• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Kaçak patlıcan avı denizi çölleştiriyor

26 Temmuz 2019 Cuma 14:00
12
14
16
18

   ► Yapılan araştırmalar sonucunda; bir dalgıcın gecede 2-5 bin TL arası, algarnanın ise 8-20 bin TL arası kazanç elde ettiği ortaya çıkıyor.

     Kaçak balık avcıları, son yıllarda ekonomik değeri ve sağladığı kazanç daha yüksek olduğu için deniz patlıcanı avcılığına yöneldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, patlıcan avcılığı son 4 yılda 33 kat, elde edilen gelir 45 kat arttı. 2014 yılında 28,5 ton deniz patlıcanı avlanarak ve 419 bin Euro gelir elde edildi. 2018 yılında ise avcılık 943,6 tona, gelir 19 milyon Euro’ya yükseldi.
     Türkiye’de patlıcan avcılığı ve ihracatının 1996 yılından beri yapıldığını vurgulayan Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altan Lök, “Kaçak avcılığın son yıllarda artmasının en büyük nedeni para. Yapılan denetimler sonucu ortaya şöyle tablolar çıkıyor; bir dalıcı gecede 2-5 bin TL arası, bir algarna gecede 8-20 bin TL arası para kazanabiliyor” dedi.
     S.S Urla İskele Kooperatifi Başkanı İbrahim Temiztepe ise, kaçak patlıcan avcılığı yapanların sayısının kaçak balık avcılığı yapanları geçtiğini, trolle ve algarnayla çalışan kaçak balıkçı teknelerinin artık patlıcan avcılığı yaptığını belirtti.

“Çinli ithalatçılar Akdeniz sularına yöneldi”
     Deniz patlıcanı avcılığında son 4 yılda büyük bir artış olduğunu ifade eden Lök, “Türkiye’de deniz patlıcanı avcılığı aslında yeni bir faaliyet değil. İlk avcılık ve ihracat 1996 yılında başladı. Ancak son dört yılda çok hızlı bir artış görülüyor. Bunun en büyük nedeni, başta Çin olmak üzere Uzakdoğu pazarının talebi ve çok yüksek fiyata satılabilmesi olarak görülüyor. Deniz patlıcanı türlerinin Çin geleneksel tıbbında kullanımı ve gıda olarak tüketimi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Uzakdoğu ülkeleri ve Pasifik Okyanusu adalarındaki pek çok deniz patlıcanının, popülasyonu tükenmiş veya tükenmek üzere. Bu nedenle, Çinli ithalatçılar Akdeniz sularındaki türlere yöneldiler” açıklamalarında bulundu.

“Patlıcan avcılığı İzmir ve Mersin’de serbest”
     Türkiye’de deniz patlıcanı avcılığının belirli tarihlerde serbest olduğunu ifade eden Lök, “Balıkçılık yönetimi çerçevesinde yer, zaman ve av aracı yasakları mevcut. Ege Denizi’nde, atebliğde tanımlanan İzmir’in kuzeyinde ve güneyinde olmak üzere iki alanda dönüşümlü olarak ve Mersin Körfezi’nde deniz patlıcanının dalarak avcılığı, belirtilen tarihler arasında serbest” dedi.
     Lök, ekonomik değere sahip deniz patlıcanlarının, Ege Denizi kıyılarında Saroz Körfezi’nden, Gökova Körfezi’ne kadar dağılım gösterdiğini dile getirdi.

“Çin deniz patlıcanının en büyük alıcısı”
     Dünyada deniz patlıcanının en büyük alıcısının Çin olduğunu ifade eden Lök, “Deniz patlıcanının Çin’de yüzyıllar öncesine dayalı hem ilaç hem de gıda olarak tüketim geleneği var. Çin geleneksel tıbbında deniz patlıcanlarının, eklem ağrısı ve kireçlenmeyi hafifletici, sindirim ve idrar sistemlerinin düzenlenmesine yardımcı, bağışıklık sistemini güçlendirici ve afrodizyak etkisi biliniyor. Modern tıpta ise bugüne kadar bazı türlerden anti tümör, anti viral, anti mikrobiyal ve pıhtılaşma önleyici bileşimler izole edildi” diye konuştu.

“Deniz çölleşmeye doğru gidiyor”
     Deniz patlıcanı türlerinin denizel ekosistemde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Lök, “Deniz patlıcanının ekosistemdeki rolünü en iyi anlatan, deniz patlıcanlarına Uzakdoğu’da verilen isimdir: ‘beche de mer’. Denizin küreği anlamındadır. Deniz tabanına çökelmiş organik artıkları temizler. Bunu yaparken de sedimenti havalandırır. Yani tarlalarda bel küreği veya traktörle yaptığımız işi deniz tabanında bu canlılar yapar. Denize oksijen sağlayan deniz çayırlarını, deniz suyunu süzen pinaları ve deniz tabanındaki sedimenti temizleyen ve havalandıran deniz patlıcanlarını kaybettik, kaybediyoruz. Bunun sonucunda deniz çölleşmeye doğru gidiyor” dedi.
     Lök, “Ege Denizi ekosistemine büyük resime bakarsak konunun önemi daha çarpıcı ortaya çıkacaktır. Kıyılarımızda denizin ormanları dediğimiz deniz çayırları, örneğin Urla adalarında 1980 yıllarda 22-23 metre derinliğe kadar dağılım gösterirken, şimdi 11-12 metrelerde bitiyor. Ege Denizi’nin kıyısal ekosisteminin önemli çift kabuklu diğer bir türü olan Pina, bir hastalık nedeniyle tüm Akdeniz’de topluca öldü. İtalya kıyılarında bir iki noktada sağ kalanları yaşatmak için bilim insanları büyük çaba harcıyor. Biz ise sadece ölü kabuklara bakıyoruz. Pina türü bir günde tonlarca deniz suyunu süzerek hem besleniyor hem de sudaki organik maddeyi uzaklaştırıyor” açıklamalarında bulundu.

“Avcılar bir gecede 8-20 bin TL kazanabiliyor”
     Kaçak avcılığın artmasının en büyük nedeni kazanılan yüksek miktardaki para olduğunu kaydeden Lök, “Yapılan denetimler sonucu ortaya şöyle tablolar çıkıyor; bir dalıcı gecede 2-5 bin TL arası, bir algarna gecede 8-20 bin TL arası para kazanabiliyor” dedi.
     Denizde kontrol ve denetim faaliyetlerinin zor ve pahalı olduğunu ifade eden Lök, “Yürüttüğüm proje nedeniyle son bir yıldır sürekli deniz çalışmalarındayız. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün yerel teşkilatlarının, Deniz Polisi’nin ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın botlarının sürekli denetimde olduklarına Abizzat şahidiz. Ancak, kaçak olarak geceleri algarna ve dalış yöntemiyle yürütülen faaliyetlerin hepsini önlemek mümkün değil. Bu yasadışı avın, karadaki alıcıları ile yapılacak istişare ve bu firmalara yapılacak denetim ile önüne geçilebileceğini düşünüyorum” diye belirtti.

Denizlerde patlıcan stoku azalıyor
     Deniz patlıcanı konusunda yaptıkları TÜBİTAK projelerini anlatan Lök, “Projemiz 2018 mayıs ayında başladı ve normal şartlarda 2020 yılının mayıs ayında bitecek. Çalışmada 3 farklı iş paketimiz var. Birincisinde, deniz patlıcanı türlerinin dağılımı, habitat tercihi ve stoklarını, belirlenen dört istasyonda tespit etmek.  İkinci iş paketinde, deniz patlıcanı türlerinin üreme döngüsünü tespit etmek. Hangi tür ne zaman üremeye başlıyor ve bitiriyor sorularına cevap arıyoruz. Son olarak, ürün kalitesi konusunu ele alıyoruz. Balıkçıların denizden topladığı andan, işleme tesisine gelene kadarki süreçte ürün kalitesinde ne gibi değişimler oluyor ve olumsuz değişimleri nasıl önleyebiliriz. Tüm bu işlerde bir yıllık örneklemeyi tamamladık. Sonuçları konuşmak için daha erken. Ancak stok konusunda ham bir karşılaştırma verebilirim. Bir meslektaşımızın 2014 yılında Şakran kıyılarında yürüttüğü çalışmada deniz patlıcanı türü olan holothuria tubulosanın yoğunluğunu metrekarede 1,09 birey olarak bulmuş. Bizim çalışmamızda aynı bölge, mevsim ve tür için bulduğumuz yoğunluk, metrekarede 0,005 birey.”

“İhracat yasağına rağmen fabrikalarda patlıcan stoku yapılıyor”

Kaçak patlıcan Ege Bölgesi’nde avcılığının son 2 yıldır arttığını dile getiren S.S Urla İskele Kooperatifi Başkanı İbrahim Temiztepe, “Deniz patlıcanı son yıllara kadar sadece balık yemi olarak kullanılıyordu. Patlıcan avcılığı yapanların sayısı artık kaçak balık avcılığı yapan şebekeleri de geçti. Trolle ve algarnayla çalışan bütün tekneler şu an patlıcan avcılığı yapıyor. Patlıcanın ihracatı olmadığı halde avlanmaya devam ediliyor. Patlıcan ihraç edilmiyor yurtdışına fakat fabrikalar bunu alıyorlar işliyorlar. Patlıcanın içi temizleniyor fırınlarda kurutuluyor, kurutulmuş şekilde yurt dışına sevk ediliyor. Biz kozmetikte kullandıklarını duyduk. Patlıcan yenebiliyor ama Türkiye’de tüketilmiyor. Güya ihracat yok ama fabrikalarda stok yapılıyor” açıklamalarında bulundu.

“Kaçak tekneler patlıcan avcılığı yapıyor”
     Patlıcan avcılığının Ege Bölgesi’nde yasak ilan edilmesine rağmen durdurulamadığını vurgulayan Temiztepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “2 sene önce Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bir profesör Ege denizinde patlıcan avlanabilir diye bir rapor hazırlamış. Biz bu rapora balıkçılık kooperatifleri olarak karşı çıktık ve Ege Üniversitesi’ne yaptırdığımız bir araştırma sonucunda yasak bölge olarak ilan edilmesine karar verildi. En iyi patlıcan İzmir’de olduğu için yasağı dinleyen yok. Avcılığa yasak bölgelerde plakasız, kaçak tekneler patlıcan avcılığı yapıyor.” 
     Deniz patlıcanın görevinin yılda 150 ton kumu temizlemesi olduğunu belirten Temiztepe, “Kaçak avcılık nedeniyle deniz patlıcanları git gide yok oluyor. Denizin temizlenmesinin yanı sıra balıkların yumurtalarını bıraktığı deniz çayırları, korunmak için yaşadığı yerler yok ediliyor” dedi.

Deniz patlıcanları kıyıya yakın sığ yerlerde bulunuyor

   Derisidikenliler familyasına mensup omurgasız bir canlı çeşidi olan deniz patlıcanı, kutuplar yönünden geçen eksenin uzamasıyla diğer derisidikenlilerden, farklılaşır. Bu uzama hayvanın yan yatmasına sebep olur. Vücutları, ağızla anüsten geçen eksen istikametinde uzamış olup, sosis veya hıyara benzer. Ağız ve anüs karşılıklı iki uca yerleşmiştir. Deniz patlıcanlarının ağız çevresinde çelenk şeklinde 10-30 kadar duyu, dokunma ve av yakalamaya dokungaçlar vardır. Genellikle 3–27 cm boyundadır. 60 cm uzunlukta olanları da vardır. 900 kadar türü olduğu bilinmektedir.
     Deniz patlıcanlarına kıyılara yakın sığ yerlerinde rastlanır. Solunumları vücut boşluğunda uzanan bir çift su akciğeri veya solunum ağacı denen organlarla sağlanır. Kendilerini yenileme özelliğine sahiptirler. Yumurtlayarak ürerler, erkek ve dişilerinin şekli birbirine çok benzer. Bazıları çift cinsiyetlidir. Tentakülleriyle yakaladıkları plankton ve çamurlardaki organik maddelerle beslenirler. Çeşitli renklerde veya cam gibi saydam olanları da vardır.
     Deniz patlıcanları, tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarında etkileyici stratejiler uygularlar. Bazı türler beyaz bir tubül salgılayarak avını hareketsiz bırakabilir. Yerliler bu tubülü sağarak resif ayakkabılar ve sargı bezi yapar. Diğer etkileyici özelliği ise midelerini anüslerinden çıkarıp, bulunduğu çevreyi toksik bir çorbaya bulamasıdır. Ortalama bir akvaryum dolusu balığı öldürebilir fakat kendisi de ölür. Bazı türler kendilerini futbol topu kadar şişirebilir, bazıları ise su püskürterek çakıl taşı gibi görünebilir. En önemli özellikleri ise, kendilerini sıvıya dönüştürme becerileridir. Sıvı haldeyken küçük çatlaklardan geçebilir ve tekrar eski haline dönebilirler.


+ Benzer Haberler
» Müze gelirlerinde yüzde 53,37’lik artış
» Türkiye Bilişim Derneği’nden KOBİ’lere altın rehber
» Beyaz eşya üretiminin %75’ini ihraç ediyor
» MPİOS’den 7 milyon liralık tesis yatırımı
» İthal hayvan stoku kurbanlık ihtiyacını karşıladı
» Bayramda öğün saati ve içeriğine dikkat!
» “Gelinlik tasarımlarım doğallık ile şekilleniyor”
» Turizm sektörü ikiye bölündü
» Madenciler yılın son çeyreğinden umutlu
» “Faiz indirimi konut stokunu eritecek”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 17.08.2019
  Ticaret 16.08.2019
  Ticaret 15.08.2019
  Ticaret 10.08.2019
  Ticaret 09.08.2019
  Ticaret 08.08.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni