• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Emekliler açlık sınırının altında yaşıyor

23 Kasım 2019 Cumartesi 14:00
12
14
16
18

     Avustralyalı insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Melbourne Mercer’in her yıl düzenli olarak hazırladığı ‘Küresel Emeklilik Endeksi’nde Türkiye 42.2 puanla ‘En iyi emeklilik’ sıralamasında sondan 3’üncü oldu. Konuyu gazetemize değerlendiren Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, “Enflasyon oranlarının düşük gösterilmesi özellikle yaşam standartları çok düşük olan emeklileri daha çok açlık sınırının altında bir yaşama sürüklüyor” dedi.

“Emeklilerin aylıkları arasında büyük eşitsizlik var”
     ‘Küresel Emeklilik Endeksi’nde, dünyanın farklı ekonomik ve kültürel altyapısına sahip ülkelerindeki emeklilik ve sosyal yardım sistemleri karşılaştırıldı. Endeks, yeterlilik, sürdürülebilirlik ve bütünlük kategorilerinde 40’ı aşkın göstergede dünya nüfusunun yüzde 67’sini temsil eden 37 ülkenin emeklilik sistemi incelendi. Buna göre, Türkiye 42.2 puanla ‘En iyi emeklilik’ sıralamasında sondan 3’üncü oldu. Türkiye aldığı bu notla sadece Arjantin ve Tayland’ın üstünde yer alabildi. TÜRK- İŞ’in açıkladığı verilere göre ise, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 58 lira ve yoksulluk sınırı ise 6 bin 705 lira.
     Önümüzdeki aylarda emekliye yapılacak zam artışının, hazinenin karı, emeklinin ise zararına olacağını belirten Memiş Sarı, “Emekliler hem zam oranlarıyla hem de emekli maaşı bağlanma oranlarındaki düşüşle kaybetmeye devam ediyor” dedi. Sarı, Sosyal Güvenlik Mevzuatında 2000’li yıllarda yapılan değişiklikler ve özellikle 2008 yılında yürürlüğe giren ‘5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ çalışanlar yanında emeklileri de oldukça olumsuz etkilediğini söyledi. Emekliliğe erişim hakkının 2008 yılından sonra daha da zorlaştığını dile getiren Sarı, “Emeklilik yaşı yükseldi, emekli aylığı elde etme koşulları ağırlaştı ve emekli aylıkları düşmeye başladı. Emekliler 2000’li yıllarda giderek daha fazla ekonomik sıkıntı çekmeye başladılar. Aynı koşullarda fakat farklı zamanlarda emekli olanların aylıkları arasında büyük eşitsizlikler ortaya çıktı” diye konuştu.

“İşgücü piyasasına katılan emekli sayısı 4 milyon”
     SGK verilerine göre, 4 milyon emeklinin iş aradığını vurgulayan Sarı, “Türkiye’de toplam 8 milyon 402 bin kişi emekli aylığı alıyor. TÜİK verilerine göre ise toplam 4 milyon 401 bin kişi emekli olduğu için işgücüne katılmıyor. Geriye kalan 4 milyon emekli ise ya bir işte çalışmakta ya da iş aramaktadır. Bu durumda işgücü piyasasına katılan emekli sayısı 4 milyondur. 2002’de ise çalışan veya iş arayan emekli sayısı 2 milyondu” ifadelerini kullandı. Emeklilik yaşı ve prim gün sayısının arttığını söyleyen Sarı, “5510 Sayılı yasa ile 2036 yılına kadar emeklilik yaş koşulu kadınlar için 58, erkekler için 60’a çıkarıldı. Bu tarihten itibaren emeklilik kademeli biçimde artarak 2048 tarihinde kadın ve erkekler için 65 olacak. Çalışanlar prim gün sayılarını tamamlasalar da yaş koşulunu beklemek zorundalar. Bu durum ‘emeklilikte yaşa takılanlar’ olarak bilinen yeni bir mağduriyet yarattı. Aralıksız çalışarak 7 bin hatta 9 bin gün prim ödeyen sigortalılar yaş engeline takıldıkları için emekli olamıyor” şeklinde konuştu.

     5510 Sayılı Yasa’ya göre emeklilik şartlarını anlatan Sarı, “Güncelleme katsayısı düşürüldü. Emekli aylığı hesaplanmasında 2000-2008 arasında çalışılan sürelere ilişkin güncelleme yapılırken Tüketici Fiyatları Endeksinde (TÜFE), meydana gelen artış ve büyüme oranının (sabit fiyatlarla gayri saf yurt içi hâsıla) yüzde 100’ü hesaba katılıyordu. Yasayla birlikte güncelleme katsayısı TÜFE ile büyümenin yüzde 30’unun toplamından oluşuyor. Büyümenin yüzde 70’i güncelleme katsayısında artık dikkate alınmıyor” ifadelerini kullandı. Aynı yasaya ile aylık bağlama oranlarının ciddi bir biçimde düşürüldüğünü belirten Sarı, “Yasa ile tavan sınırlaması getirildi ve aylık bağlama oranlarının yüzde 90’ı geçemeyeceği hükme bağlandı. 5510 öncesi mevzuatta, işçi ve esnaf için bir üst sınır öngörülmemişken Emekli Sandığı’na tabi çalışanlar için bu oran yüzde 100’dü. Yasa sonrasında ise 25 yıl ve 9 bin gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı yüzde 50, 7 bin 200 gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı ise yüzde 40’a düştü” dedi.  Enflasyon ve büyüme oranlarının emekli aylıkları açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu ifade eden Sarı, “5510 Sayılı Yasa’nın 55. maddesi emekli aylıklarının her yıl ocak ve temmuz aylarında TÜİK tarafından açıklanacak TÜFE oranında artırılmasını öngörüyor. Dolayısıyla ekonomik büyümedeki artış, emekli aylıkları artışında dikkate alınmıyor” şeklinde konuştu.

“Emekli aylıklarının milli gelir karşısındaki kaybı yüzde 35”
     Sarı, SGK verilerine göre 2000’li yıllardan bu yana asgari emekli aylıklarının net asgari ücrete oranının giderek düştüğünü söyledi. 2002 yılında net asgari emekli aylığı ile asgari ücret arasındaki oranın yüzde 132 iken 2017 yılında bu oranın yüzde 96’ya düştüğünü vurgulayan, Sarı, “Diğer bir ifadeyle 2002 yılı 100 kabul edilecek olursa ortalama asgari emekli aylığı seviyesinin net asgari ücret karşısındaki kaybı yüzde 28 oldu. 2002 yılından itibaren net emekli aylığı asgari ücret altına geriledi. Bu düşüşün temel nedeni; emekli aylığı güncelleme katsayısı, aylık bağlama oranı ve alt sınırlara ilişkin değişiklikler. 2002’yi esas alırsak emekli aylıkları milli gelire göre geriledi. AKP döneminde emekli aylığı, milli gelir artışının ve ülke ekonomisinin büyümesinin gerisinde kalarak, emekli aylıklarının milli gelir karşısındaki kaybı yüzde 35’e yaklaşıyor” diye konuştu.

     Türkiye’de 12 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin olduğu göz önüne alındığında ailelerle birlikte daha fazla kişiyi etkilediğini dile getiren Sarı, emeklilik koşullarının düzeltilmesi için şu önerilerde bulundu: “Emekli aylıkları yaşam koşullarına uygun hale getirilmeli; emekli aylıklarının alt sınırı asgari ücretle eşitlenerek; en az asgari ücrete uyumlu bir biçimde artış sağlanmalı;  aynı koşullarda emekli olanların aylıkları arasındaki uçurum kapatılmalı; yaşa takılan emeklilerin sorunu çözülmeli; emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalı ve emeklilerin sendikal haklarını kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.”


+ Benzer Haberler
» Bal ihracatçısı devlet desteği bekliyor
» “Aile hekimliği mesleği cazip olmaktan çıktı”
» “5 yılda 2 bin kümes kapandı”
» “Türkiye, İranlı’lar için güvenli bir ülke”
» Kamyoncular dijital takografa hazır değil
» “Vitaminler reçetesiz satılmamalı”
» Promosyon sektörünün 2023 hedefi 10 milyar TL
» Mobilyada KDV indirimi stokları eritecek
» Kemeraltı kuyumcuları satışlardan şikayetçi
» “Pamukda getiri artınca, mısır üretimi azaldı”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.01.2020
  Ticaret 21.01.2020
  Ticaret 20.01.2020
  Ticaret 18.01.2020
  Ticaret 17.01.2020
  Ticaret 16.01.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni