• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  HABERLER  |  GÖRÜNTÜLÜ HABER  |  ÖZEL RÖPORTAJ  |  İHALELER  |  FİNANS  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

"Nüfus hareketleri yapıcı etkileşimlerin yanı sıra çatışmaları da doğurdu”

11 Nisan 2017 Salı 15:00
12
14
16
18

"Nüfus hareketleri yapıcı etkileşimlerin yanı sıra çatışmaları da  doğurdu”

   ► Sakıp Sabancı, aramızdan ayrılışının 13. yılında “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri” ile anıldı

           ANKARA TİCARET     
     Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı merhum Sakıp Sabancı’nın vasiyeti üzerine verilen “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü”, Sakıp Sabancı Ailesi ve Sabancı Üniversitesi evsahipliğinde, 10 Nisan 2017, Pazartesi akşamı, Sabancı Center’da gerçekleşen törenle sahiplerini buldu.
     Bu yılki konusu “Gündelik Yaşamda Türkiye Kökenli Avrupalılar” olarak belirlendi. Bu konunun belirlenmesinde, Türkiye’nin; ekonomik, siyasi ve toplumsal hayatta cinsiyet eşitsizliğini azaltmaya yönelik önemli çabalara ve ilerlemelere rağmen, birçok standart açısından bu hedeflerinin gerisinde kalması etkili oldu.
Ödül töreninin açış konuşmasını Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı yaptı. Ödülün bu yılki jüri başkanı Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Senem Aydın Düzgit de gerekçeli kararlarını açıkladı.
     Jüri Özel Ödülü’ne Nermin Abadan-Unat layık görüldü. Nermin Abadan Unat; Türk dış göçüyle ilgili sorunlar ile yurtta ve yurtdışında gerçekleştirdiği çeşitli çalışmalarıyla Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

     Eşit ağırlıklı verilen üç “Makale Ödülü”nü ise;  
     "Hiç olmazsa bir evimiz var: Soylulaştırılan Bir Berlin Mahallesinde Yaşayan Türkiyeli Göçmenlerin Gündelik Deneyimleri” başlıklı makalesiyle bağımsız araştırmacı Defne Kadıoğlu Polat,
     “Yurtdışında İbadet: Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndekiTürkiyeli Göçmenlerin Dinsel Sınırları ve Deneyimleri” başlıklı makalesiyle City University of New York’tan Zeynep Selen Artan-Bayhan
     “Köprü Kurmak mı, Yakmak mı? Gurbetçilerin Geriye Dönüş Niyetleri” başlıklı makalesiyle Florida Üniversitesi’nden Tolga Tezcan layık görüldü.
     Nermin Abadan Unat ödülünü; Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Kadıoğlu’ndan aldı. Makale ödülleri sahipleri ise ödüllerini Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Sevil Sabancı ve Rektör Prof. Dr. Ayşe Kadıoğlu’ndan aldılar.

     Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı konuşmasına “Bu akşam, sizleri Center girişinde, merhum Sakıp Sabancı’nın vefatının 10. Yılı anısına hazırlanan eserle karşıladık. Bu kıymetli eser, dünyanın çeşitli yerlerinde sergilendi ama şimdi bizce en yakışan yere, Sabancı Center’a geldi” diyerek başladı.
Hem Türkiye’nin Sakıp Sabancı’sını anacaklarını hem de kendisinin vasiyetiyle ihdas edilen Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’ni sahiplerine takdim edeceklerine söyleyerek devam eden Güler Sabancı, Sakıp Bey’in “teşvik etmeye” ve “kıymet bilmeye” çok önem verdiğini dile getirdi. Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nin de bu iki ana değer üzerine inşa edildiğini sözlerine ekledi.

     Güler Sabancı “Sakıp Sabancı denildiğinde elbette ilk olarak aklımıza ülkesini çok seven, Türk halkı tarafından çok sevilen, samimi, açık yürekli, pozitif, hoşgörülü ve sağduyulu kişiliği geliyor. Eğitime, bilime ve bilim insanlarına çok değer verirdi. Yeniliklerin sıkı bir takipçisiydi. Teknoloji, gelişim onu heyecanlandırırdı.Gençleri dinler, onların düşüncelerini dikkate alırdı. Her fırsatta gençlerin önünün açılması gerektiğini hatırlatır, onlara duyduğu güveni dile getirirdi. İşte bu nedenlerle en önem verdiği proje üniversite idi” dedi. Sakıp Sabancı’nın, Türkiye’nin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmasının tek kriterinin iyi yetişmiş, iyi eğitilmiş gençlerle olacağına yürekten inandığına vurgu yaptı.  GSabancı Topluluğu bir dünya üniversitesi kurmak üzere yola çıktığında, öncü ve yapıcı girişimleri ile üniversitemizin her aşamasında yol göstericimiz oldu, bizi gönülden destekledi, cesaret verdi” diye devam etti.

     Mezunlarımız Sakıp Bey’i örnek alarak Türkiye ve dünya ekonomisine katkıda bulunuyorlar
     Sabancı Üni versitesi’nde evrensel değerlere bağlı, bilimin önderliğini kabul eden, çağdaş, dünyaya açık, aydın gençler yetiştiğini belirten Güler Sabancı,  üniversitenin başarılı mezunlarının, dünyanın en iyi üniversitelerinde bilimsel çalışmalar yaptığını; uluslararası şirketlerde  yöneticilik görevleri üstlendiklerini belirtti. Kendi işlerini kuran girişimci mezunlarımız da Sakıp Bey’i örnek alarak, Türkiye ve dünya ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Sabancı Üniversitesi dünya sıralamalarında Sakıp Bey’in gurur duyacağı sonuçlara erişiliyor” dedi.
     Sakıp Sabancı’nın hayatı iyi kavramış biri olduğuna ve sadece fen bilimlerinde, tıpta ilerlemek değil, sosyal bilimlerin de aynı derecede desteklenmesi gerektiğini ve onun tabiriyle “beraber koşmaları” gerektiğini çok iyi bildiğine vurgu yaptı. Bu anlayıştan hareketle, Türkiye’nin sosyal bilimler alanında verilen “tek” akademik ödülü olan Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’ni ihdas ettiğini ekledi. Ödüller kapsamında, geçen yıllarda demokrasiden çeşitliliğe, kentleşmeden cinsiyet eşitliğine ülke ve dünya gündemindeki öncelikli konuların ele alındığını belirten Güler Sabancı, bu yılki araştırma ödülleri konusunun ise, “Gündelik Yaşamda Türkiye Kökenli Avrupalılar” olarak belirlendiğini ifade etti.

     Tüm dünyanın gündeminde olan nüfus hareketleri, modern siyasetin ayırıcı unsurlarından biri haline geldi
     Güler Sabancı, günümüzde sadece Türkiye’nin değil, Avrupa hatta tüm dünyanın gündeminde olan nüfus hareketlerinin, modern siyasetin ayırıcı unsurlarından biri haline geldiğinin altını çizdi ve “Küreselleşen hayatlarımızda nüfus hareketleri yapıcı etkileşimlerin yanı sıra  çatışmaları da  doğurdu” dedi.
     Güler Sabancı, gelecek yılın araştırma konusunun ise “Türkiye ve Dünyada Demokratik Yönetişim ve Birlikte Yaşamaya Yönelik Tehditler” olarak belirlendiğini söyledi.

     Nermin Abadan-Unat: Göç hareketleri insanlık tarihi kadar uzundur
     Sakıp Sabancı Jüri Özel Ödülü sahibi Nermin Abadan-Unat konuşmasına göç hareketlerinin insanlık tarihi kadar uzun olduğuna vurgu yaparak başladı. Abadan-Unat, özellikle emek göçü denilen toplumsal hareketin, Türkiye’de ancak İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen 50’li yıllarda önce bireysel sonra daha geniş çaplı gruplar halinde ortaya çıktığını ifade etti. Columbia Üniversitesinden Daniel Lerner’in “Geleneksel Toplumun Geçişi” adlı ve yedi Ortadoğu ülkesini içeren araştırmasının sonuçlarına değinen Abadan-Unat, “Zorunlu olsa dünyanın hangi ülkesinde yaşamak isterdiniz?” sorusuna Türk deneklerin yüzde 49’unun “Yurttan ayrı yaşamaktansa ölmeyi tercih ederiz” yanıtını verdiklerine dikkat çekti. Nermin Abadan-Unat, “60 yıl sonra dünyamıza baktığımızda 4.5 milyon Türk yurtdaşın dünyanın beş kıtasına yayılmış olduklarını görüyoruz. Bunlardan 3 milyonu aşkın yurttaşın Avrupa’ya, bu 3 milyon yurttaşın yüzde 80’inin ise Almanya’ya gittiğini görüyoruz” dedi. Bu beklenmedik gelişmeye küreselleşme, ulusötesi toplumsal alanların genişlemesi, teknoloji ve iletişim alanındaki yeniliklerin neden olduğunun altını çizdi. “İkinci Dünya Savaşın’dan sonra emek göçüne kapılarını açan ve gönderen ülkelerin ilişkisine dikkatle bakmak zorunludur” diye ekledi.

     Türk dış göçü iki aşamada gerçekleşti
     Nermin Abadan-Unat Türk dış göçünü iki aşamada değerlendirdi. Birinci aşamada, 1950’lerde bireysel göçün, sadece kişisel temas ve özel aracılar ile gerçekleştirilebildiğini söyledi. Türklerin, 1961 Anayasası’nın kabulü ile ülkeden serbestçe çıkıp girmek gibi bir temel hak kazanmaları ile durumun çok değiştiğine dikkat çekti. İkinci aşamada önemli iki değişiklik olduğunu belirten Nermin Abadan-Unat, “Demokratik Alman Cumhuriyeti batıya kaçmak isteyenleri engellerken, Türkiye ilk Beş Yıllık Kalkınma Planı (1962-67) hazırlayanlar hakim işsizlik nedeni ile ‘artan işgücü ihracı’nı gerçekleştirmeyi kararlaştırdılar” dedi. “1961’de Türkiye ve Almanya arasında imzalanan anlaşmaya göre ilk önce sadece erkeklerden oluşan işçi kontenjanları bir yıllığına yurt dışına gidecek ve ‘dönüşümlük’ ilkesine dayanarak yeni bilgilerle donatılmış olarak dönüp ulusal endüstrileşmeye katkıda bulunacaklardı. Gerçekte şunlar oldu: işçilerimize nereye gideceklerini bilmeden 3 dakikalık süre içinde mukaveleler imzalattılar, yaptıkları işi 1-3 saatte öğrendiler, yüzde 40 hiçbir alet kullanmadan işlerini yaptılar, medenî durumlarına bakılmaksızın ‘Heim – kolektif yatakhane’lerde barındırıldılar” diye devam etti.

     Türk işçi kadınlar aile başkanı oldular
     Konuşmasında Türk işçi kadınların durumuna da değinen Nermin Abadan-Unat, ikili anlaşmadan önce, 1960’ta Batı Almanya’da çalışma izne sahip 173 Türk kadın varken, bu sayın 1974’de 159.984 kadar yükseldiğini söyledi.  Bu dönemde Türk işçi kadınların oranının Türkiye’de yüzde 11,6 Almanya’da yüzde 29,1 olduğuna dikkat çekti. Nermin Abadan-Unat, çeşitli araştırmaların gösterdiği üzere geleneksel ailelerde yetişen Türk kadınların evlendiklerinde farklı çevrelere kolaylıkla uyum sağlıyabilecek biçimde yetiştikleri için yurtdışında erkeklere kıyasla daha kolay uyabildiklerini ve işçi kadınların aile başkanı olduklarını ifade etti.

     Nermin Abadan-Unat, Türkiye’nin yeni kuşaklara sunulan eğitim fırsatlarından faydalanacağı ve var olan nüfus açığı aranan nitelliklere sahip bir işgücü oluşturacağı konusunda beslenen ümitlerin gerçekleşmemesinde her şeyden önce kabul eden ülkelerin güttükleri göç politikasında aranması gerektiğini söyledi. “Türkleri en yüksek oranda kabul eden Almanya’da yeni işçi alımına son verdikten sonra Türk göçmenlerin ülkelerine döneceklerini sanıldı. Beklentileri gerçekleşmeyince özellikle CDU dönemin başbakanlığı boyunca göçmenlerin ülkelerine dönmeleri için özendirici yasalar kabul edilmiştir. Aile başkanına 10.500 DM, her çocuk için 1.500 DM ödenmiştir. Bu özendirici yasa sonucuoolarak yaklaşık 250.000 Türk yurttaşı anayurda dönmüştür” diyerek devam etti.

     Türk göçmen ailelerin gençlerinin eğitim sorunlarını da dile getiren Abadan-Unat, “Ray C.Rist gençlerin yükselmelerini engelleyen ilkeleri şöyle özetlemektedir: a. Sistem seçicilik ilkesine dayanmaktadır, b. Okul çocuğu için yüksek derece ayrıştırılmış bilgilerle doldurulması gereken boş bir kap olarak algılamaktadır. c.Öğretmenlerin anadili Almanca olan çocuklara öncelik tanımaları. Günümüzde eğitim tamamen Almanca eksenine oturtulmuş bulunmaktadır. Bunun sonucunda Türk genç kuşakların ancak yarısı yakını meslek okullarının bir kısım branşlarına girmeyi başarmaktadırlar. Günümüzde de “seçkinler “ kesimine eleman yetiştiren üniversitelere ancak sınırlı sayıda Türk gençleri girebilmekte, bu alanda Türk kızları örn. Tıpta erkeklerden ileridir” dedi.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» “Türkiye kazanımlarını kaybetmemeli"
» Edirneden Kars’a yöresel ürünler ATO’da buluşuyor
» KDV indirimi evlenecek çiftlerin yüzünü güldürdü
» Nikaragua’dan Türk iş dünyasına yatırım daveti
» Doğaya 175 bin ağac kadar katkı
» ’Türkiye’nin opera sanatına özel’ ilk binası için bir kez daha yapım ihalesine çıkıldı
» Unilig heyecanı Bornova’da yaşanacak
» Türkiye’nin ilk ‘Evrensel Çocuk Müzesi’ gün sayıyor
» Hayat mücadelesinden asla vazgeçmeyin
» Türk Telekom 2017’ye rekorlarla başladı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.04.2017
  Ticaret 26.04.2017
  Ticaret 25.04.2017
  Ticaret 24.04.2017
  Ticaret 22.04.2017
  Ticaret 21.04.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    1