• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Kişisel verilerin korunması haktır”

23 Eylül 2019 Pazartesi 12:00
12
14
16
18

   ► TBİD Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Şevket Uyanık, sosyal medyada anketler doldurulurken kullanıcı verilerinin yasa-dışı şekilde izlenebildiğine dikkat çekiyor.

     Dijital güvenlik son yıllarda en çok gündemde olan kavramlardan biri. İnternetin yaşamın bir parçası olmaya başlamasıyla, teknolojik olanakların artmasıyla, sosyal medyanın aktif olarak kullanılmasıyla kişisel verilerin korunabilmesine daha çok ihtiyaç duyulur oldu. Bilgisayarla yüklenen programlar aracılığıyla mahrem bilgilerin ikinci kişilerin eline geçmesi engellenmeye çalışılsa da bazen istemsiz gelişen iletişim nedeniyle veriler insanlardan alınabiliyor. Mağazalar, şirketler verilere ulaşırken tüketim alışkanlıklarında ve siyasal eğilimler konusunda yönlendirme yapabiliyor.
     Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği (TBİD), dijital güvenliğin sağlanmasına yönelik projeler üretmek amacıyla kurulmuş. Dernek her türlü iletişimin, paylaşımın ve özel bilginin izlenmesini ve kayıt altına alınmasını evrensel bir hak ihlali olarak görüyor. Özel hayatın gizliliği kadar iletişimin gizliliğini de vazgeçilmez bir hak olduğunu öne çıkarıyor. 
     Derneğin Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Şevket Uyanık ile dijital güvelik konusunu konuştuk. Facebook ve Cambridge Analytica skandalını hatırlatan Uyanık, “Brexit oylamalarında manipülasyon yapıldığına dair önemli bulgular var. Biz Facebook’ta masum anketler doldururken ve bir şeyleri beğenirken aslında bunlar bazı testler için yasadışı bir şekilde izleniyor ve profilleniyor. Bu sebepten Facebook gibi büyük şirketler sık sık para cezalarına çarptırılıp bazen de mahkeme önünde ifade veriyor” dedi.

Dijital güvenlik kavramının önemi nereden geliyor?
     Dijital güvenlik kavramının önemi yaşanan güvenlik zaafiyetlerinden kaynaklanmakta. Bunlar hem kurumsal hem de bireysel diyebiliriz. İnsanların sosyal medya hesaplarını kaybetmeleri dijital güvenlik önlemleri almalarını ve bu alana önem vermeye başlamalarını sağladı. Kurumlar için de tehditler gün geçtikçe artıyor ve onlar da önlem alma yoluna gidiyor ellerinden geldiği kadar. Fakat bireysel önlemler hâlâ çoğu insanın umurunda değil. İnsanlar başlarına kötü bir şey gelmeden önce önlem almıyor.

Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği hangi ihtiyaçtan doğdu?
     Bu alanda çalışan kurumların sayısında ve etkinliğinde azalma vardı. Biz de uzun yıllardır dernek kurma hayali taşıyorduk. Hem alandaki boşluğu doldurmak hem de bu alana dair projeler geliştirme ihtiyacından doğdu diyebiliriz.

Kötü niyetli kişiler gönderecekleri bir linke tıklamamızı isteyerek bile bilgisayarlarımıza, akıllı telefonlarımıza müdahale edebiliyor. Bu alandaki biraz da o kişiler ile kullanıcılar arasında, kullanıcı açısından istemsiz bir iletişimin ortaya çıkmasının ne gibi sakıncaları var?
     Evet, birkaç farklı yol ve yöntemle kişisel verilerimiz bizden alınıyor. Aslında “link gönderme” mevzusunda karşıda canlı bir kişi yok, ele geçirilmiş bir hesap var ve o hesap size zararlı linkler gönderiyor. Bu çoğu zaman sosyal medyada sizin takip ettiğiniz bir hesap olarak karşımıza çıkıyor. Arkadaşınızmış gibi görünüp size zararlı yazılımlar göndererek hesabınızı ele geçirmeye çalışıyor bu kötü niyetli kişiler. Kişisel verilerimiz her yere yayılmış durumda ve kötü niyetli kişilere açık durumda. Kime nereye hangi bilgilerimizi bıraktığımızı bilmiyoruz ve bu bizi güçsüz duruma sokuyor. Bu sebeple istemsiz bir iletişimden kaçınmalı, güvenmediğimiz yerlerden gelen bağlantıları açmamalı, açacaksak da belli uygulamalar ile kontrol edip öyle açmalıyız.

“İki adımlı doğrulamayı tercih etmeliyiz”
Facebook, Twitter, İnstagram, Watsapp gibi sosyal medya ve e-posta hesap kullanıcıları olarak internette bilgilerimizin (şifrelerin, mail hesaplarının) çalınmasını nasıl engelleyebiliriz? Ne gibi tedbirler alınabilir?
     Basit tedbirler alarak öncelikle bir koruma sağlayabiliriz. Bunlardan en önemlisi ve temel teşkil edeni güçlü parolalar yaratmak. Sosyal medya hesaplarımızda ve e-mail hesaplarımızda iki adımlı doğrulamayı aktif hale getirmeli ve kullanmalıyız. Ancak bu şekilde karşı taraf hesabımızın şifresini bilse dahi telefonumuz yanımızda olduğu sürece hesabımıza giriş yapamaz. En önemli güvenlik önlemlerinden biri de kullandığımız her platform için ayrı şifre tercih etmeliyiz.

İletişimde mahremiyet kavramına dair şöyle bir klişe var: “Saklanacak bir şeyim yok.” Bu durum belki en basit tanımıyla kişisel veya iş yerlerindeki bilgisayarlarımızın oturumlarını şifresiz kullanmaktan başlayarak devam ediyor... Sanırım “saklanacak bir şeyim yok” yargısı bir yanılgıya yol açıyor değil mi?
     Kesinlikle büyük bir yanılgı... Herkesin kendine özel bir şeyleri vardır ve mahremiyet insan için bir haktır. Tıpkı iletişim gizliliği gibi. dijitalguvenlik.org sitemizde bununla ilgili önemli bir yazı var.

Bir önceki soru temelinde devam edecek olursak, özel hayatımızın kurumlarca bilinmesi, mağazaların, reklamcıların kişisel verilerimize sahip olması tüketim alışkanlıklarında ve siyasal eğilimler konusunda yönlendirme amaçlı kullanılabiliyor... Bunlara dair neler söylemek istersiniz?
     Tam anlamıyla dediğin gibi tüketim kararlarımızı ve siyasal tercihlerimizi yanıltan ve manipüle eden bir unsur. Facebook ve Cambridge Analytica skandalı bunun en bariz örneklerinden biriydi. Ayrıca Brexit oylamalarında da bu yolla manipülasyon yapıldığına dair önemli bulgular var. Biz Facebook’ta masum anketler doldururken ve bir şeyleri beğenirken aslında bunlar bazı testler için yasadışı bir şekilde izleniyor ve profilleniyor. Bu sebepten Facebook gibi büyük şirketler sık sık para cezalarına çarptırılıp bazen de mahkeme önünde ifade veriyor. Siyasal anlamda verilerimizin bu şekilde kullanımı bitmeyecek hattâ gittikçe artacak diye düşünmekteyim. Teknoloji iyilik için kullanıldığı gibi bu şekilde manipülasyon ve dezenformasyon amaçlı da kullanılıyor. Özellikle sahte haber üretimi karşımızdaki en büyük sorunlardan biri.

“Kişisel verilerin korunması bir haktır”
Mahrem bilgilerimizin herkesçe bilinmesinde devlet, siyasal pratik, yasa ve hukuk alanlarında eksiklikler var mı?
     Yasalar ve hukuk anlamında büyük eksiklikler var. Kişisel verilerin korunmasına dair büyük anlam karışıklıkları ve uygulama sorunları var. Bildiğiniz gibi yasa bizde çok geç çıktı. Ama Avrupa’ya baktığımızda GDPR ile büyük bir atılım yaptı ve modern bir hâle büründürdü. Zaten her zaman bilinen bir gerçek şudur ki, teknolojik gelişme karşısında hukuk hep arkadan koşturarak gelir ve ona yetişmeye çalışır.
     Ülkemiz özelinde kişisel veriler konusunda şirketlerin ve devletin çok da koruma hassasiyetinde olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Bir yandan mülteci krizi yaşanırken onların verileri de devlet için açık olmalı diye düşünüyor olabilirler. Bu sebeple kişisel verilerimizin korunmasının bir hak olduğunu bilmeli ve bunun için mücadele etmeliyiz, önlemler almalıyız. Yoksa ileride büyük sorunlarla karşılaşmamız oldukça olası görünüyor.

Hayatımızın büyük bölümünü kaplayan interneti kullanırken doğan zafiyetlere değindik. Ama bir de kişisel bilgiler bir şekilde ifşa olurken, kamuoyunun bilmesinde hayatî önem taşıyan haberler saklanmaya çalışılıyor. Medyada dijital dönüşüm hızlanırken, haberlere “özel hayat gizliliği” gerekçesiyle sürekli erişim engeli getiriliyor. Buradaki çelişkiyi nasıl açıklarsınız?
     Evet, çok büyük bir çelişki bu! Biz devletlerin ve şirketlerin şeffaf olmasını ister ve beklerken onlar bizleri zorla şeffaflaştırmaya çalışıyor. İnternet birilerinin mülkiyetine geçtiğinde bir kontrol ve sansür mekanizması işlevi görür. Türkiye’de olan da hukuk yoluyla budur. Devlet sırrı diye bir kavram var meselâ ve bir şeyi devlet sırrı ilan etmek hiç de zor değil. İktidarı sarsacak haberlere yayın yasağı getirilmesi sansürün bir biçimidir ve bilgiyi denetimden kaçırmanın bir yoludur.

“Vikipedi’ye erişim engeli büyük komedi”
Dünyanın en büyük dijital ansiklopedisi Vikipedi Türkiye’de hâlâ yasaklı. İfade özgürlüğü, bilgi alma – haber verme hakkı kavramları açısından Vikipedi’nin tümden engellendiği bir ortamda neleri kaybediyoruz?
     Çok şeyle birlikte itibar kaybediyoruz. Uluslararası raporlar sürekli bizim karanlık tarafımızı vurguluyor çünkü öyle bir duruma geldik. Vikipedi’nin Türkiye’de erişime engelli olması büyük bir komedi. Yönetenlerin internetin mantığını anlamadığının kanıtı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Wikipedia’ya Türkiye’den erişimin engellenmesiyle ilgili 27 Nisan’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin “terör örgütlerini” desteklediğini belirten içeriklerin tüm girişimlere rağmen Wikipedia’dan çıkarılamadığı için sitenin tamamına tedbir uygulandığını belirtti.
     BTK bu kararı alırken 5651 Sayılı Kanun’un 8/A (1) maddesi dayanak gösterdi. Halbuki 5651 sayılı kanunu savunanlar “Bundan sonra site tümüyle kapatılmayacak, sadece URL engeli yapılacak” diyordu. Torba yasayla düzenlenen bu kanuna yönelik eleştirilere BTK Eski Başkanı Tayfun Acarer, internette kişilik hakları ve özel hayatın gizliliğinin ihlalinin engelleneceğini belirterek, “Artık site kapatma yok, sadece içerik siteden çıkarılacak” demiş ve internetin otoriter bir zihniyetle sansürcü bir denetleme ve engelleme anlayışının olmayacağını vurgulamıştı. Fakat böyle olmadığını, URL engellerinin yanı sıra, kanun çıktığından beri çok sayıda internet sitesinin gerçekçi olmayan bahanelerle tümden engellendiğini görüyoruz.

Cambridge Analytica skandalı

     Londra’da 2013’te kurulan Cambridge Analytica adlı veri analiz şirketinin, Facebook’ta 50 milyon kullanıcının profiline ait verileri usulsüz kullandığı ortaya çıkmıştı. Cambridge Analytica’nın olay nedeniyle görevden alınan CEO’su Alexander Nix, ABD Başkanı Donald Trump ile buluştuklarını itiraf ederek, “Bütün araştırmayı yaptık. Bütün veriyi elde ettik. Bütün analizi gerçekleştirdik. Hedeflemeyi yaptık. Bütün dijital kampanyayı, televizyon kampanyasını biz yönettik ve bizim verilerimiz stratejilerini belirledi” demişti. Trump’ın seçim döneminde dijital pazarlama faaliyetleri için 14.2 Milyon Dolar harcadığı açıklanırken, Facebook ise olası cezaya karşı 3 milyar dolar ayırdığını paylaşmıştı.
     Geçen temmuz ayında ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Facebook’a 3’e karşı 2 oyla, 5 milyar dolarlık para cezası verdiği kararında platformun veri koruma çalışmalarını da güçlendirmesini istedi. 5 milyar dolarlık ceza Facebook’un 2018 yılındaki gelirinin yüzde 9’una denk geliyor. 45 milyar dolar nakit rezervi bulunan Facebook, 2019’un ilk ilk üç ayında 15 milyar dolar kazandığını açıklamıştı.


+ Benzer Haberler
» Müze gelirlerinde yüzde 62,56’lık artış
» Deprem toplanma alanlarında kriter ne olmalı?
» Çobanoğlu, “Avrupa’ya kaliteli açılacağız”
» Kanseri yendi, kanserli çocuklara umut oldu
» “Kitaba kilit vurulmaz”
» Eylül’de turist sayısı yüzde 17,18 arttı
» “Kalbinizde saklayıp büyüttüğünüz bir gurur”
» “Balkabağı özlü sabun ile bir ilke imza attık”
» Hayalet ağlar deniz canlılarını sessizce öldürüyor
» ‘Attilâ İlhan vapuru’ hep hüzün dolu


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 19.10.2019
  Ticaret 18.10.2019
  Ticaret 17.10.2019
  Ticaret 16.10.2019
  Ticaret 15.10.2019
  Ticaret 14.10.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni