• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Bugünün ‘Küçük Elleri’ geleceğin müzisyenleri

27 Haziran 2022 Pazartesi 07:00
12
14
16
18

Bugünün ‘Küçük Elleri’ geleceğin müzisyenleri


   ► Projenin Bornova Yakaköy’de başladığını, Kemalpaşa Vişneli Köyü’nde devam ettiğini söyleyen Demirtaş, önümüzdeki dönemde Dikili ve Urla’da çocukları müzikle tanıştırmaya devam edeceklerini belirtti

           KÜBRA TOPAL      
     İçinde müzik aşkı ve enstrüman çalma hevesi bulunan bugünün küçükleri, geleceğin müzisyenleri için yola çıkan müzik eğitmeni ve ses sanatçısı Yılmaz Demirtaş, ‘Küçük Eller’ Projesini başlattı. Müzikle iç içe büyüyen çocuklar yetiştirmek için İzmir’in Bornova ilçesi Yakaköy Mahallesi’nde başlayan projeyle yaklaşık 100 çocuğa ulaşıldı. Gönüllü sanatçı ve kişilerin de desteğiyle çocuklar; bağlama, gitar, kabak kemane, keman gibi enstrümanlarla tanışıyor. Pandemi sürecinde enstrümanlarını satmak isteyen müzisyenlere verdikleri desteğin projenin çıkış noktası olduğunu söyleyen Demirtaş, “Çocuklarla alakalı olarak böyle bir çalışma hayal etmiştim ve bu enstrüman yardımları projenin bir başlangıcı oldu” dedi.

Sizi tanıyabilir miyiz?
     Doğma büyüme İzmirliyim. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi İzmir’de tamamladım. Ahşap ustası bir babanın evladı olduğumdan dolayı bu sebeple çocukluğum çalışarak geçti ve meslek lisesi mezunuyum. Babamın müzikle ilgilenmesi nedeniyle çocukluğumdan beri müzikle iç içeydim ve benim de ilgim vardı. Üniversitede konservatuvar okuma hayalim vardı. Ablamın desteğiyle konservatuvara girdim. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı’na girdim. Meslek lisesi okumuş olmamdan dolayı 1 yıl çalgı yapımı bölümünde okudum. Ama daha sonraki yıllarda şunu fark ettim ki ben müziği daha fazla yapmalıyım, çalgı yapım ve imal etme işi benim işim değil. Ben daha çok müzik ile vakit geçirmek ve hayatımı kazanmak üzerine bir hayat hayal ettim. Halen daha o hayalimi yaşıyorum. Bu yüzden temel bilimler bölümüne geçtim ve oradan mezun oldum.

Mezun olduktan sonra nerelerde çalıştınız?
     Ben kısa zamanda çok iş yaptım. Mesela konservatuvarın ikinci sınıfındayken TRT’nin açmış olduğu amatör ses yarışmasına katıldım. Bu yarışmaya yaklaşık 8 bin kişi girdi ve ben 1999 yılında önce Ege Bölge birincisi daha sonra finalde Türkiye birincisi oldum. 1999 yılından itibaren TRT İzmir radyosu ve televizyonunda çalışmaya başladım. Bu süreçte TRT’ye devam ederken 2002 yılında mezun oldum. 2004 yılından itibaren mezun olduğum okulda hocalık yaptım. Türk Sanat Müziği mezunu olmama rağmen Türk Halk Müziği repertuarı derslerine girdim. Müziğe müzik gibi yaklaşmayı seviyorum yani tek taraflı müziği sevmiyorum. 2010 yılında İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nda ses sanatçı olarak işe başladım. Burada Türki Cumhuriyetleri ülkelerinin müzikleriyle tanışıp o dillerde şarkılar söyledim. Ayrıca mekanlarda müzisyenlik yaptım. Hayatımın her noktasında müzisyenlik yaptım fakat şunu gördüm, müzik memuriyet kafasıyla yapılabilecek bir olgu değil. Pandemi sürecinde yapmış olduğumuz birikimlerden birilerine nasıl faydalı olabiliriz sorusu geldi aklıma ve ‘Küçük Eller’ isimli bir oluşum başladı.

“ENSTRÜMANLARI ÇOCUKLARIN FİZİKİ YAPI VE RUHLARINA GÖRE SEÇİYORUZ”
Küçük Eller nasıl ortaya çıktı?
     Tamamen benim doğaçlama kabiliyetimle neler yapabileceğimi kendi kendime sorup cevapladığım zaman böyle bir proje ortaya çıktı. Bu projenin ortaya çıkmasının birçok sebebi var aslında. Örneğin, pandemi sürecinde enstrümanlarını satan müzisyen arkadaşlarımız oldu. O enstrüman ile 20-30 yıl müzik yapan veya onlarla hayatlarını geçindiren arkadaşlarımızın gözünü kırpmadan satmak zorunda kaldıklarını gördüm. Bu benim için çok can acıtan bir durumdu. Gerek kendim gerekse çevremdeki arkadaşlarımla destekler vererek birçoğunu enstrümanlarını satmaktan vazgeçirdik. Enstrümanı daha iyisini almak için satabilirsiniz ruha dokunmaz ama ihtiyaçtan satmak ruha çok dokunur. Aslında çocuklarla alakalı olarak böyle bir çalışma hayal etmiştim ve bu enstrüman yardımları projenin bir başlangıcı oldu.

Projeyi hangi ilçelerde gerçekleştiriyorsunuz?
     Pilot bölge olarak Bornova Yakaköy’ü seçtik. Muhtarla ve ailelerle tanıştım yolumuz böylece başladı. Yakaköy Kalkındırma ve Yaşatma Derneği’nin eski okul binasında bir sınıfı bize verdiler. İkinci proje Kemalpaşa Vişneli Köyü’nde oldu. Görüştüğümüz ve başlayama karar verdiğimiz iki yer var. Biri Çandarlı Dikili’de Deliktaş Köyü. Bir tanesi de Urla’da Kuşçular Köyü.

Bu köyleri neye göre tercih ettiniz?
     Köyleri seçmemdeki sebep, bazı kişiler köy çocuklarına acınacak kitleymiş gibi bakıyor ama aslında bu çocuklar şanslı. Şanssızlıkları ise her okulun köylerde yer almaması ve uzak mesafeli okullarda okumaları. Tercih ettiğimiz yerlerin de sebepleri oluyor. Köylerde Milli Eğitim harici ya da herhangi bir çalışmayı yapmak için hemen herkesi kabul etmezler. Tek başına bir bireyin herhangi bir maddi kazancı olmadan yapabilmesi gerçekten çok zor. Bunu manevi anlamda destekleyecek kişilere de ihtiyacımız vardı. Bu nedenle tandığım ve destek olabilecek kişilerin olduğu yerlere öncelik verdim. Mesela Urla ve Dikili’ye başlayamama sebeplerimiz, her yerde eğitmen bulamamız. Çandarlı’daki eğitimlerimiz için Halk Eğitim Merkezleri ile görüştüm. Bırakın eğitim alacak çocuğu eğitim verecek eğitimcilerimiz yok. Bu çok büyük bir sorun. Onca konservatuvar onca mezun olan kişi var. Halk Eğitim Merkezleri’nde bugün doğru bir yönlendirme ile öğretmenler çalışsalar kendilerine de bir kazanç olur. Zaten bundan sonraki hayalim de Halk Eğitimler ile konservatuvarların bir protokol bazında anlaşmaları. Konservuatarlardaki enstrüman eğitimi verecek öğrencilerimizin, küçük ellere eğitim vermelerini istiyorum ve bunu da bütün Türkiye’de yapmak istiyorum.

Çocuklar size nasıl ulaşıyor?
     Köy dediğimiz yer herkesin iç içe yaşadığı ve herkesin birbirini tanıdığı bir alan. Yani genelde biz muhtar vasıtasıyla ama çocuklarda birbirinin reklamını yapıyor. Örneğin, sınıfta bizim köyde müzik eğitimi başladı haberiniz var mı dediklerinde oradan da diğer derslere iki, üç çocuk daha geliyor. Böyle böyle kendi kendine tanıtan bir olay. Sosyal medya vasıtasıyla da oluyor bu arada köy dışında olup biz de çocuklarımızı getirebilir miyiz diyen ailelerde var. Fakat biz onları kabul etmiyoruz. Şehirde zaten bunun için birçok alan var. Köyde çocukların okulu dahi yokken öncelikle onlara bu hizmeti sağlamalıyız. Ayrıca enstrümanları da çocukların fiziki yapıları ve ruhlarına göre seçip hangisi onun için uygunsa onu veriyoruz.

“KÜÇÜK ELLER HAYALLE OLUŞAN BİR PROJE”
Enstrümanlar nereden geliyor ve insanlara nasıl ulaştınız?
     Enstrümanlar tüm Türkiye’den geliyor. Sosyal medya sayesinde diğer insanlara ulaştık. Örneğin, Sümer Ezgü sayfasından paylaştı. İstanbul ve Ankara’dan birçok enstrüman geldi. Enstrümanları çevremdeki tamamen tanıdık sanatçılar vasıtasıyla topladım. Bu işi ticari olarak yapmak hayalim olmadı ama tanıtma hayalim oldu. Bunu da sosyal medya hesaplarıyla yavaş yavaş insanlara duyurdum. Kısa zamanda duyarlı birçok arkadaşımız oluştu. Şu anda müzik camiasında hizmet eden ismini bildiğiniz birçok kişi yardımcı oldu. Bunu özellikle belirtiyorum bizim sıfır kutusunda bir enstrüman beklentimiz yok. Bizim talebimiz evlerinde kıyıda duran kullanılmış enstrümanlar. Bazı enstrümanlara tamir gerekiyor onları da yapıp kullanıyoruz. Tamir edilemeyecek kadar kötüyse onları sınıf duvarlarına asıyoruz. Biz bu tanıtımları yaparken köylerde de çocuklarla buluşmaya başladık.

Çocukların yaş aralıkları nedir şu an kaç çocuk yer alıyor?
     İlkokul ve lise son sınıf aralığında. Mesela köyde yaşayan ve üniversite okuyan öğrencilerimiz de var. Hocam biz de gelebilir miyiz dediler, bizde tabi ki dedik. Her köyde yaklaşık 30-35 çocuk var. Toplamda 100 çocuğa yakın eğitim veriyoruz.

Belediye veya STK’lardan bir destek alıyor musunuz?
     Kişisel hizmetlerimin olduğu yerlerde şunu gördüm. Siz bir proje yürütüyorsanız, proje belli bir aşamaya gelmediği zaman onu kendi arzu ve hedeflerinize göre yaşamanız biraz zor oluyor. Çünkü resmi prosedür bunlara çok müsaade etmiyor. İlk başlangıçta bana çok insan söyledi, “biz size destek verelim ama kendi etiketimizle lanse edelim” diye. O yüzden ben ‘Küçük Elleri’, dernek, vakıf veya herhangi bir ticari kuruluş haline getirmedim ve getirmem de. Küçük Eller, hayalle oluştu ve işin içerisinde materyalizmin olmadığı saflıkta yaşatabileceğimiz bir olgu olsun istiyorum. Ama tabi zaman içerisinde bazı ihtiyaçlar oluştu. Hocaların hayatlarını sürdürebilmeleri için yol ve yemek masraflarını karşılayacak ihtiyaçlarımız oluştu. Bunları da direk sponsor olarak değil, gönüllü olan insanlarla çözmenin yolunu bulduk. Daha sonra projenin duyulması ile beraber İzmir Büyükşehir Belediyesi bize 3 aylık destek verdi. Fakat desteğin sonrasında konu neticelendi ve daha sonra böyle bir pozisyonu yaşayamadık. Şu anda benim kişisel çabalarımla ve Halk Eğitim Merkezleri ile destek olunuyor. Bundan sonrası içinde bu formülü her köye her ilçeye uygulamak isteriz. Çünkü her ilçede Halk Eğitim Merkezleri var.

Süreci maddi olarak nasıl yönetiyorsunuz?
     Çok zor oluyor. Çünkü en basitinden günümüzde en az yakan araba bile kilometrede 1,5 TL civarı bir rakam yakıyor. Küçük Eller’de mart ayı gibi hazırlıklara başlayıp nisanda oluşuma start verdiğim günden bugüne kadar 50-60 bin km yol yapmışım. Çünkü Narlıdere’de oturuyorum buradan Yakaköy’e oradan Vişneli Köyü’ne geliyorum ve biz bunu 6 ay her gün yaptık. Çünkü çocukların pandemi döneminde okulları yoktu. Biz pazartesiden cumaya her gün köylere gidip geldik. Şu an hafta sonları gidip geliyoruz. Ama yaz tatilinde çocuklar evde olduğu için haftada bir veya iki gün derslerimiz devam edecek. Zaman zaman çocuklarımıza hediyeler getirenler oluyor. Bugün bir dondurma bile çocuğu mutlu ediyor. Güzel yüreklerin çoğalması gerekiyor. Ama bunu yaparken de tamamen minimalist şeyler ile yapmak gerekiyor. Çünkü günümüz koşullarında para ile herkes her şeyi yapabiliyor. Özel okullarda her yıl çocuğa farklı enstrümanlar aldırılıyor. Bir çocuk eğer müzisyen olacaksa bir enstrümanla başlasın ve hayatına o enstrüman ile devam etsin. Yani materyalizmin küçük ellerde olduğundan biraz uzaklaşmasını istiyorum.

Küçük Eller konser veriyor mu?
     Biz Küçük Eller ile 3 konser verdik. Birincisi Yakaköy Can Dostlar Koşusu’nda burada farklı insanlarla tanıştık ve daha sonrasında bize enstrüman bağışında bulunan dostlarımız oldu. İkincisi Nazarköy’de hem Küçük Eller ailesinin müzik grubu hem de Vişneli Köyü Halk oyunları ekibi ile konser verdik. Çocuklarımız özel günlerde kendi okullarında öğrendiği enstrüman ve çalabildiği şarkılarla müzik kulüplerinde etkinlik yaptı. Bunlar bizi mutlu ediyor. Çocuklarımızı her şeyden sıyrılıp  dünya çocuğu olarak görmeliyiz. Çocuğun zengini fakiri yok, beslenmiş beslenmemişi var. Çocuklara tablet yerine enstrüman ve kitap verelim.

“HEPİMİZ GÜNÜN BİRİNDE ÇOCUK OLDUK”
Proje isminin ‘Küçük Eller’ olmasının nedeni nedir?
     Küçük Eller dememdeki sebep öncelikle bunlar gerçekten küçük eller. Hepimiz günün birinde çocuk olduk ve o yüzdendir çocuğun halini bilmek.  Çocuklara ve eğitime karşı çok ciddi bir zaafım var. Konserlere gittiğim zaman ruhen en çok çocuklar ve yaşlılarla anlaşıyorum. Çocuklarla olan paylaşımımın bir diğer nedeni Barış Manço’dur. Ben Barış Manço’yu çok severim, onun şarkıları ve tavsiyeleri ile yetiştiğimiz bir çocukluk yaşadım. Türkiye genelinde İZManço diye bir oluşum var, Barış’ın izi anlamında ve bu oluşumunda solistlerinden biriyim. Geçtiğimiz günlerde Küçük Eller ailesiyle beraber Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde yaşlılarımızı ve çocuklarımızı aynı sahnede buluşturup Barı Manço şarkıları da söyledik. Bu konuda bütün İzmir oradaydı ve bize destek verdiler.

 


+ Benzer Haberler
» Otomobil satışında ‘6 ay kısıtlaması’nın taslağı hazır
» Konut sorununun çözümü enflasyonun düşmesinde
» İlaç zammı eczacının kârını eritiyor
» “E-ticarete karşı Kemeraltı esnafı yenilenmeli”
» Dar gelirlinin evi boş kaldı
» Patates üreticisinde ‘psikolojik memnuniyet!’
» Yumurtacının maliyet hesabı tutmuyor
» “ÖTV matrahında iyileştirme yapılmalı”
» Ucuza tabldot yemek yok!
» Hedef; sorunu ‘doku kültürü’ ile çözmek


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.08.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni