• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Obeziteye Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanıyor

17 Nisan 2018 Salı 11:00
12
14
16
18

Obeziteye Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanıyor

           SEDA GÖK / ANKARA     
     21. Ulusal Cerrahi  Kongresi ve 16. Cerrahi Hemşireliği Kongresi, Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısına 21. Ulusal Cerrahi  Kongresi Başkanı Prof. Dr. Orhan Kozak, Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağatay Çifter, Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Türk Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Alabaz katıldı.
     Basın toplantısında konuşan Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, hem kongrede hem de günümüzde en çok gündeme getirilen obezite ile ilgili açıklamalarda bulunarak, şunları söyledi:
     “Obezite çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Giderek artmakta ve tüm Dünya’da yaygın olarak bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi kronik bir sağlık sorunu olarak kabul etmiştir. Obezite, Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanmakla birlikte yüzde 40’ın üstünde bir oran ile Meksika ve ABD ilk iki sırayı alıyor. Yunanistan ve İtalya’da obezite yüzde 30’ların üstünde iken Türkiye’de bu oran yüzde 20’ler düzeyinde olup Dünya ortalamasından daha iyidir. Ancak ülkemizde de bu oran yükselmektedir. Kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranlarda görülen obezitenin en önemli nedeni beslenme şekli ve yaşam tarzındaki değişiklikler.”

Diyabetin tedavisinde metabolik cerrahi yüzde 90’ın üzerinde kalıcı başarı sağlamaktadır
     Prof. Dr. Şahin, obezite ve diyabet ilişkisine de değindiği konuşmasına şöyle devam etti: “Obeziteyi önemli kılan husus beraberinde ortaya çıkan hastalıklar. Bunların başında diyabet, yüksek tansiyon, uyku bozukluğu, eklem bozukluğu, kısırlık, kansere yatkınlık ve ani ölümlerdir. Obezitenin neden olduğu diyabet ve nanobezdiyabetleri cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir. Organlar için ciddi hasarlar oluşturan diyabet tüm Dünya’da obezite artışına paralel olarak artmaktadır ve bu artış beklenenin üstündedir. Günümüzdeki tedavi yaklaşımları diyabet için başarısız kalmakta ve 10 yıllık diyabet ciddi organ hasarlarıyla sonuçlanmaktadır. Diyabetin tedavisinde metabolik cerrahi yüzde 90’ın üzerinde kalıcı başarı sağlamaktadır. Ülkemizde de başarıyla uygulanmaktadır.”

Her yıl 1 milyon kişiye kolorektal kanser tanısı
     Türk Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Alabaz ise konuşmasında koleraktal kanserlerin tedavi edilebilir olduğunu belirterek, erken tanının önemine dikkat çekti. Dünya çapında her yıl yaklaşık bir milyon kişiye kolorektal kanser tanısı konulurken, 500 bin hastanın kolorektal kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini vurgulayan Prof. Dr. Alabaz, şu bilgileri verdi: “Kolorektal kanser, erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık ancak tarama ve toplumu bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Karın ağrısı, halsizlik, kansızlık, kabızlık, ishal gibi belirtiler sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığından hastaların doktora başvurmaları gecikiyor. Belirtiler ciddiye alınmalı, rutin kontroller ihmal edilmemelidir.

Kolorektal kanserlerin tedavisi cerrahidir
     Kolorektal kanserlerin tedavisi cerrahidir ve cerrahi şansını yakalayan hastaların pek çoğunda hastalık tamamıyla tedavi edilebilir. Radyoterapi ve kemoterapi bazı hastalarda cerrahi tedaviye ek olarak verilebilir. Kanserin erken evrede yakalanması halinde hastaların yüzde 80-90’nı eski sağlıklarına kavuşurlar. Geç evrede tanı alan kanserlerde bu oran yüzde 50’ye düşmektedir. Teknolojinin sağladığı imkanlar sayesinde hastaların sadece %5’inde kalıcı kolostomi (kalın bağırsağın kalıcı olarak dışarı alınması ve torba takılması) açılması gerekir. Kolorektal kanserleri önlemede en önemli adım rutin tarama testlerinin düzenli olarak yaptırılmasıdır. Tarama testlerinde anormal sonuçlar tespit edilmesi halinde incelemelerin kolonoskopi ile tamamlanması gerekir. Kolonoskopi kalın bağırsakların ayrıntılı olarak incelenmesine olanak sağlar Kolonoskopi ile polipler tespit edilebilir ve eş zamanlı olarak çıkarılabilirler.”

LİFLİ BESİN TÜKETİMİNE VURGU…
     Alabaz, ayrıca bol miktarda lifli besin tüketiminin kolon kanseri görülme sıklığını azalttığına dikkat çekerek, “Kesin olmamakla birlikte, doğru bir şekilde beslenmenin kolorektal kanser gelişimini engellemede çok önemli rolü vardır. Liften zengin ve yağdan fakir gıdalarla beslenmenin kolorektal kanserlere karşı koruyucu etkisi vardır.  Alkol ve sigarada en önemli sebep olabileceğinde uzak durulması gerekir. Ayrıca bazı kimyasal maddeler kanser nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanseri görülmesi kimyasal maddelerin etkisini ortaya koymaktadır. Son olarak bağırsak hareketlerinizde ve dışkılama alışkanlıklarınızda meydana gelen değişikliklere dikkat etmeniz çok önemlidir. Sürekli kabızlık veya sık sık ishal olunması ve dışkıda kan görülmesi halinde acil olarak doktora başvurulması gerekir” diye konuştu.

 


+ Benzer Haberler
» Kurulan şirket sayısı yüzde 32,67 azaldı
» Palandöken, “Gıda ürünlerindeki KDV karmaşası son bulmalı”
» İzmir İtalyan Ticaret Odası’ndan fuar çağrısı
» Yaş Meyve Sebze Sektörü Ortaca’da buluştu
» “26 milyar $ katma değer sağladık”
» Borsa’dan tarım alanında proje fikri olan gençler için ödüllü yarışma
» Şişecam’ın kredi notuna Fitch’ten teyit
» Didim D-Marin’de Petrol Ofisi ve Asmira farkı
» Temsa Bayisi Yaşaroğlu ilk yarıda satış hedefine ulaştı
» Şehit Polis Kesikoğlu’nun adı Urla’da yaşayacak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.07.2018
  Ticaret 20.07.2018
  Ticaret 19.07.2018
  Ticaret 18.07.2018
  Ticaret 17.07.2018
  Ticaret 16.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni