• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Çiftçi, üretimde dayatılan zehrin farkında

14 Eylül 2020 Pazartesi 12:00
12
14
16
18

Çiftçi, üretimde dayatılan zehrin farkında

   ► “Ekonomik açıdan risk almak istemeyen üreticiyi, alternatif yöntemleri denemesi için teşvik etmek karar alıcıların görevi”

           DUYGU GÖKSU / ÖZEL     
     Endüstriyel tarımda sıkça kullanılan pestisitler bitkiye zarar veren böcek, mantar gibi canlıları öldürmesinin yanı sıra faydalı böcekleri, kuşları ve tüm canlıları da etkileyerek toplum sağlığını tehdit ediyor.
     Pestisitlerin zararları konusunda farkındalık yaratarak Türkiye’de pestisit kullanımını azaltmak amacıyla yürütülen ‘Zehirsiz Sofralar’ projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaları paylaşan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği İletişim Sorumlusu Turgay Özçelik,  “Mevcut sistemde üretici düşük bir gelir karşılığında ona dayatılan döngünün bir parçası olmayı tercih ediyor. Görüş aldığı ziraat mühendisleri ya da il ve ilçelerdeki Tarım ve Orman Müdürlükleri onu pestisit kullanmaya yönlendiriyor” dedi.

“Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kuruldu”
     Türkiye’de pestisit kullanımının giderek arttığına, pestisitlerin hem insan sağlığı, hem de çevre sağlığı için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Özçelik, “Zehirsiz Sofralar, Türkiye’de pestisitler ve zararları konusunda farkındalık yaratmayı ve pestisit kullanımını azaltmayı hedefleyen bir projeydi. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı projeyi birlikte yürüttü. Proje kapsamında pestisitlerin zararlarının ve alternatif yöntemlerin anlatıldığı 16 bölümlük bir belgesel çekildi. Tüketiciler ve üreticiler için iki ayrı broşür hazırlandı ve Uluslararası bir konferans gerçekleştirildi. Ayrıca konuyla ilgili pek çok yabancı kaynak Türkçe’ye çevrildi ve zehirsizsofralar.org sitesinde bir araya getirildi. En önemlisi, 100’ü aşkın kurumun katılımıyla Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kuruldu ve bir imza kampanyası başlatıldı” diye konuştu.

“Muhtemel kanserojen 9 pestisit etken madde hemen yasaklanmalı”
     Zehirsiz Kampanya’da karar alıcılardan üç talepte bulunduklarını aktaran Özçelik, Bunlardan ilkinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından “çok tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen”olarak nitelendirilen 9 pestisit etken maddesinin hemen yasaklanması olduğunu vurguladı. Özçelik, “İkincisi, kalan pestisitlerin 2030 yılına kadar tamamen yasaklanması ve alternatif, zehirsiz yöntem ve tekniklere geçilmesi, bu yöntem ve tekniklerin desteklenmesi için bir planlama yapılması. Üçüncüsü ise pestisitlerle ilgili denetimlerin artırılması ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması” ifadelerini kullandı.

“Alternatif yöntemlerde girdi maliyetleri daha az”
     Endüstriyel tarımın, tohumundan sofraya kadar olan süreçte insan müdahalesine muhtaç bir üretim yöntemi olduğunu ve bu durumun girdi maliyetlerini artırdığını dile getiren Özçelik, “Her yıl tohum satın alınması gerekir ve pestisit uygulaması bu tohumdan başlar. Bitki, her türlü zararlı ve hastalığa karşı savunmasız olduğu için hasat sürecine kadar pek çok pestisit uygulaması ve kimyasal gübre desteği yapılır. Hasattan sonra bile, ürün soframıza gelene kadar raf ömrünü uzatmak için kimyasallar kullanılır. Zehirsiz üretimde pek çok alternatif yöntem bulunuyor. Örneğin Fukuoka’nın ortaya koyduğu Doğal Tarım, mümkün olduğunca ürüne en az müdahaleyi savunur; böylece girdi maliyeti de endüstriyel tarıma göre daha azdır” diye konuştu.

Pazarlama süreci gibi zorluklar desteklerle aşılabilir
     Organik tarım, agroekoloji, biyodinamik tarım gibi diğer yöntemlerin de girdi olarak konvansiyonele göre daha az maliyet gerektirdiğini ifade eden Öçelik, “Zehirsiz yöntemlerde gereken emek gücü daha fazla ve konvansiyonele göre ölçek daha az olduğu için lojistik ve pazarlama süreçleri daha zordur. Ancak bu zorluklar, bu yöntemlerin desteklenmesi ve geliştirilmesi ile ortadan kaldırılabilir” dedi.

Üreticilere zehir dayatılıyor
     Üreticilerin büyük bir çoğunluğu kullandıkları ve “ilaç” dedikleri kimyasalların aslında zehir olduğunun farkında olsa da pestisit kullanımının sorumluluğunun sadece üreticiye atılamayacağını belirten Özçelik, “Mevcut sistemde üretici düşük bir gelir karşılığında ona dayatılan döngünün bir parçası olmayı tercih ediyor. Görüş aldığı ziraat mühendisleri ya da il ve ilçelerdeki Tarım ve Orman Müdürlükleri onu pestisit kullanmaya yönlendiriyor. Daha tohumu alırken aynı paket içerisinde o tohumun gelişme döneminde kullanacağı pestisitler satılıyor. Üretici, ekonomik açıdan risk almak istemediği için, alternatif yöntemleri denemeyi tercih etmiyor. Oysa zehirsiz üretim yöntemlerini teşvik etmek, bu tip yöntemleri tercih eden üreticilere destek olmak karar alıcıların görevi” değerlendirmelerinde bulundu.

“66 çiftçinin saçında 31 ve kanlarında en az 1 tarım zehiri tespit edildi”
     Proje bitiminde üretici davranışlarında beklenilen değişimi değerlendiren Özçelik, “Pestisitler en başta çiftçilerin, tarım işçilerinin sağlığını tehdit ediyor. Çukurova Üniversitesi’nden yapılan bir araştırmada, 66 çiftçinin saçlarında toplam 31 farklı tarım zehiri ve kanlarında en az 1 tarım zehiri tespit edildi. Bu proje ile birlikte hem tüketicinin, hem de üreticinin pestisitlerin zararları konusunda farkındalığını artırmak istiyoruz. Bu kimyasalların “ilaç” değil, “zehir” olduğunu hatırlamalarını ve bu şekilde adlandırmalarını istiyoruz” diye konuştu.

“Geçtiğimiz yıl pestisit kullanımı yüzde 3 azaldı”
     Türkiye’nin tamamen doğa dostu uygulamalara geçme potansiyeli ile ilgili açıklamalarda bulunan Özçelik, sözlerini şöyle tamamladı; “Alternatif pek çok yöntemin olduğunu ve bu yöntemlerle de verimli bir üretim gerçekleştirebileceklerini göstermek istiyoruz. Bu yönde olumlu gelişmeler yaşanmaya başlandı. Projemizin başladığı 2019 yılında, bir önceki yıla göre pestisit kullanımının %3 oranında azaldığını gördük. Türkiye, doğru bir planlama ile tamamen zehirsiz üretime geçebilir ve bu üretimle kendi nüfusunu doyurabilir. Ancak bunun için karar alıcıların bir program çerçevesinde hareket etmesi ve buna niyet etmesi gerekiyor.”


+ Benzer Haberler
» Daldaki kivinin yüzde 40’ı satıldı
» Çiçekçilik sektöründen devlet desteği talebi
» Konutta kronikleşen talep sürüyor
» “Çimentoda maliyetine ihracat dönemi”
» Cari açığın ilacı küçükbaş hayvancılıkta
» Milli servetimiz çam fıstığı alarm veriyor
» “Meyve sebze sektöründe rakibimiz yok”
» Elleçlenen konteyner Aliağa’da artarken, İzmir’de azaldı
» “Çin kestanesi, Türk kestanesini lekeliyor”
» “Gelecek yıl beyaz et üretiminde düşüş olmayacak”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.09.2020
  Ticaret 19.09.2020
  Ticaret 18.09.2020
  Ticaret 17.09.2020
  Ticaret 16.09.2020
  Ticaret 15.09.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni