• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Diyabette büyük başarı

10 Ocak 2018 Çarşamba 10:00
12
14
16
18

Diyabette büyük başarı

   ► Özel Medifema Hastanesi’nde hizmet veren Diyabet ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Hidayet Çatal, “Tip 2 şeker hastalığı Metabolik Cerrahi ile tedavi edilebilecek” dedi.

           SELDA AK     
     Diyabet ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Hidayet Çatal diyabet hastalığı ve ameliyatla çözüm süreciyle ilgili merak edilenleri Ticaret Gazetesi’ne anlattı. Özel Medifema Hastanesi’nde hizmet veren Op. Dr. Hidayet Çatal diyabet hastalığını bir diğer ismiyle şeker hastalığını açıkladı. Çatal, “Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet diye iki tip diyabet şekli vardır. İlk zamanlar insüline bağlı diyabet diye de ayırmışlardır. Tip 2 diyabet de sonraki dönemlerde insüline bağlı hale gelebildiği için artık o terim kullanılmıyor. Tip 1 diyabet doğuştan olan bazen de ergenlik döneminde ortaya çıkabilen, pankreasın insülin üreten hücrelerindeki harabiyet nedeniyle vücudun insülin üretemediği bir hastalıktır.Tip1 diyabet bu şeker hastalığının yüzde 10’luk bir bölümünü oluşturuyor yüzde 90’ı ise Tip 2 diyabet. Tip 2 diyabette pankreasta insülin üreten hücreler çalışıyor. İnsülinde var vücutta ama bunu vücut kullanamıyor. Böylece şeker hastalığı ortaya çıkıyor. Tip 2 diyabetliler başlarda haplara maruz kalıyorlar hap kullanıyorlar. Daha sonraki uzun süreçlerde pankreas harabiyeti de artmaya başlayınca insüline geçmek zorunda kalıyorlar. Genel cerrahide metabolik cerrahi dediğimiz bir yöntem var. Bu metabolik cerrahi Tip 2 diyabet dediğimiz sonradan olan yani pankreasın çalışıp insülin ürettiği ama vücudun kullanamadığı hastalık grubunda etkili bir yöntem.” dedi.

Kök hücreyle tedavi
     Tip 1 diyabet hastalığı olan birçok hastanın çözüm için başvurduğunu ama ne yazık ki ameliyata uygun olmadığını açıklayan Çatal, “Tip 1 diyabetin çözümü organ nakliyle mümkün. Pankreas nakilleri ülkemizde henüz çok başarılı değil ancak başarılı olacağını düşünüyorum. Sadece pankreas nakli değil kök hücre tedavisiyle de bu işlerin çözüleceğini düşünüyorum.
     Yakın bir gelecekte bu süreç ne kadar olur bilemiyorum ama bir 15 sene değil kesinlikle daha kısa bir süreç olacaktır. Şeker hastalığı tedavisinin kök hücre tedavisiyle düzeleceğini düşünüyorum. Organ nakli zaten ilerleyen yıllarda daha hızlı bir şekilde gelişecektir. Artık pankreas, karaciğer, akciğer üretilecek ve organ bozulduğunda bunun tedavisi organı çıkarıp yeni organla değiştirmek şeklinde olacaktır. Organ nakliyle bu şekilde tedavi edilme süreci belki daha ileri zamanlarda olacaktır ama kök hücreyle tedavi yöntemi daha yakın bir gelecekte bu sorunu çözecektir diye düşünüyorum.” dedi.

Şeker hastalığına yatkınlık
     Ameliyat kararı almadan önce hastalara çok geniş kapsamlı test yaptıklarını belirten Op. Dr. Hidayet Çatal, “Bu grupta hormonal bozukluğu olan, böbrek üstü bezinin çok fazla çalışması ya da kortizon hormonu fazla salgılanan kişilerde de ileriki dönemlerde şeker hastalığından muzdarip olunabiliyor. Bu kişi şeker hastalığı gibi tedavi edilmeye çalışılırsa yanlış olur. Burada temelde yatan sebep kortizonun fazla salgılanmasıyla bağımlı olarak böbrek üstü bezindeki rahatsızlıktır. Bunları çözümleyemezseniz zaten şeker düzelmez. Hormonal bozukluklar da ilerleyen yıllarda şeker hastalığının gelişmesine sebep olabiliyor. Bunlar temelde pankreas hücreleriyle veya vücudun insülin üretmesiyle bağımsız hormonal bozuklukla bağımlı olarak ikincil olarak şeker hastalığı gelişiyor. Kilolu kişilerde de önce insülin direnciyle başlıyor daha sonra Tip 2 diyabet şeker hastalığı başlıyor.” diye konuştu.

Metabolik cerrahi sistemi
     Metabolik cerrahinin gelişmesindeki en büyük sebebin obezite cerrahisinin uygulanmaya başlanması olduğunu ifade eden Çatal, “Şeker hastalığı da beraberinde düzelince normal kilodaki şeker hastalarında ne yapabiliriz şeklinde metabolik cerrahi sistemi gelişti. Tip 2 diyabette pankreasın insülin üretmesine karşı kanda insülin var ama vücut bunu kullanamıyor. Sindirim sistemindeki hormonları aktif hale getirerek kullanılmayan insülinleri resöptörlere bağlanmasını ve kullanabilirliğini sağlayan hormonlar var. Bunlar midenin üst kısmında salgılanan kandaki şeker seviyesini yükselten açlık hormonu dediğimiz hormon, bunun yanında birde ince bağırsakların son kısmında salgılanan yararlı hormon var. Bu da kandaki insülini kullanabilir hale getiriyor ve şekeri düşürüyor ne yazık ki bağırsağın son kısımlarında saklı yararlı bir hormon. Aktif hale geçebilmesi için de besinlerle temas etmesi gerekiyor. Yaptığımız ameliyatta bunu sağlıyoruz yani ince bağırsağın son kısımlarına yakın bölümünü ters çevirip midenin çıkış bölümüne getiriyoruz. Böylece alınan gıdalar buradaki bağırsakla temas edince bu hormonlar aktif hale geliyor.” şeklinde konuştu.

Diyabetteki başarımız yüzde 90
     1O yıl gibi uzun bir süre bu işi yaptığını belirten Çatal, “Bugüne kadar tedavi ettiğim 427 hastamın içinden sadece 3’ünde kan şekeri düşmedi diğer hepsinde kan şekeri düştü. Kan şekeri düşenlerde tekrar insüline hap kullanmaya başlamadılar. Biz de bunu başarı şansı olarak nitelendirdiğimizde yüzde 85-90 olarak nitelendiriyoruz.” dedi.
     Tip 1 diyabetin sadece çocuk yaşlarda görülmediğini açıklayan Çatal, “diyabet hastalığı bazen 20’li 25’li yaşlarda da görülüyor. Şeker hastalarında da alt gruplar var. Ameliyat öncesi yaptığımız tetkiklerde, ameliyatın başarılı olup olmayacağını gösteren tetkiklerin içinde bunların saptanması da var. Ameliyata karar verme aşamamız önce hastayı kapsamlı bir şekilde değerlendirmek.” diye konuştu.

İleal interpoziyon
     Şeker hastalığında öncelikle test yaptığımız gibi kişilerin metabolizmasına, kilosuna, vücut kitle endeksine göre yaptıkları ameliyatın şekillerinin değiştiğini belirten Çatal, “Vücut kitle endeksi yüksek yani obez olan şeker hastalarında uygulayabileceğimiz ameliyat yöntemleri çok daha fazla sayıda. Ameliyat yöntemleri uygulandığında obez kişilerin şeker hastalığı düzelebileceği gibi kilosu da düzelebilir. Ancak vücut kitle endeksi 30’larda olan kişilerde uygulanacak ameliyat yöntemi ileal interpozisyon.
     Burada uygulanan biraz daha farklı bir yöntem, bağırsaklar daha üst seviyelerde birbirine birleştirildiği için kilo kaybı az oluyor. O yüzden ileal interpozisyon vücut kitle endeksi 30’larda olan kişilerde uygulanacak yöntemdir.” dedi.
    Lakaroskobik yöntem yani kapalı yöntemle ameliyat ettiklerini söyleyen Çatal, “Bütün ameliyat yöntemlerini kapalı olarak yapıyoruz. Ancak olurda bir problem olursa bütün kapalı ameliyatlarda olduğu gibi iltihaba bağlı bir yapışıklık olur başka bir sorun çıkar veya ameliyat esnası problem çıkarsa o durumda açık ameliyata geçilebilir. Ama başlangıç şekli olarak bu ameliyatlar hep kapalı yöntemlerle yapılır.” diye konuştu.

Hasta sayısında yüzde 100 artış var
     Geçen yıla göre bu yıl yaptığı ameliyat sayısında yüzde yüz hasta artışının olduğunu vurgulayan Çatal, “Net söyleyebilirim ki bu ameliyat yönteminin artık uygulanabilir olduğunun kişiler ve sağlık çalışanları tarafından bilinir olması da ameliyatlardaki artışın nedenlerinden biridir. Sağlık çalışanları tarafından hala bu şekilde bir ameliyat yapıldığı henüz çok bilinmiyor. Bunun farkındalığı yurtdışında uluslar arası toplantılarında Diyabet Cemiyetleri Vakfı’nın Amerika, İngiltere, Hindistan, Brezilya gibi birçok ülkenin ortak toplantıları oldu. Artık bunlar Diyabet Cemiyetleri. Metabolik Cerrahi yöntemi dünyada Tip 2 diyabet hastalığında alternatif bir tedavi yöntemi olarak kabul edildi. Bunlar yeni yeni olmaya başladı. Bu şu demek; yapılan metabolik cerrahi ameliyatı bilimsel bir platforma oturdu. Artık böyle olunca dünyada yaygınlaşması kişilerin kabullenmesi ile daha çok artış yaşanıyor. Bu arada tedavi edilen hastaları birebir görenler eşinden dostundan duyanlar oluyor. Bazı kişiler önceden operasyon geçirmiş kişilerle görüşmek istiyor bizde aracı olup kişinin bilgilenmesini sağlıyoruz. Bu ameliyat dünya üzerinde 25 yıl gibi uzun bir zaman yapılsa da diğer ameliyat yöntemlerine göre çok yeni bir yöntem sayılır.” ifadelerini kullandı.

Aktarmalı yolculuk sağlık turizmini etkiliyor
     Sağlık turizmi açısından İzmir’in büyük potansiyele sahip olduğunu belirten Çatal, “Bence İzmir sağlık turizmi açısından geleceği olan bir şehir. Ne yazık ki henüz elindeki potansiyeli kullanabilmiş değil çok alt seviyelerde bence bunun çok daha üst seviyelere taşınması gerekiyor. İzmir iklim koşullarının yanı sıra tarihi ve turistik her açıdan önemli özelliklere sahip bir şehir. Sosyal olanaklarının çok fazla olması, üstelik sosyokültürel ve sağlık açısından da çok büyük bir potansiyele sahip iken bu değerlendirilemiyor diye düşünüyorum. Potansiyelin kullanılması yönündeki açık nasıl kapatılır ne yapılır bilemiyorum. İzmir’de potansiyel hastalarım dışında yurtdışından da birçok hastam geliyor. Ama yurtdışından gelen hastaların yolculuklarında aktarma sorunu yaşamaları onlar için büyük bir engel teşkil ediyor. Yurtdışından gelenler önce İstanbul’a sonra aktarmayla İzmir’e geliyorlar. Belki de buradaki sağlık turizminin gelişmesindeki engel sebeplerden biri de bu diyebiliriz. En azından bu durum düzeltilse yüzde 30 fark yaratır. İlk uğradığınız destinasyonda bu imkanlar varken ikinci bir destinasyona niye gidesiniz ki!” şeklinde konuştu. Ayrıca İstanbul ve İzmir’deki ameliyat maliyetlerini değerlendiren Çatal, “İstanbul ve İzmir’e baktığımızda tabiî ki İstanbul’un fiyatları buranın iki katı diyebiliriz. İstanbul’daki arz talep dengesi buraya göre çok farklı dolayısıyla fiyatlara da yansımış durumda. İstanbul’dan ve memleketimizin birçok yerinden gelen hastam var. Ayrıca yurtdışından yüzde 90’ını gurbetçilerimizin oluşturduğu Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda ve Irak’tan gelen hastalarımda oluyor.” dedi.

Şeker hastalığı yandaş hastalıklara yol açıyor
     Şeker hastalığının vücutta yarattığı hasarları açıklayan Çatal, “Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet hastalığının vücuda aynı tahribat etkisi var. Neticede kandaki şeker seviyesinin yükselmesi ve metabolizmanın bozulmasıyla öncelikle vücuttaki damar içyapısını bozuyor. İlk başlarda küçük damarları tutuyor ayak parmakları gibi. (şeker hastalığından dolayı önce ayak parmakları, bilek veya diz kesilebiliyor) Göz damarlarının da yapısını bozup körlük yapabiliyor.” dedi. 1.5 yıl önce tedavi ettiği bir hastasından bahseden Çatal, “Kontrollere geldiğinde hastamın ifadesi aynen şöyleydi: ‘Daha önce göz doktoruna gittim ve bana şeker hastalığından dolayı körlüğe doğru gidiyorsunuz dediler.’ Daha sonra bu hasta bana bir şekilde ulaştı ve ameliyatını yaptım şekeri düzeldi. Hastam diyor ki;  ‘Geçenlerde yine aynı göz doktoruna gittim onlar beni tanımadılar, geçirdiğim operasyonu da söylemedim ve göz doktoru da amca siz niye geldiniz gözlerinizde hiçbir sorun yok dediler.’ Yani temelde yatan sorunu çözdüğünüzde ona yandaş olan sorunları hastalıkları da çözüyorsunuz. Şeker hastalığı bunun yanında böbrek damarlarını da bozuyor. Ki biz böbrekler bozulduğu zaman, böbrek yetmezliği geliştiği zaman bu ameliyat yöntemini uygulayamıyoruz en büyük kriterlerimizden biri de budur. Kalp damarları tıkanabiliyor, beyin damarları tıkanıp kişi felç geçirebiliyor, cinsel organlara giden damarlar tıkanıyor, vajinal kuruluk, erkeklerde ereksiyon bozuklukları, sık karşılaşılan geçmeyen inatçı mantar enfeksiyonları, idrar yolları enfeksiyonları gibi birçok soruna yol açıp sistemler alt üst oluyor. Hastalığı ortadan kaldırdığınızda şekere bağlı meydana gelecek diğer organ bozuklukları da ortadan kalkıyor.” dedi.

Seçenek varsa ameliyat olunmalı
     Ameliyat maliyetinin konuşulduğunu, hastaların ameliyat yapalım mı yapmayalım mı diye düşündüklerini söyleyen Çatal, “Şeker hapı kullandığınızda ve şeker hastalığınız devam ettiğinde ne kadar ilaç içseniz de bu yeterli değil. Bu noktaya geldiğinizde şeker hastalığının vermiş olduğu zararlar oldukça yüksek. Göz, böbrek gibi bir organınızı kaybettiğinizde bunun geri dönüşü yok. Sadece insülin kullandığınızda 10 yıllık maliyetini hesapladığınızda 20 bin TL’den fazla eder hapı ve yandaş yarattığı rahatsızlıkları saymıyorum bile. Koroner bypass ameliyatı olacak, böbrek ameliyatı olacak, böbrek nakli olacak, diyaliz olacak, göz ameliyatı olacak, göz nakli olacak… Şekere bağlı bozuklukları arka arkaya sıralarsanız ortaya afaki bir rakam çıkıyor. Ameliyat seçeneği varsa kişi kesinlikle ameliyat olmalı.  Ama şuandaki mevcut yönetimde insülini ister pompayla yap ister enjektörle dışarıdan hap olarak ver şeker hastalığını ortadan kaldırmıyorsunuz olmayan şeyi (insülini)yerine koyuyorsunuz. Hastalığı tamamen ortadan kaldırma konusunda etkili değil.” şeklinde konuştu.

Organ nakli çağrısı
     Organ naklinin önemine değinen ve bu konuda bütün insanları duyarlı olmaya davet eden Çatal, “Organ nakli yaptığınızda vücut organı kabul ettiğinde Tip 1 diyabet sorunu da ortadan kalkar. Organ naklini bu yüzden tavsiye ediyorum. Bende organlarımı bağışladım sağlık konusunda duyarlı olmalıyız. İnsanlar kesinlikle organ bağışı yapmalı ve organ naklinin yasallaşması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
     Doktorların çoğu zaman ihtiyaç olmamasına rağmen hastaları ameliyata teşvik etmesi gibi bir algının varlığına ilişkin açıklama yapan Çatal, “Şahsen böyle hekimlerin sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. Hiçbir hekimin hastasına bu şekilde davranacağını, yönlendireceğini düşünmüyorum. Bizler hastalara yardımcı olmak için Hipokrat yemini yaptık dolayısıyla böyle bir düşünceye katılmıyorum. Varsa da istisnalar kaideyi bozmaz bu kişilerin sayısının az olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Dünya üzerinde diyabette artış
     Diyabet hastası sayısının Türkiye ve dünyada çok fazla olduğunu belirten Çatal, “Dünyada şeker hastalığında aynı zamanda obezitede de artış var. Obeziteye paralel olarak Tip 2 diyabet daha da fazlalaşıyor. Bu şekilde dünyada ki diyabet hastası oranları her geçen yıl artıyor diye konuştu.
     Şeker hastalığından kurtulmak için ancak vücut kitle endeksi 35’in üzerinde olan yani obez ve Tip 2 diyabette önerilecek çok şey var. Obeziteye bağlı şeker hastalığı geliştiyse kişi yeterli diyet ve perhiz yapar obeziteden kurtulursa bu durum zaten otomatik şekilde ortadan kalkar. Bununla ilgili birçok alternatif olabilir ama obez olmayıp Tip 2 diyabet olanlarda yapılacak metabolik cerrahi yöntem ‘’ileal interpozisyon’’dur.” dedi.

Metabolik cerrahi ile kolestrol ve tansiyon düşüyor
     Metabolik cerrahi yönteminin metabolik sendrom için uyguladıkları bir yöntem olduğunu kaydeden Çatal, “Biz hep şeker hastalığı üzerinden konuştuk, aslında metabolik sendrom şeker hastalığı ile yandaş giden tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliğiyle de beraber gidiyor. Yani ameliyat ettiğimiz grupların zaten yüzde 80 yüzde 90’a yakınında kolesterol yüksekliği tansiyon yüksekliği de var. Hastaların daha hastaneye yatarken 3. gününde tansiyonu ve kolesterolü düşüyor. Bu şekilde kolesterol ve tansiyon sorunundan da kurtuluyorlar.” dedi.

 


+ Benzer Haberler
» Sokak hayvanlarının İnci’si, tasarımlarıyla umut oluyor
» Müze ziyaretlerinden 26.6 milyon TL’lik gelir
» “Enerji verimliliğinde istenilen ivmeyi yakalayamıyoruz”
» Giyim enflasyonu zirveyi korudu
» Afro-Türkler kaybolan tarihlerini arıyor
» Kur, tatil güzergahını değiştirdi
» “Gerileme yarı yarıya düştü”
» “En çok zencefil satılıyor”
» Kurdaki düşüş kahveye yansımadı
» ‘İzmir, alyans üssü’ diyerek kendimizi kandırdık


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 11.12.2018
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni