• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Enflasyondaki belirsizlik, yatırımcıda çekingenliğe neden oluyor”

26 Mayıs 2022 Perşembe 13:00
12
14
16
18

“Enflasyondaki belirsizlik, yatırımcıda çekingenliğe neden oluyor”


   ► ASO Başkanı Özdebir, ülke ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

           HABER MERKEZİ      
     Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ASO’nun olağan mayıs ayı toplantısında ülke ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdebir, “Enflasyonun yarattığı belirsizlik, yatırım konusunda çekingen davranılmasına neden oluyor. Enflasyon seviyesindeki artış üreticinin fiyat yapabilme kabiliyetini ciddi anlamda azaltmaya devam diyor. Üretim maliyetleri artarken, işletme sermaye ihtiyacı da her geçen gün daha da artmaya devam ediyor” dedi.
     Son yıllarda küresel ekonomide Business Cycle (İş Çevrimi)’nin çok hızlandığını belirten Özdebir, “Ekonomik göstergelerin uzun dönem hareketinin etrafındaki kısa dönem dalgalanmalar ve belirsizlikler arttı. Mevcut konjonktürde ekonomiler çok hızlı daralıyor ve toparlanıyor. Küresel ekonomilerde para politikası eğilimleri artarken, enflasyonu kontrol etmeye çalışan politika tercihleri küresel resesyon kaygılarını her geçen gün arttırıyor. Mevcut ve orta vadede küresel ekonomide büyüme dinamikleri zayıflarken hem büyüme hem enflasyon açısından zorlu bir dönem bizleri bekliyor. Özellikle Merkez bankaları, artan enflasyon eğilimleri karşında fiyat istikrarının bozulmaya başladığı dönemden bu yana parasal sıkılaştırmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

“DÖVİZE ULAŞMA MALİYETİ ARTIYOR”
     ABD ve İngiltere’de politika faizinin yüzde 1 seviyesine geldiğini ifade eden Özdebir, “Avrupa Merkez Bankası’nın uzun süredir koruduğu sıfır faiz seviyesini yakın zamanda terk etmesi muhtemel. FED tarafında, her ne kadar mayıs ayında faiz artırımını 50 baz puanla sınırlamış gibi gözükse de sonraki aylarda faiz artırımına devam edeceği ve bilanço küçültme artık kesin olarak gözüküyor.  Küresel piyasalarda sıkılaştırma eğilimleri artarken özellikle artan döviz ihtiyacımız karşısında dövize ulaşma maliyetimiz her geçen gün artmaya devam ediyor. İç dinamiklerimizden döviz yaratmamız zorlaşırken bu dönemde dış finansman dışında başka da çaremiz yok gibi gözüküyor. Başkalarının tasarruflarına ihtiyacımız var ama bir an evvel gerekli değişimi ve dönüşümü sağlayıp bunu değiştirebilmek için önce insan kaynağımızı, sonra işletmelerimizin teknolojik seviyelerini değiştirebilmemiz, verimliliğimizi artırabilmemiz, daha çok katma değer üretiyor olabilmeliyiz. Biraz geç kalmakla beraber bir yılı aşkın bir süredir Hükümet politikalarımızda da bunun izlerini görüyoruz. Bu bugünden yarına yapılabilecek bir şey değil, ithal ikamesi üretimi yani Türkiye’nin ithal ettiği önemli girdileri yerli olarak üretmek için gerekli tedbirleri almalıyız” ifadelerine yer verdi.

“ENFLASYON SORUNU ÖNCELİKLENDİRİLMELİ”
     Bütün dünyada korumacı tedbirler arttığını söyleyen Özdebir, “Bizim de bu korumacı tedbirlerimizi artırıp yerli sanayimizi güçlendirecek, onun güç toplamasına destek olabilecek ve ithalatımızı sınırlayabilecek tedbirleri almamız, gümrüklerimizi biraz daha sıkı tutmamız gerekir. Dışarıda bu gelişmeler piyasanın yönünü belirlerken, içerde yüksek enflasyon ve artan ikiz açık rakamları ekonomik aktiviteleri zorlaştırmaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi yapısal sorunların çözümü noktasında yetersiz kalmış, yapısal dönüşüme ve üretime odaklanılması zaruri hale geldi. Türkiye ekonomisinin üretim odaklı bir yaklaşımla, yüksek katma değer yaratması ve ithalata bağımlı olmayan bir üretim modeli ortaya koyması gerekir. Makroekonomik yapının kalıcı olarak dengelenmesi için enflasyon sorununun önceliklendirilmesi gerekiyor. Enflasyonun yarattığı belirsizlik, yatırım konusunda çekingen davranılmasına neden oluyor. Üretim maliyetleri artarken, işletme sermaye ihtiyacı da her geçen gün daha da artmaya devam ediyor. Bunun karşısında firmaların finansa ulaşabilme zorlukları da artıyor. Üretim yapabilmek için işletme sermayesi açığını kapatabilecek nitelikte finansman araçları geliştirebilmek gerekiyor” diye konuştu.

“SIRA CARİ AÇIK İÇİN SEFERBERLİKTE”
     Cari işlemler açığının, Türkiye’nin kronik bir problemi olduğunu belirten Özdebir, “2022 Ocak-Nisan döneminde ihracat " artarken, ithalat %40 artış gösterdi. Türkiye’nin enerji ithalatı, küresel enerji fiyatlarındaki keskin artışla ilk 4 ayda yüzde 173 artışla 32,7 milyar dolara yükseldi. 2009-2021 ilk dört aylık enerji ithalatı ortalaması 13,9 milyar dolar iken bu yılın aynı döneminde 32,7 milyar dolara ulaşması cari açığın sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Ülke olarak artık altyapı yatırımlarının birçoğunu tamamladık, şimdi sıra geldi cari açık için seferberliğe.  İthal ettiğimiz ürünlerin yatırımı için acil bir şekil de hamle yapmamız gerekiyor. Bu minvalde bütün yatırımları bir kenara bırakıp, gerekirse seferberlik ilan edip ithal edilen malların yerli üretim için yatırım ve dönüşümü gerçekleştirmeliyiz. Gerekirse bu yatırımlara varlık fonu aracılığı ile devlet öncülük yapabilir. Hedef olarak seçilen, cari açık vermeden ihracata dayalı bir büyüme stratejisi, içinde bulunduğumuz konjonktörde zor gözüküyor. Bu ancak belirttiğimiz seferberlikle mümkün olabilecek” değerlendirmelerinde bulundu.

İSTİHDAMDA 2 MİLYONUN ÜZERİNDE ARTIŞ
     Sanayi üretiminde 26 aydır yıllık bazda ivmelenmenin devam ederken mart ayında, bir önceki aya göre yüzde 1,8 daraldığını söyleyen Özdebir, “Enerji dışındaki sanayi kollarında daralma söz konusu iken dayanıksız tüketim malları ise güçlü kalmaya devam ediyor. Fabrikasyon metal ve makine kurulumu ise zayıflama eğilimi söz konusu. Nisan ayında, Rusya-Ukrayna savaşıyla artan enerji maliyetleri üretim ve ihracat üzerinde olumsuz etkileriyle, sanayi üretiminde bir ivme kaybı ortaya çıkabilir.  Yılın ilk çeyreğinde, özellikle sanayinin desteği ile beklentilerin üzerinde gerçekleşen ihracat artışıyla önemli bir büyüme rakamı görebiliriz. İkinci çeyrekte, savaşın da etkisiyle artan maliyetler ve enflasyondaki belirsizlik, hem tüketim hem de yatırımları olumsuz etkileyerek, büyümeyi aşağıya çekme olasılığı vardır. Sanayi sektörünün katkısıyla ekonominin arz tarafı güçlü kalırken, yılın ilk çeyreğinde yüzde 10,3, talep tarafı olan perakende satışlarda yüzde 5,6 arttı. İstihdamda ise 2 milyonun üzerinde artış var. İlk çeyrekte büyümenin yüzde 5, 5-6 seviyesinde gerçekleşme ihtimali güçleniyor” diye ifade etti.

“TARIM POLİTİKALARI BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA ELE ALINMALI”
     Gıda arz güvenliği ve tarımsal üretimin ülkenin ve dünyanın en önemli gündemini oluşturduğunu belirten Özdebir, “Gıda konusunu artık üretim ya da enflasyonu arttırıcı etkisi üzerinden değil, bir güvenlik sorunu olarak topyekûn ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Pandemi sürecinde ekonomiler içe kapanma süreci yaşamış, küresel tedarik zincirlerinde aksaklıklar ortaya çıkmıştı. Bu süreç ve ardından ortaya çıkan Rusya Ukrayna savaşı ile özellikle gıda da kendi kendine yetebilmenin ne kadar önemli olduğunu bizzat tecrübe ettik. Bu nedenle etkin bir planlama ile yerli üretimi önceliklendirmemiz gerektiği açık. Bu süreçte özellikle ülkemizde hem gıda güvenliği hem de son dönemde yaşadığımız gıda bazlı enflasyon artışlarını kontrol altına almak için tarım politikalarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması ve bilimsel tarım politikalarına geçilmesi bir zaruret halini aldı” diye konuştu.
     Özdebir, “Ekilmeyen arazilerden vergi alınması uygulamasına geçilmesi, bu arazilerin ekilebilmesi için bir yöntem olarak uygulanabilir. Daha önce gündeme gelen “Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli”ni zorunlu hale getirmek gerekiyor. Bu modelin işlerlik kazanması ülke tarımı ve ekonomisi açısından önemli avantajlar sağlayacak. Tarımsal ürün fiyatlarında dalgalanmanın önüne geçmek için, ekim mevsiminden önce desteklerin ve fiyatların açıklanması gerekiyor. Sanayi ürünlerindeki ara malı ithalatını önlemek için önerdiğimiz seferberlik önerimizin tarımsal üretimde de uygulanabilmesi gerekiyor” dedi.

“ANKARA SERA GAZI EMİSYONU 23 MİLYON TON CİVARINDA”
     Sanayinin en önemli konularından birisini Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın oluşturduğunu ifade eden, “Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Paris İklim Anlaşması gereğince Türkiye, 2053 yılına kadar 60 milyar Avro “Karbon Vergisi” yükü ile karşı karşıya. Bu devasa kaynağı ülke ekonomisine kazandırmak için yapılacak ilk iş, küresel iklim değişikliği konusunda işletmelerimizde ve toplum genelinde farkındalık oluşturmak. Gerçekleştirdiğimiz bu proje ile Paris İklim Anlaşması ve AB Yeşil Mutabakatının işletmelerimiz üzerindeki etkilerini yönetirken, işletmelerimizin rekabet gücünü de korumaya çalışacağız. Ankara iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek kentlerimiz arasında yer alıyor. Ankara Yerel iklim Değişikliği Eylem Planı ile oluşturulan sera gazı emisyon envanteri de bize bu konuda bir yol haritası sunuyor. Ankara sera gazı emisyonun 23 milyon ton civarında olduğu hesaplanmış. Bu emisyon hacmi içinde en büyük bölüm konutlar, kamu binaları, karayolu ile ulaşım ve taşımacılığa ait. Bunları sanayi proseslerinden kaynaklanan emisyonlar izliyor” ifadelerini kullandı.

“GÜVENLİ TEKNOLOJİLERE İHTİYAÇ VAR”
     Özdebir, “Sanayinin gündeminde yeşil dönüşümün her zamankinden fazla anıldığı bu dönemde nükleer santraller ile güç üretiminin dünyanın ihtiyaç duyduğu temiz, karbonsuz ve sürdürülebilir enerji için akla gelen ilk seçenek olduğu kaçınılmaz. Nükleer enerji alanında daha az silahlanma riski taşıyan, daha güvenli teknolojilere de ihtiyaç bulunuyor. Odamızın birebir içinde yer aldığı ergimiş tuz reaktörleri (ETR’ler) bu ihtiyaçların cevabı olacak. Çin tamamen devlete ait bir proje ile Amerika Birleşik Devletleri ve Danimarka ise devletin tam desteği ile özel sektör girişimine ait olan, yakıt olarak toryumu ve nükleer atıkları kullanan ticari ergimiş tuz reaktörü (ETR) tasarımlarını açıkladılar. Bu ülkelerde ilk ticari reaktörlerin inşaatının 2030 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor” diye konuştu.


+ Benzer Haberler
» Haziranda ihracat 23,4 ithalat 31,5 milyar $
» İnoSuit, ihracatta katma değer yaratmaya devam ediyor
» Torba yasa kabul edildi
» Güzelbahçe Yerleşkesi Mimari Proje Yarışması kazananları belirlendi
» Temassız kartlarda şifresiz işlem limiti yükseltildi
» Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü bina inşaatı yaptıracak
» Seferihisar Düzce’de ekinezya fideleri ilk kez toprakla buluşturuldu
» İş dünyasının ara zam görüşü olumlu
» Bodrum S Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ekmek satın alacak
» DTO İzmir’in yeni binasında Kabotaj Bayramı kutlandı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 04.07.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni