• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Yabancının dişi Türk hekime emanet

27 Ağustos 2019 Salı 11:00
12
14
16
18

   ► Döviz kurundaki artış ve uygulanan tedavi kalitesinin dünya standartlarında olması yabancı hastaların diş tedavi hizmetinde Türkiye’yi tercih etmesinde etkili oluyor.

     Ankara merkezli Miadent Yönetim Kurulu Başkan Vekili Diş Hekimi Şener Tan, son dönemde sağlık turizmi kapsamında Türkiye’de diş tedavisi hizmeti alan hasta sayısının arttığını söyledi.
     Kaliteli hizmetin uygun fiyata alınabilmesine dikkat çeken Tan, Yabancı hasta sayımızda artış oluyor. Yurtdışındaki doların, Euro’nun ülkemizde değerli olması onlar için avantaj oluşturuyor.  Gurbetçi olmayan Fransız, Amerikalı hastalarımız  oldu diye anlattı. 
     İvmenin artmasında Türkiye’deki tedavi kalitesinin de etkili olduğunu belirten Tan, “Biz şu anda dünyadaki gelişmeleri anında takip eden noktadayız.

     Diş hekimliği olarak şu anda dünyada ne varsa, Türkiye’de aynısı var. Doğal olarak insanlar aynı kaliteyi çok daha ucuza burada bulabiliyorlar. Doğal olarak bu da Türkiye’ye bir akışın olmasını sağlıyor. İstanbul, Antalya, Marmaris, Muğla, Bodrum o bölgelerde sadece yabancı hasta bakan klinikler var. Hiç yerli hasta almıyor. Bizim bunu çok daha iyi değerlendirmemiz lazım” dedi.

     Devletin hedeflediği yaklaşık bir 10 milyar dolarlık sağlık turizmi hedefinden diş hekimliğinin de gereken payı alması gerektiğini belirten Tan, “Çok iyi ve daha ucuza çok iyi kadrolarla hizmet veriyoruz. Kullandığımız malzemeler de gerçekten birinci sınıf malzemeler” dedi. Tan, gurbetçi olarak ise en fazla Almanya, Fransa, Danimarka, Hollanda ve İsveç’ten hasta geldiğini sözlerine ekledi.

     Türkiye’de düzenli diş hekimine gitme sıklığının binde 9 iken bu oranın Avrupa’da yüzde 5 seviyesinde olduğunu belirten Tan “35-44 yaş arasındaki insanların yaklaşık yüzde 90’ında en az bir tane diş eksikliği var” dedi. Tan, bireylerin dişlerini koruması ve düzenli kontrolün sağlık yanında mali olarak da avantaj sağladığını belirterek, “Gelişmiş ülkelerde bu kadar çok çürük ve dişsizlik olmamasının sebeplerinin en büyüğü koruyucu diş hekimliği dediğimiz daha işin başlamadan çözülmüş olması.

     Daha çürümenin ilk aşamasında fark edilmesi, doğal olarak maliyeti, ihtiyaçları, iş yükünü azaltıyor ama bizim ülkemizde diş ağrıyana kadar hatta diş son noktasına gelene kadar gidiyor. Gittikten sonra da işte oraya diş koymak için implant yapmanız gerekiyor. Bir dişi dolgu ile kurtarmanın maliyeti yaklaşık 200 TL ise implant ile kurtarmanın maliyeti 3500 TL. Arada çok ciddi bir fark var” dedi. Diş hekimliğinde bireylerin kendi dişlerinin korunmasının öncelikli olduğunu hatırlatan Tan, kanal tedavisi ve benzeri yöntemlerle tedavinin öncelikli olduğunu, bunun da çürümenin ilk aşamasında fark edilmesinin büyük maliyet avantajı sağladığını vurguladı.

Koruyucu hekimlik maliyet avantajı sağlıyor
     Türkiye’nin diş sağlığı haritası hakkında bilgi veren Tan, bu konuda şunları söyledi: “Dişsizlik oranı Türkiye’de özellikle 45-65 yaş arasında oldukça yüksek. 65-74 yaş arasında total dişsizlik yani ağzında hiç diş olmayan hastaların oranı; %48. En az bir diş kaybı olan hastaların yine 65-74 yaş arasında %98’inde. 35-44 yaş arasındaki insanların yaklaşık %90’ında en az bir tane diş eksikliği var.

     Yani doğal olarak neredeyse hepimizin ağzında birer tane diş yok demek gibi bir şey bu. Diş yaptırmış olabilir ama mutlaka daha öncesinden çekilmiş, kaybedilmiş bir dişi var genel olarak. Diş taşı oranımız 35-44 yaş arasında %70.09.  Diş hekimine gitme sıklığı Türkiye’de binde 9, Avrupa’da %5.  Toplum olarak sadece problemi olduğu zaman diş hekimine gidiyoruz. Burada rutin kontrollerden bahsediyor. Dişiyle ilgili sıkıntısı olan herkes gidiyor ama sıkıntısı olmayan rutin, altı ayda bir kontrole giden sayısı binde 9.”

     Türkiye’de genel olarak dişsizlik oranının yüksek olması nedeniyle, implanta yönelik talebin de gelişmiş ülkelere kıyasla, göreli olarak daha fazla olduğunu belirten Şener Tan, burada da kalitesiz ürün sorunu bulunduğunu belirtti.

     Tüketicilerin implant tedavisi alıyorsa, takılacak implantın LOT numarasını internetten kontrol etmesini, ulusal bilgi bankasına kayıtlı olup-olmadığını sorgulamasını tavsiye eden Tan, kalitesiz bir implant uygulamasının bireyler açısından sağlık riski, ülke açısından da mali kayıp anlamına geldiğini vurguladı. Tan, implant ithal eden firmaların güvenilirliğinin de önemli olduğunu hatırlatarak, kısa süreler ithalat yapıp sonra da faaliyetini durduran firmalardan alım yapılması halinde, her biri özel yapım olan ara parça temininin ciddi sorun olduğunu kaydetti.


+ Benzer Haberler
» Müze ziyaretlerinden 40.1 milyon TL’lik gelir
» İEÜ mezunları çarpan etkisi yaratmaya başladı
» Çocuklar arkeolojik mirası deneyimleyecek
» “İlaç stratejik ürün olarak belirlenmeli”
» Meşe palamudunda kaynak çok, hammadde yok
» “Maxion İnci Jant Grubu yenilikte ve inovasyonda lider”
» Pamukta tek teselli teknoloji
» ‘Harita’da Uzakdoğu’ya ihracat atağı
» “Yabani otların ayırt edilmesi mümkün”
» Sınavlar anlama becerisini desteklemiyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 20.11.2019
  Ticaret 19.11.2019
  Ticaret 18.11.2019
  Ticaret 16.11.2019
  Ticaret 15.11.2019
  Ticaret 14.11.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni