• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

İklimlendirmede kümelenmeyi başardılar, İzmir’e tersine sanayi göçünü başlattılar

30 Ekim 2019 Çarşamba 00:00
12
14
16
18

   ► Ege Bölgesi’ndeki 969 firma; 45 bin 531 kişilik istihdamı ile Türkiye’nin iklimlendirme ihracatının yüzde 20’sini gerçekleştiriyor.

     Ege Bölgesi ve özellikle İzmir, iklimlendirme sektörü için yeni bir üretim üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu konuda doğal akışında oluşan kümelenme modeli, gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıların gözünü bölgeye çevirmesine neden oldu. Dünya ve Türkiye ekonomisinde yaşanan sıkıntılı günlere rağmen, bölgedeki potansiyeli gören yeni yatırımlar bir anlamda krize kafa tutuyor.
     Ege Soğutma Sanayicileri İş Adamları Derneği (ESSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Form Endüstri Tesisleri Genel Müdürü Güray Korun ile sektörün bölge özelindeki gelişimini bütün yönleriyle ele aldık.
     Kurulacak olan yeni laboratuvar ile sektörde imal edilen makinaların test konusunda da bir üs olmayı hedefleyen İzmir’in bu konuda gerek iç pazara gerekse yakın coğrafyaya hizmet vereceğine dikkat çeken Korun, sektörün katma değerli üretim ile ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını söyledi.
     Kümelenme sayesinde tersine sanayi göçünün başladığını ve birçok firmanın üretim merkezlerini İzmir’e taşıdığını bildiren Korun, bu rüzgârın önümüzdeki günlerde de İzmir yönünde eseceğini tahmin ettiklerini kaydetti.

Nasıl bir sektör gerçeği ile karşı karşıyayız?
     Her sektör gibi bu dönem bizim sektörümüz için de çok kolay geçmiyor. Sektörümüzün ihracat potansiyeli ne kadar yüksek olsa da büyük bir çoğunluğumuz KOBİ olarak çalışıyor. Yurtiçi pazara hitaben çalışıyor. Yurtiçi pazarı da düşündüğünüz zaman her sektörde olduğu gibi bizim de pazarımız daralmış durumda.

Bir önceki döneme göre ne kadarlık bir daralma var?
     Kendi çalışmalarımızdan doğru baktığımda; geçen seneye göre yüzde 15’lik bir daralma var. Bu sadece benim aşina olduğum klima pazarıyla ilgili. Bununla birlikte bizim temsil ettiğimiz sektörde, soğutmacılar, mekanik taahhütçüler,  endüstriyel ve ticari soğutucu işi yapan firmalar var. Sektörümüz,  inşaat sektörüyle çok alakalı. İnşaat sektörünün durumu neyse aslında bizim de durumumuz o oluyor. İhracat yapan üyelerimiz de çok. Burada Avrupa pazarına, Uzakdoğu’ya ve Ortadoğu’ya çalışan firmalarımız var. Baktığınızda dünyanın her yerine ihracat konusunda sektörümüzde çok ciddi bir çalışma var.

Kaç üyeniz var?
     Toplam 125 üyemiz var. Bunun 23’ü şahıs üye. Şahıs üyelerimizin çoğunluğu öğretim görevlilerinden oluşuyor. Çünkü üniversite sanayi işbirliğini çok önemsiyoruz.

Ege Bölgesi özelinde iklimlendirme sektörü için baktığımızda ne kadarlık bir iş hacminden bahsediyoruz?
     Türkiye iklimlendirme sektörü 2018 yılı ticaret hacmi 9,5 milyar dolar.
     İklimlendirme sektörü Türkiye toplam ihracatı içindeki payı yüzde 2.75 seviyesinde. Tüm iklimlendirme sektöründeki firma sayımız 7 bin. 260 bin istihdamı var. İklimlendirme sektörünün istihdama katkısı yüzde 2 civarında.
     İklimlendirme sektörümüzün ihracat verilerinde dikkat çeken 2000 yılından 2018’e kadar yaklaşık 11 katlık bir artış sağlanmış olması. 2000 yılı sonu 318 milyon dolar olan ihracatımız 2018 yılı sonu 4,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
     Ege Bölgesi’nde de elimizdeki bilgiler şöyle: Ege Bölgesi’nde 45 bin 531 kişilik bir istihdam sağlıyoruz. 969 firmamız var. Sektör ihracatının yüzde 20’sini İzmir ve Ege Bölgesi firmalarımız yapıyor.

Ege’nin uzmanlaştığı spesifik bir alan var mı? ‘Biz özellikle soğutmada şu ürün kalemlerini üretimi konusunda üs haline geldik ve sektörün o konudaki merkezi konumundayız’ diyebileceğiniz spesifik ürün grupları var mı?
     Var. Özellikle klima sektöründe Ege Bölgesi bir kümelenme oluşturmuş durumda. Örneğin biz FORM olarak Ankara’daydık ve 5 sene önce 6 ay içinde İzmir’e geldik. Çok da iyi yapmışız. Mesela 5 sene içinde Ege Bölgesi dikkat çeken bir oranda sanayi göçü aldı. Özellikle de İstanbul’dan sanayi göçü alıyor.

İZMİR SANAYİ GÖÇÜ ALIYOR
     Mesela Aldağ sektörümüzün çok güçlü firmalarından birisi. Manisa Akhisar’da 32 bin metre kare kapalı alanı olan bir fabrikada üretime başladı. Hemen yanında Karyer, 48 bin metrekare alanda fabrikasını kurdu. Webasto 2011 yılında Manisa’da imalata başladı. Air Trade Center (ATC), ilk önce Torbalı-Yazıbaşı’nda imalata başladı, şu anda Pancar OSB’deki üretim tesislerine taşındı. Johnson Controls 2013 senesinde Ege Serbest Bölgesi’nde klima imalatı yapmaya başladı. Geçen sene Mitsubishi Electric ise 60 bin metrekarelik üretim tesisiyle Manisa’da üretim üssü kurdu. Biz FORM olarak 2014 yılında Ankara’dan İzmir’e imalat faaliyetlerimizin tamamını taşıdık.

İstihdam özelinde baktığınızda şu kadar istihdam yarattık diyebileceğiniz bir değer var mı?
     Yaklaşık olarak diyebilirim ki her gelen firma minumum 50 kişi, maksimum 150 kişiye istihdam sağlıyor. Bizde şuan 48 kişiyle çalışıyoruz. Sadece Ankara’dan getirdiğimiz 5 kişi vardı geri kalanını İzmir’den sağladık.

“İyi ki geldik” dediniz, neden böyle bir yorum yaptınız?
     Klima pazarı olarak Ege Bölgesi iklimsel avantajlarından dolayı Ankara’ya göre çok daha büyük bir avantajı var.  Limana yakın olması, ithalat ve ihracat  ağırlıklı çalıştığımız için büyük bir avantaj. Sektörümüzde Avrupa firmalarına fason(OEM) imalat yapan çok önemli firmalarımız var. Avrupa’ya onların markasıyla imalat yapıyorlar. Aynı zamanda da Ege Bölgesi’nde hem limana yakın olmak hem de klima kümelenmesinin burada olmuş olması yabancı yatırımcıların da dikkatini çekiyor.
     Net bir örnek verebilirim. Mesela bu sene Fransızlarla lisans anlaşması yaptık. Türkiye’de LENNOX marka çatı tipi paket klimaların imalatına başladık. Bu Türkiye de çatı tipi klima sektörünün yüzde 50’sine sahip olduğumuz bir ürün. Tüm AVM’lerin, marketlerin çatılarında bizim ürünlerimiz var.

AVM’LERİN ÇATILARI İZMİRLİ FİRMA SOĞUTUYOR
AVM’lerin çatılarını İzmirli bir firma mı soğutuyor?
     Carrefour’un çatılarında hep bizim klimalarımız vardır. Biz Fransızlarla lisans anlaşması yaptık ve Türkiye’de imalat yapmaya başladık. LENNOX bir dünya devi. ABD, Fransa ve İspanya’da olmak üzere 3 tane fabrikası var. Bunlar kendi fabrikaları. Hiçbir zaman ortak olarak veya lisans vererek imalat yaptırmamışlar. Biz onları İzmir’e davet ettik, fabrikamızı, buradaki imalat imkânlarımızı, yan sanayilerimizi gösterdik. Mesela Akhisar’a götürdük ve Karyer firmasını gezdirdik. İzmir’de Pancar OSB’de lazer kesim sac işleme fabrikasını gösterdik. Diğer rakip firmaları fuarda ziyaret ettiler. Bunların da ciddi çoğunluğu İzmir’de. Bunların hepsi onların dikkatini çekti. Özellikle yerli imalatın Türkiye’de gelişiyor olması yurtdışı firmalarının çok dikkatini çekiyor. Çünkü Türkiye’de yerli imalatlara karşı pazar kaybediyorlar. Bu bizim ortak olduğumuz firma için de geçerliydi.

Niye?
     Avrupa standartlarına uygun imalat yapıyor olmamız hacmimizi de arttırıyor, kalitemizi de arttırıyor. Sadece Uzak Doğu, Afrika ve Asya’ya ihracat yapıyor olmak değil, Avrupa ve Amerika’ya da ihracat yapıyor olmak önemli.

Ege Bölgesi’nde yabancı yatırımcıların Türkiye pazarında artı ve eksi gördüğü neler oldu? Size ne gibi geri dönüşler yapıyorlar?
     Özellikle mekanik komponentlerde Türkiye’de tedarikin zor ve pahalı olduğunu gördük. Mesela kompresör veya uluslararası kabul görmüş fan markaları. Bunların yerli imalatçısı yok. Mutlaka Türkiye’de bir temsilcisi var ve ondan satın almak zorundasınız, imalatçısından alamıyorsunuz.
     Türkiye’de bu tedarikçilerin fiyatlarının Avrupa’da satılan fiyatların çok çok üstünde olduğunu gördük. Yani 100 liralık bir ürüne Türkiye’ye gelirken 15 lira bir navlun biniyorsa 115 TL oluyor. Diğer maliyetler de binince, bizim kullandığımız komponentlerin maliyetleri, Avrupalı klima imalatçı firmalarına göre yüksek oluyor. Bu yüzden yerli komponent imalatı küresel rekabette bizim için çok önemli bir husustur.

Önümüzdeki dönemde buradaki firmaların üretim kapasitelerine gördükten sonra bunlar ileride bize başka pazarlarda da rakip olur zihniyeti olabilir mi?
     Bizim partnerlerimizde böyle bir şey görmedim. Tam tersine bizimle işbirliklerini arttırmak yönünde gayretliler. Ama kendi imalat olanaklarını kaybetmekten korkuyorlar. Yani bizim ucuz işgücümüz ve kaliteli imalatımızın onların Avrupa’da pahalı imalat yapmalarından dolayı işlerinin zora gireceğini ve buraya kayacağını düşünüyorlar.
     Avrupa, Amerika veya Japonya firmaları biliyorum Türkiye’de kendi markalarıyla fason klima imalatı yaptırıyorlar.
     Burada onların pazar kaybı gibi hiçbir endişeleri yok. Yaptırdıkları ürünleri de ağırlıklı olarak iç pazarımıza değil dünya pazarlarına satıyorlar zaten. Ayrıca Türkiye’de imalat yatırımı yapacak yabancı firma, Türkiye pazarının önemli büyüklükte olduğunu görüyor ve değerlendiriyor. Türkiye’de imalat yapmayı, Uzak doğu firmaları Avrupa’ya bir geçiş, Avrupalı firmalar ise doğuya bir geçiş kapısı olarak değerlendirebiliyor. Tabi yabancı firmaların karar alma mekanizmalarında bu unsurlar önemli bir kriter olmakla birlikte daha bir çok farklı konuyu da toplam bir değerleme olarak göz önüne aldıklarını unutmamak gerekiyor.

Kümelenme konusunda İzmir’in potansiyelinin olduğunu söylediniz bu konuda nasıl bir projeksiyon sunabiliyorsunuz? Firma sayısı artar mı?
     Kesinlikle artacak. Hatta kulağımıza Ege Bölgesi ve İzmir için gelen yeni yatırım haberleri de var.  İzmir’e büyük klima firmaları gelecek. Yabancı yatırımcı gelecek. Avrupa ve uzak doğu kökenli markalar olacak.

Avrupalı yatırımcıların İzmir’i klima üretimi iklimlendirme konusunda üs olarak gördüğünü söyleyebilir miyiz?
     Bunu söylemek için erken…

KONJOKTÜREL KONUM YABANCI YATIRIMCIYI ÜRKÜTÜYOR
Bunun için bir periyod verebiliyor musunuz?
     Şu anda Türkiye’nin konjonktürel durumu yurtdışı yatırımcıyı ürküyor. Fransız ortağımız her dakika telefon açıp “Türkiye’de neler oluyor” diye bize soruyorlar.
Onların yatırıma bakış mantığı bir tek pazar ve imalat imkânları değil. Ekonomik istikrar, güvenlik, can güvenliği, mal güvenliği, hukuk, ticaret güvenliği... Adamlar bunlara bakıyorlar. Mesela yabancı bir firma, gayrimenkul olarak Türkiye’den fabrika satın almaz. Gayrimenkul sahibi olmayı ülke risklerine göre uygun görmezler.
     Büyümek ve yeni yatırım için kriz dönemleri aynı zamanda fırsat dönemleridir. Anlattığınız 4 yeni yatırım gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda bunu fırsata çevirenler de var.
     Eğer finansınız kuvvetliyse, pazar hâkimiyetiniz yüksek ise krizi doğru yönetebiliyorsanız krizler avantajınıza oluyor. Bunu büyük, kurumsal firmalar yapabiliyor. Niye? Çünkü oysaki küçük firmaların krizlerde finansal yapısı, personel yapısı, hizmet kalitesi bozuluyor ve pazardan çıkıyor. Onların çıktığı yeri büyük kurumsal firmalar dolduruyor.

Kümelenmede şehir bazlı kadar bölgesel bazda da, Örneğin; Torbalı ve çevresi belli organize sanayi bölgelerinin ihtisaslaşmasına nasıl bakıyor sektör. Bu konuda herhangi bir girişim var mı?
     Bu konuda girişim yok ama doğal olarak bir kümelenme var. Mesela Pancar OSB Bölgesi’nde iklimlendirme sektörüyle uğraşan çok fazla firma var. Atatürk OSB bunlardan bir tanesi. Turgutlu OSB, Akhisar OSB ve Ege Serbest Bölgesi aynı şekilde… Buralarda doğal bir kümelenme oluşumu var diyebiliriz.
     İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) bundan 10 sene önce İzmir’in kümelenme potansiyelini araştırdı. İzmir’de iki sektör belirlediler, biri iklimlendirme sektörü ikincisi abiye-gelinlik sektörü.  Bunun üzerine her iki sektörü de desteklemek için İZKA yatırım yapmaya başladı Gerçekten de ESSİAD olarak şuan İZKA ile çok güzel projeler üzerinde çalışıyoruz. Uluslararası İklimlendirme Laboratuvarı Projemiz var. İmza aşamasında…
     Bu projemiz için Tire Organize Sanayi Bölgesi(TOSBİ)’de 49 yıllığına arsa tahsisi aldık. Bu laboratuvarda soğutma ünitelerinin testleri yapılacak.

İZMİR, İKLİMLENDİRMEDE ‘LABORATUVAR ÜSSÜ’ OLACAK 3 MİLYON EURO TEST PARASI CEBİMİZDE KALACAK
Laboratuvarlarda yapılan zorunlu uluslararası testler için yurtdışına ciddi para ödemek zorunda kalıyorduk. Bu laboratuvar sayesinde ne kadar para cebimizde kalacak?
     3 milyon Euro yıllık test parası verdiğimizi biliyoruz. Bu laboratuvarımızı kullanacak yurtdışı kuruluşlar da var. Yurtdışından da üniteler Türkiye’ye gelecek. Yani bizim paramız dışarıya gitmediği gibi dışarıdan da ülkemize para girişi olacak. Müthiş bir proje. Ortadoğu veya başka bir coğrafya da böyle bir laboratuvar yok. Hatta Avrupa’nın kendi laboratuvarları talepleri karşılamada yetersiz kalıyor. Biz de buradan ünite gönderdiğimizde, test yaptırmak ve sonuçları almak için 4 ay 6 ay beklemek zorunda kalıyoruz.

İş akışı esnasında bekleme süresi çok önemli. Bu testler için ne kadarlık bir zaman diliminde müşteriye hizmet verilecek?
     6 tane modülümüz var. Her bir modülde yapılabilecek test sayısı çok net olarak belli. Yani bugün siz bir klima ünitesinin performans testlerini yapacaksınız, kaç saatte yapacağınızı biliyorsunuz. Bu zaten fizibilitemizde de belli. O yüzden belli bir kapasitemiz var. Ama bu kapasite çok rahat arttırılabilecek bir kapasite. İleriye dönük gelişme bölgesini düşünerekten arsa tahsisi yaptırdık. Zaten ilk kurulumdan sonra laboratuvarı büyütmek bizim için çok kolay olacak.

İlk yatırım maliyeti nedir? Ne kadarlık bölümü İZKA’dan kaynak olarak gelecek?
     Yüzde 75’i İZKA kaynaklı olacak. Geri kalan kısmı, eş finansman dediğimiz yüzde 25’lik kısmı derneklerden, kurumlardan ve sektör üyelerimizden karşılanacak.

Burası kaç kişiye istihdam sağlayacak?
     İlk sene 15 kişi, ikinci sene 25 kişi istihdam edilecek.
 
Kim akredite ediyor?
     Türk Akreditasyon Kurumu (TURKAK)
     Burada bir sektör ve kümelenmeye doğru gidiyorsunuz. Bu kümelenme sistemi içerisinde farklı dinamikleri de ortak çözmeye gidebiliyor musunuz? Bu sayede üretim maliyetini düşürmek ve avantajlı konuma gelmek için ortak mal tedariki gibi…
     İdeale yakın güzel düşünceler bunlar. Ne yazık ki bizim sektörümüzde bu konuda birliktelik oluşamadı. Ortak alım platformu diye bir platform oluşturuldu. Daha çok sac,  metal malzeme, plastik malzeme alımı gibi ham malzeme yönünde bir ortak platform oluşturuldu.
     Bununla birlikte şu anda devletin yürüttüğü projeler var. Mesela yerlileşme projesi…
300 ürünlük malzeme listesi yayınladılar. Listeye baktığınızda iklimlendirme sektöründe çok ciddi ürünler var. Ve stratejik ürün dedikleri yarı mamul veya mamul malzemeler de kapsam içinde.
     Bence bundan sonra dediğiniz olay gerçekleşmek durumunda. Çünkü birlikten güç doğar. Bununla ilgili olarak KOSGEB’in ‘Güç Birliği İş Birliği’ diye bir projesi var. 3 firma bir araya gelerek kullandıkları ortak bir ürünü üretmek üzere ortak bir firma kurabiliyor ve KOSGEB bu projeye hibe destek sağlıyor. Bu noktada ESSİAD olarak bizim de hedeflerimiz var.

Sektörün kilogram başına ihracat birim değeri ne kadar?
     En yüksek katma değerli ihracatımızı Amerika’ya yapıyoruz. 9,1 dolar/kg,
     En yüksek hacmi yaptığımız Almanya’ya 8,1 dolar/kg

Kümelenme dedik, sektör gelişiyor dedik, bu konuda önümüzdeki dönemde yeni yatırımcılar gelecek. İstihdam kalitesi açısından baktığımızda şehrin kendisi buna hazır mı? Yetişmiş personel bulmak konusunda sıkıntı çekiyor musunuz? İzmir’in bu konuda nasıl bir gerçeği var?
     Genel anlamda Türkiye’nin profiline uygun bir profilimiz var. İzmir, bundan yaklaşık 6-7 sene önce İstanbul ve Ankara’ya beyin göçü veriyordu. Benim de Ankara’daki fabrikamda 3 tane Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu mühendis arkadaşım çalışırdı. Yeni mezun olmuşlardı. Nasıl geldiniz diye sordum. Ceketimizi alıp geldik dediler. Ama şimdi şunu görüyoruz. Özellikle bu son 5 senedeki bizim sektördeki yatırımlar sonucunda bir tek bizim sektör değil diğer sektörlerde de İzmir’e yatırım geliyor.

MÜHENDİS VE KALİFİYE ELEMANIN GÖZÜ ARTIK ANKARA’DA VE İSTANBUL’DA DEĞİL
     Personel, mühendis ve kalifiye elemanın gözü artık Ankara’da ve İstanbul’da değil. İzmirli mezun önce İzmir’i değerlendiriyor. Benim buradaki mühendislerimin de çoğu Dokuz Eylül makine mühendisi mezunu.
Burada yeni yatırım yaptınız, 4 kişiyle geldiniz kalan 40 kişiyi İzmir’den sağladınız. 40 kişiyi sağlamakta zorlandınız mı?

     Doğru adımları atarsanız yürütürseniz sorun olmuyor.  Eleman alırken işçimiz mavi yakayı bile endüstri meslek lisesi mezunu alma konusunda çok ısrarcı olduk. Çok da memnunuz. Zorlandık mı? Bence doğal akışında zorlandık ama olağan süreçler haricinde diyebilirim. Ben bugün bir personel aradığımda buluyorum. Ama sektörümüzde kalifiye eleman sıkıntısı var. Her zaman söylenen klasik şeyler. Nedir? Ara eleman bulamıyorum. Evet ara eleman bulmak çok zor. Ve bu konuda hem dernek olarak hem de eğitim kurumlarıyla çok ciddi çalışmalarımız var. ‘okuldan işe’ projemiz bunlardan biri. Mesleki yeterlilik konusunda çalışmalarımız var. Diğer sektör dernekleriyle özellikle İSKAV ile çalışmalarımız var. Bütün hedefimiz sektöre kalifiye eleman yaratmak.

İklimlendirmeyle ilgili özel bölümü olan bir okul var mı?
     İzmir’de meslek liselerimiz var. Meslek yüksekokullarımız var. Hepsiyle görüşüyoruz. Öncelikle sektörümüzün ihtiyacını belirlemek için bu konuda da üye firmalarımızla görüşüyoruz. Bu ihtiyaçlar belirlendikten sonra bu okullarımızın yönetimleriyle birlikte bir çalışma yürüteceğiz.

Nasıl işleyecek?
     İlk önce eğitimleriyle ilgili ders müfredatları değerlendirilecek. Bizim ihtiyacımız olan nitelikteki personeli yetiştirmek için gerekli olan müfredat nedir? Eğer ben bugün bakır boru kaynakçısına ihtiyacım varsa ki hepimizin var. Klima yapan bir firmanın bakır boru kaynakçısına ihtiyacı vardır. O zaman ders müfredatında bu olmak zorunda. Soğutma gazı bizim için çok önemli, gaz şarjını gaz toplamayı ve F-Gaz yönetmeliğini bu kişiler bilecek, bilmek zorunda. O zaman müfredatta bu da olacak. Bunun haricinde komponent seçimi. Bir klimanın komponentlerinin hepsini biliyor ve tanıyor olması gerekir öğrencilerin. Ki bu eğitimi aldıktan sonra bize geldiklerinde gelişime açık, öğrenmeye müsait kapasitede öğrenciler olması hedeflenmekte. Bu söylediklerimden okullarımızda bunlar yapılmıyor anlamı çıkmamalı. Bunlar çalışmamızın temel işleyişini anlatmak için verilen basit örneklerdir. Çalışmalarımızı çok daha detaylı yürütmekteyiz.

Gerekirse sizin ustalarınız gidip ders verecek ya da siz gidip ders vereceksiniz.  Öğrenci eğitim aldıktan sonra nerede pratik yapacak? İleride pratik için sizlerin fabrikasına mı gelecek?
     Dernek olarak özellikle stajyer konusunda çalışmalarımız var. Bölgemizin bütün teknik liseleriyle ve üniversiteleriyle irtibatımız var. Staj dönemlerinde bütün üye firmalarımıza stajyerleri bildiriyoruz. Bunların bizim sektördeki firmalarımızda çalışmasını sağlıyoruz.
     Firmamda 2 mühendisimiz var ikisi de Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun olacaklar biri makine mühendisi biri endüstri mühendisi. Bu arkadaşları ESSİAD sayesinde ekibimize dahil ettik.

Birçok sektör açısından baktığımızda bu yıl kayıp, hatta 2020 yılı kayıp…
Mevcudu korursak başarı değerlendirmesiyle karşılaşıyoruz. Sektörünüz bu yılı nasıl değerlendirecek? Sektör şuanda neleri konuşuyor?

     İnşaat sektörü bizim için de önemli. Oradaki gelişmeler şekillendirecek.

İHRACAT ARTACAK, İÇ PAZAR DARALACAK
Şu anda pazar üretiminde denge nasıl?
     Türkiye’nin sektörümüzde pazar potansiyeli 9,5 milyar dolar. Bunun 2,5 milyar doları da ihracat ve yurtiçi pazarlama diyebiliriz. Bu denge böyle gider mi? Hayır bence ihracatımız artar, iç pazarımız yakın zamanda küçülmeye devam eder sonrasında büyümesine devam eder bununla birlikte yurt dışı pazarımızın büyüme hızı her zaman yurt içi pazar büyüme hızından yüksek olacaktır. Bu yorumu, İklimlendirme İhracatçıları Birliği İSİB’in çok etkin ve yoğun çalışmalarını değerlendirerek çok rahat yapabiliyorum.

Sektör olarak yeni odaklandığınız pazarlar var mı?
     Hindistan ve Pakistan pazarları bizim için çok önemli. Afrika ülkeleri çalışılıyor ve çok da güzel sonuçlar alınıyor.

Bu pazarda rakipleriniz kimler?
     Amerikalılar ve Çinliler. Çin her yerde olduğu için Amerika olması ekstra bir durum. Pakistan ve Hindistan pazarı Amerika’nın kontrolünde diyebiliriz. Birde şu olay var dünyada; Avrupa ve Amerika, Amerika ve Çin pazar konusunda acımasız bir rekabet. Bu rekabette hakimiyeti sağlamanın bir kuralı da o ülkenin ürün standartlarını belirlemekten geçiyor. Bizim sektörümüzde genel olarak Avrupa standartları geçerli.  Bir örnek daha vereyim, bugün Suudi Arabistan’a Avrupa standartlarına sahip bir ürünü satmak, Amerika standarlarına sahip bir ürünü satmaktan daha zordur.

Siz çift belgeleme üzerinden mi gidiyorsunuz?
     Büyük ölçekli ve birçok dünya ülkesine ihracat yapan firmalarımız, satış yaptıkları ülkeye göre belgelerini çeşitlendiriyorlar. Türkiye’de bizim sektörümüzün ağırlığı Avrupa standartlarına sahiptir. Bu durum devletimizin zorunlu koştuğu belgelendirmeden de kaynaklanıyor. Mesela bir kamu ihalesinde daha çok Avrupa standardı tanımları görürsünüz, Amerika standartları görmezsiniz.

KRİZ ZAMANINDA YATIRIMA YAKALANDIK
Form olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni bir yatırım süreciniz daha olacak mı?
     Yatırım zamanında krize yakalandık değil kriz zamanında yatırıma yakalandık diyoruz. Çünkü çok fazla yatırım projelerimiz var. 5 senelik projeksiyonumuz var. Gayet disiplinli şekilde devam ediyoruz. Krizin çıkması bize engel olmadı.  Finansal olarak güçlü bir firma olduğumuz için biz bunu avantaj olarak görüyoruz. Her krizden güçlenerek çıktık.

2019 yılı yol haritanızda ne var?
     2018 ve 2019 yılında yeni ürünlerimiz ve yeni yabancı ortaklıklarımız oldu.  2020 yılında ise ürün geliştirme ağırlıklı olacak.

MESLEKİ YETERLİLİK HİZMETİ İZMİRDE VERİLMELİ
Bunun dışında sektöre yönelik Ege Bölgesi özelinde eklemek istediğiniz önemli başlıklar var mı?

     Sektörümüzün bugünlerde en önemli konularından biri mesleki yeterlilik kurumunun (MYK) belirlediği 21 tane meslek dalında çalışanların mesleki yeterlilik eğitimi ve belgesi alma konusu var. Bu iki konuda da sektör dernekleri çok aktif olarak çalışıyorlar. Bu iki ayağı da sivil toplum kuruluşlarının üstlenmesi yönünde çalışmalarımız var. Eğer bunu başarabilirsek, sektörümüz için çok büyük bir avantaj sağlamış olacağız.
     Burada ESSİAD olarak bize düşen ise üyelerimizin bu hizmeti Ege Bölgesi’nden alması olacak. İzmir’deki bir üyem personelini eğitmek için İstanbul’a göndermemeli. Sınava sokmak için İstanbul’a Ankara’ya göndermemeli. Ben bu organizasyonu burada kurmalıyım. Yönetim kurulumuzun bu iki senelik görev süresince en büyük hedeflerinden birisi bu. Birincisi laboratuvar projesi, ikincisi mesleki yeterlilik konusunda çok etkin bir rol alabilmek.
     Sonuç olarak Türkiye’de Isıtma, Soğutma, havalandırma, izolasyon, ticari soğutucular, mekanik taahhütçüler, tasarımcılar, ekipman tedarikçileri, hizmet sağlayıcılar olarak, sektörümüz; ekonomik değeri, istihdama katkısı, iç pazar büyüklüğü, ihracat büyüklüğü ve potansiyeli olarak çok önemli bir yere sahiptir. Sektörümüzün her alanda gelişimi için Sektör Derneklerimiz ve ilgili Devlet Kurumlarımız çok önemli roller üstlenmişlerdir. Yaptıkları etkin ve yoğun çalışmalarla sektörümüzün tüm ihtiyaçları üzerinde titizlikle durulmakta ve güzel sonuçlar alınmakta.


+ Benzer Haberler
» İzmir’i teknoloji üssü yapmak için üniversitelere “Güç birliği yapalım” çağrısı
» 80 ‘Sıcak nokta’ belirleyip, tarihi ‘halka açacaklar’
» AAK Gıda, Türkiye’yi gıda bileşenlerinde Orta Doğu’nun Hub’ı yapacak
» “Teşvikleri analiz edin, sanayiciye moral aşılayın”
» ‘Start-up’tan kansere karşı dünyaya umut aşılıyor
» Sosyetenin ‘siyah elmas’ı burs olacak
» “KDV indirimi sürekli hale gelmeli”
» Teknoloji savaşlarına dijital ihracat hamlesi
» “MB, imalatçı firmaların banka borçlarını satın alsın”
» “Sektörel Sosyal Diyalog Komiteleri mutlaka kurulmalı”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.11.2019
  Ticaret 20.11.2019
  Ticaret 19.11.2019
  Ticaret 18.11.2019
  Ticaret 16.11.2019
  Ticaret 15.11.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni