• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Teşvik sistemleri genişletilmeli”

06 Eylül 2018 Perşembe 11:00
12
14
16
18

   ► Elektrik depolama teknolojilerindeki hızlı gelişim doğrultusunda günümüzde yenilenebilir enerji devrimi sürecinde JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, sektörün daha da büyüyebilmesi için; teşvik sistemlerinin genişletilmesi gerektiğini söyledi.

     Küresel piyasada yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı; güneş, rüzgâr, biyoenerji ve jeotermalden elektrik üretimi son yıllarda oldukça revaçta. Jeotermal enerji ise, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmez, güvenilir, çevre dostu enerji kaynağı olması bakımından oldukça önem taşımaktadır.
     Elektrik depolama teknolojilerindeki hızlı gelişim doğrultusunda günümüzde yenilenebilir enerji devrimi sürecinde Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, sektörün daha da büyüyebilmesi için; teşvik sistemlerinin genişletilmesi gerektiğini söyledi.  JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal sektörüyle ilgili soruları Ticaret Gazetesi’ne yanıtladı.

Jeotermal Enerji Sanayisindeki yatırımlar ne durumda? Sektör değerlendirmesini yapar mısınız?
     Jeotermal enerji sektörü giderek büyüyen bir yapıda. Bu duruma katkı sağlayan unsurlardan en önemlisi YEKDEM Mekanizması ve yatırımcılarımızın almış olduğu riskler ve özverili çalışmaları. Sektörümüzün daha da büyüyebilmesi ve hak ettiği mertebeye ulaşabilmesi için; her zaman dile getirdiğimiz teşvik sistemlerinin genişletilmesi gerekmektedir. Her koşulda yetkililer ile gerek JESDER gerekse yatırımcılar olarak temasa geçiyor ve elimizden geleni yaparak, YEKDEM’in jeotermal santral yatırımcılarının olmazsa olmazı olduğunu anlatıyoruz.

JESDER’in çalışmaları, projeleri nelerdir?
     JESDER şu anda kendi süregelen işlerinin yanında; Jes’lerden çıkan gazların bertarafı ve ekonomik olarak değerlendirilebilmesi için pek çok akademisyen, yatırımcı ve kurumla birlikte bir çalışma yürütüyor. Bunun yanında Eylül sonunda başlayacak olan Enerji Depolama ve Hibrit Tesisler ile ilgili bir çalışma komisyonu oluşturuyoruz. Son olarak yaklaşık 1 yıldır üzerinde çalıştığımız GeoEnergy isimli bir Avrupa Birliği Projemiz bulunmakta. Bu projenin amacı Avrupa’da mevcut bilgi ve tecrübeyi dünya pazarlarına aktarmaktır. Bunun yanında iki Avrupa Birliği Projesi için de onay almış bulunmaktayız. Bunlardan biri GeoEnvi diğeri de GeoRisk’tir. Geliştirilen teknolojilerin potansiyel yararları hakkındaki bilgiyi geniş bir kitleye yaymayı, politik, finansal ve teknik aktörler, geliştiriciler, yatırımcılar ve son kullanıcılar tarafından kabul edilebilirliklerini arttırmayı amaçlamaktadır. GeoRisk ise; jeotermal kaynak ve teknik olarakW sondaj gibi riskleri yatırımcı adına hafifletmek için, bir sigortalama şekli oluşturabilmesi amacıyla kamu finansman kuruluşları ile Avrupa’da halihazırda yatırımcılar ile çalışarak çeşitli sigortalama biçimleri oluşturmuş kurumlar arasında en iyi örnekleri paylaşarak destek oluşturmaktır.

“Teknolojik sera bölgesi” konusunu açar mısınız?
     Teknolojik sera bölgeleri; kurulacak olan seraların son teknoloji ile kurulduğu, jeotermal kaynaklarla ısıtılan-soğutulan, yine jeotermal kaynaklardan elde edilen CO2 ile gübrelenerek maximum verim elde edilmesi planlanan son derece modern bir yapıdır. Kurutma ve paketleme bölümlerinin de bulunduğu entegre tesislerdir. Jeotermal santrallerin yoğun olduğu Manisa ve Aydın bölgesinde yerel yönetimler ile teknolojik sera bölgeleri konusunda hızla ilerleyen çalışmalarımız devam etmektedir.

Maliyet açısından baktığımızda JES’ler diğer santrallere göre daha mı ekonomik? Değerlendirme yapar mısınız?
     Maliyet açısından bakıldığında; JES’ler hem fosil hem de yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha pahalı ve daha risklidir. Sadece kaynağın arama maliyeti kuyu başına 3,5-4 milyon Dolar civarındadır. Diğer maliyet unsurları olan, yakıtta KDV ve ÖTV istisnalarının olmaması yine yatırımcıya maliyet olarak geri dönmektedir. Tablodaki bilgiler üzerinden yola çıkılırsa; bir jeotermal kaynağın diğer kaynaklara oranla maliyet açısından hangi konumda olduğunu görülebilir.

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde jeotermal enerji nasıl bir büyüklüğe sahip? Jeotermal’in ülke ekonomisine katkısı nedir? Tam anlamıyla kaynaklardan yararlanabiliyor muyuz?
     Son EPDK Piyasa raporuna göre şu anda jeotermalin enerji santralleri içerisindeki üretim payı yüzde 3 civarındadır. Ülkemize katkısı 650 Milyon Dolar civarında olup, santrallerin inşasında yüzde 70 oranında yerli aksam ve makinanın kullanılması artı değer yaratmaktadır. Bunların yanında jeotermalin konut ısıtması ve seracılık gibi ikincil faaliyetlerde de kullanılıyor olması kaynağın verimliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Tabi bu aşamada da sektörümüzün desteğe ihtiyacı bulunuyor. Kaynağımızdan verimli yararlanabilme konusunda henüz istediğimiz mertebeye ulaşamadık. Hedeflerimiz elbette bu yönde fakat bu hedeflere ulaşmak; hem zaman alacak hem de büyük maliyetler oluşturacak. Bu sebeple ilgili kurumlardan sürekli destek talep etmekteyiz. Çünkü yatırımcılarımız ellerinden geleni yaparak, büyük riskler alarak zaten çalışmalarına devam ediyorlar. Bunun yanında jeotermal enerji hakkında daha çok bilgilendirme yapılması gerekli. Yenilenebilir enerjinin öneminin vurgulanması ve kamuoyunun bilinçlendirilmesi bu anlamda çok önemli.

Uluslararası enerji piyasasında nükleer enerjiden yenilenebilir enerjiye doğru geçiş var. Bu konuyu değerlendirir misiniz?
     Nükleer enerji, kullanım açısından oldukça verimli görünse de çok büyük riskler taşımakta. Herhangi bir aksilik durumunda faturası maddi manevi büyük olacaktır. Gelişmiş olan ülkelerin de yenilenebilir enerjiye yönelmesinin başlıca unsurlarından biri de çevresel riskler ile birlikte maliyet unsurlarıdır. Çünkü yenilenebilir enerji hali hazırda zaten doğada var olandan yararlanır ve tükenme olasılığı yok denecek kadar düşüktür. Çevreye neredeyse hiç zararı olmayan bu kaynaklara yönelmek elbette akıllıcadır. Bu bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için özellikle önemlidir. Hem bireysel hem ülke olarak gelişmemiz yenilenebilir enerji sektörünün varlığı ve gelişimi ile olacaktır.

İzmir’e enerji fuarı kazandırılması konusundaki düşünceniz nedir?
     Farklı sektörlerde faaliyet gösteren pek çok firmanın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan bir tanesi üreticiler ile tüketiciler arasındaki fiziksel mesafedir. Enerji sektörü de bu mesafeden payını almakta ve sektör içerisindeki her tedarikçi, her müşteri veya her yatırımcı ile sürekli bir araya gelme fırsatı bulamamaktadır. Şirketlerin, santrallerin özellikle teknolojiyi takip etme ve ilgili ürünler ve kurumlar ile yeterli bilgiyi alması ve takip etmesi gerekmektedir. Bu sebeple sene içinde pek çok sempozyum, konferans vs. gerçekleştiriyoruz. Jeotermal enerji sektörünün coğrafi konum gereği Ege Bölgesi’nde yoğunlaşmış olması İzmir’i bir merkez haline getirmiştir. Bu anlamda; İzmir’de oluşturulabilecek bir Enerji Fuarının varlığı, hem yatırımcı için hem de tedarikçi için büyük şans anlamına gelir. Diğer ülkelerin de olacağı bu fuar, iletişim açısından önem arz etmektedir.

Reenjeksiyon hakkındaki düşüncelerinizi kısaca belirtebilir misiniz? Reenjeksiyonun gerekliliği ve Türkiye’de tam anlamı ile yapılıyor mu?
     Isı enerjisinin bir bölümü alınmış olan akışkanın, hem doğayı kirletmemek hem de yer içindeki rezervuarı beslemek için, alıcı ortama geri basılmasına Reenjeksiyon denir. Jeotermal akışkan üretildikten sonra, akışkandan ısı enerjisinin bir kısmı soğrulur (doğrudan ya da eşanşörler ile), kalan akışkan içinde bulunan doğaya zararlı minerallerle (bor, arsenik vb.) birlikte geri basılır. Bu yöntem, jeotermal enerjinin “sürdürebilirliğini” sağlar. Bu jeotermal sistemler ile jeotermal ısıtma sistemlerinden dışarı hiçbir şey atılmaz. Jeotermal enerjiye dayalı modern jeotermal elektrik santrallerinde CO2 , NOx , SOx atımı çok daha düşük olup, özellikle merkezi ısıtma sistemlerinde sıfırdır. Kömür katkılı santrallerdeki CO2 atımı, jeotermal santrallerine göre 1600 kat daha fazladır. Bu karşılaştırmaların ışığında, jeotermal enerjinin çevresel avantajı kesin olarak görülebilmektedir.
     Bunun yanında reenjeksiyonun yapılmaması söz konusu değildir. Çünkü yapılmazsa çevresel etmenlerin dışında santral verimliliğinde de düşüş yaşanacaktır. Bu anlamda Türkiye’de reenjeksiyon tam anlamı ile uygulanıyor diyebiliriz.

Enerji Kaynaklarnın Maliyeti (TL)

KAYNAK 2014 2016
Jeotermal 3.000.000 4.362.000
Güneş 1.525.000 852.000
Rüzgar 2.213.000 1.500.000
Biyokütle 4.114.000 2.000.000
Hidrolik 2.396.000 1.575.000

 


+ Benzer Haberler
» Sokak hayvanlarının İnci’si, tasarımlarıyla umut oluyor
» Müze ziyaretlerinden 26.6 milyon TL’lik gelir
» “Enerji verimliliğinde istenilen ivmeyi yakalayamıyoruz”
» Giyim enflasyonu zirveyi korudu
» Afro-Türkler kaybolan tarihlerini arıyor
» Kur, tatil güzergahını değiştirdi
» “Gerileme yarı yarıya düştü”
» “En çok zencefil satılıyor”
» Kurdaki düşüş kahveye yansımadı
» ‘İzmir, alyans üssü’ diyerek kendimizi kandırdık


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 14.12.2018
  Ticaret 13.12.2018
  Ticaret 12.12.2018
  Ticaret 11.12.2018
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni