• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Türkiye, CERN’de sessiz ve derinden iş yapıyor”

05 Eylül 2018 Çarşamba 12:00
12
14
16
18

   ► Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi(CERN) Sanayi İrtibat Temsilcileri Kurulu Başkanı ve TOBB Başkanlık Özel Müşaviri Hakan Kızıltoprak: KOBİ’lerimiz CERN ile kendini keşfediyor.

     Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi(CERN) bilindiği üzere dünyadaki en ileri parçacık fiziği laboratuvarı. Araştırmalarının ana hedefi bilginin sınırlarını zorlamak, insanlığın evreni anlama yolculuğunda dinamo görevi görmek. Bu ana amaç çerçevesinde CERN’de gerçekleştirilen çalışmalar atomaltı parçacıkları yüksek enerjilere çıkaracak hızlandırıcılar ve parçacıkların gözlemlenmesi için algıçlar geliştirilmesi, gözlemlenen parçacıklardan toplanan verilerde trendler olup olmadığının belirlenmesi, belirlenen trendlerin evrenimizle ilgili bize ne ipuçları verdiğinin anlaşılması için kuramlar üretilmesi…
     Peki; Türkiye olarak bu merkez bünyesinde neler yapıyoruz? Bu ve diğer bütün merak edilenleri TOBB Başkanlık Özel Müşaviri ve CERN Sanayi İrtibat Temsilcileri Kurulu Başkanı Hakan Kızıltoprak ile TİCARET SOHBETLERİ köşemde konuştuk.
     Türkiye’de firmaların CERN’deki geleceğini değerlendiren Kızıltoprak, “Müthiş bir potansiyel var.  Sessiz ve derinden işler yapan firmalarımız var, bu firmaları tanıdıkça ne kadar büyük bir atılım içinde olduğumuzu görebiliyoruz” diyor. Bu yıl Türkiye olarak CERN’e 3 milyon dolar, 2020 yılında da 5 milyon dolar iş hacmine ulaşmayı arzuladıklarını belirten Kızıltoprak, ileri teknoloji odaklı üretim yapan yerli firmaların Türkiye’deki nükleer santral projelerine yönelik yatırımları yakından takip etmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?
     İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. BEKO Mekanik Ar-Ge Departmanında bitirme tezi ile başladığım çalışmalarımın akabinde Amerika Birleşik Devletlerine giderek, İşletme ve İş İdaresi Yüksek Lisansımı (MBA) University of Houston’da tamamladım. Yaklaşık 11 sene dünyanın bir numaralı Kanser Araştırma ve Tedavi Merkezi olarak sıralanan University of Texas MD Anderson Cancer Center‘da mühendislikten üst düzey yöneticiliğe uzanan çeşitli görevlerde bulundum. 2008 senesinde Kampüs Mühendislik ve Operasyonlar Direktörlüğünden ayrılarak Türkiye’ye döndüm. 2008 senesinden bugüne TOBB Başkanlık Özel Müşaviri olarak çalışıyorum. 2016-2017 yıllarında TOBB ETÜ TTO Direktörlüğü görevini de yürüttüm. Mayıs-2015’ te ülkemizin ortak üye olarak yer aldığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN), Sanayi İrtibat Görevlisi (Industrial Liaison Officer) olarak ülkemizi ve TOBB’u temsil etmekteyim.

Büyük Patlama (Big Bang) simülasyonlarıyla evrenin sırlarını çözmeye çalışan CERN yani Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi dünyanın en büyük “parçacık fiziği” araştırma merkezi. Bu merkezde Türkiye’nin bilimsel anlamda katılımı ve bu çalışmaların yansımaları konusunda konumunu değerlendirir misiniz?
     CERN bilindiği üzere dünyadaki en ileri parçacık fiziği laboratuvarı. Araştırmalarının ana hedefi bilginin sınırlarını zorlamak, insanlığın evreni anlama yolculuğunda dinamo görevi görmek. Bu ana amaç çerçevesinde CERN’de gerçekleştirilen çalışmalar atomaltı parçacıkları yüksek enerjilere çıkaracak hızlandırıcılar ve parçacıkların gözlemlenmesi için algıçlar geliştirilmesi, gözlemlenen parçacıklardan toplanan verilerde trendler olup olmadığının belirlenmesi, belirlenen trendlerin evrenimizle ilgili bize ne ipuçları verdiğinin anlaşılması için kuramlar üretilmesi şeklinde özetlenebilir. Bu çalışmalar mutlak sıfıra yakın soğutma, radyofreakans (RF) dalgalar ile güç transferi, süperiletkenler, süpermıknatıslar, hassas görüntüleme, bilişim ve hesaplama gibi alanlarda teknoloji ve mühendisliğin sınırlarını zorlayan ArGe gerektirmekte. Temel bilimlerde yetişmiş insan gücümüzün son yıllarda belli bir kritik kütleye ulaşmasının ardından, tüm bu çalışmalar sırasında kazanılan teknik deneyim ile ülkemizde yeni araştırmaların yapılması ve yerli sanayimiz için faydalı ürünlerin geliştirilmesi de mümkün olmaya başladı. CERN ile çeşitli işbirliği anlaşmaları dahilinde, ülkemizdeki uzay araştırmaları için zorunlu olan bir parçacık radyasyon laboratuvarı Ankara’da kurulmakta.

Bunun dışında yürütülen diğer çalışmalar neler?
     Türkiye Atom Enerjisi Kurumu(TAEK) bünyesinde, akademisyen ve araştırmacılarımızla birlikte Dünyada sadece 10 ülkenin üretip işletebildiği ve modern proton hızlandırıcılarının ilk aşaması olan bir RF dört kutuplusu (RFQ) geliştirme çalışmaları devam ediyor. Bu teknoloji kritik öneme sahip olduğu için dünyada birçok ülkeye satılmayan RFQ tasarım programlarının bir alternatifi ülkemizde geliştirildi.
     Medikal cihazlarda ve sınır güvenliği sağlamakta kullanılabilecek bazı atomaltı parçacık algıçlarının Türkiye’deki ilk prototipleri İstanbul’da üretilip CERN’de test edildi. Radar sistemlerinin ve yüksek enerjili hızlandırıcıların kilit teknolojileri arasında yer alan RF dolaştırıcı ve güç taşıma hatları, hassas mekanik aksam üretiminde oksijen kaynağının yetersiz kaldığı durumlarda kullanılacak elektron demetiyle kaynaklama makinesi gibi donanımların tamamen yerli olarak üretilebilmesi için projeler devam etmekte.
     CERN’den gelen verinin analizi için kullandığı örüntü tanıma veya derin öğrenme gibi teknikleri, araç plakası tanıma gibi gündelik işlere uygulayan öğrenci ve akademisyenlerimiz var.
     Bütün bu örneklerin ötesinde 2024 yılında CERN de yapılacak deney iyileştirme faaliyetlerinde Türkiye’de üretilecek elektronik devre ve algıçların da kullanılması için adımlar atılmış durumda. Özet olarak ülkemiz bilim camiası CERN’deki çalışmalara her yönüyle entegre olmuş durumda. Bu entegrasyonun sanayimize doğrudan katkılarını görmeye de yakın zamanda başlamış bulunuyoruz.

Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla özellikle CERN’e parça üretebilecek konuma geldiğini görüyoruz. Bir anlamda CERN’in kapılarını savunma ile açıyoruz. Bu konuda nasıl bir süreç yaşandığını değerlendirir misiniz?
     Savunma sanayinde yapılan yatırımlar ve çalışmalar elbette çok etkili oldu ve lokomotif görevi gördü.  Gerek savunma sanayinde ihtiyaç duyulan alanlarda yapılan araştırmalar, gerekse oluşturulmaya çalışılan KOBİ mertebesinde tedarik zinciri ve bu zincirdeki firmalarla yapılan bilgi alışverişi ve ortak çalışmalar çok özel firmalarımızın oluşmasına neden oldu.  Burada oluşan bilgi birikimi ile Firmaların nükleer, sivil havacılık, uzay ve benzeri gibi alanlara girebilmeleri için gerekli altyapıları oluştu.
     Fakat bunu yalnızca savunma sanayine indirgemek doğru olmaz.  TÜBİTAK başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşları aracılığı ile verilen desteklerde yüksek teknolojili üretim yapan ve ürün üreten firmalarımızın da çoğalmasına sebep oldu. Türkiye’de müthiş bir potansiyel var.  Sessiz ve derinden işler yapan firmalarımız var, bu firmaları tanıdıkça ne kadar büyük bir atılım içinde olduğumuzu görebiliyoruz.

Bir anlamda bu alanda Almanak mı oluşturdunuz?
     Elimizde 80 bin firmanın içinde olduğu bir veri tabanı vardı ama hangisine gideceğiz bunu bilmiyorduk. Tam olarak ne yaptıklarına dair bilgimiz yoktu. Bu nedenle de onlarla birebir tanışarak, kendimizi anlatarak ve konuşarak pek çok firmayı tanıdık.
     Evet, bir anlamda CERN için bir Almanak oluşturduk. Bu firmalar bize çok özel bilgilerini açıyorlar. Biz de bu bilgiler üzerinden CERN’e başvuruyoruz.  Mesela; ellerindeki imkânlar çok yüksek ve Avrupa’da bulunması çok zor ekipmanlar ile çalışan firmalarımız vardı. Bu firmaları tanıdık. Eksi 200 derecede çalışacak makinaları üretebilen firmalarımızın olduğunu gördük. Elektronik firmalarımızın kendilerini keşfetmelerine yardımcı olduk. Yurtdışına iş yapabileceklerini, CERN’e iş yapabileceklerini gördüler. Türkiye’de savunma sanayinin içindeki firmalar da kendilerini geliştiriyorlar. Robot alanında çok iyi işler yapan firmalarımızı CERN ile tanıştırdık ve onlara ihalelere girmeyi öğrettik. İhracata açıldılar. Spesifik bir alanda çalışmayı öğrendiler. Artık firmalarımız CERN ile başarılarını hangi uç noktalara taşıyabileceklerini de görüyorlar.  KOBİ’lerimiz CERN ile kendini keşfediyor. Firmalarımız da öğrenme sürecindeler. İhalelere girdikçe, özgüvenleri artıyor ve yarışa daha iyi hazırlanır hale geliyorlar.

1300 firmanın kaç tanesine ağırlıklı destek politikası uygulanmalı?
     80 bin firmanın içinden 1300 firma zaten elenip ayrıştırılmış firmalardır. Mekanik, elektrik elektronik, vakum, kriojenik, kablo, ısıtma soğutma sistemleri ve basınçlı kaplar, elektrik aksamları, elektrik dağıtım aksamlarına yönelik trafolar, mıknatıslar için özel bobin üreticisi sektörler ağırlıklı bir yapı var.
     3 yıldır çıkan bütün ihaleleri ve hangi alımlar yapılacak takip ediyoruz.  Bir sektörde tereddüt görünce nasıl aşabiliriz araştırıyoruz ve aksiyon alıp destek oluyoruz.  Örneğin, Kablo konusunda CERN’de bayağı ihale açıldı. Firmalarımız ilk zamanlar ihalelere dahi girmek istemediler.  CERN’ün kablo eksperlerini Türkiye’ye getirdik. Onlarla, 6 firmamızı bir araya getirdik ve radyasyona dayanıklı nasıl kablo üretimi yapabiliriz üzerinde fikir alışverişinde bulundular.  İlk ihaleyi de geçtiğimiz ay aldık. Düşük doz radyasyona dayanıklı kablo üretecek. Üç tane firma da deneme için ön sipariş aldı. Bu üç firmamız CERN’de yeni açılan 700 kilometrelik kablo ihalesine katılacak.

Bugün CERN’e üretim yapabilecek standartta kaç firmamız var? Bu potansiyeli ne ölçüde değerlendirebiliyoruz?
CERN, yılda ortalama 600 milyon dolarlık mal ve hizmet alımı yapıyor. Türkiye olarak bundan ne kadar pay alabiliyoruz? Pazara kimler hakim?

     Halen 29 üye ülkenin yer aldığı ve çoğunun 60 küsur yıldır içinde bulunduğu sanayi networkünün içine girmek kolay olmadı.  CERN’de yapılan işler son derece kritik ve yıllardır oraya tedarikçi olan teknolojik firmalarla rekabet ediyoruz.
     Özellikle teknolojik işler son derece yüksek hassasiyet, kalite, tecrübe, teknik bilgi ve beceri gerektiriyor.  Başta CERN’in kurulu olduğu Fransa ve İsviçre olmak üzere, İtalya, İngiltere, İspanya ve Almanya genelde pazara hakim.
     20 firmamız CERN’e farklı alanlarda iş yaptı ve yapmaya devam ediyor.  200 civarında firmamız da orada açılan farklı ihalelere kabul edildiler.  Teklif verdiler.
İki buçuk yılda ülkemizde 13 ayrı şehirde 30’dan fazla bilgilendirme ve tanıtım toplantıları yaptık.  CERN yetkililerini ve satın alma grubunu 4 kere Türkiye’ye getirdik.  Firmalarımızı CERN ile birebir toplantılarda görüşmelerini sağladık.
     Sütün kaymak tabakası diyebileceğim 1300’den fazla firmalarımızdan oluşan özel bir Sanayi İletişim ağı kurduk. Sn. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun özel ilgisi ve desteği ile İstanbul, Ankara, Adana, Ege Bölgesi, Bursa, Gebze, Kocaeli ve Gaziantep’teki Odalarımız başta olmak üzere TOBB’un tüm mevcut kanallarını kullanarak kurduğumuz bu özel sanayi ağı her geçen gün büyümekte.  Her sene iş hacmimizi 2’ye katladık.

İş hacmi her yıl ikiye katlanıyor dediniz bunu biraz açar mısınız?
     Türkiye, CERN’e yılda 5 milyon dolar aidat ödüyor.  Buradan ülkelerin ödedikleri aidatın gene bir kısmının ihaleler yoluyla ülkelere geri ödenmesini bekliyorlar. Bizim için de yaklaşık 3 milyon dolarının dönmesi bekleniyor. Almanya tam üye ve CERN’e 220 milyon dolar aidat ödüyor.  Biz ortak üye olduğumuz için 50 milyon yerine 5 milyon dolar ödüyoruz. Şu anda bir anlamda antrenman sürecindeyiz. İlk yıl 300 bin dolarlık bir iş ile başladık. Sonra 600 bin dolar, geçen sene 2 milyon 200 bin dolarlık iş yaptık. Bunun 1 milyon 300 bin doları Ford Otosan’ın taşıt ihalesinde aldığı ihale idi.  Bu sene 3 milyon doları zorlayacağız gibi görünüyor. İkinci olduğumuz ihale çok fazla. Bu da önümüzdeki döneme ilişkin potansiyel için ciddi bir sinyal veriyor.
     Nicelikten ziyade niteliği yüksek işler yaptık.  Ankara başta olmak üzere pek çok firmamız şimdi CERN’de devam eden büyük ve kritik alımlara hazırlanıyor ve teklif veriyorlar.
     CERN Teknik ekipleri özel ziyaretlerle ülkemize geliyorlar.  Firmalarımız CERN’e giderek teknik alanlarda kendilerini tanıtıyor ve özel işbirlikleri için zemin hazırlıyorlar.  Mekanik, talaşlı imalat ve makina kurulumlarında oldukça iyiyiz.
     Özel radyasyon kalkanlamasından, kompozit materyallerden oluşan destek mekanizmalarına, femto saniye atım yapan lazerlerden, kriyojenik ve vakum tanklarına pek çok alımda öncü firmalarımız yarışa girdi. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda sabır ve sebat ile çalışmaya devam ederek sanayicilerimizin temsil gücünü daha da arttıracağımızı umut ediyorum.
     Bu ürünlerin hepsi spesifik ve nitelikli ürünlerdir. 29 ülke ile yarışıyorsunuz. Bizim 5 yıllık bir üyelik sürecimiz var. Bu da 2020’de bitiyor. 2020 senesine kadar 5 milyon dolar rakamına ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca 2020 yılında Türkiye ile CERN üyeliğinin nasıl devam edeceği hususu oturup görüşülecek. Üyeliğimiz gözden geçirilecek. Ortak Üye olarak devam mı yoksa Tam Üye olma yolunda bir adım mı atılacak göreceğiz.

Bu alanda Türkiye’nin yapması gerekenler neler?
     Burada enstitülerimiz ve ilgili kurumlarımızdaki mühendislerimiz ile orada katılımımızı artırmamız gerekiyor. TÜBİTAK bunu yapmaya başladı ve kendi mühendislerini CERN deki projelere katılım için gönderiyor.  Şu anda orada 174 kayıtlı araştırmacımız var.  Bunun büyük çoğunluğu fizik alanındaki akademisyen ve mühendislerimizden oluşuyor.
     CERN güncellenecek. Ulaştıkları enerjinin 10 katına çıkabilecek çalışmalar yapacaklar. Dolayısıyla bütün aksamlarda bir değişim süreci var. Özel bir dedektörün üretimi yapılıyor. Bu dedektörün dizaynında TÜBİTAK olacak ve anlaşma olursa testlerini de TÜBİTAK yapacak.
     45 bin tane özel üretilmiş hızlı veri alıp sisteme gönderebilecek dedektörlerin testlerini yapacağı sistemi TÜBİTAK tasarlayacak. Onun üzerinde çalışılıyor.
     Ancak her şeyden önce CERN’de yürütülen projelere daha fazla mühendisi gönderebilmeliyiz.
     Ayrıca, Nükleer Santral Projelerinde yerlilik payının artması konusunda daha butik çalışmalar yapılması gerekiyor.
     Yine Hızlandırıcı Teknolojileri pek çok alanda kullanılıyor. Örneğin Elektron Demeti ile Işınlama bugün gıdadan, plastik ve polimerlere, özel kablolardan tekstil ve otomotive pek çok alanda kullanılıyor.  Bu teknolojilerin uygulama alanlarına odaklanmalıyız ve daha nitelikli ürünler için gerekli altyapılar oluşturmalıyız. 

Sanayicilerimize mesajlarınız neler olur?
     Firmalarımızın CERN projeleri ile yetkinliklerini gördük. Yerli üretimimizi teşvik etmek için özel eğitimler sonrasında bunların nükleer sanayi başta olmak üzere sivil havacılık, uzay gibi yüksek teknoloji içeren alanlar da nasıl ürün verebilir onun üzerinde çalışılması lazım.
     Aslında şartnamede olmamasına rağmen Akkuyu Nükleer Santral Projesi Türkiye’den ürün alabilmek için gerekli adımları atmaya başladı. Tedarikçi toplantıları yapmaya hazırlanıyorlar. İnşaat demiri için özel alımlar başladı. Ama teknolojik alımlar henüz başlamadı.
     Akkuyu da 4 ünite 20 milyar dolarla başlayıp diğer iki projeyle yaklaşık 12 ünite ve 60 milyar doları bulması beklenen Nükleer santral yatırımlarında bu firmalarımız önemli roller üstlenebilir. Biraz daha devlet desteğiyle sanayiciler gerekli eğitim ve sertifikaları alıp, yatırımları yapmalılar. Bu projelerden bizim de pay alabileceğimizi düşünüyorum.  İlk nükleer santral yatırımında bir tecrübe edinip diğer ikisinde daha fazla pay alınabilir diye düşünüyorum. Fırsatları doğru değerlendirmeliyiz.

Sürdürülebilir başarıda insan gücü çok önemli. Bu konuda Türkiye’nin konumunu değerlendirir misiniz? Türkiye, CERN’e üretim konusunda kamu kurumlarıyla ne ölçüde kollektif adımlar atabiliyor? Bu konuda nasıl bir karnemiz var?
     TAEK’in zaten yürüttüğü ve akademik olarak sağladığı desteklerin yanında, TÜBİTAK’ta CERN ile kapsamlı bir protokole ve işbirliklerine imza attı.  Çalışmalara başladı.  Önümüzdeki aylarda ve yıllarda bu çalışmaların da sonuçlarını görmeye başlayacağız.
     Gözardı edilen iki hususu burada dile getireceğim.  CERN üyeliğimiz ile artık Türk iş profesyonelleri açılan pozisyonlara başvurabilme hakkına sahip.
     Ayrıca yüksekokul ve üniversitelerde okuyan öğrencilerimiz ve mezunlarımız CERN’de açılan pek çok kısa ve uzun dönem staj ve çalışma programlarına başvurabilirler.  CERN Kariyer sayfalarında detaylar mevcut.  CERN’de açılan kariyer ve çalışma fırsatlarını da değerlendirerek oradaki daimi insan gücümüzü arttırmamız da çok önemli.

Türkiye olarak 2 yıllık görev sürecimizi ne ölçüde verimli kullanabiliyoruz?
     CERN’deki üye ülkeleri temsilen kurulan Sanayi İrtibat Temsilciler Kurulu’nda geçen Eylül ayında yapılan seçimlerde Başkanlık görevini devraldık.  Görevim Mart ayında başladı ve ilk toplantıya Başkanlık yaptım.  CERN Satın Alma Grubu ile üye ülkelerin temsilcileri olan diğer arkadaşlarımız arasında önemli bir köprü görevi gören bu kurulda Başkan seçilmek beni de hem TOBB hem ülkemiz adına gururlandırdı.  Hem Türkiye hem de diğer ülkelerin CERN’de yürütülen Satın Alma süreçlerinin geliştirilmesinde bu gruba çok iş düşüyor.  Bu görev ile CERN’de tanınırlığımız daha da arttı diyebilirim.  Gerek ülkemizde gerekse CERN’de yürüttüğümüz çalışmaların böyle bir mecrada da tanınması bizi mutlu etti.

CERN’de geliştirilen teknoloji günlük hayatımızda ne ölçüde yer alıyor?
     Şu anda bu teknik deneylere ev sahipliği yapan tesislerin inşa sürecinde, sağlıktan mikro-elektroniğe, güneş enerjisinden bilgisayar modellemelerine kadar pek çok alanda yeni keşifler yapıldı.  Bunlardan bazıları: World Wide Web (www.) 1989-1990 Mouse (Bilgisayar Faresi),  Dokunmatik Ekran Teknolojisi (1970-1973)  HADRON (Proton) Terapisi, CT, PET-Scan ve MR, Güneş enerji panelleri (ultra yüksek vakum teknolojisi). 350 °C 900 W/m2 dışarıdan pompalama ve bakım gerektirmeden 20 sene çalışabilecek solar paneller, Medical ve Endüstriyel İzotoplar, Halojensiz kablo, Yüksek Akım Süper İletkenleri,   Kriyojenik valfler, makaslı hidrolik taşıyıcılar, hasarsız metal tarayıcılar-röntgen makineleri, özel basınçlı kaplar, özel Getter ve Paladyum film kaplamaları ve benzeri gibi sayılamayacak kadar pek çok buluş…

Bu konuda dünyanın gündeminde neler var? Önümüzdeki günlerde hangi konuları daha fazla konuşacağız?
     Avrupa, CERN de bulunan ülkelerinin katılımı ile 2013 te yayınlanan Avrupa Parçacık Fiziği Strateji raporunu 2020 de güncelleyerek yeniden yayınlayacak.  Türkiye buraya bir katkı verecek.  Bu arada 4-5 Ekimde TAEK, TÜBİTAK ve TOBB un katılımı ile düzenleyeceği bir çalıştay ile Hızlandırıcılar ve Algıçlar üzerine Ulusal Yol Haritası için çalışmalarını hızlandıracak.  Gerek yurtiçindeki projelerde gerekse CERN ve yurtdışındaki diğer araştırma merkezlerindeki projelerde sanayicilerimizin artarak devam edecek ilgi ve çalışmalarını göreceğiz. ,  CERN e iş yapan firmalarımızın bu referans ile diğer mecralarda alacakları başarılı girişimleri daha fazla konuşacağız.

Eklemek istedikleriniz…
     CERN’de insan gücümüzü arttırmalıyız. Bir şekilde harekete geçmemiz lazım. Yeni yapılanma kapsamında TAEK tamamen bir araştırma-geliştirme kurumu olacak. Bu bizim için büyük bir fırsattır. Bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirileceğine, hem ülkemizde hem de CERN de insan gücümüzü arttırmak için gerekli çalışmaların başlayacağına ve TAEK in güçlenerek gerek akademisyenlerimiz gerekse sanayicilerimizle yepyeni teknolojik proje ve çalışmalara gireceğine inanıyorum. Ayrıca, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, CERN konusunda çok hassas. Başkanımızın desteği ve bu konuya özel ilgisi ile çok daha güçlü bir şekilde yol alıyoruz, alacağız. Firmalarımızın CERN referansı olmasını çok önemsiyor. Başkanımızın tabiri ile “CERN’e mal satmak, dünya Şampiyonlar Ligi’nde top oynamaktır, maç yapabilmektir”.

CERN TESTLERİ İÇİN ANKARA’DA PARÇACIK RADYASYON LABORATUVARI KURULUYOR
     CERN ile çeşitli işbirliği anlaşmaları dahilinde, ülkemizdeki uzay araştırmaları için zorunlu olan bir parçacık radyasyon laboratuvarı Ankara’da kurulmakta.  Uzaya çıkınca radyasyon seviyesi artıyor. Elektronik devreler ve malzemelerde bundan etkilenir. Eğer bu bombardımanlar çok fazla olursa cihazların okumalarını da olumsuz yönde etkiliyor. Cihazlar yanlış okuma yapabiliyor.
     Bu nedenle uzaya gönderilecek bütün cihazların gönderilmeden önce yurtdışındaki laboratuvarlarda test edilmesi gerekiyor. Türkiye’de kurulan bu laboratuvar sayesinde uzaya göndereceğimiz tüm cihazların ve sistemlerin Türkiye’de ön testlerinin yapılması mümkün.
     Laboratuvar, Atom Enerjisi Kurumu’nun Sarayköy’deki Nükleer Araştırma Eğitim Merkezi bünyesindeki Proton Hızlandırıcı Tesisinde kuruluyor. Bu Tesisin içinde ayrı bir demet hattında laboratuvar hizmet verecek. Hocamız ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bilge Demirköz. Proje, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Kalkınma Bakanlığı tarafından da destekleniyor. Projenin bitimine yaklaşılıyor.

 


+ Benzer Haberler
» “Enerjide dışa bağımlılık Türkiye’yi operasyonlara açık hale getiriyor”
» Evdeki sandviç markete girdi 60 milyon TL’lik pazar doğdu
» “Yatırım ortamını iyileştirecek yeni yol haritası lazım”
» “Satranç için yüksek lisans programları açılacak”
» Modüler mobilyalar, Buka ile ‘değişiyor’
» Türkiye, kepek ekmeği sevdi
» “Konut sektöründe ‘Balon’ yok”
» ‘Bekâr beyaz yakalı’ya 7/24 balık ziyafeti
» “Topluluk enerjisi ve yenilenebilir enerjinin senfonisi oluşturulmalı”
» “Türkiye’nin aşıda milli başarısı var”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.09.2018
  Ticaret 21.09.2018
  Ticaret 20.09.2018
  Ticaret 19.09.2018
  Ticaret 18.09.2018
  Ticaret 17.09.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni