• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Hedef; 2020’de 10 ilde yetkinlik ve dijital dönüşüm merkezi

18 Temmuz 2019 Perşembe 09:00
12
14
16
18

   ► Merkezler “En az kaynakla, en kısa zamanda, en ucuz ve hatasız üretimi, müşteri talebine de yanıt verebilecek şekilde, en az israfla nasıl gerçekleştirebiliriz?” sorusuna cevap arayacak.

     Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın projeleri arasında belirli illerde KOBİ Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezlerini(Model Fabrikalar) kurmak var. İlki geçtiğimiz Aralık ayında Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete girdi. Bu merkezlerin sayısını arttırmayı hedeflediklerini belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, bu konuda 2020 sonuna kadar 10 merkez açmayı planladıklarını söyledi. Varank, merkezlerin sanayi hayatındaki önemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
     “Ülkemizde bir ilk olma özelliğini taşıyan “Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nin ilkini Ankara Sanayi Odası, 1. OSB ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı desteğiyle kurduk. Bu merkezin sanayimize çok yeni bir bakış açısı getireceğine yürekten inanıyorum. Bu merkezle birlikte, yalın üretim ve sanayinin dijital dönüşümüne ilişkin duyduğumuz pek çok teorik kavram pratiğe dökülür hale gelecek. Sanayicilerimiz, “yaparak” ve “uygulayarak” öğrenme şansına sahip olacak; kendi fabrikalarına döndüklerinde burada edindikleri tecrübeleri iş süreçlerine yansıtabilecekler. Aslında “yalın üretim” kavramı yeni bir mesele değil, temel ilkeleri 1950’lerde ortaya çıktı. Özetle şu soruya cevap arıyor. En az kaynakla, en kısa zamanda, en ucuz ve hatasız üretimi, müşteri talebine de yanıt verebilecek şekilde, en az israfla nasıl gerçekleştirebiliriz?

     Mikro düzeydeki bu problemi çözdüğünüz zaman, makroekonomik açıdan da önemli bir rekabet üstünlüğü sağlıyorsunuz.
     Yalın üretimin ruhunu anlamak kadar, uygulamada hayata geçirmek de çok mühim. Yani, teknikleri bilmek yetmiyor, bunun bir iş yapma kültürü olarak yayılması da gerekiyor. Türkiye’de bunu başaran firmalarımız elbette var.
     Fakat hala istediğimiz seviyelerde değil.
     Bunun önemli sebeplerinden biri, firmaların “deneme” şansının görece kısıtlı olması.
     Belki makinelere zarar verme korkusu, belki yeni fikirlere kapalı olma olgusu, belki de üretim sürecindeki mevcut geleneklerden sıyrılmanın zorluğu, pek çok firmanın bu alanda geri kalmasına yol açtı.
     Açılışını gerçekleştirdiğimiz merkez, tam da bu sorunlara çözüm olacak nitelikte. Ülkemizin ilk yetkinlik ve dijital dönüşüm merkezi olan bu yerleşkede, firmalarımız artık “deneme” şansına sahip olacaklar.
     Uzman kadrosu, modern makine ve ekipmanıyla bu merkezde, ilk aşamada kesikli üretim (montaj ve işleme) yapan imalatçılara hizmet verilecek.
     Altyapı zamanla, “sürekli imalat sektörlerini” kapsayacak ve “dijital dönüşüm uygulamalarını” da içerecek şekilde genişletilecek.

     Teorik eğitimlerin tamamlanmasını müteakip, katılımcılar uygulayarak öğrenme aşamasına geçecekler. Böylelikle, “hata yapmaktan korkma” psikolojisini yenmiş olacaklar.  Bu büyük bir vizyon değişikliği. Sizlerle dikkat çekici bir istatistik paylaşmak istiyorum. Bakınız deneyimsel öğrenme, sadece sınıf eğitimlerine dayalı programlara kıyasla hatırlanma oranlarında 6,5 kata varan bir gelişme sağlıyor.  Ayrıca bu teknikler, katılımcıların kalıcı yetkinlikler kazanmasında doğrudan etkili oluyor. Vurgulamak istediğim bir diğer husus da merkezin yönetişim modeline ilişkin. Burada kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplum taraflarını kapsayan katılımcı bir yönetim anlayışı söz konusu. Dolayısıyla ortak akılla hızlı kararlar vererek, programın teknolojideki gelişmeleri içerecek şekilde güncel kalması amaçlanıyor.  Bu merkezde, teorik ve uygulamalı eğitimlerin yanı sıra, öğren-dönüş programları, üniversite-sanayi işbirliği projeleri, araştırma, ürün ve sistem geliştirme eğitimleri de düzenlenecek. Projenin başından beri üniversitelerimiz sanayicilerimizle iç içe çalıştılar ve programı birlikte oluşturdular.

     Ne mutlu ki bundan sonraki süreçte de her iki taraf birlikte çalışmaya hazır.  Çok önemsediğim bir konu da meslek eğitimi yoluyla sanayideki ara eleman ihtiyacının karşılanması.  Bu merkezde OSB’de bulunan meslek lisesi ve meslek yüksekokulunda okuyan öğrenciler de eğitim görecekler. Dolayısıyla öğrencilerimiz, staj yaptıkları ya da çalışmaya başlayacakları firmalara burada edindikleri tecrübeleri de yansıtacaklar. Bu sayede sanayimize en temel seviyeden giren çırak öğrencilerimizde de yalın üretim kültürü oluşmuş olacak.  Aldığım bilgilere göre merkezin resmi açılışından önce hali hazırda 50 firmanın üst yönetimine fragman eğitimleri verildi.  Otomotivden beyaz eşyaya, plastikten mobilyaya, dökümden gıdaya pek çok sektörde faaliyet gösteren firmalardan alınan geri bildirimlerle eğitim programına küçük eklemeler yapıldı. Eğitimlere katılanlardan aldığımız olumlu görüşler, programın önümüzdeki dönem başarısı için iyi bir gösterge. Bu merkez sadece Ankara’yla sınırlı kalmayacak, çevre illerimize de hitap edecek. Ayrıca, 2020 yılına kadar ülke genelinde bu tip merkezlerin sayısını 10’a çıkarmayı hedefliyoruz.

     Attığımız bu adımlar, sanayimizin verimlilik ve dijital dönüşüm alanlarında önemli bir eşiği atlamasına ciddi katkı sağlayacaktır. Biliyorsunuz teknoloji artık hayatımızın her yerinde. Günlük yaşantımız, tüketim alışkanlıklarımız ve üretim modelleri yeni teknolojik eğilimlere göre şekilleniyor, dönüşüme uğruyor. Rekabetin ve kaynak verimliliğinin kuralları yeniden belirleniyor. Teknolojiyi geliştiren, onu yönlendiren ve üretime hızla adapte edebilenler, işte bu yeni dönemin kazananları. Türkiye’nin de “kazanan” olmasının önünde hiçbir engel yok. İşte biz tam da bu noktadan hareketle “milli teknoloji, güçlü sanayi” vizyonunu ortaya koyduk. Vizyonumuza giden yolun yüksek katma değerli üretim, verimlilik, dijital dönüşüm ve bölgesel kalkınmadan geçtiğini biliyoruz. Bu merkez, vizyonumuzu hayata geçirme adına attığımız adımlardan bir tanesi. Bu adımda, siz değerli sanayicilerimizin işbirliğine ihtiyacımız var. Şöyle ki, firmalarınızın burada sunulan hizmetlerden azami seviyede faydalanması ve işgücünüzün en iyi şekilde eğitilmesi için istekli, aktif olması gerekiyor.  Hiç şüphe yok ki, burada verilen eğitimler size verimlilik artışları olarak geri dönecek. Yüksek verimlilik, yerli ve yabancı rakiplerinize karşı rekabette üstün olmanızı sağlayacak. Doğal olarak bu durum da kazancınıza ve işinizi daha da büyütme hedeflerinize yansıyacak. Firma düzeyinde elde edilen başarılar da, elbette ülkemizin makroekonomik temellerine doğrudan katkıda bulunacak.”

İMALAT SEKTÖRÜNÜN GELİŞİMİ CUMHURİYET DÖNEMİYLE BAŞLIYOR
     Dünya ticaretinin ve ona yön veren rekabet unsurlarının gelişimi ve değişimine baktığımızda, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan 1970’li yıllara kadar olan zaman diliminde rekabet gücünün temel öğesinin üretim üstünlüğü olduğu ve bunu gerçekleştirmek için de kitlesel üretim stratejilerinin geliştirildiğini görüyoruz. 1970’li yılların sonlarında maliyet yönlü rekabet dönemi başlarken, 1980’li yıllarda ise bu öğelere kalite boyutunun eklendiğini söyleyebiliriz. İçinde bulunduğumuz zaman dilimini de kapsayan ve özellikle 1990’lı yıllarla birlikte rekabet gücünün belirleyicileri ise esneklik, hız ve yenilikçilik (inovasyon) olarak karşımıza çıkıyor. Türk sanayisinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, çok kısa sürede hızlı bir şekilde gelişip çeşitlendiği görülebilir. Cumhuriyet dönemiyle başlayan Türk imalat sanayisinin gelişimi, çeşitli ekonomik ve sosyal gelişmelerden etkilenerek şekillenmiş olup farklı dönemler altında şekillenerek günümüze kadar ulaşmış durumda.

     1980 yılında neoliberal ekonomik görüş çerçevesinde inşa edilen dışa açık bir ekonomik büyüme modeli dahilinde dış ticaret politikalarının serbestleştirilmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinde sanayi politikalarının yeniden yapılandığı bir döneme girildi. Türkiye bu dönemde 24 Ocak 1980 kararlarını alarak dünyadaki dönüşüme erken katılan bir ülke oldu. 24 Ocak 1980 kararları, ekonomide yapısal değişimleri içeren uzun vadeli önlemlerle kısa vadeli önlemleri bir arada içeriyor. Uzun vadeli değişim amaçlarının başında, kamu sektörünün ekonomideki öneminin azaltılması ve özel sektörün geliştirilmesi, serbest piyasa sisteminin işlerliğinin sağlanması yer alıyor. Kısa vadeli değişim amaçlarını ise dış ödeme güçlüklerine çözüm bulmak, ekonomide ithal ikamecilikten ihracata dönük sanayileşmeye geçişi sağlayıcı tedbirleri almak (devalüasyon, gerçekçi kur politikası, ihracat teşvikleri ve dış ticarette serbestleşmenin sağlanması) ve enflasyonu düşürmek oluşturuyor. Bu dönemde Türkiye’nin izlediği politika, literatürde çeşitli kaynaklarca ihracatın sürüklediği büyüme olarak da adlandırılabilir.

Türkiye’nin En Rekabetçi Olduğu Sektörler

Teknoloji Düzeyi Sektör Açıklama
Düşük Suni-sentetik devamsız elyaftan iplikler (perakende)
Düşük Dokunmuş halılar, yer kaplamaları (kilim, sumak, karaman vb.)
Orta-Düşük Demir/çelik çubuklar (sıcak haddeli, dövülmüş, burulmuş, çekilmiş)
Orta-Düşük Bakırdan ince, kalın, örme vb. halatlar (elektrik-izole hariç)
Düşük Buğday unu/mahlut unu
Düşük Meyve (kurutulmuş) 08. fasıldaki sert ve kabukluların karışımı
Düşük Havlu nevi bukleli mensucat (tufte edilmiş mensucat)
Orta-Yüksek Isıtması elektrikle olmayan demir-çelik radyatör, jeneratörler
Düşük Gipe iplikler, monofiller, şeritler, tırtıl iplikler vb
Düşük Yoğunluğu artırılmış ağaç (bloklar, levhalar, şeritler/profil halinde)

Kaynak: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Kg Başına İhracat ($)
2001 0,69
2002 0,69
2003 0,87
2004 1,00
2005 1,09
2006 1,21
2007 1,44
2008 1,54
2009 1,18
2010 1,20
2011 1,43
2012 1,48
2013 1,54
2014 1,59
2015 1,44
2016 1,37
2017 1,36

Kaynak: TÜİK


+ Benzer Haberler
» Türkiye’nin rekabet gücü teknoloji ile artacak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.01.2020
  Ticaret 20.01.2020
  Ticaret 18.01.2020
  Ticaret 17.01.2020
  Ticaret 16.01.2020
  Ticaret 15.01.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni