• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Klinik Araştırma Merkezi, kanser hastalarına umut ışığı olacak

21 Ocak 2020 Salı 12:00
12
14
16
18

Klinik Araştırma Merkezi, kanser hastalarına umut ışığı olacak

   ► Kanser hastalarının yeni tedavilere kolayca ulaşmasını amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Altuntaş: Araştırma yönünden de kapsamlı bir kanser araştırma merkezi hüviyeti ve yeterli bir ARGE iklimi oluşturmaya çalışıyoruz.

           SEDA GÖK / ANKARA     
     SBU Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde Kapsamlı Kanser Klinik Araştırmalar Merkezi(KAM) hizmete girdi.
     Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kapsamlı Klinik Araştırmalar Merkezi, kanser alanında klinik araştırmaların tasarlanmasından tamamlanmasına kadar her adımda ihtiyaç duyulan bilimsel, lojistik ve eğitim desteği sağlamak için “mükemmeliyet merkezi” felsefesinde çalışmak üzere kurgulandı.
     Merkez, ülkemizin yerli ve milli ilaç geliştirme programı kapsamında yeni kanser ilaçlarının gelişimini hızlandırmak, kanser alanında hem etik kurul onaylı lokal klinik araştırmaları hem ulusal çok merkezli randomize kontrollü çalışmaları hem de endüstri destekli uluslararası çok merkezli klinik araştırmaları gerçekleştirecek.

     Açılış töreninde konuşan SBU Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Yaklaşık 3 yıl önce bir araba garajından, küçük bir yerden başlamıştık. Bugün fiziksel olarak daha donanımlı bir yer oldu. İçerisinde hasta kabullerinin, polikliniklerin olduğu, hasta numunelerinin alındığı, saha koordinatörlerinin, eczane, depo, arşivinin olduğu yaklaşık 500 metrekarelik bir alan. Bu alanda aynı zamanda etik kurulların da bulunduğu, kontrast süreçlerinin ve fatura birimlerinin de bu alan içerisinde olduğu, aynı zamanda buna multidisipliner çalışma grubumuzu katarak da, kendisi çalışma organize edip, bunu destekleyen bir yapıya dönüştürmüş bulunuyoruz. Ancak bunun destekle olduğunun altını çizmek isterim. Sadece kişisel gayretlerle olmadığını, gerek bürokraside gerek siyasette gerek endüstride sözleşmeli araştırmacı kuruluşların desteği lazım. Biz hastane olarak, şu vizyona sahibiz; FDA merkez olsun istiyoruz. Olmaması için bence hiçbir engel yok. Bizde bu üç yıl içerisinde kendimizi gösterdik.
     Yaklaşık 100’ün üstünde Faz II, Faz III çalışmayla bunun yapılabileceğini gösterdik. Gururla söyleyebilirim, geçen yıl devlet hastanesinde Faz I olur mu deniliyordu, başladık, hasta alımına da başladık. Niye olmasın? Sadece inanmak lazım” dedi.


Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kapsamlı Klinik Araştırmalar Merkezi,  yaklaşık 500 m2 alana sahip bünyesinde ön büro birimi (Etik kurul başvuru koordinasyon birimi, çalışma kodu açılması, bütçe ve kontrat süreçleri koordinasyon birimi, istatistik yönetim birimi), Klinik araştırma birimleri, saha görevlisi yönetim birimi, eğitim planlanma birimi, çalışma ofisleri, poliklinikler, monitorizasyon ve izleme odası, arşiv, araştırma ürünü ve örnekleri için saklama odaları bulunmakta. Kalite güvence birimi, klinik araştırmalar birimi, klinik uygulama birimi, laboratuvar, ilaç hazırlama ve eczane birimi, arşiv, veri yönetimi birimi ve idari işler biriminden oluşmakta. Merkez bünyesinde birim sorumluları, araştırma koordinatörleri, uzman hekimler, klinik farmakolog, klinik araştırma eczacısı, klinik araştırma görevlileri (saha görevlileri), klinik araştırma hemşireleri, büro görevlileri, tıbbi sekreter bulundurmaktadır. Klinik araştırma hastaları için özel bir tedavi alanı bulunmakta. Tedaviyi uygulayan personel, iyi klinik uygulamalar ve onkoloji hemşireliği sertifikalarına sahip hemşirelerdir.


     Günümüzde kanser hastalarının yüzde 50’sinden fazlasının standart tedavilerle tedavi edilebilir durumda olduğunu anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Bununla birlikte, standart tedaviye cevap vermeyen hastalara yeni alternatif tedaviler sunmak çok önemlidir. Faz-II ve III başta olmak üzere klinik araştırmaların yapıldığı merkez ile bu kanser hastalarının yeni ilaçlara erişilebilirliği sağlanacaktır. Böylece birçok yeni kanser ilacına dünya ile eşzamanlı ulaşmanın önü açılacaktır. Bu araştırma merkezleri sadece kanser araştırmalarını genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda kanserle zorlu bir mücadele içinde olan hastalara umut ışığı da olacak” dedi.


Kanser tedavisi ve kök hücre nakli alanında dünyada çok iyi bir noktada olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Ülkemiz kanser, hematolojik kanserler ve kök hücre nakli tedavileri ve yönetimleri bakımından dünyanın en gelişmiş ülkeleri ile yarışır düzeydedir. Örneğin kemik iliği naklinde sayısal ve niteliksel olarak Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasının üzerinde” dedi.

     Türkiye’nin kendi kanser ilaçlarını geliştirecek potansiyele sahip olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Altuntaş, “Günümüzde, kanser hastalarının %50’sinden fazlası standart yöntemlerle tedavi edilebilir durumdadır. Ancak, standart tedaviye cevap vermeyen hastalara yeni alternatif tedaviler sunmak da gereklidir. Burada da Faz I kanser ilaç geliştirme merkezleri ve Faz-II ve III klinik araştırmalar merkezleri son derece önemlidir. 3 yılı aşkın bir süreçte kanser multidisipliner çalışma grubu, klinik eczacılık uygulamaları, onkoloji hemşireliği, klinik araştırmalar hemşireliği, kanser hasta okulu, iyi klinik uygulama kursları, Faz II-III klinik araştırmalar merkezi, gönüllü havuzu, eğitim birimi ve son olarak da Faz I ilaç araştırma merkezi ile kapsamlı kanser araştırma merkezi olma yolunda çok önemli aşamalar katettik. Faz I klinik araştırma, laboratuvar şartlarında belirli kanser türlerinde etkin olduğu ispatlanmış bir molekülün, standart tedavi seçeneklerini tamamlamış olan hastalarda etkinlik, doz ve yan etki çalışmalarının değerlendirildiği bir bilimsel çalışma yöntemidir. Bu kapsamda da Ankara Onkoloji EAH bünyesinde geçen yıl hizmete açılan Faz I ilaç araştırma merkezi çalışmalara başlamış durumda” değerlendirmelerinde bulundu.

KAPSAMLI KLİNİK ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇARE OLACAK!
     Üç yılı aşkın bir sürede 150 civarı uluslararası Faz II/III klinik araştırmaları başarı ile tamamladıklarına değinen Prof. Dr, Altuntaş, “Küçük bir klinik araştırma biriminden sırasıyla araştırma merkezi ve şimdi mükemmeliyet merkezi felsefesinde çalışacak kapsamlı klinik araştırma merkezi ile taçlandırıyoruz. Merkezin açılışı ile ülkemizin kanser alanında önemli bir ihtiyacı giderilmiş olacaktır.  Merkez, uluslararası standartlara uygun fiziki ve personel alt yapısı ile araştırmacıya kanser alanında her türlü danışmanlık veren ve destek sağlayan, yüksek kalitede klinik araştırmaların yürütülmesine olanak tanıyan klinik araştırmalar konusunda gerekli personelin eğitimini yapabilecek özelliktedir. Paydaşlarımızı araştırma yapmaya bekliyoruz. Dünya standartlarında ve modern bir anlayışla, kanser alanına spesifik olma açısından bir ilk olan merkez, yerli ve milli ilaç geliştirme başta olmak üzere, uluslararası ilaç ARGE sektörü ile de ortak çalışmalar yapacak. Merkez, yerli ve yabancı ilaç ARGE endüstrilerinin yanı sıra bireysel olarak kanser ilacı geliştiren bilim insanları ve merkezlerine de açıktır. Amacımız kanser alanında önemli klinik araştırmaların yürütüldüğü uluslararası akredite bir mükemmeliyet merkezi olarak bilime katkı sağlamaktır. Bu bağlamda tüm paydaşları ortak  çalışma yapmaya bekliyoruz.”


İZMİR BİYOTIP VE GENOM ENSTİTÜSÜ, CLP ONAYI İLE TÜRKİYE’DE TEMEL ARAŞTIRMALARIN MERKEZİ HALİNE GELDİ

     Açılışta yaptığı konuşmada preklinik çalışmaların önemine dikkat çeken TİTCK Başkanı Hakkı Gürsöz de çok yakın zamanda İzmir’de kurulu bulunan Biyotıp ve Genom Enstitüsü’nün CLP onayını ve akreditasyonunu alarak, Türkiye’de temel araştırmaların yapılabileceği bir merkez haline geldiğini söyledi. Gürsöz, “Çok yakın zamanda İzmir’de kurulu bulunan Biyotıp ve Genom Enstitümüz CLP onayını alarak, akreditasyonunu alarak, Türkiye’de temel araştırmaların yapılabileceği bir merkez haline gelmiş oluyor. Biz ne zaman ki global şirketlerle gerekse de biyobenzer çalışmalarını yapacak, yürüten yerli sermayeli firmalarımızla konuştuğumuz zaman, Türkiye’de niçin preklinik çalışmalar yapamıyoruz dediğinizde, hep bize şu denirdi; bunu yapacak akredite merkez yok, uluslararası anlamda geçerliliğe haiz merkez yok. Artık bu bahane ortadan kalktı. Şimdi preklinik çalışmaların yapılacağı merkezimiz var. Buradaki merkezimizle beraber, Faz I merkezimizle beraber yurt sathında 8 adet Faz I merkezimiz var” diye konuştu.
     Geçen yıl kurum olarak kendilerine Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastaneleri bünyesinde yürütülmek üzere iki tane Faz I çalışma başvurusu geldiğini anlatan Gürsöz,  “Bu iki başvuru Ankara Onkoloji Hastanesi’nden geldi. Geçtiğimiz yıl daha henüz yeni açılmasına, yeni kurulmuş bir merkez olmasına rağmen, iki çalışmayı yürüterek bizi hakikaten oldukça mutlu ettiler, gururlandırdılar. Ben inanıyorum ki, 2020 yılında da ve sonraki yıllarda da bu sayı artarak devam edecek” dedi.
     Klinik çalışmalarda önemli bir ayağın hastalar ve gönüllüler olduğunu anlatan Gürsöz, “Geniş bir hasta popülasyonumuz var. Dolayısıyla bu da çok önemli bir avantaj. Öyle ülkeler var ki, ben klinik çalışmayı geliştireceğim deseniz dahi, hasta yok ya da altyapı sağlam değil. Biz de bu iki unsur da var. Yine bunun üzerine bina edilen sağlam bir mevzuatımız var. Uluslararası standartlarda, uluslararası uyuma haiz, yani Türkiye’de yapılan çalışmaların uluslararası geçerliliği noktasında da hiçbir sorgulamaya konu edilemez. Tamamen uyumluyuz. O açıdan bu da büyük bir avantaj, mevzuatımızın uyumlu olması da. Dinamik bir insan kaynağımız var. Bu avantajların yanında birtakım dezavantajlarımız da vardı tabii ki. Eksik olan sistemin içinde unsurlar, bir tanesi neydi? Klinik çalışma dediğiniz zaman Faz I’den başlayan, Faz I, Faz II, Faz III süreci hep şunun eksikliğini biz hissediyorduk. Faz II, Faz III çalışma sayısı fazla ama Faz I çalışma ülkemizde yeterince yapılmıyor. Hele daha erken safhalara giderseniz, ilaç AR-GE’si bir bütün sonuçta. Preklinik ve klinik aşamalardan oluşuyor. Preklinik aşamalara geçtiğiniz zaman Türkiye’de çalışma sayısı sıfır, hiç yok. Faz I çalışma çok az, bir elin parmaklarını geçmiyor. Faz II, Faz III’de iyiyiz ama o da istenilen düzeyde değil. Yani nicelik olarak istenilen seviyeyi yakalayabilmiş değiliz. Her ne kadar nitelik olarak çok iyi olsak da. İşte bu merkezimiz o Faz I ihtiyacını yani bu Onkoloji Hastanemiz bünyesinde açılan Faz I merkezi ile bu ihtiyacı karşılamış olduk” diye konuştu.
     Güzel gelişmeler kadar eksikliklerin olduğuna da vurgu yapan Gürsöz, Türkiye’nin temel araştırmalarda eksik olduğunu söyledi.  Gürsöz, “Faz I çalışma sayısında eksikliğimiz vardı dedim. Bir önemli eksiğimiz daha vardı, o da bu çalışmaları koordine edecek merkezler. Yeni açılan bu merkezimiz sayesinde ve burada çalışan, merkezde görevli arkadaşlarımız sayesinde bu koordinasyon ihtiyacını da önemli ölçüde karşılamış olacağız” dedi.


 


+ Benzer Haberler
» “Hazır giyim ve tekstil sektörlerimizin istihdamı ilk kez 1 milyonun üzerine çıktı”
» Nea Smirni ile İzmir arasındaki ilişki güçlenecek
» Kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 105,61 arttı
» HORECA Fair’de 400 marka buluştu
» Çin Merkez Bankası: Salgının ekonomiye etkileri kısıtlı olacak
» Margarinde gönüllü başlayan trans yağ sınırlaması yasallaşıyor
» Gürer: Tarımda umut kadın kooperatifleri
» Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin “Akıllı Şehirler Zirvesi’nde”
» Şiir Ege’nin iki yakasını bir araya getiriyor
» Konak’ta İklim değişikliğine sempozyum ile dikkat çekildi


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.02.2020
  Ticaret 20.02.2020
  Ticaret 19.02.2020
  Ticaret 18.02.2020
  Ticaret 17.02.2020
  Ticaret 15.02.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni