• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Üreticide gübre kaygısı

27 Ekim 2021 Çarşamba 16:00
12
14
16
18

Üreticide gübre kaygısı


   ► Gübre tedariğinde sorunlar yaşandığını belirten İTB Başkanı Kestelli, yerli kaynaklarla üretilebilecek organik gübre miktarının artırılması gerektiğini söyledi

           HABER MERKEZİ      
     İzmir Ticaret Borsası (İTB) Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı 26 Ekim 2021 Salı günü video konferans aracılığıyla ve Meclis üyelerinin geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının ana gündemi Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması, İzmir Tarım Teknoloji Merkezi Çalışmaları ve emtia piyasalarındaki gelişmeler oldu. Dövizdeki oynaklığa karşı kaslarımızı güçlü tutmanın yolunun, sürekli reform gündeminden geçtiğini belirten İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, “Çözüm bekleyen en önemli konulardan birisinin de özellikle bazı sektörlerimizde ithal ürün girdi oranının azaltılması olduğunu düşünüyorum. Önemli tarımsal girdilerden gübreyi buna örnek verebiliriz. Tarımda üretim verimliliğini doğrudan etkileyen gübrenin hammadde kaynakları yeterli olmadığı için kimyasal gübre sektörümüz yüzde 90 oranında dış alıma bağlı durumda. Her yıl yaklaşık 1,2 milyar dolar tutarında gübre ithalatı yapıyoruz. Gübrede dış alımın azaltılmasında atılabilecek en önemli adımlardan birinin yerli kaynaklarla üretilebilecek organik gübre miktarının artırılması olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Dünyada gübre fiyatlarında artış yaşandığını söyleyen Kestelli, “Buna bağlı olarak yurtiçi fiyatlar da yükseliyor. Aynı zamanda gübre tedarikinde de sorunlar yaşanıyor. Artan fiyatlar nedeniyle üreticimizin daha az gübre kullanacağına ilişkin bilgiler alıyoruz. Dolaylı olarak bu, verimliliği ve üreticilerimizin gelirlerini olumsuz etkileyebilir” dedi.

KESTELLİ: GÜBREDEKİ İTHALAT ORANI AZALTILMALI
     Benzer durumun bir diğer önemli tarımsal girdi olan zirai ilaç için de geçerli olduğuna değinen Kestelli, “Dolayısıyla daha rekabetçi bir tarım sektörü için gübredeki ithalat oranını azaltmamız gerekiyor. Buna imkân sağlayacak hem ar-ge çalışmalarını hem de üretimi destekleyen politikaları hayata geçirmeli, aynı zamanda üreticilerimizin organik gübre kullanımı konusunda teşvik etmeliyiz. Dünyada küresel gıda güvenliği endeksi iki yıldır art arda geriliyor. Bu gerilemede, pandemiden başka, iklim değişikliği, gıda arz-talep ve fiyatlarındaki oynaklık, ülkelerin tarım politikalarındaki yetersizlikler ve doğal kaynaklar üzerindeki baskının artması gibi etkenler var. Ancak Türkiye, gıdada pandemi döneminde gösterdiği olağanüstü refleksle, gıda güvenliğinde 10 sıra birden yükselerek 113 ülke arasında 48’inci sıraya geldi. Böylece son 10 yıldaki gerileme trendine dur demiş olduk” diye konuştu.

ŞARMAN: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ HEDEFLEMEK ZORUNDAYIZ
     Türkiye olarak bizlerin de hızlı aksiyon aldığını belirten İTB Meclis Başkan Yardımcısı Güngör Şarman, “Cumhurbaşkanımız tarafından 2053 yılı hedefimiz net sıfır emisyon olarak açıklandı.  Paris İklim Anlaşması TBMM’de kabul edildi. Ayrıca, Ticaret Bakanlığımız tarafından ihracatımızın yaklaşık yüzde 45’inin gerçekleştirildiği AB’nin Yeşil Mutabakat stratejisine uyum için eylem planı açıklandı.  Önümüzdeki dönem sürdürülebilir büyümenin hedefte olacağı bir dönem olacak. Bunun içinde genelde ülkemiz, özelde ise her birimiz işlerimizde ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği hedeflemek zorundayız. Bu dönemi yeni bir ekonomik model inşa etmek ve yeni teknolojileri geliştirmek için önemli bir fırsat olarak kullanmalıyız. Enerji sektörümüz bugün için hem ekonomik anlamda hem de iklim değişikliği ile mücadele anlamında en dezavantajlı sektör durumunda. Ülkemizin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’i enerji kaynaklı. Ekonomik anlamda da hemen her yıl küresel enerji piyasalarının durumuna göre 40-50 milyar dolar arasında enerji maliyetimiz var ki bu durum cari açığımızın da en önemli sebebi. Buna rağmen enerjide yeşil dönüşümü gerçekleştirebilecek önemli bir potansiyelimiz de mevcut. Ülkemiz rüzgâr ve güneş enerjisi üretimine en uygun coğrafyalardan birinde yer alıyor. Bugün için toplam enerji tüketimimizin yüzde 10’u bu iki kaynaktan üretiliyor” diye konuştu.

ŞARMAN: İKLİM KRİZİ EKONOMİK DÖNÜŞÜMÜN BELİRLEYİCİSİ
     İklim krizinin on yıl boyunca küresel ekonomik dönüşümün temel belirleyicisi olacağına değinen, “Ağustos ayında Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli tarafından yayınlanan rapor geldiğimiz noktanın vahametini açıkça ortaya koydu. İklim krizi ile mücadele konusunda dünyada ilk ve en önemli somut hedef Avrupa Birliği tarafından oluşturuldu. AB, Yeşil Mutabakat ile 2050 yılında sera gazı emisyonu için net sıfır hedefini açıkladı ve bu hedefe ulaşmak içinde “Fit for 55” olarak adlandırılan eylem planını ilan etti.  Dünyadaki karbon salımının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiren Çin ise 2060 yılında karbon nötr hedefini ortaya koydu. Ancak, Çin’in hedefinde sadece karbon emisyonlarını sıfırlamak olduğunu, metan ve benzeri diğer sera gazları için bir hedef açıklanmadığını belirtmek isterim” dedi.

ŞARMAN: TARIM, İKLİM KRİZİ İLE MÜCADELEDE ÖNEMLİ BİR ALAN
     2053 hedeflerinin başarılmasında avantajları değerlendirebilmenin hayati önem taşıdığını söyleyen Şarman, “Enerji sektörü gibi tarım da iklim krizi ile mücadele edilecek önemli alanlardan bir tanesi. Bitkisel ve hayvansal üretimde bugünkünden farklı uygulamalara ihtiyaç duyulacak. Özellikle su, zirai ilaç ve gübre gibi girdilerin kullanımında önemli değişiklikler yaşayacağız. Buradaki kritik konu ölçek olarak küçük, yeterli finansman gücü olmayan üreticilerimizin bu değişime nasıl ayak uyduracağı. Pandemi dönemi gösterdi ki insanoğlunun en öncelikli ihtiyaçlarının başında gıda tedariki geliyor. Bu nedenle öncelikle kendi vatandaşlarımızın ihtiyacını karşılayacak, ardından ihracat ile ülkemize döviz kazandıracak sürdürülebilir tarımsal üretim için maliyetleri düşürücü tedbirleri hayata geçirmeliyiz” diye ifade etti. Ege’nin geleneksel ürünleri arasında yer alan üzüm, incir ve pamuktan sonra zeytinde de hasadın başladığına değinen Şarman, rekolte tahmin sonuçları henüz belli değil. Önümüzdeki günlerde açıklanacak ancak ilk veriler bölgesel farklılıklar olsa da normal bir sezon yaşayacağımız yönünde” ifadelerinde bulundu.


+ Benzer Haberler
» Ege Üniversitesinin istikrarlı yükselişi sürüyor
» Anadolu Isuzu’dan rekor ihracat başarısı
» Haftanın son iş gününde 24.002 vak’a ve 201 vefat
» “Türkiye tarımsal üretimde avantajlı”
» Gıda Etiketleme Mevzuatı’nda düzenleme
» MB: Ticari kredi büyümesinde toparlanma var
» “Enflasyonda kalıcı düşüşe kadar elimizdeki araçları kullanacağız”
» Hisarcıklıoğlu: Asgari ücret enflasyon oranı üzerinde artırılmalı
» Krea ve 48 bayisinin soruşturma toplantısı 4 Ocak’ta
» Doğalgazda kapasite rezervasyonu 10 Aralık’a uzatıldı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.11.2021
  Ticaret 26.11.2021
  Ticaret 25.11.2021
  Ticaret 24.11.2021
  Ticaret 23.11.2021
  Ticaret 22.11.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni