• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“En büyük gaye, Nobel değildir, kitaptır”

24 Eylül 2021 Cuma 17:00
12
14
16
18

“En büyük gaye, Nobel değildir, kitaptır”

           HABER MERKEZİ      
     Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, TÜBİTAK’ın onur konuğu olarak TEKNOFEST’21 için Türkiye’ye geldi. TÜBİTAK UME’de öğrencilere bir konferans veren Sancar, yaptığı sunumda Türk dünyasının dünya bilimine katkısını tarihsel bir perspektiften değerlendirdi. Sancar, bugüne kadar kendisini kimin Nobel’e aday gösterdiğini bilmediğini ifade ederek “En büyük gaye, Nobel değildir, kitaptır. 100 sene sonra benim buluşlarımı sizin gibi Türk çocukları okuyacaklar ve ‘Bunu bir Türk yaptı’ diyecekler. Benim gayem oydu.” dedi.

ORTA ASYA’NIN ALTIN ÇAĞI
     Türk dünyasını bilimsel katkı açısından benzer geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sancar  Çin’le karşılaştırırken Princeton Üniversitesi’nden S. Frederick Starr’ın “Kayıp Aydınlanma: Orta Asya’nın Altın Çağı” isimli kitabına atıfta bulundu. Avrupa’da Orta Çağ’ın sürdüğü dönemlerde Türk dünyasının aydınlanma çağı yaşadığını kaydeden Sancar, bu dönemde müslüman Türk dünyasından İbn-i Sina, Biruni, El-Cezeri, Uluğ Bey ve Harezmi gibi bilim adamlarının dünya bilimine önemli katkılar sunduğunu söyledi. Sancar, Türk dünyasında yaşanan aydınlanma çağının Ali Kuşçu gibi bilim adamlarıyla Osmanlı’ya da taşındığını vurguladı.

DENEY YAPMANIN ÖNEMİ
     Türkiye’nin teorik eğitimde çok iyi olduğunu belirten Sancar, “Ben doktora yaparken çok zorluk çektim. Çünkü deney yapamıyordum. Türkiye bizi teorik alanda çok iyi hazırladı ama deney tecrübemiz eksikti. Bilim yapmak deney ile olur. Biz çocuklarımıza erken yaşta deney yapmayı öğretmeliyiz. Amerika’da Türk Kültür Merkezi inşa ettik. Arka bahçesinde köşede Atatürk’ün büstü var, bir köşede de Piri Reis’in. Piri Reis’i koymamın sebebi, o dünya haritasını ben de DNA onarım haritasını yaptım. ‘Benim Piri Reis haritam dedim” ifadesini kullandı.

“BİYOLOJİK SAAT ÜZERİNDE ÇALIŞMAYA BAŞLADIM”
     Bilimde bir testin nereye götüreceğinin bilinmediğini dile getiren Sancar, “DNA yapısı keşfedildiğinde ‘Bu genetiğin temel yapısıdır ve bozulmaz’ diye genel bir düşünce vardır. Sonradan baktılar ki röntgen ışınlarıyla güneş ışınlarıyla başka çevredeki kimyasallarla tahrip olunca mutasyona ve kansere sebep oluyor. Benim doktora yaptığım hoca ilk defa DNA’yı onaran bir mekanizma olduğunu keşfetmişti. Ama bu enzimin nasıl çalıştığını bir türlü çözemedi. Çünkü çözmek için enzimi arıtmak lazım. Enzim çok az miktarda yapılıyordu. Ben enzimi çoğalttım ve arıttım ve nasıl onarılır onu çözdüm. Başka onarım mekanizmaları var onlarla devam ettim. Ben bununla uğraşırken bir de baktım ki insanlarda DNA onarım enzimine benzeyen bir protein var ama DNA onarımı yapmıyor. Bu ne yapıyor diye araştırırken bir baktım ki bu biyolojik saati kontrol ediyor. Bunun üzerine biyolojik saat üzerinde çalışmaya başladım ve ikisini birleştirdim. Şimdi biyolojik saat, DNA onarımını nasıl kontrol ediyor? Bunu kullanarak hem kanser önleminde hem de kanser tedavisinde nasıl kullanabiliriz şimdi o çalışmayı yapıyoruz” dedi.

“BEN ÇOK MİLLİYETÇİYİM”
     İnsanda DNA onarımını bulmak istediklerini belirten Sancar, “5 yıl gece gündüz çalıştık. Eğer önemli bir konu üzerinde çalışıyorsanız biliniz ki o konu üzerinde çalışan 5 kişi daha vardır. Eğer Japonya’dan biri bunu bizden bir ay önce bulsaydı bizim 5 yılımız heba olurdu. Bilim yapmak kolay değil. Ben bunu merak için yapıyordum insanlar nasıl onarılıyor. Çünkü bakterilerdeki proteinler insanlarda yok. Ama insanlarda da onarıldığını biliyordum ve bunu çözmek istedim. Sayısız uykusuz gecelerimiz oldu. Bazen yenilir, bazen yeneriz. Her şeyi ben başaracağım diye bir şey yok. Fatih’in meşhur bir sözü vardır. ‘İstanbul, ya ben seni alacağım ya sen beni alacaksın.’ İnatçı olacaksın ve istekli olacaksın ve bütün enerjini ona vereceksiniz. Bu fedakarlık ister, ailede zor durumlar yaratabilir. Siz gece yarılarına kadar çalışabilirsiniz hanım evde bekliyor. Denge kurmak gerek. Eğer istekliyseniz ben yapacağım dersiniz yaparsınız. Büyük işler yapmış çok bilim adamı pek mutlu değiller aslında. İkide bir söylemek istemiyorum ama ben çok milliyetçiyim. Bu benim için büyük bir motivasyondur. Ne kadar strese girsem onun tesellisi var” dedi.

“MOLEKÜLER BİYOLOJİDE DOKTORA YAPMAYA KARAR VERDİM”
     Meraklı bir kişi olarak moleküler biyolojide doktora yapmaya karar verdiğini dile getiren Sancar, “Tıbbiyeye gittim doktor oldum. Orada öğrendim ki doktorlar teknisyen gibi çalışıyor. Mardin Savur’un Surgücü köyünde sağlık ocağında çalışıyordum orada çok tüberküloz vardı. Sağlık Bakanlığı kilolarca ilaç gönderiyordu. Merak ettim. Zatürre olunca penisilin veriliyor. Ben hayatım öyle kurtarıldı. Ben zatürre olmuştum ve kardeşimden kaptım. Kardeşim öldü. Ben de zatürre oldum, ben şanslı çıktım. Türkiye’ye penisilin yeni geliyordu. Penisilin iğnesi yaptılar ben iyileştim. Ama penisilin tüberkülozu tedavi etmiyor. Sordum soruşturdum, kitapları araştırdım cevabı yok. Ne mikrobiyologlar ne doktorlar biliyor. Sadece Türkiye’deki doktorlar değil dünyada bilinmiyordu. Doktorlar verilen şeyleri tatbik ediyor bir araştırma yeni bir keşif yapmıyor o bakımdan ben dedim meraklı bir kişi olarak moleküler biyolojide doktora yapmaya karar verdim” ifadelerinde bulundu.

“SÖYLEYECEĞİM AMA KİMSE ALKIŞLAMAYACAK”
     Sancar, ”Nobel’i Anıtkabir’e hediye etmeye nasıl karar verdiniz?” sorusu üzerine, Söyleyeceğim ama kimse alkışlamayacak oldu mu?” dedi. Sancar, ardından şöyle devam etti: İlginç bir şey Nobel’i ben aldım onun heyecanı, kargaşalığı vardı. Eşime söyledim, eşim Amerikalı. ‘Ben bunu Anıtkabir’e koyacağım.’ ‘Tabii başka ne yapacaksın?’ dedi. O Amerikalı kadın. Çünkü ona Atatürk’ü anlatmıştım. Atatürk’ü birçok Türk’ten daha çok takdir ediyordu. Ben de hayret ettim. ‘Yok, biz saklayalım.’ demedi. Ben Atatürk’ün sayesinde oraya vardım. Çünkü Mardin’in Savur ilçesinde annesi babası okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eğitim görüp Nobel alması Atatürk sayesinde oldu. Konferansın ardından “Medikal Biyoteknoloji Araştırma Merkezi”ni ziyaret eden Sancar, TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şaban Tekin, Sancar’a, merkezde yürütülen aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarına ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.  Daha sonra “COVID-19 Türkiye Platformu’ndaki bilim insanları ile “Birlikte Geliştirme ve Birlikte Başarma” başlıklı toplantıda bir araya gelen Sancar, Türkiye’yi aşı konusunda birçok ülkeden ileri bulduğunu söyledi. Sancar, “Platform bünyesinde gelecek pandemiler için de çalışmalar yapıldı. Burada bilgi ve girişim bakımından güçlü bir altyapı var” dedi.


+ Benzer Haberler
» Amatör sporun kurmayları Bornova’da buluştu
» Gripin Buca’da müzikseverlerle buluşacak
» Kıyı Ege’de üç yılın bütçesi tamam
» Buca Belediyesi günde 110 ton moloz topluyor
» İduğ ve Batur’dan birer gol
» Yörük geleneği Buca’da yaşatılacak
» Başkan Batur: Muhtarlar bizim baş tacımız
» Yeni bir kenti el ele, gönül gönüle birlikte şekillendireceğiz
» Başkan İduğ: İnsana dokunuyoruz
» İşbir Sentetik halka arz için SPK’ya başvurdu


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 25.10.2021
  Ticaret 23.10.2021
  Ticaret 22.10.2021
  Ticaret 21.10.2021
  Ticaret 20.10.2021
  Ticaret 19.10.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni