• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Cumhuriyet’in ilanı sanatı özgür kıldı

29 Ekim 2020 Perşembe 12:00
12
14
16
18

Cumhuriyet’in kazanımları toplumun her alanında olduğu gibi, kültür ve sanatta da önemli ölçüde görüldü
Cumhuriyet’in ilanı sanatı özgür kıldı

   ► Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere diğer devlet adamlarının en çok üzerinde durdukları konulardan biri; Türkiye Cumhuriyeti’ni bilim, teknik ve sanat alanlarında çağdaş devletlerin seviyesine ulaştırmayı sağlamak oldu.

           KÜBRA TOPAL / ÖZEL    
     Türkiye’de en önemli değişim süreci 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile başladı ve bu değişimle beraber hızlı bir gelişim sürecine girildi. Cumhuriyet’in kazanımları toplumun her alanında olduğu gibi, kültür ve sanatta da önemli ölçüde görüldü. Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere diğer devlet adamlarının en çok üzerinde durdukları konulardan biri; Türkiye Cumhuriyeti’ni bilim, teknik ve sanat alanlarında çağdaş devletlerin seviyesine ulaştırmayı sağlamak oldu. Bu hedef doğrultusunda da büyük bir çaba sarf edildi. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu alanlarda yetişmiş kişilerin bulunmaması dikkate alınarak yurt dışına yetenekli gençler gönderilip yetişmeleri sağlandı.
     Cumhuriyet, sanat gruplarının kolayca şekillenebileceği hür ve özgürlükçü bir ortam sağladı. Bu ortamda aynı sanat alanı ile uğraşanlar, aynı fikirleri paylaşanlar bir araya gelip cemiyetler oluşturarak rahatlıkla grup değiştirebildiler. Bu küçük grupların çoğu uzun yaşayamadı ancak daha sonra gelişen grupların önünü açarak, Türkiye’deki sanatın gelişiminde önemli rol oynadılar. Cumhuriyet ilan edildiği günden son nefesini verinceye dek sanata ve sanatçıya önem veren Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin her yönü ile çağdaş bir devlet olması için çabaladı.

Birçok sanat dalında değişim ve gelişim yaşandı
     Cumhuriyet’in ilanından sonra müzik, tiyatro, opera, resim gibi birçok sanat dalında değişim ve hızlı bir süreci gelişim yaşandı. Değişen değer yargıları, yaşayış biçimleri, toplumsal ve ekonomik sistem bir yeni bir sanat dönemini başlattı. Sanatın toplumda yayılması, sanatçıların yetişmesi için kültür ve sanat kuruluşları açıldı. Yeni rejim ilan edildikten sonra müzik de oldukça çalkantılı bir dönem geçirdi. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi olan Saray Orkestra ve Bandosu, 1924’te Ankara’ya aktarılıp Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dönüştürüldü. Bu orkestranın üyelerinden bir bölümüne öğretmenlik görevi verildi ve 1924’de Musiki Muallim Mektebi açıldı. 1917’de kurulmuş olan Doğu Musikisi Bölümü 1926 sonlarında İstanbul Belediye Konservatuarı oldu. 1927 yılında kurulan Şehir Bandosu gibi birçok kent ve kasabada belediye bandoları oluşturuldu. Ayrıca 19 Şubat 1932’den itibaren bütün ülkede kurulan Halkevleri’nde, Türk folklorunun hemen hemen bütün dallarında derleme, araştırma ve eğitim çalışmaları yürütüldü. 1934 yılında TBMM’de Milli Musiki ve Temsil Akademisi yasası onaylandı. 1935 yılında da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü kuruldu. 1936’da Ankara Devlet Konservatuarı açıldı. 1939’da Askeri Müzikalar Ortaokulu açıldı ve bu okul 1949’da Askeri Müzika Meslek Okulu adını aldı. 1940 yılında TBMM’de kabul edilen Devlet Konservatuarı Yasası ile yasa uyarınca kurulan Tatbikat Sahnesi, 1942’de Ankara ve İzmir’de Türkçe opera gösterilerini başlattı. Bu kuruluş 7 yıl sonra Devlet Operası’na dönüştü. Ünlü koreograf ve bale yönetmeni Dame Ninette de Valois 1947 yılında Türk hükümetinin çağrısı üzerine gelerek bale okulu açtı ve bu okul 1950’de Ankara’ya taşınarak Devlet Konservatuarı’nın bir bölümünü oldu.

Müzikte pek çok farklı kalıp görüldü
     1954’te İzmir Müzik Okulu, 1969’da ise İstanbul Devlet Konservatuarı kuruldu. 1950’li yıllarda sosyal, politik, ekonomik alandaki düzensizliklerle toplum giderek örf, adet ve kültüründen uzaklaşarak batılılaşmaya doğru sürüklendi. Bu olgu klasik Türk müziğinin eğlence ve gazino müziği olarak yozlaştırılmasıyla gündeme geldi. Halkın gözünde yeni bir tür Türk müziğini yaygınlaştırmak için bu yeni müziğe ‘Türk sanat müziği’ adı verildi. 1960 yılıyla birlikte gelişen arabesk müziği, ekonomik zorluklarla köyden kente göç, ülkeden ülkeye göç olgunsun ürünü olarak ortaya çıktı. Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve kültürel değişiminden etkilenen müzik, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar pek çok farklı kalıba girdi.

Birçok ressam yetiştirilmek üzere yurt dışına gönderildi
     Cumhuriyet’in ilanından sonra resim alanında eğitim konusundaki bilinç ve yöneliş arttı. Bu süreçte birçok ressam, yetiştirilmek üzere yurt dışına gönderildi. Resim konusunda eğitim almak için Avrupa’ya gönderilen Muhittin Sebati, Mahmut Cüda, Cevat Dereli ve Refik Epikman, Cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa’da hâkim olan Kübizm, Fovizm, Ekspresyonizm gibi çağdaş akımları benimseyerek Atatürk’ün çağdaşlaşma politikasına uygun olarak bu akımları yurda taşıdılar. 1924’den itibaren, her yıl Akademi Resim ve Heykel bölümü mezunlarından Avrupa sınavını kazananlar, Avrupa sanat merkezlerine gönderildi. 1929’da kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği, Cumhuriyet döneminde sanatsal bir yenilik arayışına yönelen ilk grup hareketi oldu. Müstakillerle birlikte resim ve sanatla ilgili etkinlikler önem kazandı. Daha sonra Batı sanatı biçimlerinin Türk sanatına aktarılmasında başı çekecek gurup olan D Grubu 1933 yılında kuruldu. D Grubu Türk resmine yeni bir entelektüel yaklaşım getirmek, resimde tekniği düşünce ile birleştirme düşüncesiyle ortak bir amaçta birleşti. D grubunun da resim kültürünü yaygınlaştırmada katkısı büyük oldu. 1936 yılında açılan Güzel Sanatlar Akademisi’nde açılan 50 Yıllık Türk Resim ve Heykel Sergisinin Türk resminin çeşitli örneklerini bir araya toplanması müzeye duyulan gereksinimi arttırdı. Bu nedenle 1937’de Dolmabahçe Sarayının Veliaht dairesi Resim ve Heykel Müzesine dönüştürüldü. 1950‘lerin başında Türk resim sanatını uzun yıllar etkileyecek gelişmeler yaşandı. Resim ve heykel müzesi açıldı, ressamlar yurdun çeşitli bölgelerine gönderildi ve ilk Devlet Resim ve Heykel Sergisi gerçekleştirildi. Bu gelişmelerin tümü devlet eliyle yapıldı.

Yeni rejim döneminde Türk tiyatrosu gelişme olanaklarına kavuştu
     1950’lerden sonra Türk toplumunun yaşadığı sosyal ekonomik ve kültürel değişim döneminde sanata da yansıdı. 1950 ile 1970’ler arasında sanatsal eğilimler arasında büyük uçurumlar oldu. 1970’lerle birlikte Türk resminde evrensel ve yerel, soyut ve somut gibi karşıt eğilimlerin berraklaşmaya dönüştüğü bir başlangıç yaşandı. 1970’lerden sonra İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde ki sanat etkinlikleri büyük ölçüde arttı. Cumhuriyetin ilanından sonra her alanda görülen devinim tiyatro alanına da yansıdı. Yeni rejim döneminde Türk tiyatrosu gelişme olanaklarına kavuştu. Tiyatro eğitimi, ödenekli tiyatrolar, seyirci birikimi ve sorunların tartışılıp çözüm yollarına kavuşturulması Cumhuriyet ile birlikte gündeme geldi. Tiyatronun devletçe korunması, yazarın, sanatçının ve sahne teknik kadrosunun yetişmesi, tiyatro seyircisinin oluşması tiyatroyu bir atılıma soktu. Halkevlerindeki çeşitli sanat etkinliklerinin yanı sıra tiyatro çalışmaları da ileriki yıllarda tiyatro potansiyelini ortaya çıkarttı. Basının tiyatroya daha çok yer vermesi, radyonun tiyatro oyuncularına yönelmesi, televizyondaki tiyatro faaliyetlerine yer verilmesi de giderek yurdun tiyatro bulunmayan yörelerine de bu sanata ilgi duyulmasına neden oldu. 1926 yılının sonunda tiyatro ve müzik okulu olarak kurulan Darülbedayi yeni bir düzene sokuldu. 1927’de Türk tiyatrosunun kurucusu ve geliştiricisi olarak anılan Muhsin Ertuğrul, Darülbedayi’in başına geçirildi. Darülbedayi, 1931 ile 1946 yılları arasındaki birçok yeniliğe imza attı ve bunların başında bir çocuk tiyatrosunun kurulması geldi. Bir başka yenilik de yerli oyunların oynanması oldu. Aynı yıllar içerisinde müzikli oyunlar oynanmaya başlandı ve bu oyunlar sayesinde tiyatronun seyirci sayısında bir artış meydana geldi. 1934’te Darülbedayi’in adı Şehir Tiyatroları oldu. 1931 yılında ise Tiyatro Meslek Okulu kuruldu. Devlet ödenekli ilk tiyatronun kurulması Cumhuriyet döneminde gerçekleşti. 1934 yılında Milli Musiki ve Temsil Akademisi doğdu. Bu okulun tiyatro bölümü ise ancak 1936 yılında faaliyete başlayabildi. 1946’da yapımına başlanan Açıkhava tiyatrosu 1969’da bitti ve bugünkü adı Atatürk Kültür Merkezi oldu. 1960 yılında Kadıköy Tiyatrosu, 1961’de Üsküdar ve Fatih tiyatroları, 1962’den itibaren Rumelihisarı içinde yazlık tiyatro, 1965’te Zeytinburnu tiyatrosu açıldı. 1967-1973 yılları arasında yerli oyunlardan destek kaldırılarak meşrutiyet dönemi vodvilleri sahnelenmeye başlandı ve dolayısıyla seyirci sayısında büyük bir düşüş yaşandı.

Ankara Devlet Operası’nın açılışıyla ilk büyük Türk operası doğdu
     Cumhuriyet döneminde, Türkiye de düzenli ve sürekli opera hakkında ilk çalışmalar gerçekleştirildi. Cumhuriyet’in ilanından sonra bir Türk metin yazarı ve bestecisinin ilk eseri ancak Cumhuriyetin ilanından 11 sene sonra 1934 yılında Ankara’da oynandı. Mustafa Kemal Atatürk İran Şahı’nın Türkiye’ye gelmesi nedeniyle bir opera gösterisi hazırlanmasını istemiş, Münir Hayri Egeli tarafından yazılan metin Adnan Saygun tarafından bestelenerek Ankara Halkevi Sahnesinde oynandı. Cemal Reşit Rey’in ise Türkiye’de Cumhuriyet döneminin ilk opera bestecisi olduğu bilinmekte. 1940 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi kuruldu. Tatbikat Sahnesi’nin kurulmasındaki amaç opera için yetiştirilen gençlere ilk deneme fırsatını vermek ve opera seyircisinin olgunlaşmasına yardımcı olmaktı. Ankara Devlet Operası’nın açılışıyla ilk büyük Türk operası doğdu. Burada Adnan Saygun’un Kerem adlı eserinin 3 perdelik eserinin tümü ilk kez 1953 yılında sergilendi ve opera ilgiyle karşılandı. Cumhuriyet’in ilk dönemlerine bakıldığında Türk bestecilerinin operaya gösterdikleri ilgi az olmakla birlikte gelişimin sınırlı kalması emek karşılığının az olmasıyla ilgili oldu. İstanbul’da opera için gerekli ortam ancak 1960 yılında sağlandı, İzmir Devlet Operası ise ancak 1981 yılında perdelerini açabildi.

İzmir’de modern eğitim önemli bir yere sahip oldu
     Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra tüm Türkiye de gerçekleşen kültür ve sanat hayatının şekillenmesiyle birlikte İzmir’de de sanata çok önem verildi. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren İzmir’de modern eğitim önemli bir yere sahip oldu. Açılan eğitim kurumlarından Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Atilla İlhan, Metin Altıok gibi Türkiye çapında tanınmış şair ve yazarlar yetişti. 1954’te açılan İzmir Müzik Okulu, daha sonra İzmir Devlet Konservatuarı adını aldı ve Batı müziği sahasında birçok konser düzenleyerek şehrin sanat hayatına canlılık kazandırdı. Bu okulun bünyesinde İzmir Devlet Senfoni Orkestrası kuruldu. 1959’da açılan İzmir Eğitim Enstitüsü dikkate değer fikir adamları, şair ve yazarlar yetiştiren ve edebiyat, sosyal bilgiler, resim ve müzik bölümleriyle İzmir’in kültür ve sanat hayatında önemli rol oynadı. Önemli bir kültür kurumu olan kütüphaneler konusunda İzmir şanslı bir konumda durdu. Cumhuriyet döneminde hizmete giren Milli Kütüphane ve Atatürk İl Halk Kütüphanesi İzmir’in en önemli kurumları arasında yer aldı.

İzmir’de tiyatro hareketli bir dönem geçirdi
     Önemli bir kültür ve sanat faaliyetlerinden olan tiyatro da İzmir’de oldukça canlı ve hareketli bir dönem geçirdi. İzmir Halkevi’nin tiyatro kolu İzmirli profesyonel veya amatör tiyatro sanatçılarının katkılarıyla Cumhuriyet ideallerini yaygınlaştırmayı amaçlayan oyunları ile 1937’den itibaren Türk Ocağı İzmir Şubesi’nin yani bugünkü İzmir Devlet Tiyatrosu’nun salonunda sahneye kondu. 1946’da ise İzmir Şehir Tiyatrosu kuruldu. Oyunlarına günümüzde de devam eden İzmir Devlet Tiyatrosu ise şehir tiyatrosuna kıyasla daha kalıcı ve uzun süreli bir tiyatro oldu. İzmir’de şehir ve bölge tiyatroları faaliyetlerinden farklı olarak Güzel Sanatlar Fakültesinde tiyatro bölümüne bağlı denem sahnesinde 1979 yılından itibaren oyunlar sahneye konuldu. Bu oyunlar şehrin kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulundu. Bütün bu tiyatro faaliyetleri resmi tiyatro sahnelerinin yanı sıra Kültür Park’ta da yapıldı. Bugün İzmir Fuar’ı olarak bilinen Kültür Park da Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar İzmir için önemli bir kültür ve sanat merkezi oldu.

Kültür Park sanatta önemli bir merkez oldu
     Kültür Park’ta 1936 yılından itibaren her yıl açılan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın yanı sıra ekonomik ve kültürel amaçlı birçok ulusal ve uluslararası fuara, tiyatro ve müzik faaliyetine ev sahipliği yapıldı. Kültür Park içerisinde ayrıca 1948’de İzmir Radyosu, 1971’de İzmir Televizyonu faaliyete geçti. 1990’lı yıllarda bütün ülkede olduğu gibi İzmir’de de birtakım özel televizyonlar yayın hayatına başladı. Bu yayın organları da İzmir’in kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulundu. Özellikle yaz aylarında Kültür Park’ta kültür ve sanat faaliyetleri artış gösterir ve bu faaliyetler günümüzde hız kesmeden devam eder. İzmir, Cumhuriyet’in ilan edildiği günden bu güne kadar diğer şehirlere kıyasla her zaman kültür ve sanat alanında önemli bir merkez olarak öne çıkmış, bugünden sonra da kültür ve sanat merkezi olarak öne çıkmaya devam edecek.

Batı’da 1960’larda yaygınlaşan çağdaş sanat, Türkiye’de 1990’da popülerleşti  
     Batıda 1960’lar itibariyle ortaya çıkan ve yaygınlaşan çağdaş sanat anlayışları, Türkiye’de 1990’lı yıllarda ancak kendini göstermeye başladı. Bu yıllarda felsefe, sosyoloji ve metin alanlarındaki çevirilerin çoğalması, küratörlük sisteminin yaygınlaşmaya başlaması, özel kurum, kuruluş ve şirketlerin sanatı desteklemesi ile birlikte Türkiye’de çağdaş sanatın olanaklarının Türk sanatçılar tarafından daha sık kullanılmaya başlandığı görüldü.

Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin yıldızı parladı
     1990’lı yıllarda müzik yeteneğine sahip öğrencilere eğitim veren bir kurum olan Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri faaliyete geçti. 1995 yılında kurulan Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) de belli alanlarda üstün veya özel yetenekli olduğu saptanan öğrenciler için okul eğitimlerinin dışında bir eğitim modeli olmasıyla yarı zamanlı konservatuvar eğitimine benzer bir program olarak öne çıkar. Bu kurumların sayısı ise günümüzde 33’e ulaştı.

Türkiye’de çağdaş sanat 2000-2010 yılları arasında yaygınlaştı
     2000 ile 2010 yılları arası, çağdaş sanatın Türkiye’de yaygınlaşmasında önemli bir on yıllık dönemi oluşturuyor. Bu on yılda İstanbul’da çağdaş sanatın görünürlüğünü arttıran pek çok mekân açıldı. Yeni sanat mekânların yanı sıra İstanbul Bienali’nin önemi uluslararası platformda giderek artarak, yeri sağlamlaştı. Uluslararası sanat izleyicisi ve potansiyel ve reel alıcılar İstanbul sanat etkinliklerini daha yakından takip etti.

Pandemi döneminde sanat sosyal medyaya taşındı
     En temel özelliklerinden biri insanları bir araya getirmek olan kültür-sanat alanı pandemi süreciyle birlikte zor bir dönemden geçiyor. Tiyatrolardan sinemalara, müzelerden, yayınevlerine, kültür sanatın üretimine ve yaygınlaşmasına katkıda bulunan pek çok kişi ve kurum faaliyetlerini ertelemek veya iptal etmek zorunda kaldı. Kültür sanat dünyası, evlerde kalmanın bir sorumluluk halini aldığı şartlara hızla karşılık verdi. Küresel düzeyde pek çok kültür kurumunun arşivlerini dijital ortamda izleyiciye açması, müzisyenlerin sosyal medya kanallarında verdiği konserler gibi girişimler bu süreçte umut ve birliktelik duygusu aşıladı. İnternet ve sosyal medyada geçirilen sürelerin uzaması, dijital platformlardaki sanatsal faaliyetler, çocuklar, gençler ve yetişkinlerin nitelikli vakit geçirmesine ve iyi hissetmelerine yardımcı oldu. Kültür-sanat alanının sınırlarını genişleterek, bireylerin yaratıcı ifade ve sanatla ilişkilenme biçimlerini de dönüştüren katılımcı yaklaşımlar bugünün şartlarında daha çok anlam kazandı.


+ Benzer Haberler
» Stoklar tükendi 2’nci el bisiklet talebi arttı
» EGEÇEP: Dikili TDİOSB gasp projesidir
» Yumurta sektörü yeni pazarlara yoğunlaştı
» Servisçi evine ekmek götüremiyor
» Çam balı üretiminde ciddi düşüş
» “Hedefimiz 2.9 milyar dolara ulaşmak”
» Züccaciyecilerin yıl sonu hedefi 4,6 milyar dolar
» “Paket servis fastfood kültürüne uygun”
» “İzmir’de 2 ayda 300’e yakın kuaför kapandı”
» Türk konut sektörü tüm dünyadan yatırımcı çekiyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 04.12.2020
  Ticaret 03.12.2020
  Ticaret 02.12.2020
  Ticaret 01.12.2020
  Ticaret 30.11.2020
  Ticaret 28.11.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni