• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE
YAZARLAR Koray Tarakçıoğlu ►KÖŞEGEN
12
14
16
18
13/04/2017 15:30
Eğitim-4

     Yazı dizimizin geçen haftaki bölümünde Osmanlı eğitim sisteminin üç bölümde incelenebileceğini belirtmiş ve Türkiye de halen mevcut 1.200.000 imam hatip okulu talebesinden söz etmiştik. Dini esaslara göre yaşamayı yaşam biçimi olarak kabul edip felsefeyi ve sorgulamayı dışlayan bir kafa yapısı ile yetişen bu imam hatip ordusu  acaba gelecekte Türkiye’nin başına ne gibi  işler açacaktır? Bu gençler aklı başında, derli toplu bireyler olabileceği gibi yobazlığa da sapabilirler. Yobazlık kısaca, dini kuralların kişiye özel ve yanlış yorumlanması ile oluşan bir akımdır  ve buna din akım denemez, çünkü tamamen sapkındır.  
     Sorduğumuz sualin cevabına gelince, cevabı Osmanlı tarihine bakarak bolca bulabiliriz.

     Aşağıda nakledilenler, biraz da yobazlığın sınırında, ilme verilen, daha doğrusu verilmeyen önemin sonucuna dair ki güzel misâldir:
     1- Osmanlı’nın tanınmış rasıtı (gökbilimci) Takiyüddin eferdidir. Astronomi medrese müfredatında vardı, fakat din uleması buna karşıydı.Nitekim, Seyhülislam Kadızade Ahmet Şemseddin efendi astronomi biliminin ve bu bilim ile uğraşmanın uğursuzluk getireceğine padişah 3. Murat’ı (1574/95) inandırınca padişah rasathanenin topa tutularak yıkılmasını emreder.
     2- Silâhtar damat Ali paşa (1667/1716) okumağa çok meraklıdır ve çok büyük bir kütüphane sahibidir. 1716 yılında savaşta ölünce mal ve mülküne el konur.

     Bu meyanda  çok sayıdaki kitaplarının kütüphaneye devredilmesi söz konusu olur. Fakat şeyhülislâm İshak İsmail efendi felsefe ve tarih kitaplarının dine aykırı olduğu gerekçesiyle devir işlemine karşı çıkar.
     Bu noktada, tarihler arasında 100 seneye yakın fark olduğuna dikkat çekmek isterim.
     Gecen haftaki yazımızda. Osmanlı imparatorluğunun temel çökme sebebi olarak çok zayıf eğitim ve eğitimsiz orduyu göstermiştik. Elbette bu iki  önemli temel  faktöre  geçen haftalarda incelediğiniz medrese talebelerinin isyanı (suhteler) ile devlet memurlarının işsizler ordusu ile birlikte oluşturduğu Celâli isyanlarını ve bunların sebep olduğu sonu gelmez yolsuzlukları da dahil etmek gerekir.

     Bir devletin bekasını sağlayan beş temel unsur vardır:
     1- Köklü ve derinlemesine eğitim,
     2- Önü alınmış cehalet,
     3- Herkese yeterli iş ve aş,
     4- Güçlü ekonomi,
     5- Güçlü ordu. 

     Bu  çerçeve içinde bugünün Türkiye’sini Osmanlı imparatorluğu ile kıyaslayacak olursak, şu hususları tespitleri ederiz:
     1- Eğitim genel olarak yetersizdir. Gençlerin bir kısmı çok iyi eğitim alırken, büyük çoğunluğunun eğitimi çok zayıf kalmaktadır.  
     2- Halkın ortalama eğitim seviyesi ilk okul dördüncü sınıf dahi değildir, yani önü alınamamış cehalet vardır.
     3- Genel işsizlik %15 lere yaklaşmışken yüksek tahsilli gençlerde işsizlik oranı % 25 e ulaşmıştır. Yani yeterince iş ve aş yoktur
     4- Yetersiz sınai ve zirai üretimi; dört yıllık brüt ihracat değerine eş dış borcu; kapatılamayan  iç ve dış bütçe açıkları; yapılmayan sanayi yatırımları ile Türkiye ekonomik olarak çok ciddi zorluklar içindedir  ve güçsüzdür. Güçlü olduğunu iddia etmek hayal ile iştigalden başka bir şey değildir ve cahil halka bu konuda  açıkça yalan söylenmektedir.
     Bu dört madde de güldüğü gibi Osmanlı imparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, başka bir düzlemde de olsa büyük benzerlik vardır.  
     5- Ordu çok güçlüdür. Dünya sıralamasında  ABD, Rusya, Çin, Hindistan’dan sonra beşinci sıradadır. Avrupa kıtasında ise en güçlüdür ve gücünü  arttırmağa devam etmektedir.

     İlk dört  unsurun bugün  yurt içindeki şartları ile Osmanlı imparatorluğunun  içinde kalmış olduğu şartları mukayese etmek elbette mümkün  olamaz. Ancak Avrupa ülkeleri de eski şartlarında değildir. Emperyalizm Avrupa ülkeleri için bir hedef olmaktan çıktığı ve iki büyük harpte çok acılar çekildiği için artık ordularını eskisi gibi güçlendirmenin bir anlamı olmadığının bilincindedirler. Buna karşın diğer konularda çok gelişmiş oldukları münakaşa götürmez. Bu durumda Türkiye bir tek hepsinden güçlü ordusu ile halkına refah içinde bir hayat temin edemez ve edemiyor. Kaldı ki, halkına refah sağlamak maksadı ile yatırımlar yapmanın, turizm gelirlerini arttırmanın, ihracatı arttırmanın, eğitim şartlarını düzeltmenin yollarına aramak ve bunlardan başka hiçbir şey ile uğraşmamaları gerekirken bugünkü hükümet resmen abesle iştigal ediyor ve milletin ayağına kurşun sıkmaktan daha beter işlerle vakit geçiriyor. Yani milletine ve vatanına ihanet ediyor.

     Büyük şans, artık  Anadolu’yu işgal etmek isteyen bir Yunanistan, sıcak denizlere inmek için Anadolu’yu ele geçirmeğe çalışan bir Rusya, veya Avusturya-Macaristan ve  eski İran benzeri devletler yok. Bu bir şanstır, fakat Türkiye maalesef 1950 Demokrat Parti zamanından beri bu şansı yeterince verimli bir şekilde kullanamamıştır. Onbeş yıldan beri iktidarda olan AKP hükümetleri ise elde edilmiş ve gelir getiren değerleri satıp temin ettiği para ile gelir getirmeyen yatırımlar yapmıştır. Bunu da cahil halka gelişme adı altında yutturmağa çalışmaktadır, hattâ yutturmuştur.  
     Eğitim sistemini irdelerken bu yasımızda konunun akış yönü biraz değişmiş olsa da, Osmanlı imparatorluğu eğitim sistemi ile Türkiye Cumhuriyeti eğitim sisteminin kıyaslamasına gelecek haftaki yazımızda devam edeceğiz. Gelecek haftaki yazımızda Osmanlı imparatorluğunun eğitim sistemindeki üç bölümün ikincisini inceleyerek yolumuza devam edeceğiz.

Önceki Yazılar :
Haberler
  SU ÜRÜNLERİ HAL FİYATLARI

  SEBZE-MEYVE HAL FİYATLARI

  20 Ocak 2018 Tarihli ve 30307 Sayılı Resmî Gazete

  Karayollarında Durum

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 15.02.2018 - 10:00

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 13.02.2018 - 10:30

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 15.02.2018 - 10:00

  MÜTEFERRİK

  İLAÇ-TIBBİ MALZEMELER

  İAŞE

  ELEKTRİK-ELEKTRONİK-SU

  BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

  YAKIT-AKARYAKIT

  HARİTA-PLAN-PROJE

  İNŞAAT

  Türk tekstili dünyayı solladı

  İhracatçıya KDV iadesi tasdik ücreti indirimi

  Coğrafi işaretlerde amblem kullanımı dönemi başladı

  Güvensizlik oranında dikkat çeken azalma

  Bina inşaatı maliyet endeksi %6,5 arttı

  HİZMET-İŞ ile MYK’dan mesleki yeterlilik için işbirliği

  ‘37. Dyo Sanat Ödülleri’ İzmir sergisi

  Sarıkan, “Kendi markamı yaratmak istiyorum”

  İzmir’de Aralık’ta konut satışları azaldı

  Çocuklar yarıyıl tatilinde Arkas Sanat Merkezi’nde

  Markalı konutlar artıyor ancak yapı kalitesi yeterli değil

  Yetersiz zamma ‘tabutlu’ protesto

  İçiniz ısınsın diye; Sabah çorbası Bornova Belediyesi’nden

  Yalıtımcı rotasını Anadolu’ya çevirdi

  Türkiye’nin ilk yapay denizi İzmir’de

  Çukurova Balkon, 20 bin TL peşinatla ev sahibi yapıyor

  Enerji verimliliğine Beykoz Üniversitesi’nden önemli katkı

  ‘Çılgın proje’ emlak fiyatlarını uçuracak

  Yeni kentsel dönüşümler olabilir

  Şirketlerdeki siber güvenliğin zayıf halkası; İnsan hatası

  Türkiye devlerinin Ar-Ge başvuruları Experto’ya emanet

  Geleceğin iş modeline dev yatırım

  İnşaat sektörü 2018’e temkinli yaklaşıyor

  Ucuz yarı yıl tatilinin adresi; Akraba evi

  Karşıyaka ‘EMITT 2018’e hazır

  Mecaz ile ‘İzmir Türküleri’ dile geldi

  Buca’dan amatöre 175 bin lira nakdi destek

  ‘Para ile Satılmaz’ Foça’da sahnelendi

  IF Wedding Fashion İzmir, başarı çıtasını yukarı taşıdı

  Arçelik’ten 2018 yılının en büyük kampanyası

  Burası İzmir; Karla mücadele başladı

  Bayraklı’da tiyatro festivali başlıyor; Haydi çocuklar tiyatroya

  Bornova Bamyası ve Misket Üzümü tescilleniyor

  Pınar Kido’dan çocuklara özel

  TEMİZLİK

ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 20.01.2018
  Ticaret 19.01.2018
  Ticaret 18.01.2018
  Ticaret 17.01.2018
  Ticaret 16.01.2018
  Ticaret 15.01.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni