• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

‘Plastik atık ithalatı’; Faydalı mı? Zararlı mı?

06 Mart 2019 Çarşamba 12:00
12
14
16
18

   ► Türkiye Malezya’nın ardından İngiltere’nin en çok plastik çöp gönderdiği ikinci ülke konumuna yükseldi.

     Türkiye, Kasım 2017 - Ekim 2018 döneminde İngiltere’den 80 bin ton plastik çöp aldı. İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen çöpler bir yıl öncesine kıyasla yüzde 33’lük bir artış gösteriyor. Malezya ve Vietnam’ın İngiltere’den plastik çöp ithalatına sınırlama getirmesi ve Çin’in, yurt dışından çöp alınmasını yasaklayan bir yasa çıkarmasıyla, Türkiye İngiltere’den en çok plastik çöp ithal eden ülkeler arasına girdi. Böylece Türkiye Malezya’nın ardından İngiltere’nin en çok plastik çöp gönderdiği ikinci ülke konumuna yükseldi. Konuyla ilgili olarak Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay, atık yönetimi süreçlerini gerçekleştiremeyen Türkiye’de ham madde olarak dışarıdan atık ithal etmenin de çok büyük bir çelişki olduğunu ifade etti. PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün ise, yılda 7 milyon tona yakın plastik ham madde ithal eden bir ülkede tüm atıklar geri dönüştürülüyor olsa dahi ithalatın önünün kesilmemesi gerektiğini belirtti.

“Atıklar sağlığı tehdit eden önemli bir problem”
     Tüketim alışkanlıkları doğrultusunda artan atıkların yol açtığı çevre kirliliğinin, yaşamı ve sağlığı tehdit eden önemli bir problem olduğunu dile getiren Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay kirlenmiş alanların çevresel rehabilitasyonu, atıkların bertarafı konusunda yaşanan sıkıntılar ve çevresel maliyetleri de, işin ekonomik boyutu olarak karşılarına çıktığını belirtti.
     Kınay, kaynakları doğru kullanmak, ihtiyaç fazlası tüketmemek, atık oluşturmamak, oluşan atığı azaltmak ve nihayetinde yeniden kullanım gibi atık yönetim sürecinden bahsetti. Kınay, “Geri kazanım gibi süreçlerle miktarını azalttığımız atığın, doğaya en az zararı verecek şekilde kontrollü olarak bertarafını sağlamak olarak basitçe tanımlayabileceğimiz atık yönetim sürecinde tüketimin en önemli miktarlarından birisini oluşturan plastik kullanımının azaltılmasına yönelik uygulamalar toplumun bilinçlendirilmesi, denetim ve uygulama süreçlerinin doğru işletilmesi ile etkinliği sağlanabilir” şeklinde konuştu.

“Yıllık 300 milyon zarar orta çıkıyor”
     Kınay, yapılan çalışmalara göre; Türkiye’de farklı sektörlerde toplam 8 milyon 612 bin ton plastik tüketildiğini, 1 milyon 800 bin ton plastik ambalaj piyasa sürüldüğünü ve bunun sadece 384 bin tonunun toplandığını belirtti. Kınay, “Bu noktada oluşan atıkların büyük kısmı kontrolsüz koşullarda doğaya bırakılıyor. İstatistiki çalışmalar; Belediyelerde toplanan atıkların, yüzde 30’u plastik olduğu, Türkiye’de farklı sektörlerde toplam 8 milyon 612 bin ton plastik tüketildiği, 1 milyon 800 bin ton plastik ambalajın piyasa sürüldüğünü gösteriyor. Ancak bunun sadece 384 bin tonu toplanıyor” dedi.
     Konu ile ilgili yapılan ekonomik çalışmalara göre; 2011 yılında 55 bin ton mertebesinde olan plastik atık ithalatı, 2017 yılında 205 bin ton seviyesine ulaştığını belirten Kınay, 2018 yılının ilk iki ayında, geçen yılın neredeyse üçte 1’i kadar plastik ithalatı yapıldığını söyledi. Kınay, “Son 5 yıl içerisinde sadece atık plastik özelinde dış ticaret açığı toplamımız 128 milyon Euro’ya ulaşmıştır. Yıllık 550 milyon dolar plastiğin ham maddesine, yurt dışına döviz ödeniyor. Yurt dışına ihraç edilen tüm plastik mamuller ise 150 milyon dolar. Bu rakamlar değerlendirildiğinde yıllık 300 milyon dolar zarar ortaya çıkıyor” şeklinde ifade etti.

“Ekonomik değeri olan kaynak heba ediliyor”
     Kınay, “Ülkemizde evsel ve sanayi kaynaklı atıkları değerlendirdiğimizde; kaynak olarak değerlendirilmesi gereken atıkların kontrolsüz biçimde doğaya bırakılması ile toprak, su, yeraltı suyu ve hava kirliliğine yol açtığı, içeriklerindeki kimyasal ve tehlikeli maddelerin doğal ortama karışması ile yaşam döngüsü içerisinde, canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır” dedi.
     Kınay, yarattığı Çevre kirliliği ve halk sağlığı probleminin yanı sıra; Çöp değil kaynak olarak değerlendirilmesi gereken atıkların kontrolsüz atılması ile önemli bir ekonomik değeri olan kaynağın da heba edildiğini vurguladı. Kınay, “Bu noktada; ham madde olarak kullanabileceğimiz atık kaynağı yerine, ilave maliyet ile yeni kaynak kullanımı yoluna gidiyoruz. Aynı zamanda atıklar ile kirlenmiş hava, su ve toprağı sağlıklı kullanabilmek adına ilave arıtma ve rehabilitasyon gibi çevresel maliyetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu da ekonomik bir yük olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde belirtti.

“Türkiye’nin atık çöplüğü olarak değerlendirilmesi acı bir boyut”
     Kınay, Atık Yönetimi süreçlerini gerçekleştiremeyen Türkiye’de; evlerde oluşan çöpler sağlıklı toplanmadığı, değerli bir ekonomik kaynak olan çöpün kullanılmadığı gibi, oluşan atıklar kontrolsüz biçimde çevreyi kirletirken, ham madde olarak dışarıdan atık ithal etmenin de çok büyük bir çelişki olduğunu ifade etti.
     Kınay, “Sorunun diğer boyutuna gelirsek; Ülkemizde sektörde ham madde olarak kullanılmak üzere ithal edilen atıklar ile birlikte nelerin ülkemize girdiğinden emin olabiliyor muyuz? Bu noktada İzmir Gaziemir’de yıllardır kentin ortasında bekleyen ve ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkları unutmak mümkün değil. Benzer şekilde Aliağa’ya sökülmek üzere gelen ve mevzuatlara göre atıklarından arındırılmış olması gerekirken, taşıdıkları asbest ve diğer atıkları ile sökülen ve söküm tamamlandıktan sonra mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilen KUITO ve ETHAN Gemileri örneklerinde de yaşadığımız gibi. Bu ve buna benzer diğer örnekleri değerlendirdiğimizde yapılan uygulamalar ile ülkemizin atık çöplüğü olarak değerlendirilmesi de acı bir boyut” dedi.
     Kınay sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizde yıllardır zorunlu olan Atık Mevzuat kapsamında, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve bertarafı sürecinde evlerimizde oluşan atıkların ayrılması noktasında problemler yaşanmaktadır. Bu probleme ek olarak altyapı eksikliklerinin giderilmemiş olması, evsel ve endüstriyel atıkların ayrıştırılması, toplanması, geri kazanımı ve bertarafı noktasında sorumlu idarelerin gerekliliklerini yerine getirmiyor olmaları da yer almakta. Tüm bunlardan dolayı atık yönetimi ve sağlıklı bir çevrede yaşam sürecinden söz etmek maalesef mümkün olmamaktadır. Atık yönetimi; sisteminin diğer bileşenleri ile birlikte sağlıklı uygulanabilirse, bu noktada da atığı üreten, yöneten her bileşen sorumluluklarını yerine getirirse başarılı olacaktır.”

Gülsün: Atık geri dönüşüme uygun olduğu sürece olumludur
     İthal edilen atığın içeriğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Selçuk Gülsün, “Bildiğiniz gibi dünya kapalı bir sistem yani insanların tüketimi sonucunda ortaya çıkan atıklar bir ülkeden başka bir ülkeye geçse dahi ortadan kalkmış olmuyor. Bu noktada geri dönüşümün dünyamız için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor” dedi. Gülsün, Esasen 3R prensibi (reduce, reuse, recycle) gereği tüm insanların tüketimlerini azaltması, kullanabilecekleri ürünleri tekrar kullanmaları ve artık kullanılamayacak hale geldiğinde de geri dönüştürmelerinin doğru olduğunu ve atıkların büyük bir kısmının tekrar insanlığın hizmetine sunulabilecek kaynaklar olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
     Gülsün, “Yakın zamana kadar Çin’de yaşanan ve şimdilerde de Güneydoğu Asya ülkelerinde görülen durum ise daha farklıydı. Bu ülkelerin kendi atık geri kazanım sistemleri yetersiz ve ithal ettikleri atığın büyük kısmı da geri dönüştürülemez malzemelerden oluşuyor. Türkiye’de eğilim ise biraz daha farklı, özellikle gelişmiş ülkelerden gelen iyi ayrıştırılmış plastik atıklar burada geri dönüşüm sonrası piyasaya sürülüyor. Türkiye gibi dünyanın en büyük plastik işleme kapasitelerinden birine sahip bir ülkenin özellikle de petrokimyada dışa bağımlı yapısı ile birlikte alındığında bu tarz alternatif kaynaklara olan ihtiyacı daha da göz önüne çıkıyor. Sonuç olarak özetlemek gerekirse; Türkiye’nin aldığı atık geri dönüşüme uygun olduğu sürece bu ekonomimiz ve insanlık için olumlu bir gelişmedir” şeklinde konuştu.

“Geri dönüştürülmeye uygun olmayan atıklar engellenmeli”
     Çin ve Malezya’nın durumu birbirinden oldukça farklı olduğunu belirten Gülsün, “Çin kendi ülkesinde ortaya çıkan çevre sorunlarına odaklanmayı hedef olarak koydu. Bu noktada da yeterli ayrıştırma yapamadığı ve bu sebeple ekonomik bir değer olarak görülmeyen atıklarını zorunlu yoldan da olsa daha cazip hale getirmek için ayrıştırılmış atık ithalatının önünü kesmiştir. Ayrıca Çin uzun yıllardır geri dönüşüm endüstrisine sahip olduğu için sektörün bu ithalat yasağı karşısında ayakta kalabileceğini biliyordu. Malezya’da ise atık ayrıştırma için yeterli altyapı olmamasının yanı sıra geri dönüşüm için de yeterli kapasite yoktur. Bu sebeple ithal edilen atıkların sadece ufak bir kısmı etkin bir geri dönüşüme tabi tutulabilmektedir. Bu atıkların birikmesi sebebiyle yasaklama yoluna gidilmesi düşünülmektedir” şeklinde ifade etti. Gülsün, Türkiye’nin de Çin’de olduğu gibi kendi atığını ayrıştırma konusunda çok etkin bir altyapı kuramadığını, öte yandan, geri dönüşüm sektörünün gelişebilmek için ayrıştırılmış atıklara ihtiyaç duyduğunu belirtti.
     İthal edilen atıkların birer kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gülsün, “Eğer ki geri dönüştürülmeye uygun olmayan atıklar geliyorsa şüphesiz gerekli kontroller ile tespit edilmeli ve bu tarz ithalatlar engellenmeli fakat unutulmaması gereken konu geri dönüşüm firmalarının bu atıkları para vererek ithal ettikleri. Yani bu firmaların üstüne para vererek geri dönüşümü mümkün olmayan ürünleri aldığını düşünmek gerçekçi değil” dedi.

“İthalatın önü kesilmemelidir”
     Gülsün sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de atıkların kaynağından ayrıştırılması hususunda yeterli eğitim ve altyapı yoktur. Bu sebeple atıkların ufak bir kısmı geri dönüşüme uygun hale getirilebilmektedir. Öte yandan, yılda 7 milyon tona yakın plastik hammadde ithal eden bir ülkede tüm atıklar geri dönüştürülüyor olsa dahi ithalatın önü kesilmemelidir.”


 


+ Benzer Haberler
» Tarımsal desteklemede kuralsızlık sürüyor
» Önlem alınmazsa sıcak ekonomiye çarpıyor
» Yumurta krizini aşmak için ortak çağrı: planlı üretim
» Emeklilik hayalimizi birkaç yıl öne almış olduk
» Yumurta tüketimi, üretimi yakalayamıyor
» “Yurtdışındakilerle yarışabilecek laboratuvarlarımız var”
» Avcılara denizden ekmek çıkmıyor
» Müze gelirlerinde yüzde 41,64’lük artış
» “Müteahhitlerimiz yurtdışına yönelmeli”
» Genç İZİKAD Proje Yarışması ile gençler iş dünyasına hazırlanıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 19.07.2019
  Ticaret 18.07.2019
  Ticaret 17.07.2019
  Ticaret 16.07.2019
  Ticaret 15.07.2019
  Ticaret 13.07.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni