• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Türkiye’nin kalkınmasında itici güç sanayi oldu

29 Ekim 2020 Perşembe 13:00
12
14
16
18

Cumhuriyet’in ilanından sonra, devlet teşviki ve desteğiyle sanayiyi kalkındıracak kurumlar ve tesisler açıldı
Türkiye’nin kalkınmasında itici güç sanayi oldu

   ► Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ekonomi ve sanayiye yön vermek için özel teşebbüsler dışında, sermayeye ve üretime yönelik destekler için kurumlar oluşturularak ‘Serbest Ekonomi Politikası’ izlenmeye başlandı.

           SEZA NUR DEMİRPARMAK / ÖZEL    
     29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için her konuda başlayan yatırım ve faaliyetler sanayi alanında da görüldü. Cumhuriyet kuruluncaya kadar siyasi ve ekonomik baskıyla kan kaybetmeye başlayan Türkiye sanayisi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün destekleriyle tekrar hareketlendi. Uygulanan kalkınma planlarıyla sanayinin gelişmesi hedeflendi. Kalkınmanın önemli unsuru olarak görülen sanayinin gelişmesi için devletin teşvik ve desteğiyle farklı bölgelerde tesisler ve kurumlar açıldı.

17 Şubat 1923’de İzmir’de I. İktisat Kongresi toplandı
     17 Şubat 1923 yılında İzmir’de toplanan I. İktisat Kongresi’nin ardından özel girişimcilere yol açan 10 yıllık Liberal Dönem başladı. Bu dönemde ekonomi ve sanayiye yön vermek için özel teşebbüsler dışında sermayeye ve üretime yönelik destekler için kurumlar oluşturularak ‘Serbest Ekonomi Politikası’ izlenmeye başlandı. Bu sırada ülke genelinde devletin teşvik ve desteğiyle farklı bölgelerde tesisler ve kurumlar açıldı. 1924 yılında Türkiye İş Bankası, 1925’de Sanayi ve Maadin Bankası, Ankara Orman Çiftliği, 1926’da Devlet İstatistik Enstitüsü kuruldu. 26 Kasım 1926 yılında Türkiye’nin ilk şeker fabrikası olan Alpullu ve 17 Aralık Uşak Şeker Fabrikaları açıldı. 1927’de Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi, 1928’de Ankara Çimento Fabrikası kuruldu.
     28 Mart 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi kanunuyla sanayiye olan destek daha da artmaya başladı. Bu kanunla amaç özel müteşebbisler yaratmak ve yerli mallar üretmekti. Ancak yine bu kanuna göre de yalnızca büyük işletme olarak kabul edilen, en az 10 beygirlik çevirici güçle çalışan ve yıl içinde en az 1500 gündelik işçi çalıştıran kuruluşlar yararlanabilmekteydi. Bu nedenle Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan tüm sanayiciler faydalanamadı. Dünyada 1929 yılında başlayan ekonomik sıkıntılar genç Türkiye Cumhuriyeti’ni de etkiledi. Bu buhranlı dönemi atlatmak ve geleceğe hazır olmak için devlet, coğrafi özellikleri ele alarak yatırımlarını devreye soktu üretim ve istihdam sağlamaya çalıştı.

1934’de I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmaya başlandı
     1933-1939 döneminde özel sektör yerine devletçilik politikasının uygulanması kararlaştırıldı. Devlet, isteği ve ihtiyacı doğrultusunda temel ihtiyaçlara yönelik tesisler kurma kararı aldı. Coğrafi dağılış içinde ham maddelerimizin değerlendirilmesi gerekliliği düşüncesine yönelik tesislerin kurulması, ithal edilen ürünlerin durdurulması ve bu ürünlerin yurt içinde üretilmesiyle dışarıya döviz ödenmemesi yoluna gidildi. Bu amaçla devlete dayalı sanayiyi oluşturmak için de 1934 yılında I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmaya başlandı. Ayrıca bu dönemde sanayinin geliştirilmesi için dışarıdan uzmanlar getirildi. Sanayi ve ekonomiye can vermek için devletimizin kaynaklarıyla uzun süre faaliyetlerini sürdürecek devlet işletmeleri açılmaya başlandı.
     Türkiye’de 1939 yılına kadar ekonomiyi geliştirmek için tarım, sanayi ve ticaret anlamında yatırımlar yapıldı. Ancak 1939 yılında çıkan II. Dünya Savaşı’yla dünya genelinde ekonomiler zarar görmeye başladı. Türkiye savaşa girmese de savaşın etkilerini son derece etkili hissetti. Yatırımlar bir süre askıya alınarak kontrollü adımlar atıldı ve devlet ekonomideki etkinliğini daha da arttırmak için sıkı tedbirler aldı. 1945 yılında savaş sona ermesine rağmen dünya ekonomisinde uzun süren bir durgunluk başladı ve yaralar sarılmaya çalışıldı. Türkiye’de bunun sonucunda 1950 yılına kadar kendi içinde yaşadı.

1950’de II. Liberal döneme geçildi
     1950 yılından itibaren Türkiye’de ve dünyada hız kazanan ve daha önce de denenmiş olan özel yatırımcıya yol açma ve destekleme kararları alınarak, 1960 yılına kadar sürecek olan II. Liberal döneme geçildi. Dünyada ‘Marshall Yardımları’ olarak bilinen yardımlardan ülkemize de kaynaklar sağlandı. Marshall yardımlarıyla tarımsal faaliyetler desteklense de savaşa dayalı oluşan ekonomik sıkıntılar ve ailelerde tarıma bağlı bir yetersizlik ortaya çıktı. Bu arada özellikle başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi merkezlere sanayi faaliyetlerinin de hız kazanmasıyla günümüzün sanayi şehirlerine bir göç hareketi başladı. 1960 yılında askeri darbeyle karşılaşan Türkiye’de sivil iktidarın tekrar hakimiyet kazanmasıyla ülkede ekonomik anlamda kaybedilen ve sarsılan faaliyetleri yeniden canlandırmak için 1963-1967 yıllarını kapsayan I. Beş Yıllık kalkınma Planı yapıldı. Tarım dışında sanayiye ağırlık vererek sanayi yatırımlarına başlanmış ve çok kısa sürede Kütahya Azot Fabrikası, 1964’te Chrysler Sanayi Anonim Şirketi, 1965 Ereğli DemirÇelik işletmeleri 1965’de Arçelik Çayırova Tesisleri, 1967’de Northern Elektrik Telekominikasyon Şirketi kuruldu.

II. Beş Yıllık Kalkınma Planıyla küçük şehirlere yatırım yapıldı
     1968-1972 yılında uygulanan II. Beş Yıllık Kalkınma Planıyla da büyükşehirler dışında diğer illere de sanayi alanında Petro-kimya, çimento, makine, cam sanayilerine yatırım yapılması ve kırsal alanların desteklenmesi şeklinde politikalar izlendi. 1969’da İzmir Pirelli Fabrikası, 1970’de Çaycuma ve Aksu Kağıt Fabrikaları, 1971’de Dalaman Kağıt Fabrikası açıldı. 1973-1978 yılında uygulanan III. Beş Yıllık Kalkınma Planı’yla da ülkede 1968-1972 yılında uygulanan II. Beş Yıllık Kalkınma Planın da gösterdiği başarının devam ederek arttırılması düşüncesi ele alındı. Sanayi-tarım ilişkisinde sanayi bitkileri ve yağlı tohumlar üretimine devam edilmesi gerektiği yinelendi. 1973-1977 kalkınma planı hazırlandı. Bu planda komşularımızla olan ilişkilerin arttırılması ve bunun getireceği sonuçların ülke ekonomisi içinde yarar getirmesi hedeflendi.

Sanayiye katkı sağlamak için 1980’de ‘24 Ocak Kararları’ alındı
     1978-1984 yılında uygulanan IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı öncesinde Türkiye’de çıkan siyasal sıkıntılar nedeniyle bu planın amacı ve hedefleri belirlendi. Belirlenen yatırımlar ve hedeflerin gerçekleşmeyeceğini gören hükümet, 24 Ocak 1980 yılında sanayiye katkı sağlamak ve teşvik vermek amacıyla 24 Ocak Kararlarını aldı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sivil iktidar fes edildi, yeni sivil hükümetin kurulduğu 1983 yılına kadar geçen sürede Türkiye ekonomik anlamda gerekli yatırım ve teşvikleri yapamadı.  Tarım ülkesi ve buna bağlı olarak tarımın önde olduğu şekilde gelişen sanayi faaliyetlerini yürüten Türkiye, 1979 yılından sonra ekonomik payda geride olan sanayi sektörü tarımın önüne geçti. 1980’lerle birlikte başlayan yapısal değişim; nüfusu, ekonomisi, tarihsel-kültürel misyonu ve stratejik konumuyla Türkiye’nin merkezinde olan İstanbul’un istihdam profilini de etkiledi.

Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu yeniden düzenlendi
     1984-1989 döneminde uygulanan V. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda, halkın oyu ile iktidara gelen hükümet tarafından kalkınma konusu üzerinde duruldu ve hızlı ekonomik kalkınma hedeflendi. İthalat ve ihracata öncelik veren politika uygulamalarına geçildi. Yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi ve sanayiye destek olması amacıyla Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu yeniden düzenlendi. 1990-1994 yıllarında uygulanan VI. Beş Yıllık Kalkınma planı icra edilerek özellikle sanayiye önem verildi. Sanayileşmenin, kalkınmanın temel kaynağı olduğu ve sanayinin döviz kazandıran ve rekabet ortamına girmede ki rolü ele alındı. Bu bakımdan uluslararası pazarlara açılmanın ülkenin menfaatine olacağı düşüncesi ağırlık kazandı. Küçük ölçekli sanayinin modern bir sanayiye dönüştürülmesi çalışmaları başladı.

Organize Sanayi Bölgeleri çoğaltıldı
     1996-2000 yıllarında uygulanan VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bir önceki plan sonucu ortaya çıkan olumlu yükseliş gösteren sanayi üretim rakamlarında 1994 yılında karşılaşılan ekonomik krize rağmen yine de iyi hedefler ele alındı. Bu bakımdan kalkınmanın önemli unsuru olarak görülen sanayinin teşviki için ayrılan kaynakların ve bunların kontrolü üzerinde etkin olma temel amaç olarak görüldü. Ülkemizin bulunduğu konumuna ve potansiyeline bağlı olarak liberal ekonomi politikaları sanayiye rekabet gücü sağlayan unsur olarak görüldü. Sanayinin daha planlı ve verimli yapılabilmesi için sayısı az olan Organize Sanayi Bölgeleri’nin çoğaltılması öncelikli hedeflerden biri oldu.
     2001-2005 yıllarında uygulanan VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda sanayinin ham madde ve enerji ihtiyacının daha hızlı, güvenli ve ucuz olması için doğal kaynakların daha fazla kullanılması ele alındı. 2000 yılının öncesinde dünya ortalamasının üstünde büyüyen ülkemizde sanayi önemli bir lokomotif oldu. 2001 yılındaki ekonomik kriz nedeniyle atılacak her adımda daha temkinli olundu. Ekonomik atılımlar daha dar kapsamlı olmaya başladı. İhracata yönelik malların özellikle Avrupa’ya sunulması hedeflendi.
     2007-2013 dönemini kapsayan IX. Beş Yıllık Kalkınma Planı: 2000 ve 2005 yıllarında GSYİH içinde önemli artış gösteren sanayi, 2001 krizinin hemen ardından yatırım, üretim ve ihracatta önemli bir atılım yaptı. İmalat sanayinde geçmişten beri var olan sorunlar devam etmesi nedeniyle; rekabet, teknoloji, kalifiye eleman, gelişen diğer sektörlerle bağlantı kuramama, Organize Sanayi Bölgeleri eksikliği, Ar-ge ve bilişim üzerinde duruldu. Geleneksel sanayi yerine daha modern ve daha rekabetçi sanayi hedeflenmiştir. Çin ve Hindistan gibi ülkelerdeki ucuz iş gücü karşısında gerileyen tekstil, giyim ve deri gibi geleneksel sektörlere destek verilmesi amaçlandı.

Pandemi Türk sanayisini vurdu
     Türkiye’de Mart ayının ortasından itibaren birçok sektörü etkilemeye başlayan Covid-19 salgınının etkileri Nisan ayı itibarıyla derinleşerek ekonomiye olumsuz yansıdı. Covid-19, Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi sanayinin de gerilemesine neden oldu. Yurt içinde korona virüs salgınının etkilerinin henüz gözlenmediği Şubat ayında sanayi üretimindeki toparlanma devam etti. Bu dönemde takvim etkisinden arındırılmış verilere göre yıllık bazda yüzde 7,5 oranında arttı. Ocak-Şubat döneminde endeksteki yıllık yükseliş yüzde 7,6 oldu. Pandemi etkisinin yoğun yaşandığı Nisan 2020’de, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre sanayi üretimi aylık yüzde 30,4 ve yıllık yüzde 31.4 geriledi. Krizin başlangıcının Mart ayı ortalarında olması nedeniyle 2020’nin ilk çeyreğinde etkisi çok sınırlı oldu ve ilk çeyrekteki büyüme yüzde 4,6 olarak gerçekleşti. Krizin yoğun hissedildiği Nisan ayında, Sanayi Kapasite Kullanım Oranının yüzde 61,6 düzeyine indi, sanayi üretimi yüzde 31,4 oranında düştü. Sanayi Üretim Endeksi Nisan ayında yüzde 31,4 oranında düştü. Sanayi sektörü kapasite kullanım oranı Şubat ayındaki yüzde76 düzeyinden Nisan ve Mayıs aylarında sırasıyla yüzde 61,6 ve yüzde 62,6 düzeyine düştü. Mart 2020’de 48,1 olarak ölçülen İmalat PMI, Nisan’da 33,4’e inmiş, Mayıs ayında ise 40,9’a yükseldi. Normalleşme hamleleriyle birlikte sanayide toparlanma devam etti.


+ Benzer Haberler
» Gıda sektörü kan ağlıyor
» Stoklar tükendi 2’nci el bisiklet talebi arttı
» EGEÇEP: Dikili TDİOSB gasp projesidir
» Yumurta sektörü yeni pazarlara yoğunlaştı
» Servisçi evine ekmek götüremiyor
» Çam balı üretiminde ciddi düşüş
» “Hedefimiz 2.9 milyar dolara ulaşmak”
» Züccaciyecilerin yıl sonu hedefi 4,6 milyar dolar
» “Paket servis fastfood kültürüne uygun”
» “İzmir’de 2 ayda 300’e yakın kuaför kapandı”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 04.12.2020
  Ticaret 03.12.2020
  Ticaret 02.12.2020
  Ticaret 01.12.2020
  Ticaret 30.11.2020
  Ticaret 28.11.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni