• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Denizlerde avlanma derinliği tartışması

19 Eylül 2019 Perşembe 10:00
12
14
16
18

Denizlerde avlanma derinliği tartışması

   ► Yeni avlanma sezonunda palamut ve lüfer balıklarında azalma görülürken, Türkiye karasularında avlanma derinliğinin 24 metreden 18 metreye indirilmek istendiği ortaya çıktı.

           SERCAN ENGEREK     
     Yeni avlanma sezonunda palamut ve lüfer balıklarında azalma görülürken, Türkiye karasularında avlanma derinliğinin 24 metreden 18 metreye indirilmek istendiği ortaya çıktı. Ege Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, Karadeniz’i örnek vererek avlanma derinliğinin düşürüleceğine yönelik çalışmalar olduğunu söyledi. Bilim insanları ise av derinliğinin indirilmesi durumunda bunun deniz ekosistemine vereceği zarara dikkat çekti.          
     Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (Sür-Koop), gırgır teknelerinin avlanma derinliğinin 24 metreden 18 metreye indirilmek istendiğine yönelik 6 Eylül’de kamuoyuna çağrıda bulundu. Gırgır teknesi sahiplerinin avlanma derinliğinin değiştirilmesi için Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne baskı yaptığı belirtilen çağrıda, istavrit balığının avlanma boyunun da 12 santimetreye düşürülmeye çalışıldığı belirtildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2012’de Resmî Gazetede yayımladığı tebliğ ile denizlerde gırgır ağları ile kıyıdan itibaren 24 metre derinlikten sığ sularda avcılık yapılması yasaklandı. Gırgır avcıları avlama derinliğinin denizden balık çıkmadığı gerekçesiyle düşürülmesini istiyor. Ancak gırgır avcılığı, deniz çayırlarına zarar verdiği ve balık üremesini engellediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Avrupa’da 40-50 metreden başlayan avlanma derinliği Türkiye’de 24 metre. Türkiye denizlerinde avlanma derinliği nasıl olmalı?

Yavru balıkların büyüme alanı tahrip ediliyor
Derinliğin düşürülmesi balığı çoğaltıyor mu?
     Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılı için yayımladığı Su Ürünleri İstatistiklerine göre Türkiye’de bulunan 18 bin teknenin yüzde 10’unu endüstriyel balıkçılık faaliyetinde bulunan gırgır ve trol tekneleri, yüzde 90’lık kısmını ise geleneksel balıkçılık yapan tekneler oluşturuyor. 2012’de avlanma derinliğinin 18 metreden 24 metreye çıkarılması küçük balıkçıları sevindirirken, gırgır avcıları tarafından protesto edilmişti.
     Türkiye’de denizlerin ekosisteminin bozulması nedeniyle balıkların azaldığına dikkat çeken Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Can Bizsel, “Bir gırgır ağı derinliği minimum 30-50 metreden başlayıp 200 metreye kadar çıkar.
     Dolayısıyla 18 metre de olsa, şu andaki hâliyle 24 metre de olsa gırgır ağları kullanıldığında alt tarafı dibe değer. Sonra onun altını kapamak için kullanılan uzunlukları bir kilometreyi bulan çelik teli kastıkları zaman bir iki dönüm tabanı kazır.
     Bu nerede olursa olsun özellikle deniz çayırlarına zarar verir. Deniz çayırları özellikle yavru balıkların ve diğer deniz canlılarının ve yavrularının barınma alanı. Balıklar larvada büyüyene kadar olan dönemlerini orada geçirirler. Dolayısıyla bu avlama yöntemiyle yavruların büyüdüğü alan tahrip ediliyor” dedi.

Karadeniz’de yasağa uyulmadı
     Ege Bölgesi Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy ise avlanma derinliği 24 metreye çıkarılırken bilimsel bir araştırma yapılmadığını kaydetti. Karadeniz’de gırgırla avlanma derinliğinin 18 metreye indirileceğini söyleyen Aksoy, “Meselâ Karadeniz’de 24 metre yasağına uyulmadı. Çünkü palamut balığı 24 metrenin alt sınırından geçiyor. Palamut balığı bir göç balığıdır. Göçünü tamamlar, gider. Hamsilerimiz sezon geldiği zaman daha da kıyıdan gidiyor. Biz bu balıklara 24 metre yasağı koyup avlayamadığımız zaman sezonu bitirir; göçü tamamlar. Balıkçı bundan istifade edemez” diye konuştu.

Balık çiftlikleri artıyor, deniz balıkçılığı azalıyor
     Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre su ürünleri avcılığı 2018 yılında yüzde 11,4 azalırken, yetiştiricilik yüzde 13,8 arttı. Avrupa ülkelerinde kişi başına ortalama balık tüketimi 25, Türkiye’de ise 6 kilogram seviyesinde. Karaburun, Seferihisar, Urla, Çeşme gibi sahil ilçelerinde kurulan balık çiftliklerinde kültür balıkçılığı çoğalırken, deniz balıkçılığı azaldı. Her bölgenin kendine has özellikleri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Kemal Can Bizsel şöyle konuştu: “Bizim başparmak kuralı dediğimiz kurallar var. 50 metreye kadar deniz tabanını kazıyan araçlara izin verilmemesi gerekir. Balıkçılık yapılsın istiyorlar, bu bir endüstri diyorlar. İnsanların geçim alanı balıkçılık. Bu anlamda balıkçılık bile zarar görecek. Gırgır avcıları bir iki sene daha az balık avlarlarsa balıkların öbür tarafa kaçtığını düşünüyorlar. Avlandıkları alanın genişlemesini istiyorlar.”

Gırgır avcılığı deniz çayırlarına zarar veriyor
     Yıllar içinde denizlere zarar verildiğini dile getiren Bizsel, “Akdeniz genelinde deniz çayırları koruma altında olsa da giderek örseleniyor. Buralarda hiç balıkçılık yapılmaz değil. Ama endüstriyel balıkçılık, özellikle de gırgırla avlanma bir seferde büyük bir alana zarar veriyor. Elle ya da küçük vinçle ağı diker 3-4 saat sonra gider toplarsın. Bunlar olabilir ama endüstriyel araçlarla bu alanlara girilmemesi gerekir. Bu alanlar bozulduğu sürece de deniz canlılarının üreme ve gelişme alanlarına sürekli zarar verirsin. Bunun yalnız ekolojik dengeyi bozmakla kalmayıp balıkçılığı da olumsuz etkileyeceği açık” uyarısında bulundu.

24 metre yasağı niye konuldu?
     Ege Bölgesi Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy ise avcılıkta derinliğin düşürülmesi gerektiğini iddia etti. 2012’de avlanma boyunun 24 metreye çıkarılmasının büyük bir yanlışlık olduğunu ileri süren Aksoy, Sür-Koop’un çağrısına değinerek “Ayrımcılık yapılıyor orada. Yani 24 metre yasağı konulurken niye konuldu, alınırken niye alınıyor? Hâlâ onu bilmeyen bir başkan var orada. Denizleri korumak için değil. Belki küçük balıkçıyı kolluyor. Denizlerin kirliliği görülsün. Ondan sonra karar verilsin. Gırgır avlanması yapılırken araç bazen dibe değer bazen değmez. Değse de küçük bir alanda değer” dedi. 

Körfez de balıkçılığa açılmalı
     Derinliğin düşürülmesinin balık üretiminin arttığı anlamına gelmeyeceği üzerinde duran Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “Derinliğin düşürülmesi teknelerin yıllık kazançlarının biraz daha iyi olması anlamına gelir. Balık eksilmez de artmaz da. Çünkü şu an balıkçı avlanamıyor zaten.” Aksoy, Körfez’de balık avlamanın serbest olması gerektiğini savundu: “Bazı körfezlerin derinlikleri değil 18 metre, 50-100 metre. Sen körfezleri kapattığın zaman bize o 100 metreyi de yasak ediyorsun. Biz Ege Bölgesi’nde komple bir değişiklik istiyoruz. Üniversiteyle iş birliğiyle olabilir belki bu. İzmir Körfezi balıkçılığa yasaktır. Gerekirse körfezi bile balıkçılığa açıp denizin dibini arıtalım. Tarlayı bir sene nadasa bırakmadan ekemiyorsun. Bizim de körfeze artık bir çapa yapmamız lazım. Körfezi yıllardır yasak ettik. Körfezin dibi balçıkla örtündü tamamen. O kirlilik dipteki mineralleri yok etti. Bununla birlikte körfezde balığın artmasını beklerken tam tersi körfezlerde balığın eksilmesini gördük.”

Kaynağa zarar vermek ekonomiyi de etkiler
     Doç. Dr. Kemal Can Bizsel Türkiye’de balık konusunun yalnız denizlerin ekolojisiyle değil ekonomiyle de ilgili olduğuna işaret etti. Balıkçılık alanını madenciliğe benzeten Bizsel, şu ifadeleri kullandı: “Canlı ya da cansız doğal kaynakların kullanıldığı sektörlerde bu işlerin en akılcı sürdürülebilir yapılması için gerekli alt yapı doğru dürüst yapılmamış. Amaç üretmek. Oradaki kaynağı hammadde gibi düşünün. Örneğin hamsiyi alıp işliyorsun. Ekonomik faaliyet olarak düşünürsen derler ki bunun cirosu kaç, kâr marjı nedir. Bu değerler az olduğu zaman kimse yatırım yapmaz. Ama yaptığı zaman da düşündüğü tek şey o marjı korumak. Tek amaç bunu korumak olduğunda ne çevreyi ne de yaşamı korur. Bunu korumak demek kârından feragat etmek demek.” Bizsel, kaynağa zarar vermeden katma değer üretmenin gerekliliğine dikkat çekti: “Katma değer bir ekonomiye gelir; iki istihdam demek. Ülke ekonomisinin tek bir kaynağını sömürerek yapamazsın.”

Lüfer azaldı, istavritin de boyu kısalıyor
     Balık sezonu açıldıktan sonra lüfer ve palamut balığının azaldığı dikkat çekti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016’da yayımladığı bir tebliğ ile lüferin avlanma boyu 20’den 18 santimetreye indirilmişti. Uzmanlar balıkların azalmasında iklimsel değişikliklerin yanı sıra denizlerin ekolojisinin bozulması ve yanlış kararların etkili olduğuna dikkat çekti.
     Denizlerde balığın yok olma tehlikesine değinen Sür-Koop, kamuoyuna yaptığı çağrıda istavrit balığının avlanma boyunun 12 santimetreye düşürülmek istendiği de belirtildi. “Niye 13 santimdi? Şimdi niye 12’ye düşürülmek isteniyor?” sorusunu gündeme getiren Bizsel, hamsi balığından örnekle konuya dair şöyle konuştu:
     “Hamsi bir kerede 6 dereceye kadar üreyebilen bir balık. Yani bir sefer yumurta bırakmaz. Ama bırakacağı yumurtanın toplamı değişmez. Ama hamsi çabuk üreyen çabuk ölen bir balık. Beş seneyi bulmaz ömrü. Hamsi yalnız insanın değil, denizlerde yaşayan birçok canlının da besin kaynağı. Ya insanlar ya yunuslar tarafından yenilir. Ama burada önemli olan hamsi avlandıkça yaş kavramı da küçülür.”
     Doç Dr. Bizsel, bir balığın hangi yaşta avlandığının, hangi boyda olduğunun önemli olduğunu vurgulayarak, balığın üremesine şans verilmeyerek balığın erken ölmesinin balıkçılık stoklarını da küçülteceğini kaydetti.


+ Benzer Haberler
» Müze gelirlerinde yüzde 62,56’lık artış
» Deprem toplanma alanlarında kriter ne olmalı?
» Çobanoğlu, “Avrupa’ya kaliteli açılacağız”
» Kanseri yendi, kanserli çocuklara umut oldu
» “Kitaba kilit vurulmaz”
» Eylül’de turist sayısı yüzde 17,18 arttı
» “Kalbinizde saklayıp büyüttüğünüz bir gurur”
» “Balkabağı özlü sabun ile bir ilke imza attık”
» Hayalet ağlar deniz canlılarını sessizce öldürüyor
» ‘Attilâ İlhan vapuru’ hep hüzün dolu


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 19.10.2019
  Ticaret 18.10.2019
  Ticaret 17.10.2019
  Ticaret 16.10.2019
  Ticaret 15.10.2019
  Ticaret 14.10.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni