• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  HABERLER  |  GÖRÜNTÜLÜ HABERLER  |  ÖZEL RÖPORTAJ  |  İHALELER  |  FİNANS  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE
YAZARLAR Koray Tarakçıoğlu ►KÖŞEGEN
12
14
16
18
10/05/2017 06:24
Ermeni Talepleri - 1

     Geçtiğimiz 24 Nisan günü Ermeniler yine birçok toplantı ve gösteri yaparak Türkiye’den taleplerini dile getirdiler.  Hiçbir mantıklı temele dayanmayan bu taleplerin üzerinde, ki özellikle toprak talebidir, biraz düşündük.

     Bazı argümanlar ortaya çıktı:
     • Ermenilerin toprak talebi haklı mıdır?
     • Tehcir kuvvetlinin istediğini yapması mıdır?
     • Ermenilere mezalim yapılmış mıdır?
     • Ermenileri Ruslar ve İngilizler mi kışkırtmıştır?

     Bu argümanların dördü de, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde temelsizdir. İddialar eksiktir, mantıksızdır. abartılmıştır ve yanlıştır. İşin aslı bu argümanlar değildir. İşin aslı, neden bu olaylar yaşanmıştır ve olaylara sebep olanların, yani Ermenilerin  “haklılık payı var mıdır?”  suallerinin cevaplarındadır.
     Bu iki sualin üzerine oturduğu gerçek ise Ermenilerin kendi devletlerini kurmak için, Anadolu’dan hangi yöntemle olursa olsun toprak kopartma çabalarıdır. Bu noktada önemli olan (hangi yöntem ile olursa olsun) ön şartıdır.
     Bu tespiti yaptıktan sonra olayların gelişmesine bakabiliriz.

     Birinci konu: Konu, tarihi süreç:
     a- Ermeniler kimdir? Tarihte Ermeni adı ile anılan bir halk var mıdır? Bugün Ermeni olarak isimlendirdiğimiz halk, Türkler yani Selçuklular Anadolu’ya gelmeden çok önce Anadolu’da yaşıyorlardı ve kendilerini Ermini değil HAYK  olarak isimlendiriyorlardı. Yaşadıkları bölge ise, en geçenli tahminlere gere FRİGYA olarak isimlendirilen bölgeydi. Frigler’in ise o bölgeye  Batı Trakya’dan geldikleri tahmin ediliyor. Frigya bölgesinden ne sebeple doğuya doğru kaydıklarına ilişkin bilgi yok. Esasen Frigyalı olmaları da sadece kuvvetle bin r tahminden ibaret. Bu tahmin geçerli sayılmaz ise, bu halkın, tıpkı Hititler gibi, nereden geldikleri tam olarak belli değildir. Ancak Anadolu’nun tarih boyunca bir geçit yeri olduğu ve geçişler esnasında bir kısın insanların bu bölgelerde yerleştikleri de yadsınamaz bir gerçek. Bu noktadan hareket ile şu söylenebiliyor: Hayk halkı bir birikimdir. Bu halkın yaşadıkları bölgeye HAYASTAN dedikleri de bulgular arasında var olduğu söyleniyor. Tahmini olarak belirtilebilen Hayastan bölgesi  ise bugün üzerinde anlamsız bir şekilde hak iddia ettikleri çok geniş bir Anadolu parçasıdır: Trabzon’dan aşağı, Sivas’ı içine alacak şekilde, Elâzığ ve Muratsuyu güneyinden, Van gölünün güneyinden Başkale’ye doğru çizilerek, bugünkü İran sınırına dayanan bir çizginin doğu ve kuzeyinde kalan bütün bölge. Fakat, tarih kayıtlarına ve kazılarda ele geçen taş yazlalar ve benzeri kayıtlara göre bu bölgede hükümran olan en eski halk ve devlet Urartu’lardır. Ermeni adının ise bölge üzerinde hükümran olmuş olan Urartu kralı ARAMU dan geldiği tahmin edilmekte. Bu bağlamda Ermenilerin atalarının Urartular olduğu söylenmekte. Sonuç olarak Ermenilerin ne şekilde bir araya geldikleri  veya nereden geldikleri belirlenmiş değildir. Var oluşları, açıklanmağa çalışıldığı gibi söylenti ve tahminlere dayanmaktadır.

     b- Belirttiğimiz bölge içinde ve dışında pek dağınık bir şekilde yaşamış olan Hayk halkına ülke adından galat olarak Ermeni denildiği iddia ediliyor.  Şu bir gerçek ki, bu bölgede yaşayan ve kendilerine zaman içinde Ermeni denen halk antik çağlardan başlayarak, yani İsa’dan 500 yıl öncelerinden başlayarak 1045 yılında Bizans tarafından tamamen haritadan silininceye kadar geçen 1500 yıllık süre içinde (50 yıllık bir süre hariç) hiçbir zaman bölgenin hakimi olamamışlar ve birbirleri ile  savaşan derebeylikler halinde yaşamışlardır. Bu sebeple bir başbuğdan yoksun olarak, birlik ve beraberlik sağlanamayan bölge aralıksız olarak  evvelâ Büyük İskender, sonrasında Persler, Araplar, Romalılar, Bizanslılar arasında sürekli olarak el değiştirmiştir. Hiç biri bölgede 200 yıldan daha uzun  kalamamış  olduğu anlaşılıyor. Güçlerinin azalması ve artmasına bağlı olarak bölgeye hakim olmuşlardır. Bütün bu süreç içinde bölge halkı birbirleri ile geçinemeyen derebeylikler halinde yaşamıştır. Ta ki, Bizanslılar 1040 yıllarında bütün derebeylikleri ve Ermenistan bölgesini ve  burada sadece 50 sene hüküm sürmüş olan Ermeni Devletini tamamen ortadan kaldırıncaya kadar.

     c- Bu bölgenin dışında,  bölgenin  güneybatısında kurulmuş olan Kilikya Ermeni Devleti vardır. Bu devletin yukarıda bahsettiğim bölge ile bir ilişkisi yoktur. Bölge Bizans işgali altındayken ve  Bizans merkezi otoritesinin zayıflığı sırasında, ki takriben onuncu yüzyıl içinde, Araplar bölgeyi işgal etmişler ve daha sonra Arapların zayıflaması üzerine Antalya’dan Amanos Dağlarına kadar olan bölgede bir Ermeni krallığı kurulmuştur. Bu krallık gerçek bir devlet olarak  300 yıl kadar bir süre varlığını sürdürebilmiş ve 1300 lü yılların ortalarında Memlûklar tarafından ortadan kaldırılmıştır.

    d- Bu olaylardan sonra sahneye Selçuklular ve Osmanlılar çıkmaktadır. Üst bölgeye Selçukluların gelişi 1071 tarihidir ve Selçuklular  Ermeniler ile değil Bizanslılar ile savaşmışlardır.  Ermeniler ortada yoktur. Bu noktaya dikkat etmek gerekir.
     Güney Kilikya bölgesi ise, Yavuz Selim’in Ridaniye ve Çaldıran savaşları sonunda Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ve Yavuz Selim Ermenilerle değil Memlûklar’la çarpışmıştır . Bu noktaya da dikkat etmek gerekir. Memlûklar’ın 1300 lü yıllarda Kilikya Ermeni krallığını yok etmesinden sonra 250 seneden fazla bir süre içinde  Ermenilerin hiçbir şekilde adı geçmemektedir.

     Sonuç: Bu kısa tarih özetinden çıkan sonuç şudur: Ermeni halkı esasen bölgenin yerlisi olmayıp   ye zamanla oralarda birikmiş bir topluluktur veya gruplar olarak bölgeye gelmiş, fakat nereden geldikleri  bilinmeyen bir topluluktur.  Bu iddia  bizim kişisel iddiamız değildir.
     Esas olan şudur: Tarih boyunca insanlar bir yerden bir yere göç etmişlerdir. Kimileri gittikleri yerlere hakim olabilmişler, kimileri olamamıştır. Bu noktada belirleyici olan bir başbuğun varlığı veya yokluğudur. Bir başbuğ yönetiminde olanların yaşadıkları bölgelerde hakimiyet sağladıkları, başbuğdan yoksun olanların ise hakimiyet sağlayamadıkları tarihin her safhasında görülmektedir. Ermeniler hiçbir zaman bir başbuğa sahip olmamışlar , bu sebeple de sürekli olarak kendi aralarında savaşan derebeylikler halinde veya genel olarak komşu güçlü halkların boyunduruğu altında yaşamışlardır.

     Tarihi süreç bütün topluluklara eşit şans vermiştir. Şansını iyi kullananlar bugün devletler topluluğunda yerlerini almış durumdalar. Şansını iyi kullanamayanlar ise işte bugün Ermenilerin ve Kürtlerin durumunda yaşamaktadırlar.  Bugün hangi ülkenin tarihine baksak güçlü bir başbuğun yönetimi altında ve organize bir şekilde bugüne ulaştıklarını görürüz. Böyle bir süreci yaşamadan sırf iddiası ile bir devletten toprak kopartmağa çalışmak hiçbir mantığa sığmaz. Tarih yaşanmıştır ve siyasi coğrafya son şeklini almıştır. Hakkını korumasını bilen, şansını iyi kullanan durumunu korumuştur ve konu kapanmıştır.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


Haberler
  Fitch’den İzmir’e tam not "AAA"

  Orta gelir tuzağından kurtulmanın yolu Endüstri 4.0

  Kuş Cenneti’nin geleceğinden Egeli turizmci de endişeli

  MKE’den 20 milyon dolarlık ihracat başarısı

  Hurmaya 5 yılda 104 milyon dolar harcandı

  Mobilyacılar ihracatta çıtayı Afrika ile yükseltecek

  “Kaliteli ürünler geliştirerek başarıyı yakaladık”

  Temsa Motorlu Araçlar İzmir Yetkili Satıcısı Kapanlar Otomotiv oldu

  Larissa Göl Evleri’nin temeli atıldı

  Dışı yüzük, içi panik butonu

  Türkiye’ye uluslararası yatırımda Yapı Kredi imzası

  "İzmir’de Bir Tane Fakir Kalmasın" projesi tanıtıldı

  Gıda Ar-Ge’nin şampiyonları belli oldu

  Türkiye, HTK ile marka yaratacak

  Sütaş’a, Altın Pusula’da iki ödüle birden

  Marks & Spencer’la ’İyi yaşa, tadını çıkar’

  “Tüm Türkiye’ye ulaşmayı hedefliyoruz”

  Halkapınar’da geçici trafik düzenlemesi

  En büyük engelliler merkezi Bayraklı’da açıldı

  Çocuklar bu yaz çok eğlenecek

  Konak Belediyesi’nden açık havada spor keyfi

  Buca kompost ve solucan gübre Tesisi’nin temeli atıldı

  "İzmir Opera Binası" için Türk-Avusturya işbirliği

  AKG Gazbeton yenilikçi Ar-Ge anlayışıyla dev kuruluşları geride bıraktı

  Kadın çiftçiler organik kompost üretimine el atıyor

  “İnşaatta 2.0’a geçilmeli”

  Göz sağlığınız için kaliteli güneş gözlüğü kullanın

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 13.06.2017 - 10:00

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 13.06.2017 - 14:30

  SU ÜRÜNLERİ HAL FİYATLARI

  SEBZE-MEYVE HAL FİYATLARI

  BORSALARDA ALIM-SATIM

  27 Mayıs 2017 Tarihli ve 30078 Sayılı Resmî Gazete

  Karayollarında Durum

  Elektrik dağıtım şirketlerinin karnesi ’pozitif’

  İş dünyasından Kuş Cenneti tepkisi

  Reklam filminde Folkart farkı

  Cumhurbaşkanı, yapılandırma kanununu onayladı

  Türkiye yabancı konut yatırımcısının gözdesi oldu

  "Pamuk üretiminde 1 milyon ton hedefine gidiyoruz"

  Banvit’in yüzde 80’ni Tbq Foods Gmbh’nin

  Tasarı, madencinin sorunlarına çözüm üretmiyor

  Dentsu Aegis Network, SesliHarfler dijital ajansı satın aldı

  Piyanist Nihat Demirkol’dan sultanîyegâh gece

  Tüketici tek seferlik ambalaj istiyor

  İTB’den Rothamsted’e işbirliği ziyareti

  TOKİ arsalarına 205 milyon TL’lik dev teklif

  Et fiyatlarının 50 lirayı aşacağı iddiaları gerçeği yansıtmıyor

  İŞKUR İzmir ‘Meslek Tanıtım Günleri’ni tamamladı

  2017 Dünya Arı Günü Kastamonu’da kutlandı

ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.05.2017
  Ticaret 26.05.2017
  Ticaret 25.05.2017
  Ticaret 24.05.2017
  Ticaret 23.05.2017
  Ticaret 22.05.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    1