• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

İş dünyası tek oranlı KDV istiyor

08 Haziran 2021 Salı 00:00
12
14
16
18

İş dünyası tek oranlı KDV istiyor

   ► Ticaret dünyasının kanaat önderleri, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ı ziyaret ederek taleplerini 13 maddelik özel bir dosyayla paylaştı

           HABER MERKEZİ      
     Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ı makamında ziyaret etti. Bakan Elvan ile bir araya gelen ticaret dünyası, ekonomi ve hukuk reformu kapsamımda değerlendirilmesi üzerine sundukları taleplerini 13 maddeden oluşan özel bir dosyayla Elvan’la paylaştı. Hem aynı sektör içindeki girdiler ve nihai ürünler üzerindeki KDV oranlarının, hem de değişik sektörlerdeki mal ve hizmetlerin KDV oranları çok farklılık arz ettiği belirtilen taleplerde, “Vergide genellik ilkesine uygun, muafiyetsiz-istinasız, tek oranlı bir KDV sistemi, uygulama kolaylığı bakımından karmaşayı sonlandırarak ülkemizde iş ortamının iyileşmesine katkıda bulunacak; vergide tarafsızlığı sağlayarak işletmelerin rekabet gücünü artıracaktır. Bununla birlikte ekonomin canlanması ve sektörün çarklarının tam kapasite dönebilmesi adına sektörde KDV dengesini sağlayabilmek amacıyla ticari ve 150 metrekare üstü dairelerde KDV oranının yüzde 1’e sabitlenerek tek KDV oranı ekonomisinin uygulanması ile tapu harçlarının yüzde 1 olarak uygulanması talep edilmektedir” denildi.

“Vergi oranları makul düzeye çekilmeli”
     Küreselleşmeyle birlikte ekonomik rekabetin vergiyle ilgili alanda da kendini gösterdiği ifade edilen maddelerde, “Ekonomik gelişmişliğimizin aynı düzeyde olduğu ülkelerle mukayese edildiğinde Türkiye’de vergi oranları yüksektir. Özellikle pandemi sürecinde değişen küresel tedarik zincirlerinde yerini almaya hazırlanan yatırımcının vergi yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Vergi oranlarının makul düzeylere indirilmesiyle vergi gelirleri toplamda artacak ve ekonomide kayıt dışılık önlenerek büyüme de katkı sağlanacaktır” diye belirtildi. Mali yükümlülüklerini zamanında yerine getiren işletmeler için öngörülen indirim oranlarının yetersiz olduğu aktarılan maddelerde, “Bu indirim oranları tüm vergi/sigorta prim türlerini kapsamamaktadır. Ayrıca, yapılan iadeler en az 1 yıl sonra gerçekleştirilmektedir. Bundan dolayı, kamuya olan mali yükümlülüklerini zamanında yerine getiren işletmelere yönelik daha etkin teşvikler sunulması hem daha çok işletmenin mali yükümlülükleri yerine getirmesine hem de daha adaletli bir yapının oluşmasına katkı da bulunacaktır” denildi.
     Büyümenin sektörel kompozisyonunun ulusal ve yerel ölçekte mevcut sosyoekonomik koşullardan elde edilecek faydanın tespit edilmesiyle belirlenmesi gerektiği aktarılan maddelerde, “Ticari ruhsat/lisans /iş yeri açma izni v.s. planlamayla bölgesel, yerel, potansiyeller belirlenerek bölgesel ve sektörel odaklanmanın güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ticari işletmeler için ruhsat düzenlenirken, başta imar düzenlemeleri olmak üzere, hangi ticari işletmenin hangi kapasitede açılabileceği kararları etkinlik ve verim odaklı planlanmalar sonucu alınmalıdır. Ulusal, il ve ilçe düzeyinde TOBB, ticaret odaları ve diğer meslek örgütleri ile işbirliği halinde hangi işletmeye hangi mahalde ruhsat/izin verileceği tespit edilmelidir” ifadeleri kullanıldı.

“Desteklerde esnaf - tüccar ayrımı yapması ekonomik adaletsizliği artırıyor”
     Kamunun destek ve yardımlarda esnaf / tüccar ayrımı yapmasının ekonomik alanda adaletsizliği artırdığı vurgulanan maddelerde, esnaf-tacir ayrımı her zaman işletmelerin büyüklüğünü ve gücünü yansıtmadığı belirtildi. Esnaf için öngörülen desteklerin, ekonomik yapıya hem hâsıla hem de istihdam bakımından daha fazla katkısı olan tüccara da verilmesi gerektiği aktarıldı. Kamuya mal ve hizmet satan, taahhüt işleri yapan firmaların kesinleşmiş kamu alacaklarının geç ödenmesi hatta hiç ödenmemesinin yaygın bir uygulama halini aldığı vurgulanan maddelerde, bu durumun, devletin itibar kaybının yanı sıra sonraki kamu ihalelerinde teklif bedellerini ve kamu alımlarında birim maliyetleri artırdığı ve bu suretle kamunun zarara uğramasına sebep olduğu belirtildi.

“Tersine beyin göçü adına bir seferberlik başlatılmalı”
     İşgücünün verimliliği ya da nitelikli işgücü için eğitim kalitesinin önemini koruduğu vurgulanan maddelerde, “Hem yükseköğretimde hem orta öğretimde özellikle endüstri meslek liseleri gibi teknik liselerde nitelikli işgücü yetiştirilmesi konusunda problemler yaşanmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle endüstri meslek liselerinin eğitim kalitesi artırılmalı, ayrıca sosyal hayatta itibarları yükseltilmeli ve sağlanacak pozitif ayrıcalıklarla teknik işlerde çalışma teşvik edilmelidir. Aynı zamanda hem katma değeri yüksek üretim için hem de işgücündeki kayıt dışılığın önüne geçebilmek adına nitelikli işçilik teşvik edilmelidir” denildi. Maddelerde, “Mesleki ve teknik eğitim veren okulların standardizasyonunu, koordinasyonunu ve yenilikçi çözümlerle geliştirilmesini sağlayacak bir yapı altında, öğrenci odaklı bir anlayışla mesleki eğitimde kalitenin artırılması, özel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda mezunlar veren okullar açılması, uluslararası düzeyde rekabet edebilir yeterliliklere sahip özgüveni yüksek ve öğrenmeyi öğrenebilmiş öğrenciler yetiştirilmesini sağlayacak eğitim planlaması yapılması gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.
     Ülkemizde beyin göçü lise düzeyine kadar inerken bu durumun ciddi oranda nitelikli iş gücü kaybına neden olduğu aktarılan maddelerde, “Ülkemizin 2053 yılı vizyonunda muvaffak olabilmesi için tersine beyin göçü adına bir seferberlik başlatılmalıdır. Kamu da hem kendi nitelikli insan kaynağımızı ülkemize yeniden kazandıracak hem de farklı ülkelerden araştırmacıların ve bilim adamlarının Türkiye’ye gelmesini teşvik edecek pozisyonlar oluşturulmalıdır. Aynı zamanda özel sektörde ise nitelikli iş gücünü istihdam ederek ekonomimize güç katan müteşebbisler desteklenmeli ve daha fazla yüksek standartlarda nitelikli elaman istihdam edebilmesi adına teşvik ve hibe programları oluşturulmalıdır” denildi.

Düzenlemelerde reel sektör temsilcilerinin sürece katılmalı
     Ekonomik politika ve reform önceliklerinin piyasa paydaşlarının katılımıyla şekillendirilmesi gerektiği ifade edilen maddelerde, katılımcılığın artırılmasıyla piyasalarda öngörülebilirlik artacağı gibi reel sektörün gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yasal düzenlemelerin yapılması sağlanacağı, buna ek olarak sürekli hale gelen mevzuat değişikliklerinin sebep olduğu maliyetlerin ortadan kaldırılacağı açıklandı. Maddelerde, “Ar-Ge ve teknoloji politikalarıyla özel sektörün yenilik yeteneğinin artırılması ve üretim süreçlerinin iyileştirilmesiyle özellikle sanayi sektörünün katma değeri yüksek, stratejik ve teknolojik üretimin teşvik edilmesine yönelik destekler sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, yapılan üretimin uluslararası alanda rekabet edebilmesi için markalaşma ve fikri haklar hususunda desteklenmelidir” denildi.

“Yerli üretim teşvik edilmeli”
     Dünyada hızla gelişen ekonomiler arasında gösterilen Türk ekonomisinin bu ivmesinin devam edebilmesi için, ülke ekonomisine katkı sağlayan sanayi malları başta olmak üzere yerli üretimin teşvik edilmesi gerektiği belirtilen maddelerde, “Özellikle Savunma Sanayi başlığı altında edinilen başarıların bu anlamda hepimize örnek olması temennimizdir. Dünyada Türkiye’nin marka değerini artırmaya yönelik yapılan çalışmaların en büyük destekçisi Türk markalı maş ve hizmetlerin hak ettikleri yere ulaşabilmesidir. Tepeden tırnağa her parçasının Türkiye’de üretildiği malları dünya piyasasına sunabilmek Türkiye’nin en büyük gücü olacaktır. Kamu alımlarında, idarelerin yerli malı kullanımına yönelik düzenlemeler getirilerek yerli ve milli ürünlerin kullanımı teşvik edilmeli ve bu sayede kamu da başlayarak yerli üretimin desteklenmesi sağlanmalıdır” değerlendirmeleri yer aldı.
     Paylaşılan maddelerde, “Ekseriyetle sektörlerin çalışma yapısını düzenlemeye yönelik hayata geçirilen kanun ve yönetmeliklerin yürürlük tarihlerinin gelen talepler doğrultusunda ertelenmesi, ilgili sektörlerin uyum süreçlerinin gecikmesine, uyumlu tüccar ile süreci uyum sağlamayı erteleyen tüccar arasında bir dengesizlik ve adaletsizlik oluşmasına neden olmaktadır. Devletimiz zaten yürürlük tarihlerini belirlerken gerekli alt yapı çalışmaları ve uyum sürecini göz önünde bulundurmaktadır. Bu nedenle yasal düzenlemelerin yürürlüğe girme tarihleri ve uygulayamaya geçişi hususunda esnek davranılmamalı, özel sektöründe görüşü alınarak kesin tarihler belirlenmesinin sektörlere daha fazla katma değer sağlayacağı düşünülmektedir” denildi.


+ Benzer Haberler
» Günlük vak’a sayısı 5 bine doğru gerilemeye devam ediyor
» Günlük vak’a ve iyileşmede azalma devam ediyor. Aktif vak’a yükselişte
» Çeyiz alışverişi ham maddeye takıldı
» OSB’deki ilk atık su arıtma tesisi İzmir’de
» Salgında ‘Mavi Yolculuk’la denizde ev similasyonu
» E-skuter, artık PTT dağıtım hizmetlerinde kullanılacak
» ÇKS kaydı için son gün 30 Haziran 2021
» AmCham Türkiye Başkanlığına Tankut Turnaoğlu seçildi
» Tüpraş’ta, emniyetli çalışma için robotlar iş başında
» Foça’ya İZDENİZ ile yaz seferleri başladı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.06.2021
  Ticaret 19.06.2021
  Ticaret 18.06.2021
  Ticaret 17.06.2021
  Ticaret 16.06.2021
  Ticaret 15.06.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni