• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE
YAZARLAR GELECEK İÇİN KADIN
12
14
16
18
10/07/2021 06:59
İstanbul Sözleşmesi Kimi Yaşatır ?

Duygu Cankurtaran
​​​​​​​​Avukat
​​​​​​​​İZİKAD Üyesi​​

     45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından altına imza atılan İstanbul Sözleşmesi, çoğumuzun gündemine Türkiye tarafından ‘’feshedilmesi’’ nedeniyle dahil oldu diyebiliriz. Ancak, sözleşme bilinenin aksine yeni bir sözleşme değildir. Bu sözleşmenin geçmişi 2011 yılına dayanmaktadır. Tam adı ile ‘’Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’’, bilinen adıyla ‘’İstanbul Sözleşmesi’’, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan sözleşmedir.

     Kanaatimce, bu kadar önem arz eden bu sözleşmeye ilişkin üzerinde önemle durulması gereken konu şudur; İstanbul Sözleşmesi kimi, kimden ve neyi koruyor? Bu konuya açıklık getirmesi, toplumun bu konu hakkında doğru ve tam bilgilendirilmesi kanaatimce önem arz etmekte. Zira çoğu konuda olduğu gibi bu hususta da toplumda ciddi bilgi kirliliği var. Ne yazık ki, okuma ve konunun özünü anlama konusunda yetersiz ve ilgisiz bir toplumuz. Hal böyle olunca , tamamen kulaktan dolma bilgilerle hayatlarımıza ve düşüncelerimize yön veriyoruz.

     İstanbul Sözleşmesi’ne yalnızca ‘’sözleşme’’ deyip geçmemek gerek; zira kadın-erkek eşitsizliğinin, çoğu zaman yalnızca cinsiyetimiz ve/veya cinsel yönelimimiz ,inançlarımız sebebi ile maruz kalındığımız zulüm ve haksızlıkların, her türlü şiddetin neredeyse meşru olduğu bir toplum ve hükümet düzeninde bu bildirgeye yalnızca bir ‘’sözleşme’’ demek ve basite indirgemek pek de doğru olmayacaktır.

     Bu bağlamda, başta belirttiğim üzere anlaşılması ve anlatılması gereken esas husus şu dur ki, her ne kadar toplumca bu sözleşme ‘’kadın hakları’’ temelli gibi görünse de , toplumdaki her bireyi yakından etkileyecek bir sözleşmedir. Çünkü bir kadının yükselmesi, toplum içerisinde varlığının ve derin katkısının benimsenmesi demek bir toplumun kalkınması, daha ileriye gitmesi demektir. Günümüz Türkiyesi’nde kadının gerek aile yapısı içerisinde gerekse iş hayatında varlığının yok sayılması, çeşitli yollarla kimliksizleştirilme çabaları tüm toplumun geleceğini derinden yaralamaktadır. Kadınlar bir toplumu bütünleyen,toplumun geleceği olan çocuklarımızı yetiştiren bireylerdir. O nedenledir ki, İstanbul Sözleşmesi aslında kadın erkek ayırt etmeksizin hepimizi , hepimizin geleceğini korumaktadır.

     Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platromunun 2019 Raporuna göre, Türkiye’de 2010-2019 yılları arasında kadın cinayetlerinin düşüş gösterdiği tek yıl, sözleşmenin imzalandığı yıl olan 2011 yılıdır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporlarına göre Türkiye’de 10 yılda toplamda 2296 kadın cinayeti yaşanmıştır. Ne acıdır ki bu satırları yazarken dahi kim bilir kaç kadın sindirilerek yok sayılmakta, katledilmekte… Her yeni güne bugün ne haberler işiteceğiz diye uyanmak duyarlı bütün vatandaşları derinden yaralıyor. İçten içe umutsuzluğa kapılmamıza sebebiyet veriyor. Unutulmamalıdır ki, ülkemizde katledilen,şiddete maruz kalan, yok sayılan, kimliksizleştirilen her kadın aslında toplumun yapı taşına indirilen ciddi darbedir.

     Kadına yapılan şiddet salt kadına mı yapılmaktadır? Hayır. Tabiri caizse en kaba haliyle kadının ruhuna ve bedenine inen her darbe aslında o evdeki çocuklara yani geleceğimize de inmektedir. Çocuğun şiddet ve farklılıklara karşı nefret eğilimi, gelişim çağında dalga dalga yayılmakta ve aile içerisinde çocuğun şahit olduğu şiddet ile başlamaktadır. Çocuk için her türlü şiddet artık ‘’normal’’ hale gelmektedir. Çocukların normal algısını anne babalar oluşturmaktadır. Annesinin şiddete maruz kaldığını gören çocuk artık asla eskisi gibi olmayacaktır. Keza, yine yetiştirilirken çocuğun ‘’cinsiyetçi’’ söylemlerle dolu, sırf ‘’erkek’’ ya da ‘’kız’’ çocuğu olması nedeniyle kendisine rol biçilmesi de aynı acı verici sonu beraberinde getirmektedir. Şiddete şahit olan çocuğun ‘’normal’’ algısı olumsuz yönde şekillenmekte, gelecekte topluma geri dönüşü ‘’şiddetin normal olduğu’’ yönünde olmaktadır. Bu zihniyet zincir halinde toplumun iliklerine işlemektedir.

     Kadın, maruz kaldığı şiddeti toplumsal bakış açısı ve çeşitli baskılar nedeniyle bir nevi‘’ kabulleniş’’ yoluna gittiğinde de yine bu durum kadının yetiştirdiği çocuklara sirayet etmektedir. Çocuk kız çocuğu ise ileride maruz kaldığı/kalacağı ; erkek ise karşısındakini maruz bırakacağı her türlü psikolojik, fiziksel, cinsel ya da ekonomik şiddetin tabiri caiz ise karşısındakine ‘’reva’’ olduğu bilinci aşılanmaktadır. Toplumun  gelişimini etkileyen ‘’kötü zihniyet’’ burda ortaya çıkmakta, eril yapının kabulü ile erkeğin kadından üstün olduğu, kadının ise yalnızca ‘’erkekler için’’ var olduğu, ’’yerini,sözünü,duracağı yeri bilmesi’’ gerektiği zihniyeti tam da bu noktada oluşmaktadır.

     Kadının toplumdaki yeri çok önemlidir. Bundandır ki, mücadelemiz aslında yalnızca ‘’KADIN’’ ın korunması ve ‘’KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ’’ değil; ülkemizin gelecek nesillerinin zihinlerinin kirlenmemesi mücadelesidir. İstanbul Sözleşmesi, var olmalıdır.Yürürlükte kalmasının yanı sıra tüm maddelerin tam anlamıyla benimsenerek, uygulamasının en iyi şekilde yapılması gerekmektedir.

     Ne yazıktır ki,  toplumumuzda şiddetin önlenmesi için imzalanan bu uluslararası sözleşmenin feshedilmesi fikrini destekleyenler de mevcut. Bunun temelini ‘’İstanbul Sözleşmesi’nin TÜRK AİLE YAPISINI BOZDUĞU’’ gerekçesine dayandıran bu zihniyet işte tam da mücadele edilmesi gereken karanlık zihniyettir. Bu bağlamda bize düşen dünyaya getirdiğimiz , gelmiş ve yetiştirmekte olduğumuz çocukların zihniyetini aydın, eşitlikçi, yaşayan her canlıya sevgi ve saygı odaklı yetiştirmektir .  

     Bu hususta yazımı Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kadın ve kadının bir toplumdaki önemini vurguladığı naçizane birkaç sözüne yer vererek bitirmek isterim.Zira, büyük önderin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sırasında kadınlara verdiği önem ve TBMM’de kadın haklarının yasalarla güvence altına alınması konusunda gösterdiği çaba ve özveri hiç kimse tarafından yadsınamaz bir gerçektir.
     ‘’Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.’’
     ‘’ Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.’’
     ‘’ İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?’’
Aydınlık bir gelecek görmek umudu ve arzusu ile… İstanbul Sözleşmesi Hepimizi Yaşatır!
Sevgi ve saygılarımla.

Önceki Yazılar :
Haberler
  Kuraklığa karşı bir hamle daha

  Kaynaklar’da spor ve eğlence bir aradaydı

  Atatürk Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü renkli doppler ekokardiyografi cihazı satın alacak

  İhale Özetleri

  02 Ağustos 2021 Tarihli ve 31556 Sayılı Resmî Gazete

  Karayollarında Durum

  Vak’a sayısı azaldı, vefat eden sayısı arttı

  01 Ağustos 2021 Tarihli ve 31555 Sayılı Resmî Gazete

  Afet bölgelerine 50 milyon TL destek

  Aktif vak’a sayısı 221.339’a yükseldi

  BİNA İNŞAATI YAPTIRILACAK

  Yatlar ve marinalar pandemiye takılmadı

  Mobilyada yoğunluk beklenenden kısa sürdü

  Bu hasatta iyilik var

  36 ilaç daha geri ödeme listesinde

  “İhracatta kazanılan müşteriyi kaybetmemeliyiz”

  Devam eden yangınlarda can kaybı 6’ya yükseldi

  Destek için yola çıktılar

  Menemen, Dikili ve Bergama’ya yeni taşıt köprüleri

  Karşıyaka’dan Manavgat’a dostluk eli

  14. Türkiye Tiyatro Buluşması Efes Selçuk’ta başlıyor

  Yeni akım: P-ticaret

  “Amaç, herkes için değer yaratan bir fındık sektörü”

  Temassız devrime kadın tasarımcılar damga vurdu

  Borsalarda Alım-Satım

  Su Ürünleri Hal Fiyatları

  Sebze-Meyve Hal Fiyatları

  Van İl Tarım ve Orman Müdürlüğü süt soğutma zinciri araç ve ekipmanları satın alacak

  Hentbolda Avrupa Kupası rakipleri belli oldu

  Octet’den ilk 6 ayda 900 Milyon TL işlem hacmi

  Türk Telekom’dan 100 bin fidan

  ‘Start-up’ların teknoloji savaşları

  Gaziemir’de ağustos ayı sanat dolu geçecek

  Başkan Sandal: Tek çözüm kentsel dönüşüm

  Seyhan Belediyesi uydu üzerinden internet hizmeti alacak

  Silajlık mısırlar artık damla sulama yöntemi ile sulanacak

  Antalya’daki yangında zarar görenlere Kızılay’dan destek

  Bisiklet ihracatında yüzde 87’lik artış

  İZSİAD’dan hatıra ormanı

  Rüzgar enerjisinde gündem; Yeşil Mutabakat

  Doğru tercihin adresi bu yıl da Konak olacak

  TEB’den ekonomiye yılın ilk yarısında 86.3 milyar TL destek

  BELGEM’de kayıtlar internet üzerinden

  Pınarhisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü araç kiralama hizmeti alacak

  İZMİR KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN TAŞINMAZ SATIŞI

  Afet bölgesinde SGK prim ödemesinde erteleme kararı

  İhale Özetleri

  31 Temmuz 2021 Tarihli ve 31554 Sayılı Resmî Gazete

  Yeni vak’a sayısı 3 gündür 22 binin altına inmiyor

  ÖĞRENCİ/KURSİYER/VELİNİN OKUL/KURUM/SINIFLARA 6 ARAÇ VE 6 REHBER PERSONELLE 182 İŞ GÜNÜ TAŞINMASI İŞİ

ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 02.08.2021
  Ticaret 31.07.2021
  Ticaret 30.07.2021
  Ticaret 28.07.2021
  Ticaret 27.07.2021
  Ticaret 26.07.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni