• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Ege Bölgesi’ne en kapsamlı ilk “GMP+”

15 Haziran 2017 Perşembe 10:00
12
14
16
18

Ege Bölgesi’ne en kapsamlı ilk “GMP+”

   ► 1983 yılından bu yana hayvan besleme ve sağlığı ürünleri üzerine üretim yapan Farmavet İnternational, Ege Bölgesi’nde yem katkıları, premiksler, yem maddeleri, tamamlayıcı yem üretimi, ticareti ve hizmeti alanlarında GMP+ belgesi alan ilk yerli üretici oldu.

           DUYGU GÖKSU     
     1983 yılından bu yana hayvan besleme ve sağlığı ürünleri üzerine üretim yapan Farmavet International (Farmavet İlaç San Tic A.Ş.) Ege Bölgesi’nde, dünyada kabul edilen, bir yem hijyeni kalite sertifikasyonu olan GMP + belgesini alarak katma değerli yem katkıları üreten ilk ve tek yerli üretici oldu.
İlk on yıllık süreçte veteriner klinik ve hayan sağlığı hizmetleri, sağlık ve besleme ürünlerinde dünya markalarının Türkiye temsilcilikleri ile gelişen hayvancılık sektörüne destek olan Farmavet, 1992 ve 1995 yılları arasında uluslararası firmalar ile bir çok işbirliğinde bulunup Ar-Ge çalışmalarına başladı ve ürün yelpazesini genişletti.

     1996 yılından itibaren kendi Ar Ge çalışmalarından sonuçlar almaya başlayan firma, spesifik ürün gamına odaklanarak, doğal yem ve su katkıları alanında uzmanlaşmaya başladı. Farmavet International 1990’lı yılların sonuna doğru artık kendi ürünleri ve markaları ile bu alanda ilk yerli üretimi yapan firmalardan birisi oldu. O yıllarda ilk defa antibiyotiklerin doğal ürünlerle ikame edilebileceğini kanıtlayan ve bu iddia ile ürün geliştiren ilk yerli firma oldu. Bugüne kadar büyükbaş ve kanatlı hayanlar ile balık çitlikleri için ürettiği doğal yem ve su katkılarını iç ve dış pazarlara sunarak yurt içi ve yurt dışı fuarlarında yaptıkları çalışmalar ile pazarını her geçen yıl büyütmeye devam ederken, Türkiye’nin bu alandaki ihracat hacmini de genişletiyor.
     2000’li yıllardan bu yana Dünya pazarlarına açıldıklarını, ulusal ve uluslar arası düzeyde sivil toplum kuruluşlarının sektörel etkinliklerini sponsor veya katılımcı olarak desteklediklerini belirten Farmavet International Dış Ticaret Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Petekkaya, uluslararası ölçekte hayvan besleme ve sağlığı sempozyumu FHEBESAS’ı düzenlediklerini belirtti.

     “Yem Katkılarında Hem bir Türk hem de Dünya Markasıyız”
     Faaliyetlerini artırarak Manisa’nın Salihli ilçesine yatırım yaptıklarını, yeni üretim ve arge tesislerini Salihli’de kurduklarını söyleyen Petekkaya, “Farmavet ilaç sanayi ve ticaret A.Ş. olarak 1983 yılından bu yana hayvan besleme sektörü içerisindeyiz. 2013 yılında Salihli Organize Sanayi Bölgesi’ne ilk yatırımımızı yaptık. İzmir Limanına yakın olmamız da bize büyük bir avantaj sağladı. 2017 de Salihli Organize Sanayi Bölgesine ikinci yatırımımızı bitiriyoruz. Doğal yem katkı maddeleri, hayvanların daha iyi beslenebilmesi, daha verimli olabilmesi ve bağışıklık sistemlerinin güçlenmesi için geliştirdiğimiz ürünlerdir. Bunlar çeşitli verim arttırıcılar, yem enzimleri, vitamin mineral karışımları, bitkisel yağ asitleri, probiyotikler, gibi yemlere katılan ilaç olmayan, antibiyotik içermeyen toz, likit, pelet formunda ürünler üretiyoruz” dedi.

     Tamamen yerli sermaye ile kurulmuş bir Türk firması olarak, üniversitelerle, TUBİTAK, TSE gibi kurumlar ve akredite laboratuarlar, teknokentler ile büyük bir Ar-Ge faaliyeti sürdürdüklerini ifade eden Petekkaya, “Sürekli yeni ürünler geliştiriyoruz ve ürettiğimiz ürünleri hem yurt içinde hem yurt dışında farklı pazarlara sunuyoruz. 2000 yılından bu yana dünyanın farklı ülkelerine ihracat yapıyoruz. İspanya’dan, Yeni Zelanda’ya, herkesin ithalat yaptığı Çin’e, yüksek teknoloji ihracatına parlayan Tayvan, Güney Kore gibi gelişmiş uzakdoğu ülkelerine, benzer ürünlerin çok zor ruhsatlandırılıp ihraç edildiği Rusya ve Suudi Arabistan’a, bugün Avrupa Birliği üyeleri olan Macaristan, Bulgaristan ve Ortadoğu e Afrika’nın en yüksek nüfuslu ve hayansal ürün üreticilerinden biri olan Mısır gibi ülkelere ihracat yapık. Ve En önemli ikisi de: bu ay içerisinde kanatlı ve karides sektörünü Dünya’da domine eden Tayland’a deneme ürünlerimizi gönderdik ve hayvancılıkta gelişmiş İngiltere ye 2017’nin Haziran ayında ihracatlarımız başlayacak. Biz Türk malı kalitesini yem katkıda dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz.

     Kanatlı, büyükbaş, Balıkçılık, atçılık, sektörlerinde ürünler geliştiriyoruz. Örneğin, Tayland’daki karides çiftliklerinde kullanılmak üzere yeni bir doğal yem katkısı geliştirdik. Her zaman üretim yerlerimizi belli kalite standartlarına uygun tutmaya gayret ettik. Biz kalite ve hijyen standartlarımız ile örnek olmaya çalışıyoruz. Yem katkılarına en köklü yerli üreticilerden biri olarak örnek olmalıyız. Misyonumuz Dünyanın farklı ülkelerine Türk ürünlerini sunmak. 2014 te Kanada 2016 a Amerika Birleşik Devletleri’ne çalışma ziyaretleri yaptık” diye konuştu.

     “Gücümüze güç kattık”
     HACCP ilkelerini uygulayarak, çeşitli sertifikalara sahip olduklarını ifade eden firmanın kalite sorumlularından Ecmel Okman, “Iso 9001, 22000, GMP vardı, Şimdi de GMP+ sertifikasını aldık. GMP+, dünyada kabul edilen bir yem hijyeni kalite sertifikasyonu standardıdır. Herhangi bir ürün üretmeyip Sadece satış pazarlamasını yapanlar için de bu sertifikasyonların çeşitli formları var.  Farmavet İnternational olarak biz, en kapsamlı olanı için çalıştık. 1990’lı yıllarda Hollanda hükümeti tarafından geliştirilen, dünyada yem katkıları için kabul edilen bir standarttır. Bunu yaparak zaten hali hazırda var olan kalitemizi bir daha kanıtlamış oluyoruz. 2005 yılından bu yana ISO belgelerimizi alıyoruz, 2013 yılında GMP (iyi üretim uygulamaları) belgesi aldık, Hollanda merkezli yem ve yem maddeleri ile premixlerin üretiminde homojenite ve bulaşıklık testleri ve analizleri yapan akredite laboratuvardan gelen sonuçlarla 2017 yılında da GMP+ aldık” dedi.

     GMP+ nedir?
     Her firmada olduğu gibi, bir kalite güvence sistemi olduğunu ifade eden Ecmel Okman, “Firmamız ISO Kalite belgeleri ile kalite güvence sistemini kuvvetlendirmişti, ardından GMP (good manufacturing practices) , yani iyi üretim uygulamaları sertifikası ile gücüne güç kattı. İyi üretim uygulamaları; hem üretimde hem de firma içerisinde her alanın temiz ve hijyenik olmasını önermektedir. Burada dikkate alınan HACCP ilkeleri var. Tehlike analizi ve kritik kontrol noktalarını baz alındığı ilkelerdir. Sadece üretimin temiz olması değil üretimde çalışılan ortamında tehlikeli hiçbir materyal bulundurmaması gerekiyor.  Burada iş güvenliğini de kapsar. İzlenebilirlik, güvenilir tedarik zinciri de bu sisteme dahil edilir ve bir üst seviyesi olan ve sadece yem sanayisi için kullanılan bir belge olan GMP+ belgesidir.

     GMP tüm sektörler için kullanılırken, GMP+ yem sanayisi için kullanılır. Bizim üretim, hizmet ve satışımız var, bu yüzden tam kapsamlı belgemizi aldık. Bu belgeyi, müşterilerimize daha iyi hizmet verdiğimizi göstermek için aldık hem de Türkiye’ye bu alanda bir ilk yaşatmış olduk. Bu süreç başından sonuna kadar firmayı etkiliyor, çünkü bu süreç dahilinde o kalite sertifikasına sahip olabilmek için kalite dokümantasyonunu da ona göre düzenliyorsunuz ve üretim alanındaki değişiklikler, işin yapılış tarzındaki değişiklikler kullanılan malzemeler, her şey bu sertifikanın global standartlarının dahilinde olması gerekiyor, sertifikayı alma sürecinde değil, aldıktan sona da bunun devamlılığının sağlanması gerekiyor. Bu bir seferde alınıp son bulan bir süreç değil, her yıl devamını sağlamak için denetimlerden geçerek kontrol dahilinde olan ve revize edilen bir durumdur” ifadelerini kullandı.

     “Hammaddeden, sevkiyata hijyen ve kalite”   
     Yem sanayisinin canlıya yönelik çalışması nedeniyle sorumluluk alanının geniş olduğunu ifade eden Okman, “Bizim ürünlerimiz paketlendikten sonra sevkiyata dahil ediliyor ve sevkiyat esasında artık sorumluluk bizde değil diye düşünemeyiz. Sevk edilen ürünün sevki esnasındaki bulunduğu aracın hijyeninden de bizler sorumluyuz. Ürün müşteriye ulaşana kadar, yoldaki sürecinden, aracın temizliğinden, o aracın içinde daha önce hangi ürünün taşındığına bile dikkat etmek zorundayız, çünkü üründe her hangi bir şekilde kimyasal, fiziksel, biyolojik hiç bir zararlı etkinin bulunmaması gerekmektedir. Bir canlı için üretilen ve onun beslenmesini ilgilendiren ürünün tüm kalite ve hijyen standartlarına uygun olması gerekmektedir. GMP+, bu ince ayrıntılara dikkat ediyor, tam anlamıyla hijyen ve kaliteye önem veriyor, o yüzden buna sahip olmak bizim için bir gurur kaynağıdır. Yem katkısında kullandığımız ham maddeler gıda sektörü için de kullanılabilir, hayvan sektörü için de kullanılabilir, içerisinde bazı değişik bileşenleri vardır, bir tanesi sadece hayvan sektörüne aittir. Biz sadece hayvan sektörü için olana yönelmeliyiz ki yaptığımız ürün amacına uygun olmalıdır” dedi.

     "İngiltere’nin en büyük yumurtacısı, verimini Türkiye’den alacak”
     Bu sertifikanın, Dünya’ya, Türkiye’de de sofistike yem katkılarını premiksleri, yem maddelerini, tamamlayıcı yemleri, geliştirme, üretme ve son ürün haline getirebilme adına iyi çalışmalar yapıldığını gösterdiğini söyleyen Petekkaya, “Dünyanın neresine gidersek gidelim, zaten kalitemizi konusunu iyi araştıran fark ediyordu. Bu sertifika bize bazı ülkelerin prosedürlerinde daha da rahatlık getirecektir. Bugün Türkiye’de yüzü aşkın kayıtlı premix üreticisi var , yaklaşık 10 tane de GMP+ B1 sertifikasını kısmi branşlarda alanlar var, ama biz Mayıs 2017 itibariyle, her alanda bu sertifikayı alan Türkiye’deki tek yem katksı üreticisiyiz. Dilerseniz internetten bakabilirsiniz. Böylece ihracatta, gümrüklerde tartışılmadan, bu Türk firma bu belgeye sahipse Avrupalı, Amerikalı ile eşdeğer olduğunu kabul edeceklerdir. Türkiye içinde de aslında GMP+ belgemizi kullanmış oluyoruz, çünkü dünyanın onayladığı bir üretim tesisimiz olduğunu kanıtlıyoruz. Üçüncü olarak da kendi kalite anlayışımıza bir şeyler katmış oluyor.

     Yurt dışındaki, yurt içindeki denetçilerin yanı sıra kendi içimizde de denetim uygulamamızı güçlendiriyor. Tabi ki önemli olan zaten ürettiğimiz ürünlerin kalitesiyle konusunu iyi bilen üreticileri ikna etmektir. Yoksa kimse bir kalite belgemiz var diye Türkiye’den ürün almaz, ama yıllardır bizi izleyenler bir de böyle bir kalite sertifikası da olduğunu görünce Türkiye’de ürettiğimiz ürünleri ithal etmekte bir sorun görmüyor. Örneğin İngiltere, son aylarda bizlerle yıllardır pazara sunduğumuz bir doğal verim arttırıcımız için görüşmeler yapıyordu. Nihayet Haziran 2017’de ilk ihracatımızı yapacağız. Ülkenin en büyük Free Range yumurtacı tavukları artık Türk malı bir verim arttırıcı ile zenginleştirilecek.  İşte bununla gurur duymamız lazım. Ülkemizdeki yetiştiriciler de artık şu algıyı kırmalıdır, yaparsa yabancılar yapar, bizim ülkemizden dünya kalitesinde ürün çıkmaz. Tüm yıllarımızı bu algıyı kırmak için verdik. Maalesef, sektörümüzde “merdivenaltı” diye tabir edilen haksız kazanç elde etmeye çalışanlar var. Onlar sektördeki yerli yetiştiricileri öyle kandırıyor ki, yetiştirici de haklı, yerli firma bizi kandırıyor, ya da ürünleri kaliteli olmuyor, biz ithal ürüne odaklanalım diyorlar. İki senede bu sanayi dalında bir yere gelinseydi, bugün herkes bu işi yapardı. Ama bu iş kurnazlıkla değil, bilimle, prensiplerle, bu işe gönül vermekle, ömür vermekle oluyor” dedi.

     “Türkiye’den Alın, Türkiye’ye Katın”
     Farmavet İnternational’ın 4’üncü kuşağını temsil ettiğini belirten Petekkaya, “Benim büyük dayım Veteriner Prof. Dr. Mahmut Akkılıç’tır, Türkiye’de Tavukçuluğun duayenlerindendir, dedem Elazığ’da fidanlık müdürü, Fırat Üniversite’sinde 1980’lerin başına kadar çalışmış bir ziraat teknisyenidir, Babam veteriner farmakologdur ve Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği (VİSAD) ın kurucularındandır, ben her ne kadar işletme okumuş olsam da daha sonra Kanada’da ziraat zootekni eğitimi aldım. Yani, Türk gıda markaları da kullandıkları ürünlerin üreticileri kimlermiş diye iyi bir araştırma yapsalar bence daha yararlı olur. Yoksa, sudan ucuz ama ne olduğu belli olmayan, sürdürülebilirliği meçhul ürünlerle hem kendi işletmelerini riske atarlar hem de yerli ekonomiye fayda sağlamazlar. Kısa dönemli bir kazançları olabilir ama uzun dönemde zararlı çıkarlar. Ülkemize katma değer için sloganımıza: Türkiye’den Alın, Türkiye’ye Katın.!”

     “Tayland’lı karides üreticileri bizlerden destek alıyor”
     Bu belge ile birlikte belli bir kalite anlayışında üretim yapıldığını tescillediklerini ifade eden Petekkaya, “Dünyada kurulu olan bu yem güvenliği anlayışının içinde bulunuyoruz, biz de bu kalitede ürünler üretmeye devam ediyor ve bunu deklare edebiliyoruz. Türkiye’de veya yurt dışında bizimle iş yapan veya yapmayan insanlara yem güvenliği anlayışı ile üretim yaptığımızı anlatmak istiyoruz. Örneğüin su ürünleri ve balıkçılık bizim ,için çok önemlidir. Türkiyte Çupra ve Levrek te Dünya devi oluyor ve biz de bu alanda ülkemizin önemli balık markalarına destek oluyor onlar için ürün geliştiriyoruz. Yapılan çalışmalarda gördük ki, ürünlerimiz Türk balık üreticilerine mücadele ettikleri parazitlere karşı, yabancı ürünlerden daha fazla fayda sağlıyor. Zira ithal yem katkıları uzun depolama sürecinde aktiviteleri düşebiliyor. Herkese aynı ürünü kullandırtmaya çalışıyorlar. Ama bizler balık entegre tesislerimize özel ürünler üretip, taze taze sevk edebiliyoruz.

     Yurtdışında örneğin Karides pazarı özellikle Uzakdoğu’da çok büyük bir pazar olduğu için bu konu üzerinde çalıştık ve özel bir ürün geliştirdik. Gönderdiğimiz numuneler küçük ölçekli çiftliklerde test edildi. Böylece EMS (Erken Ölüm Sendromu) hastalığının yayılımının durdurulabileceği görüldü. Şimdi ise oradaki üreticilerle işbirliği içinde daha büyük ölçekli deneme aşamasına geçtik. Kasetsart Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Akuakültür İşleri Araştırma Merkezi’nde kapsamlı bilimsel deneyimiz bu ay içerisinde başlıyor. Şu anda Uzakdoğu’daki karides yetiştiricileri için Türk bilim insanlarının FARMAVET INTERNATIONAL çatısı altında geliştirdiği bir ürün aranan bir ürün olmuştur. Bu gurur tüm ülkemizindir.” diye konuştu.

     Son olarak, Antibiyotiklerin yerine geçen doğal yem katkıları, verim artırıcılar üretmeye devam ederek bu ürün gamını genişletmek istediklerini dile getiren Petekkaya, “Önümüzdeki dönemlerde, doğal verim artırıcıların, bağışıklık güçlendirici ve verim arttırıcı doğal ürünlerin artması için çalışmalar yapıyoruz. Bugün, geliştirdiğimiz ürünler arasında da bu tür işlevleri olan ürünlerimiz olsa da yoğun etki mekanizmaları olan, hem nicelik, hem nitelik olarak bu ürün gamını genişletmek için çalışıyoruz. Hem virüslerin çoğalmasını engelleyen hem bazı bakterilerin koloni oluşturmasını engelleyen doğal ürünlerle önemli adımlar atıyoruz. Daha güçlü yemler ile daha performanslı ve dirençli hayvanların yetiştirilmesini destekleyen yem katkıları üretmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

 


+ Benzer Haberler
» Büyükbaşa dayalı hayvancılıktan vazgeçilmeli
» Yerli tohumun yaygınlaştırılması
» Lions’lardan eğitime dev destek
» Erdiloğlu’ndan yeni bayi müjdesi
» “Genlerinin neler söylediğini öğren”
» Memnuniyetin ‘% 100 Türk’ çözümü; ‘AGİS’ olacak
» Kitap okutan cafe, Arma
» Engelleri kaldırmak için kamp kurdular
» Son 6 yılın ihracat rekoru kırıldı
» Okul öncesinde ailelere tavsiyeler


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.08.2017
  Ticaret 19.08.2017
  Ticaret 18.08.2017
  Ticaret 17.08.2017
  Ticaret 16.08.2017
  Ticaret 15.08.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni