrallerin doğaya saldığı partikül maddeler ile havayı kirlettiğini kaydeden Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil Kınay, santrallerden kaynaklı olarak meydana gelen ölüm vakalarının binlerle ifade edildiğini söyledi.

     Türkiye’de Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen termik santrallerin 2013’te yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Kanunu (EPK) ile özelleştirme süreci başladı. Özel sektöre devri gerçekleşen termik santrallere rehabilitasyon ve filtrasyon sistemi kurmalarını içeren çevre yatırımlarını yapmaları için farklı zamanlarda alınan kararlarla 2018 yılına kadar süre tanındı.
     Anayasa Mahkemesi ise 2014 yılında çevre yatırımlarının ertelenmesinin anayasaya aykırı olduğuna karar vererek EPK’nin geçici 8. maddesini iptal etti. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından da “filtreleme ve bacalama sistemlerinin gerisinde olduğu” belirtilen santrallerin 2019 yılına kadar çevre kriterlerine dayalı filtreleme sistemlerinin tamamlanacağı duyuruldu.
     Hava kirliliğine neden olan 10’u geçkin kömürlü termik santrale Maden Kanunu Teklifi kapsamında geçen şubat ayında ek süre verilmesi gündeme geldi. Çevre platformlarının öncülüğünde 60 bin imza ile kanun teklifinde yer alan ilgili madde tüm siyasî partilerin ortak önergesi ile çıkarılarak komisyona geri çekildi.
     İşletmelere verilen süre yıl sonunda bitiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) hazırladığı 1 Kasım’da Plan Bütçe Komisyonu’nda gündeme gelen ‘Dijital Hizmet Vergisi Kanunu Teklifi’ne eklenen madde ile baca filtresi takmadan ve arıtma tesisi kurmadan çalışan kömürlü termik santrallere 30 Haziran 2022 tarihine kadar süre verilmesi planlandı.

Yılda 2 bin 876 erken ölüm vakası
     Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı E. Helil İnay Kınay, termik santralleri, “elektrik üretimi için kömür yakması sebebiyle, iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımlarının ana endüstriyel kaynağı” diye tanımlıyor.
     Ülkedeki 27 kömürlü termik santralin 16’sında taş kömürü ve linyit kullanıldığını belirten Kınay, “Maalesef Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla hem sayı hem de kapasite bakımından en fazla termik santral planlayan ülkedir. Kömür ve linyit yakılması ile partikül madde, karbon monoksit, kükürt dioksit, azot dioksit ve diğer kirleticiler havaya salınmaktadır” diyor.
     Kınay, 2016 yılında yayımlanan ‘Avrupa’nın Kara Bulutu Raporu’nu hatırlatıyor. Avrupa Birliği’nde 257 kömürlü termik santralin yarattığı hava kirliliği nedeniyle yılda 22 bin 900 erken ölüm gerçekleşmiş. 2015 yılında yayımlanan ‘Ödenmeyen Sağlık Faturası Raporu’na göre, Türkiye’deki termik santrallerin yarattığı hava kirliliğinden dolayı yılda 2 bin 876 erken ölüm vakası meydana gelmiş.
     Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından yapılan analizlere değinen Kınay, 2017 yılında Türkiye’de hava kirliliğinden kaynaklı ölümlerin sayısının, trafik kazaları kaynaklı yaşanan ölümlerin sayısının yedi katı olduğunu söylüyor.

Ek süreyle ‘kirletme hakkı’ getiriliyor
     Termik santrallere ilişkin ek süre verilmesi teklifini ise “Halk sağlığı, temiz hava hakkı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı hiçe sayılarak ‘kirletme hakkı’ getirilmekte” diye niteliyor.
     Kınay şöyle devam ediyor: “Ülkemizdeki mevcut özelleştirilen termik santrallerin tüm muafiyetlere rağmen hâlâ çevresel yatırımlarını gerçekleştirmemiş olmaları kabul edilemezken; muafiyet sürelerinin tüm bu olumsuzluklara rağmen uzatılması ve zaten çevresel olarak sorunlu olan bu tesislere tekrar tekrar ‘kirletme hakkı’ verilmesi yaşamlarımızın da hiçe sayıldığının bir göstergesidir.”

Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka’da ölçülen değerler yüksek
     Türkiye’de hava kalitesi izlemesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir belediyelerinin entegre olarak çalışan istasyonları aracılığıyla yapılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yıllarda kurduğu istasyonlar ile Karşıyaka, Bornova, Alsancak, Çiğli, Güzelyalı, Şirinyer, Bayraklı gibi yedi ilçede hava kalitesi izleniyor. Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı’nın takibi ile partikül (PM10), karbon monoksit (CO), kükürt dioksit (SO2), azot dioksit (NO2) ve ozon (O3) gibi maddelerin hava kirliliğine etkileri hesaplanıyor.
     Çevre Mühendisi Kınay, 2017 ve 2018 yılı Ocak-Mayıs dönemi partikül madde ortalama ölçüm değerleri karşılaştırıldığında Alsancak, Bayraklı, Bornova, Çiğli, Karşıyaka ve Şirinyer istasyonlarında ortalama değerlerde artış olduğunu vurguluyor.
     Bayraklı ve Bornova istasyonlarındaki ölçüm değerlerindeki artışın dikkat çekici olduğunu belirten Kınay, “Gaziemir ve Güzelyalı istasyonlarında ölçülen değerlerde azalma olduğu görülse de 2017 ve 2018 yılı Ocak-Mayıs dönemi kükürt ortalama ölçüm değerleri karşılaştırıldığında Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka ve Şirinyer istasyonlarında ölçülen değerlerdeki artış dikkat çekici” diyor.
     İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurmuş olduğu istasyonların konumlarına bakıldığında her biri kent merkezi içerisinde yer alıyor. Sanayi tesislerinin yoğun olduğu Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi bölgelerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın istasyonları bulunuyor. Kınay’a göre, hava kalitesiyle ilgili daha sağlık bir değerlendirme yapılabilmesi için sanayi bölgelerinde ölçülen verilerin bilinmesi hayatî önemde.

Bozköy’ün verileri paylaşılmıyor
     Kınay şunları kaydediyor:
     “Sanayi kaynaklı kirleticilerin ana kaynağı Aliağa’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait Aliağa, Menemen, Yeni Foça ve Bozköy’deki istasyonların verileri hâlâ paylaşılmamaktadır. Özellikle Bozköy İstasyonu verileri Aliağa kaynaklı hava kalitesinin değerlendirilmesinde önemli bir bileşendir. Bu kapsamda kentin en önemli kirletici kaynağı olan bu bölgedeki ölçüm ve değerlendirme sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Sanayi kaynaklı kirleticilerin ana kaynağı Aliağa’da ölçüm istasyonu verilerinin paylaşılamaması İzmir kenti hava kalitesi verilerinin de yetersizliğini ortaya koymaktadır.”

Aliağa bölgesi için acil önlem alınmalı
     İzmir’in Aliağa ilçesi demir-çelik, gübre, boya fabrikalarının, haddehanelerin, gaz dolum, likit doğal gaz tesislerinin yoğunlukta olduğu sanayi bölgesi. İzmir’in kuzeyindeki Aliağa endüstri bölgesinde yer alan demir-çelik ve petrokimya tesislerinin emisyonlarının İzmir için önemli bir kirlilik kaynağı olduğu konusunda uyarıyor Kınay:
     “Şu anda İzmir’de hava kirliliğinin en ciddi sorun olduğu Aliağa bölgesi için acil önlemler alınmalıdır. İzmir ve Aliağa endüstri bölgesinde hava kirliliğine neden olan organik ve inorganik kirleticilerin düzeylerinin, kaynaklarının ve sağlık etkilerinin belirlenerek hava kalitesi yönetim planının oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütülmelidir. Mevcut tesisler iyileştirilmeli, bunların emisyonları en aza indirilmeli ve emisyon kontrol sistemlerinin sürekliliği sağlanmalıdır.”

Aliağa için termik santraller büyük bir tehdit
     Aliağa’da yapılacak yeni tesislerin çevre ile etkileşiminin çok iyi irdelenmesi gerektiğini söyleyen Kınay, “İzmir ve Aliağa endüstri bölgesinde doğal gazın kullanıma girmesi ve özellikle demir-çelik tesislerinde bazı önlemlerin alınması nedeniyle Aliağa bölgesinde hava kirliliği için olumlu etki gösterse de diğer taraftan Aliağa ve yakın çevresinde yeniden termik santral kurma çalışmaları hava kalitesi için büyük bir tehdittir” diyerek sözlerini sürdürüyor:
     “Bu bölgede hava kirliliğini artırma olasılığı olan işletmelere, yeni emisyon kaynaklarına ve özellikle termik santrallerin kurulmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Bölgede acil bir çevresel değerlendirme çalışması yapılmalı, mevcut durumun getirdiği çevre kirliliği net olarak belirlenmelidir. Bölgede yapılması planlanan termik santral yatırımları durdurulmalı. Bölgesel planlama ve çevre kirliliğini rehabilite edecek çalışmalar gerçekleştirilmelidir.”

Kent merkezilerindeki sanayi tesisleri kirletici kaynaklar
     Büyükşehirlerin yıllar içinde göç almasıyla, plansız yapılaşma nedenleriyle sanayi tesisleri kent merkezlerinde kaldı. Kent içindeki sanayi ve organize bölgelerinde kirletici kaynaklarla ilgili kapsamlı bir çalışmanın bulunmadığını belirten Kınay, ağırlıklı olarak yanma kaynaklı kirleticilerin oluştuğu bölgelerde doğal gaz kullanılıyor olması kirliliği azaltsa da “tesislerin üretim türlerine bağlı olarak oluşabilecek emisyonların belirlenmesi gerekir” görüşünde:
     “Özellikle şehir merkezine yakın noktalarda kalmış olan tekil sanayi tesisleri, çimento fabrikaları en önemli kirletici kaynaklardandır. Yerleşim alanları, okullar gibi hassas yapıların içerisinde kalmış olan bu tür tesislerde baca ve baca dışı kaynaklardan oluşan kirleticileri azaltmaları gerekmektedir. Bu sorunun kontrol altına alınarak çözülebilmesi için bütüncül bir yaklaşımla ‘Hava Kalitesi Yönetim Planı’ yapılması şart.”

Kat yükseklikleri hava koridorunu ortadan kaldırıyor
     Çevre Mühendisi Kınay, kentlerdeki yüksek yapılaşmanın da hava kalitesine getirdiği olumsuz etkiye dikkat çekiyor. Bitişik nizam yapılaşmanın ve kat yüksekliklerinin getirdiği olumsuz sonuçlar düzenlenmeden, doğal seleksiyon olmadan kentin havasının temizlenemeyeceğini söylüyor.
     Kentsel dönüşüm sürecinin rantsal dönüşüme döndüğünü dile getiren Kınay, “Bütünsel planlamadan uzak, çevresel faktörleri değerlendirilmeden parsel bazlı planlama ve yapılaşma ile gelişen sürecin kentin hava kalitesine olumsuz etkilerini de göz ardı etmemek gerekir” diyerek ekliyor:
     “Doğalgaz ve kalitesi yüksek yakıt ile ilgili çözüm önerilerini değerlendirirken, kentin farklı bölgelerinde yaşayan ekonomik gelir seviyesi düşük bölgelerdeki kullanılan yakıtlarla ilgili sorunun ekonomik ve sosyal boyutunun da çözülmesi gerekmektedir.”


En önemli kirlilik parametreleri ölçülemiyor

     Çevre Mühendisleri Odası Hava Kirliliği Raporu’na (2018) atıfta bulunan Emine Helil Kınay, istasyon verileri üzerinden yapılan incelemede istasyonların sağlaması gereken yüzde 90 oranında veri oluşturma ihtiyacının genel olarak yetersiz kaldığını söyledi.
     Ülkenin tamamında hava kirliliği problemi yaşandığını kaydeden Kınay, “En dikkat çekici durum ölçüm istasyonlarının son bir yıldır yeterli ölçüm yapmadığı, en önemli kirlilik parametrelerini ölçmediğidir” diyerek ölçüm istasyonlarının durumunu sıralıyor:
     ✓ Partikül madde (PM) 2,5 parametresine göre, 313 istasyonun 68 tanesinde ölçüm yapılmıştır. Ölçüm yapılan istasyonların yüzde 69’unda güvenli veri alımı yoktur. PM2,5 parametresi için havası kirli illerin başında Amasya, Ankara, İstanbul, Bolu, Bursa, vb. yer almaktadır. Ayrıca PM2,5 parametresi için sınır değer mevzuatımızda yer almamaktadır.
     ✓ Partikül madde (PM) 2,5 parametresine göre, 219 istasyonun yüzde 38’inde güveli veri alımı yoktur. Yaklaşık 60 milyon kişi PM10 yıllık ortalama limitin aşıldığı ve yaklaşık 20 milyon kişi ise soluduğu hava hakkında yorum yapılamayan yerlerde yaşamaktadır. İstanbul için bakıldığında ise yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı bölgelerde ölçümler hiç yapılmamış. Hava kirliliği hakkında yorum yapılamamaktadır. PM10 parametresi için havası kirli illerin başında Kahramanmaraş, İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla vb. yer almaktadır.
     ✓ Saatlik ve günlük kükürtdioksit (SO2) ölçümü yapan 81 ildeki 213 istasyonun yüzde 44’ünde güvenli veri alımı yoktur. Yaklaşık 30 milyon kişi güvenli veri alımının olmadığı bu bölgelerde yaşamaktadır. Kükürtdioksit kaynaklı hava kirliliği yaşayan illerin başında İstanbul, Adana, Edirne, Ağrı vb. iller yer almaktadır.
     ✓ Azotdioksit (NO2) parametresine göre, 173 istasyonun yüzde 56’sında güvenli veri alımı yoktur. NO2 parametresi için havası kirli illerin başında Adana, Amasya, Ankara, İstanbul vb. iller yer almaktadır.
     ✓ Yıllık azotoksitler (NOX) verilerine göre 173 istasyonun yüzde 57’sinde güvenli veri alımı yoktur. NOx parametresi için havası kirli illerin başında; İstanbul, Ankara, Adana, vb. iller bulunmaktadır.
     ✓ Karbonmonoksit (CO) parametresine göre 101 istasyonun yüzde 63’ünde güvenli veri alımı yoktur.


Devam edecek...


+ Benzer Haberler
» Arıcı zarar ediyor, market kazanıyor
» İzmir kolonyaları destek bekliyor
» Endüstrileşme, MS riskini arttırıyor
» “Uzmanlaşma olmazsa hobi olarak kalır”
» “Türk insanında koleksiyon güdüsü var”
» Toprak altı sulama devlet teşviki bekliyor
» ‘Güvenli Bölge’nin değirmenlerine talibiz
» “Voleybolda kadınlar erkeklere göre daha sabırlı”
» Gültekin: “İzmir’de konut sektörü hızlı toparlanıyor”
» İzmir hayvan haklarında öne çıkacak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 14.12.2019
  Ticaret 13.12.2019
  Ticaret 12.12.2019
  Ticaret 11.12.2019
  Ticaret 10.12.2019
  Ticaret 09.12.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni