• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Kaybolan oyuncaklarını koleksiyonunda topluyor

23 Eylül 2019 Pazartesi 08:00
12
14
16
18

   ► 10 yıldır oyuncak biriktiren Cihan Erdoğan’ın koleksiyonu, 3 bin parçadan fazla yerli ve yabancı oyuncaklardan oluşuyor.

     Koleksiyoncuların hemen hemen hepsinde aynı hikayeyi duyarsınız. Oyuncak koleksiyoncularının hikayesi de çocukken isteyip alınmayan bir oyuncağa tesadüfen rastlamasıyla başlar. 10 yıldır oyuncak biriktiren Cihan Erdoğan’ın hikayesi bir noktada diğer koleksiyonerlerden ayrılıyor. Çocukluğu yüzlerce oyuncak arasında geçen, kendi deyimiyle ‘hangi oyuncağı istediysem alındı’ diyen Erdoğan’ın hikayesi bit pazarında dolaşırken çocukken oynadığı teneke polis arabasına rastlamasıyla başlıyor. Dolduramadığı duygusal boşluğun oyuncak toplayarak kapanmasıyla birlikte koleksiyon oluşturmaya karar verdiğini dile getiren Erdoğan, içindeki boşluğun çocukken alamadığı bir oyuncaktan değil, oyuncaklara olan zaafından olduğunu söylüyor. Çocukken oynadığı oyuncakların bir tanesinin bile günümüze ulaşmadığını belirten Erdoğan, koleksiyona başladıktan sonra çocukluk oyuncaklarını yeniden aldığını ifade ediyor.

Oyuncak biriktirmeye nasıl başladınız?
     10 sene önce yetişkinlerin de oynayabildiği uzaktan kumandalı arabalar, helikopterler uçurmaya başladım. Ama duygusal olarak beni bir türlü tatmin etmedi. İçimde bir boşluk vardı ve onu kapatamıyorum. Bir gün bit pazarında dolaşırken çocukken oynadığım bir oyuncak firması olan Gürel’in 1980’li yılların sonuna doğru en çok ürettiği oyuncaklardan biri olan teneke polis arabasını gördüm. Polis arabasını aldım, ikincisini aldım ve baktım o duygusal boşluk kapanmaya başladı. Oyuncağı saatlerce izliyorum, başından ayrılmıyorum, yatarken çocuk gibi baş ucuma koyuyorum sabah kalktığımda görüyorum. Onun o duygusal boşluğu kapattığını fark ettikten sonra uzaktan kumandalı araçları bir kenara bırakarak eski oyuncaklar toplamaya başladım. Duygusal boşluğumun alamadığım bir oyuncaktan değil oyuncaklara olan zaafımdan kaynaklandığını anladım. İçimdeki duygusal boşluğu oyuncaklar doldurdu.

Nasıl bir koleksiyona sahipsiniz?
     Koleksiyonum 3 bin parçadan fazla oyuncaktan oluşuyor. Gözüme estetik gelen her şeyi biriktirmeyi seviyorum. Kız erkek oyuncakları, tabancalar, arabalar, peluşlar ve diğer hoşuma giden her şeyi alıyorum. Antikacıyım gibi bir iddiam yok ancak koleksiyonuma 1999’dan daha genç bir oyuncak sokmuyorum.  En eski oyuncağım 1930’lı yıllardan Alman üretimi olan kurmalı ahşap bir gemi. Model gemi olarak geçiyor. Lego sistemi gibi düşünün, küçük ahşaplardan oluşuyor. Çocuk ahşap parçaları birleştiriyor, mekanizmasını çalıştırıp onu gemi olarak yürütüyor. Koleksiyonumdaki en eski Türk oyuncakları 1950’lere kadar gidiyor. Yerli oyuncak sanayimiz altın çağını 1950-1960’lı yıllar arasında yaşıyor.

Koleksiyonunuzda çocukluk oyuncaklarınız yer alıyor mu?
     Çocukken yüzlerce oyuncağım oldu ancak tek bir oyuncağım bile bugüne ulaşmadı. Biz çok fazla taşındık. Birçok oyuncağım taşınma esnasında kaybolmuş veya komşu çocuklarına dağıtılmış. Ancak birkaç yıl önce aile albümümüz arasında eski futbolcu kartlarımı buldum. Onları saklıyorum. Çocukluğumdan gelen oyuncaklarım yok. Çocukluk oyuncaklarımı yeniden aldım ama o günlerden kalan oynadığım oyuncak yok.

“Koleksiyonumda çöpten çıkan oyuncaklar var”
Koleksiyonunuz için oyuncakları nereden temin ediyorsunuz?
     Koleksiyonuma aklınıza gelebilecek her yerden oyuncak aldım. Her koleksiyoncunun kaynakları olan bit pazarları, özel antikacılar, hurdacı depoları, eski oyuncakçılar ve diğer koleksiyoner arkadaşlardan topladım. Koleksiyonumda çöpün içinden dahi çıkmış oyuncak var. Bir gün bit pazarından çıktıktan sonra çöpün yanında koli içinde oyuncaklar buldum. Kolideki oyuncakların içinden koleksiyonum için parçalar aldım.

“Koleksiyoner değil, toplayıcı ve biriktiriciyim”
     Tam olarak koleksiyoncu sayılmam, toplayıcı ve biriktiriciyim. Çünkü koleksiyonerlik için insanda bazı meziyetler olması gerekiyor. Öncelikle para ve irade olması lazım. Çünkü koleksiyon, birbiriyle özdeş ürünlerin özenle seçilip, bir temanın tamamlanması üzerine kurulu oluyor. 20 farklı renk üretildiğinde 20 rengi de toplamak gerekiyor. Ancak böyle koleksiyoner olursun. 1994 yılında çıkan kırmızı renkli teneke oyuncakları toplayan birinin koleksiyonu bir tema oluşturduğu için, temaya ait oyuncaklardan bir tanesi karşısına çıktığında oyuncağın fiyatı ne olursa olsun verebilme gücüne sahip olması gerekiyor. Ben biraz daha geniş çaplı topluyorum, oyuncak ayırt etmiyorum. Koleksiyonumda bulunan 3 binden fazla oyuncak zaman içerisinde kendiliğinden bir tema yarattı, koleksiyonumda tamamlanmış temalarım var ancak kendime koleksiyoncu diyemiyorum, biriktirici ve toplayıcıyım

Oyuncaklarla ilgili unutamadığınız bir anı var mı?
     Eski bir kitap evinin önünden geçerken vitrinde bir oyuncağın ufak bir parçasını gördüm. Vitrine yaklaştığımda yıllardır peşinde olduğum, 1980’li yıllardan kalma önemli bir oyuncak olduğunu fark ettim. İçeri girip oyuncağın satılık olup olmadığını sorduğumda dükkan sahibi oyuncakla neden ilgilendiğimi sordu. O oyuncakta bir hikaye vardı, ben onun için ortaydayım ve dükkan sahibi o hikayeyi biliyordu. 1980’li yıllarda kitap evinde bir dönem oyuncak satışı yapılmış. Vitrindeki oyuncaklar o döneme aitmiş. Dükkan sahibi, oyuncağın onun için anısı olduğunu söyledi. Ben de oyuncağın benim için ne ifade ettiğini anlattım. Koleksiyonumu, oyuncak dünyasını ve o oyuncağın hikayesini anlattım. Konuşurken dükkan sahibi oyuncağın zor bulunan farklı bir varyasyonunu daha çıkarttı. O renkteki oyuncağı hiçbir koleksiyonerde görmemiştim. Dükkan sahibine, oyuncaklara ondan daha iyi bakacak biri varsa onun karşısında durduğunu anlattım. 2 saatin sonunda oyuncakları almama razı oldu.

Bu yolculuğa çıkarken topladıklarınızın koleksiyona dönüşeceğini tahmin etmiş miydiniz?
     Oyuncakları toplamaya başladığımda bir raf, bir dolap derken oyuncaklar kolilere girmeye başladı. Daha sonra 2 dolap oyuncak birikti ve ben oyuncak dolu bir kiler hayal ederken şu anda 25-30 metrekarelik bir koleksiyon odasına sahip oldum.

Çocuklarınızın koleksiyonunuzda bulunan oyuncaklarla oynamasına nasıl bakıyorsunuz?
     Oyuncaklar oynamak içindir. Oyuncak Hikayesi isimli animasyon filmi de bu düşünceyi vurgular. İkinci filmde koleksiyoner bir oyuncağın peşindedir ancak oyuncağın arkadaşları, onu vitrinden kurtarır. Çünkü oyuncaklar vitrin için değildir, oyuncaklar çocukların elinde hayat bulur, onların elinde yaşarlar. Bu film, ‘oyuncaklar çocuklar için vardır, koleksiyonlar için değil’ diye bir mesaj verir. Ben de bu düşünceye katılıyorum.
     Koleksiyonumda bulunan oyuncaklarla oynamak isteyen çocuklara kırılmayacak ya da kırılsa da önemi olmayacak oyuncaklar veriyoruz. Yeğenimin vitrinin önünde durup ‘bunlar oyuncak değil mi’ demesi beni çok üzmüştü. Çünkü ona bunların oyuncak değil özel ürünler olduğunu ve koleksiyona el sürülmeyeceğini söylemiştik. Ancak zamanında bir çocuk vitrindeki oyuncaklarla oynamış.
     Kendi çocuğum koleksiyonumda bulunan oyuncaklarla oynamak istediğinde kontrollü bir şekilde oynamasına izin veririm. Bir zamanlar bu konuda çok hassastım ve bazen insanları bu sebeple kırıyordum. Artık kendimi bu konuda törpüledim, çünkü bu günlük hayatın sinirinden stresinden uzaklaşmak için bir hobi. Sinir stres gerektiriyorsa uğraşılmamalı diye düşündüm. Çocuğumuz doğduğunda beraber oynayacağız, koleksiyonu anlatacağız.

İhtiyaç duyduğunuzda koleksiyondan değerli bir parça satar mısınız?
     Ailem söz konusu olduğunda koleksiyonumda bulunan oyuncakları satmaktan çekinmem. Eşim Havva’ya evlilik teklifi ederken işsizdim, eşimin tek taşını oyuncak satarak almıştım. Bir kutu oyunu serisi kovaladım. Hepsini piyasaya sürdüm, 1 hafta içerisinde satıldı. Tek taşı oradan kazandığım para ile satın aldım.

“Oyuncaklar sosyalleşmemi sağladı”
Koleksiyon biriktirmek size ne kattı?
     Özel hayatımda rastlayamayacağım insanlar koleksiyon sayesinde hayatıma giriyor. Ortak paydamız koleksiyon ve oyuncaklar oluyor. Ben bir elektrik elektronik mekanik firmasının operasyon bölümünde çalışıyorum koleksiyoner doktor bir arkadaşım var bambaşka işler yapıyoruz, onunla ortak ne konuşabiliriz. O arkadaşımla 4 saat boyunca hiç durmadan oyuncak konuşabiliyoruz, hatta çoğu zaman birbirimizden ayrılamıyoruz. Özel hayatımda çok asosyal birisiyim, insanlarla iletişim kuramıyorum, konu oyuncak olunca açılıyorum. Oyuncaklar beni sosyalleştirdi, iletişimimi güçlendirdi.
     Koleksiyon biriktirmenin insanları disipline etme gibi bir özelliği var, daha titiz düzenli olmasını sağlayabiliyor. Çocuklara küçük yaştan koleksiyon eğitimi vererek onların eşyasına sahip çıkma, eşyalara kullanıp atılacak bir malzeme olarak bakmaması ve geri dönüşüme özen göstermesi sağlanabilir.

X kuşağının hayallerini oyuncaklar inşa etti

     İnsanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahip olan oyuncakların en eskilerinin yapılan arkeolojik kazılarda MÖ 5000’li yıllara dayandığı ortaya çıkıyor. Türk oyuncaklarının en eskileri de 17. yy. dan beri oyuncak ürettiği bilen Eyüp oyuncakları olarak oyuncak tarihinde yerini alıyor. Yüzyıllardır bulundukları dönemin sosyo-kültürel özelliklerini yansıtan oyuncaklar, dönem dönem propaganda aracı olarak da kullanıldı.
     Dönemin siyasi havasından etkilenerek propaganda aracı olarak üretilen oyuncak çeşitlerini örneklendiren Cihan Erdoğan, “Rus oyuncakları emeği, insan gücünü, işçi sınıfını daha ön plana çıkarken, Alman oyuncakları bir dönem kurşun askerleri oyuncaklarıyla çocukları savaşa özendirdi. 1960’larda Amerika’da üretilen GIJOE isimli küçük asker oyuncakları çocukları savaşa özendirdiği için aileler tepki göstermiş. GIJEO tepkiden dolayı askerleri piyasadan çekerek oyuncakları sivilleştirdi. Asker formundaki oyuncaklar kayakçı, itfaiyeci, madenci ama farklı iş yapan oyuncaklara dönüştü. 1963 yılında üretilen Barbie bebekleri John F. Kennedy ABD başkanının gündemde olan eşi de First Lady’den ilham alınarak balon kesim saç modeliyle piyasaya sürdü. Türkiye’de ise oyuncaklar ticari kaygıyla üretildiği için pedagojik tarafı geride kaldı” ifadelerinde bulundu.

“Türk oyuncak tarihi sürprizlerle dolu”
Türkiye’de oyuncak sektörü nasıl yol aldı?
     Oyuncak sektörü iki yönde gelişmiş, bir ticari bir de güvenlik tarafı var. Türkiye’de oyuncağın pedagojik tarafı geri planda kalmış, güvenlik faktörü oyuncağın gelişimini etkilemiş. Teneke oyuncaklar paslandığı, çocukların elini kolunu kestiği için zamanla sivri kenarlı teneke oyuncaklar yuvarlak kenara çevrilmiş. Daha sonra yuvarlak kenarlı oyuncaklar yerine plastik ve ahşap oyuncak piyasaya sunulmaya başlanmış. 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’de özelleşmenin önünün açılması oyuncak sektörünü de etkiledi. Uzak Doğu’dan Çin, Tayvan, Hong Kong, Malezya yapımı oyuncaklar gelmeye başladı. Oyuncaklar çirkinleşti ve ucuzladı.
     Koleksiyona yeni başladığımda dünya bizim çok önümüzde biz geride kalmışız diyordum. 10 sene bana çok şey öğretti. Türk oyuncak tarihi sürprizlerle dolu, inanılmaz oyuncak markalarımız var. 200’den fazla farklı oyuncak markası var. Ancak Türkiye’de oyuncakların pedagojik tarafı geride kalırken, ticari kaygıyla yapılmış. Türk aileleri dünyadaki bilince uzun süre ulaşamadı. Aileler yeni yeni çocuklarının elinden tutup da oyuncakçıya girdiler. Eskiden oyuncak geçerken çocuğun ağlamasıyla alınırdı. Şimdi aileler çocukların elinden tutup oyuncak almaya götürüyor. Türkiye için oyuncaklar her dönem pahalı. Çünkü Türkiye’de insanlar geçinmeye çalışıyor. Derdi ekmek olan bir adamın önceliklerinden bir tanesi oyuncak olmuyor.

Naziler II. Dünya Savaşı’nda oyuncaklarla şiddeti aşıladı

     Oyuncaklar İkinci Dünya Savaşı sırasında en çok kullanılan propaganda araçlarından biriydi. Oyuncaklar çocukların zihinlerine şiddeti, düşmanlığı aşılamak, nefret dolu bir neslin temellerini atmak için kullanıldı. İkinci Dünya Savaşı başlamadan oyuncakların çocuklar üzerindeki etkisinin bilincinde olan Adolf Hitler, 1933 yılında Nazi askerlerinden oluşan asker seti oyuncaklarının üretilmesine öncü oldu. Juden Raus, Bomber über England ve Jagd auf Kohlenklau gibi oyuncaklar savaşın çocukların zihinlerine nüfuz etmesinde önemli bir etken olarak tarihte yerini aldı. 1936’da üretilen ‘Juden Raus’ yani ‘yahudiler dışarı’ ismini taşıyan oyun, en önemli propaganda oyuncağı olarak kabul ediliyor.
     Oyuncakta; zar, oyun tahtası, Nazi askerleri ve kendilerine özgü şapkaları olan Yahudiler vardı. Amaç, Yahudileri sınır dışı etmekti. Altı adet Yahudi’yi sınırdan çıkaran ilk kişi oyunun kazanıyordu. 1940 yılında üretilen ‘Bomber über England’ isimli oyun, Pinball tarzı bir oyundur. İngiltere ve Kuzey Avrupa haritasını içeren bu oyunda Londra, Liverpool ve Newcastle gibi şehirler bulunuyor. Eğer düşman şehirler bulunup vurulursa puan kazanılırken, Nazi kontrolündeki Brüksel, Amsterdam gibi ülkelere zarar verilirse ise ceza puanı alınıyor. 1944 yılında üretilen ‘Jagd auf Kohlenklau’ yani ‘Kömür Hırsızını Yakala’ isimli oyun ise savaşın bitmesine çok yakın fakat, soykırımın dayanılmaz bir hal aldığı dönemde üretildi.


+ Benzer Haberler
» Müze gelirlerinde yüzde 62,56’lık artış
» Deprem toplanma alanlarında kriter ne olmalı?
» Çobanoğlu, “Avrupa’ya kaliteli açılacağız”
» Kanseri yendi, kanserli çocuklara umut oldu
» “Kitaba kilit vurulmaz”
» Eylül’de turist sayısı yüzde 17,18 arttı
» “Kalbinizde saklayıp büyüttüğünüz bir gurur”
» “Balkabağı özlü sabun ile bir ilke imza attık”
» Hayalet ağlar deniz canlılarını sessizce öldürüyor
» ‘Attilâ İlhan vapuru’ hep hüzün dolu


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 19.10.2019
  Ticaret 18.10.2019
  Ticaret 17.10.2019
  Ticaret 16.10.2019
  Ticaret 15.10.2019
  Ticaret 14.10.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni