• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Kayıt dışı süt üretimi denetlenmeli”

11 Temmuz 2019 Perşembe 13:00
12
14
16
18

“Kayıt dışı süt üretimi denetlenmeli”

   ► TMMOB 2018 ‘Süt Raporu’nda, piyasada çok sayıda bulunan taklit süt ürünlerinin hem haksız rekabet getirdiği, hem de halk sağlığını tehdit ettiği belirtildi.

           ANKARA TİCARET     
     Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisliği Odası, 2018 yılı ‘Süt Raporu’nu açıkladı. Açıklamada; piyasada çok fazla sayı ve miktarlarda taklit ve tağşiş süt ürünleri bulunduğu belirtilirken, bu ürünlerin doğru üretilenlerle birlikte aynı pazarı/rafları paylaşmaları beraberinde haksız rekabeti de getirdiğinin ve satılan hileli süt ürünleri ayni zamanda insanların sağlığını da tehdit ettiğinin altı çizildi. Raporun sonunda raporda yer verilen sektörel problemler için çözüm önerileri sunuldu.

Havyan başına verim arttı fakat yeterli değil
     TMMOB yayınladığı raporda, çiğ sütün doğrudan tüketime uygun olmadığı vurgulanan raporda; sektörde özellikle başta çiğ süt üreten çiftçiler olmak üzere bu sütü alıp işyerinde işleyen sanayici, esnaf ve tacirler maalesef birçok sorunla iç içe yaşadığı belirtildi. Rapordaki verilere göre, 1990 yılından sonra sığır dışındaki hayvan sayılarındaki düşüşün devam ettiği kaydedilirken, küçükbaş hayvanlardan elde edilen süt oranının 18 yıl önce yüzde 17’ye vardığı notu düşüldü. Gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığı zaman, Türkiye’deki hayvan varlığının büyük çoğunluğunun et ve süt verimi düşük ırklardan oluştuğu ifade edilen raporda, 1990 yılında 1.351 kilogram olan hayvan başına verim, son beş yıl içerisinde yüzde 6,4 oranında artarak 2018 yılında 3.161 kilogram baş yıl olarak hesaplandığı kaydedildi. Raporda bu değer Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında yine de düşük olduğu sebebinin ise AB ortalamasının 6 bin litrenin üzerinde olduğu altını çizildi.

“Yem fiyatları döviz fiyatları düşünce de azalmadı”
     TMMOB raporuna göre, süt referans fiyatı Ulusal Süt Konseyi tarafından 2 lira olarak açıklanmış olsa da, sahada yetiştiricinin daha düşük fiyatlardan süt sattığı bilgisine yer verildi. Türkiye’de süt sektörünün en önemli sorunlarından birisinin kayıt dışı üretim olduğu belirtilen açıklamada, “2012 yılında inek sütü üretimindeki kayıtlılık oranı yüzde 9,6 iken, 2018 yılında bu oran hala yüzde 50.0 civarında seyretmektedir. Dövize bağlı olarak ithal edilen ve fiyatı artan yem katkı maddeleri nedeniyle yem fiyatları artmış, döviz fiyatları düşünce de azalmamıştır. Süt fiyatı üzerinde piyasa koşulları, mevsimsel süt miktarı dalgalanmaları, arz/talep dengesi, süt kalitesi ve coğrafi konum gibi faktörler etkili olmaktadır. Ülkemizde uzun yıllar çiğ süt/yem paritesi 1,5’in altında kalmış ve 2018 yılına ilişkin ortalama çiğ süt/yem paritesi 1,12 olarak hesaplanmıştır” ifadeleri yer aldı. Raporda konu ile ilgili olarak “Çiğ süt üretiminde en önemli maliyet kaynağı olan yem maliyetinin azaltılması için mera alanları ıslah edilerek yetiştiricinin hizmetine sokulmalıdır” önerisi sunuldu.

İçme sütü üretim miktarı 5 yılda %25 arttı
     Türkiye’de içme sütü üretim miktarı son beş yıl içerisinde yaklaşık olarak yüzde 25,4 arttığı verisi kaydedilen rapora göre, toplam peynir üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,5 oranında artarak 756 bin ton olarak hesaplandığı bilgisine yer verildi. Raporda; TÜİK’e göre yoğurt üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,2 oranında artarak 1,19 milyon ton olurken, süttozu üretimi ise 2018 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 17 oranında azalarak 109 bin ton olarak gerçekleştirildiği kaydedildi.
     2018 yılı kişi başı içme sütü tüketiminin yaklaşık 41,5 kilogram olduğu tahmin edildiği ancak kayıt dışılık oranı oldukça yüksek olduğunun altının çizildiği açıklamada, “Son yıllarda peynir benzeri taklit ürünlerin ve hileli peynirlerin satışı artan hayat pahalılığı nedeniyle oldukça fazlalaşmıştır. Tereyağı tüketimine bakıldığında, ülkemizde 2018 yılına ilişkin kişi başı yıllık tereyağı tüketiminin 1,78 kilogram olduğu görülmektedir. Bu konuda da kayıt dışılık mevcuttur.

     Türkiye’de süt üretiminin arttırılmasına yönelik politikalar genel olarak miktarın arttırılmasına yönelik olarak gelişmiş, maalesef yağ ve protein oranları dahil olmak üzere kalite kriterlerinin önemi göz ardı edilmiştir” denildi. Sektördeki kayıt dışı üretimin büyük bir problem olarak ele alındığı raporda, “Kayıt dışı üretimin engellenmesi için devlet, gerekli tüm yaptırımları uygulamalıdır. Burada geleneksel üretim yapan küçük üreticiler de kayıt ve hijyen koşulları düzeltilerek desteklenmelidir. Gelişmiş ülkelerde süt tüketiminin arttırılması bir sağlık sorunu olarak algılanmaktadır. Ülkemizde de sağlıklı nesiller yetiştirilmesi ve sütün stratejik önemine uygun politikalar geliştirilmelidir” denildi. Ayrıca piyasada bulunan taklit ve tağşiş süt ürünleri için çözüm önerisi olarak “Doğru üretilenlerle birlikte ayni pazarı/rafları paylaşmaları beraberinde haksız rekabeti de getirmektedir. Satılan hileli süt ürünleri ayni zamanda insanların sağlığını da tehdit etmektedir. Devletin hileli süt ürünü üretenlere karşı daha caydırıcı cezalar getirmesi gerekmektedir” denildi.

“ilçe bazlı kooperatif çatısı altında örgütlenmeleri sağlanmalı”
     Ülkemizde süt–et–hububat–şeker-tütün gibi geleneksel tarımsal hammaddeler ve bunların işlenmesinden elde edilen işlenmiş ürünler pazarındaki yabancılaşma/özelleştirmeler, ülke tarım sektöründe ve kırsal yaşamda olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten TMMOB raporunda, “ Özel sektörün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım ve üretimi riskli ve verimsiz bulduğu, bu nedenle bundan kaçındığı koşullarda gerçekleştirilen SEK, EBK ve YEMSAN özelleştirmeleri sonucu, bölgede işsizlik daha da tırmanmış, yaşam kalitesi gerilemiş, Doğu Anadolu’da hayvancılık çökerken, Güneydoğu Anadolu’da tarım hızla inişe geçmiştir. Bu tarımsal KİT’lerden Et ve Süt Kurumu yeniden faaliyete geçirilmiştir. Türkiye tarımının nüfusu besleyebilmesi, ihracat yapabilmesi ve gıda egemenliğini sağlayabilmesi için bu tür yapılara gereksinim bulunmaktadır. Bu yapılarla birlikte kooperatif üyelerine daha çok destek verilerek üreticilerin ilçe bazlı kooperatif çatısı altında örgütlenmeleri sağlanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

“Islah çalışmalarına önem verilmeli”
     Hayvan ıslahı faaliyetlernin ürünü olan nitelikli damızlık üretiminde ciddi ilerleme sağlanamadığı, sebebinin genetik ve çevresel ıslah çalışmalarının bir arada yürütülememesi, ülke kaynaklarına yeterli özenin gösterilmemesi, üreticilerin örgütlenememesi gibi unsurlar etkili olduğu belirtilirken, “Islah çalışmalarına önem verilerek, bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığı, Damızlık Birlikleri, Kooperatifler, Veteriner Hekim Odaları, Veteriner Hekim Birlikleri ve konunun uzmanları verimliliği arttırıcı ortak çalışma içerisinde olmalıdırlar” önerisi sunulurken yapılacak olan bu çalışmaların damızlık, canlı hayvan ve karkas ithalatını önce azaltarak sonra da sonlandırarak yüz milyonlarca doların ülke dışına çıkışını engelleyeceğine dikkat çekildi.

Yeni pazarlar için geleneksel ürünler desteklenmeli”
     Süt üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar birçok aşamadan geçip farklı pazarlama kanallarına bağlı olarak da çeşitli marjlar oluştuğu kaydedilen açıklamada, üretici ile tüketiciyi yan yana getiren tarımsal üretim kooperatifleri ve tüketim kooperatifleri kurulması gerektiği belirtildi. Türkiye’deki sütlerde hijyen ve mastitis göstergesi olan bakteri yükü ve somatik hücre sayısı yasalarda belirlenen kriterlerin çok üzerinde olduğu notu düşülürken, bu konuyla ilgili üreticilere eğitim verilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Gıda güvenliği ve yüksek üretim maliyetleri sebebiyle ihracat olanaklarının kısıtlı olduğu söylenen raporda, dış ticarette yeni pazarlar elde etmek için özellikle geleneksel ürünlerinin üretiminin desteklenmesi gerektiğinin üzerinde duruldu. Raporda, “Nakit akışı ve finansman konularında sıkıntılar yaşanmaktadır. Halen ülkemizde, sanayiciler, çoğunlukla marketler aracılığı ile mallarını tüketiciye ulaştırmaktadırlar. Bu durum firmaların mallarını hipermarketlere pazarlamasında ve mal bedellerinin tahsilatında belirsizlikler yaratmakla beraber vadelerin uzaması da nihai maliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir. Süt sektöründe sanayici satın aldığı sütün bedelini 15-30 günlük aralarla üreticiye öderken marketlere sattığı nihai ürünün bedelini ancak 3-6 aylık vadelerle geri alabilmektedir. Hipermarketler kanununda gerekli düzenlemelerin yapılarak yürürlüğe konması sorunun giderilmesi bakımından önemlidir” açıklamalarına yer verildi.


+ Benzer Haberler
» Dünya devi TrustYou artık Türkiye’de
» Ege Üniversitesi A Plus üniversite oldu
» CHP Milletvekili Sındır’dan Şehir Hastaneleri tepkisi
» Fidye yazılımı sodin işlemcinize sızmış olabilir
» Boyalık Beach Otel’den örnek çevre duyarlılığı; doğa için gönüllü temizlik yaptılar
» Türk kirazı Çin Seddi’ni aştı
» CC-Link IE TSN yeni endüstriyel haberleşme teknolojisi
» “Türkiye dijital dönüşüme öncülük edecek”
» Rafineri modern DCS ile üretimi artırıyor
» Çin’e elektronik ürün satan Elektra Elektronik hedefine Amerika’yı da aldı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 17.07.2019
  Ticaret 16.07.2019
  Ticaret 15.07.2019
  Ticaret 13.07.2019
  Ticaret 12.07.2019
  Ticaret 11.07.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni