• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Türkiye savaşa girmese de savaş ekonomisini yaşadı

20 Nisan 2019 Cumartesi 07:00
12
14
16
18

Türkiye savaşa girmese de savaş ekonomisini yaşadı

   ► Türkiye’nin 1942 yılında; ihracatı 126.115 bin dolar, ithalatı 112.879 bin dolar, dış ticaret hacmi 238.994 bin dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 111,7 oldu.

    Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olan Almanya’nın 2’inci dünya savaşına girmesiyle mali açıdan harcamalarını kısması, Türkiye’yi yakından etkilemeye başladı. Türkiye 2’inci dünya savaşına girmedi ancak, ülkede savaşın ağır ekonomik koşulları hissedildi. Savaş döneminde tüm ülkede artan fiyatlar 1942 yılında rekor kırdı. Toplumda zengin ve yoksul arasında derin bir uçurum oluştu. Nakit para kullanımı sıkıntısı nedeniyle o yıllarda takas yöntemi uygulandı.
     Türkiye’nin ham madde veya tarım ürünü vererek yerine sanayi ürünü aldı. Türkiye, zeytinyağı, yumurta ve küçükbaş hayvan derisi vererek, karşılığında demir malzeme, otomobil, otomobil yedek parçaları gibi ürünler ithal etti.

1942’de Türkiye dış ticaret fazlası verdi
     İkinci Dünya Savaşı sırasında nakliye konusunda yaşanan sıkıntılar ve ülkelerin ihraçlarına sınırlama getirilmesi ile birlikte 1939 yılında toplam ithalatı 118 milyon lira olan Türkiye’nin 1940 yılındaki ithalatı durma noktasına ulaştı. Türkiye’nin 1939 yılı ihracatı 127 milyon, 1940 yılı ihracatı ise 111 milyon olarak gerçekleşti.
     Türkiye’nin her an savaşa girme olasılığından dolayı üretim daralmaya uğradı, askeri harcamalar artış gösterdi. Dönem içinde dış ilişkiler noktasında 1941 yılında Türkiye Uluslararası Para Fonu’na (IMF) üye oldu.
     Türkiye’nin 1942 yılında ihracatı 126.115 bin dolar, ithalatı 112.879 bin dolar, dış ticaret dengesi 13.236 bin dolar, dış ticaret hacmi 238.994 bin dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 111,7 oldu. Türk dış ticareti, karma ekonomi politikalarının uygulandığı 1930-1950 döneminde 1938, 1947, 1948, 1949, 1950 yıllarında açık verdi. Diğer yıllar dış ticaret fazlası verdi. 1930-1950 yılları arasında Türkiye’de karma ekonomi dönemi mevcuttu.

Ticarette takas dönemi
     Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olan Almanya’nın savaş nedeniyle mali açıdan harcamalarını kısması, Türkiye’yi yakından etkilemeye başladı ve 9 Ekim 1941’de iki ülke arasında bir ticaret antlaşması imzalandı. Buna göre iki ülke arasındaki ticaretin “para” üzerinden değil “takas” usulüne uygun olarak yapılması kararlaştırıldı. Antlaşmaya göre taraflar Mart 1943’e kadar 100 milyon lira tutarında mal takası yapacak, Türkiye Almanya’ya çeşitli ham madde ve gıda maddeleri satacak, karşılığında demir‐çelik, savaş malzemesi ve sanayi ürünleri alacaktı. Bu durum Türkiye’nin Almanya’ya ham madde sağlaması karşılığında bu ülkeden işlenmiş sanayi mamulleri alması anlamına geliyordu. Bu anlaşmadan da anlaşılacağı üzere Almanya nakit para kullanımı konusunda sıkıntılıydı ve bu durumu aşmak üzere mal transferini uygun bulmuştu. Türkiye ve Almanya’nın iki senelik bir sürede 200 milyon liralık mal takası yapması karara bağlanmıştı

Aranılan ürünler Türkiye’nin yer altı kaynakları oldu
     Türkiye’nin yeraltı kaynakları özellikle nakit sıkıntısının çekildiği savaş yıllarında takas usulü ticarete konu olmuştur. Ülkeler, Türkiye ile ticaret yapmak için değerli madenleri şart koşmuşlardır. Bu ülkelerden biri İsviçre’dir. 1942 yılında Almanya’da ülke için gerekli olan bazı ürünleri bula‐ mayan Türk heyeti İsviçre’ye geçerek bu ülkeden aradığı malları istemiş, İsviçre hükümeti de istenen ürünlerin yüzde 30’luk kısmını karşılayacak 315 ton blister bakırı istemiştir. İsviçre hükümetinden istenen malzemeler ise gemi ve tren vagonlarının tamirinde kullanılacak olan tezgâh, kompresör ve motorlardı.12 Takas usulü ticaret için Türkiye’nin madenlerini şart koşan bir diğer ülke İngiltere idi. İngiltere’den milli savunma ihtiyaçlarını karşılamak üzere getirilecek olan elektrolit bakıra karşılık 500 ton blister bakırı ihraç edilmiştir. Türkiye’nin takas usulü ticareti incelendiğinde göze çarpan en önemli özelliklerden biri Türkiye’nin hammadde veya tarım ürünü vererek yerine sanayi ürünü almasıdır.

Ham madde verdi sanayi ürünü aldı
     1942 yılında İtalya ile yapılan hususi takasa dair antlaşmaya göre Türkiye İtalya’ya zeytinyağı, afyon, yumurta ve küçükbaş hayvan derisi verecek, karşılığında da İtalya’dan demir malzeme, otomobil, otomobil yedek parçaları, kükürt, sigara kâğıdı, kimyevi ve tıbbi maddeler, sentetik boyalar, tabii esanslar, ve şapka ithal edecektir. Türkiye’nin İtalya’dan takas yoluyla alacağı ürünlerin toplam değeri 2 milyon 750 bin lira oldu. Benzer bir antlaşma İsviçre ile de yapıldı. 28 Mart 1942 tarihli Ticaret ve Tediye Antlaşması’na göre Türkiye İsviçre’ye verdiği ürünlere karşılık bu ülkeden otobüs alacaktır.15 Diğer ülkelerle de benzer kategorideki ürünler için takas yoluna gidildi. Örneğin, 1943 yılında Macaristan’dan pamuk mukabilinde 2 bin ton şeker alınmasına karar verildi.

1942; fiyat artışında rekor kırdı
     Ayrıca ülkede ağır savaş ekonomisi uygulamalarına geçilmesi malların fiyatlarının artmasına neden olmuştur. Türkiye’nin 3 büyük ili olan Ankara, İstanbul ve İzmir de fiyat artışları olağanüstü seviyelere ulaşmıştır. Savaşın çıktığı 1939 yılı ile 1945 yılı arasında Ankara’da fiyatlar genelde yüzde 250 dolayında artmıştır. Bu artışlar tüm Türkiye geneline yorumlandığında bu dönemde halkın çektiği sıkıntılar çok daha iyi anlaşılabilir. Bu dönem için fiyat artışlarının rekor düzeye ulaştığı yıllar, yılda yüzde 69,7 ile 1942 ve yılda yüzde  63,1 ile 1943 yılları olmuştur.

Savaş iki ayrı tabaka oluşturdu
     Tüm Türkiye genelinde 1938–1945 yılları arasında malların artış oranı yüzde 400 olarak 1940 – 1950 Yılları Arasında Türkiye’de Fiyat Artışları gerçekleşmiştir. İlginç olan bir nokta ise savaş döneminde Türkiye’deki enflasyon oranının savaşan ülkelerden daha yüksek olmasıdır. Savaş yıllarında Türkiye’de aralarında derin bir uçurum olan iki tabaka oluşmuştur: Bir yanda kolay para kazanan bir grup insan; diğer yanda ise küçük çiftçi, küçük üretici, emekçi, küçük ve orta derecedeki memurlardan oluşan milyonlarca kişi. Dar gelirli olarak adlandırılan bu grup insanların yaşama koşulları her geçen gün bozulmuştur. Kısacası savaşın doğurduğu olağanüstü fiyat artışları bir kesime çıkar sağlarken ülkenin geri kalan kısmına büyük acılar yaşattı.

Ekmekte karne uygulaması damga vurdu
     Savaş sırasında Türk ordusunun takviye edilmesi, olası savaşa karşı silahlı tarafsızlık politikası benimsenmesi gibi çeşitli stratejiler geliştirilmesinin yanı sıra, bu dönemde halkın besin ihtiyacının giderilmesi de önemli bir mesele haline geldi. 1940 yılında çıkarılan Milli Koruma Kanunu’nun yürürlüğe girmesini takiben devletin karşılaştığı en büyük iç problem, iaşe meselesi oldu. Öncelikli olarak ordu, daha sonra da halkın temel gıda ihtiyaçlarının süratle karşılanması için bazı temel tarım ürünlerine kota konmuştur. Bu noktada en önemli tasarruf hamlesi ise ekmek üzerinden yürütülmüştür. Buna paralel olarak 1942’den itibaren ekmek alımı karne usulüne bağlandı. Ekmek karnesi uygulaması II. Dünya Savaşı’nın yarattığı ekonomik koşulların tarihte önemli bir göstergesi oldu.

Olağan dışı uygulama: Varlık Vergisi Kanunu
     Ekonomik bunalım döneminde, savunma harcamaları arttı, tarımsal üretimde büyük ölçüde düşüşler ortaya çıktı. Önce Ankara’da sonra İstanbul’da ekmek karneye bağladı; un, şeker, ilaç gibi temel gıda maddeleri hiç bulunamaz olur, hayat pahalılaştı. Bu durumdan yararlanıp zengin olan karaborsacılar, vurguncular ortaya çıktı. Savaş ortamının ortaya çıkardığı zorunlu giderleri karşılamak için olağan dışı vergi önlemlerine başvurmak zorunlu hale geldi. Bu amaçla çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu, Avrupa ülkelerindeki savaş dönemi vergi kanunlarından çok farklı olmadı. Varlık Vergisi uygulaması mükellefler üzerinde unutulmaz anılar bıraktı. 11 Kasım 1942 tarihinde TBMM’de oturumda hazır bulunan 350 milletvekilinin oy birliğiyle kanun kabul edildi. Kanuna göre bazı varlıklı kesimlerden bir defalık olağanüstü servet vergisi alındı.

1942;Türkiye’nin uçak sanayi öyküsüne tanık oldu
     Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren havacılık alanında önemli çalışmalar yapıldı. İlk uçaklar üretildi ve bazı ülkelere ihraç edildi. Savaşın başlamasıyla Türkiye’ye sığınan Alman ve Polonyalı uçak mühendisi ve teknisyenlerinin de girişimiyle Türk Hava Kurumu, Etimesgut’ta daha önce kurulmuş olan atölyelerin genişletilmesiyle ‘Uçak Fabrikası Projesi’ni 1942 yılında hayata geçirdi.
     Sekiz milyon liralık bir yatırım olan Etimesgut Uçak Fabrikası’nda bin 200 işçi ve Türklerin yanı sıra Müdür Wedrychowski olmak üzere 35 kadar Polonyalı mühendis ve teknisyen görev aldı. 1945 yılında uçak fabrikasına paralel olarak uçak motor fabrikası projelendirildi ve 1948 yılında Atatürk Orman Çiftliği arazisinde 60 bin metrekarelik bir alanda kuruldu. Fabrika için 4,5 milyon TL, makine teçhizatı ile birlikte toplam 9 milyon TL harcandı. Lisansör firma İngiliz De Havilland oldu.  Makineler İngiltere, Amerika ve İsviçre’den temin edildi. Bir süre yabancı lisanslı uçak motoru imalatı ve onarımı yapan fabrika  kapasitesinin çok altında çalıştırıldı, pek çok yan üretimde bulunmuştu.

İlk ihracat Danimarka’ya
     Etimesgut Uçak Fabrikası girişiminin önemli özelliklerinden bir tanesi, yurt dışından patentli uçakların üretim ve revizyonunun yanında tamamı yerli tasarım uçaklar geliştirmek üzere bir etüt bürosunu içeriyor olmasıdır. 6 yüksek mühendis, 4 mühendis ve 11 teknik ressam olmak üzere 21 kişilik bir ekipten oluşan bu birim, 1952 yılına kadar 16 tip uçak tasarladı. Bunlardan 12’si sonuçlandırıldı ve bu süreçte 126 adet Türk tasarımı uçak üretildi. Bu projeler arasında deneysel delta kanat planör gibi öncü teknolojilere sahip olan THK 13, Paris’te düzenlenen Havacılık Fuarı’nda sergilendi ve ilgi gördü. Ambulans veturizm uçağı olarak tasarlanmış olan THK 5/5A Danimarka’ya ihraç edildi.
     1952 yılında uçak fabrikası, 1954 yılında da uçak motoru fabrikası Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na (MKEK) devredilir. MKEK bir süre eski tasarımları geliştirerek uçak üretimine devam eder. Motor fabrikası 1955’te traktör imalatına geçerek bugünkü Türk Traktör Fabrikası haline getirilir. Uçak fabrikasında ise 1959’da üretim durdurulur, 1963’den sonra traktör üretimine başlanır.1968 yılında fabrika MKEK Tekstil Makineleri Fabrikası’na dönüştürülür, daha sonra ise kapatıldı.

Avrupa’nın önemli rüzgar tünellerinden ART
     Etimesgut Uçak Fabrikası ile eş zamanlı olarak  rüzgar tünelinin kurulması kararı, ülkedeki havacılık sanayisi adına hedeflenenlerin, havacılığa dair teknolojinin ülke sınırları içinde üretilmesini de içerdiğinin önemli bir işaretidir. İnşa edildiği dönem için ART’nin büyüklüğü ve teknolojisi itibarıyla Balkanlar dahil yakın coğrafyada bir benzerinin olmadığı ve Avrupa’nın önde gelen rüzgar tünellerinden olduğu anlaşılmaktadır.
     Ankara Rüzgar Tüneli (ART)’de bu doğrultuda, uçak tasarım ve geliştirme sürecinde gerekli araştırma geliştirme altyapısını ve uçuş öncesi ölçümleri sağlama işleviyle ihtiyaç duyulmuş önemli bir bileşen olarak gerçekleştirildi. Rüzgar tünelleri, havada hareket eden ya da bir hava akımının etkisinde kalan her türlü araç ve yapının üzerine etki eden aerodinamik kuvvet ve momentlerin bulunması, akım şeklinin ve yapısının belirlenmesinde kullanılan araçlar oldu. Gerçek uçuş öncesinde ölçekli modeller yoluyla gözlem ve test imkanı sağlayan tesisler olarak rüzgar tünelleri, 20’nci yüzyıl başından itibaren havacılığın gelişiminde önemli rol sahibi oldu.  Üretken fakat oldukça kısa bir dönemin ardından 1950’li yıllarla birlikte havacılık sanayi kuruluşlarının bir bir kapatılmasıyla ART de uzun bir süre amaçsız kaldı.


+ Benzer Haberler
» Sıfır konut fiyatları alıcıyı ikinci ele yöneltti
» “Marketler bayramı fırsat biliyor”
» Müze ziyaretlerinde yüzde 18,88’lik artış
» Sünnet kıyafetleri artık alınmıyor
» “Tohumlar çeyiz sandıklarından çıkıyor”
» Organik sabun cilde ilaç oluyor
» “Anneannemin el emeğini nesilden nesile aktarmak istiyorum”
» Yemlik mısır talebi karşılanamıyor
» Konteyner taşımacılığında ihracat ağır bastı
» Üreticiyi sıfır gümrük vuracak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 20.05.2019
  Ticaret 18.05.2019
  Ticaret 17.05.2019
  Ticaret 16.05.2019
  Ticaret 15.05.2019
  Ticaret 14.05.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni