• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

HAÖ’lülerin %75’inde ilk atak 15 yaş öncesinde

07 Mayıs 2022 Cumartesi 18:00
12
14
16
18

HAÖ’lülerin %75’inde ilk atak
15 yaş öncesinde


   ► Tüm dünyada ‘16 Mayıs Dünya Herediter Anjioödem Günü’nde çeşitli bilgilendirmeler yapılarak, toplumdaki duyarlılığın arttırılması amaçlanıyor

           HABER MERKEZİ      
     Nadir görülen ve hayatı tehdit eden genetik bir hastalık olan Herediter Anjiyoödem (HAÖ) hakkında bilgilendirme yapılarak, toplumdaki duyarlılığın artırılması amacıyla, 16 Mayıs tarihi “Dünya Herediter Anjiyoödem Günü” olarak kabul edilmiştir. Türkiye’de henüz tanı konulmamış ancak bu hastalıkla mücadele eden yaklaşık 6 bin- 10 bin kişi olduğu varsayılıyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Allerji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Karakaya, Herediter Anjiyoödemin ilk başta akla gelmediği için tanısının zor konulduğunu, tanı konulunca da kontrol altına alınabildiğini belirtti. HAÖ hastalarında her türlü travma, basınç, yaralanma, ameliyat, anestezi, enfeksiyon, kaygı, sınav stresi, enfeksiyon, değişen hormon seviyeleri, doğum kontrol ya bazı tansiyon ilaçları kullanımının bile hastalığı tetikleyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Karakaya, “Tanı almamış ya da tanı alıp işlem öncesi koruyucu ilaç uygulanmamış hastalarda ağıza ve dişlere yapılan çeşitli müdahaleler ve cerrahi girişimler gırtlak şişliğine neden olur. Genelde alerji ile karıştırılan bu durumda, hastaya zamanında müdahale edilemez ise hayati risk oluşturur” dedi.

     HAÖ hakkında rakamsal bilgi veren Prof. Dr. Karakaya, “Hastaların yüzde 75’inde ilk atak 15 yaş öncesinde görülür, ama erişkinlerdeki gibi tekrarlamayabilir. Hastaların üçte birinde ataktan 1-24 saat önce ciltte kaşıntı ve kızarıklık gibi öncül belirtiler olabilir. Hastalığın teşhisi Türkiye’de 20 yıl gecikebilir. Tanı almamış hastalarda gırtlaktaki ödem nedeniyle boğulma sonucu ölüm riski, daha önceden tanı almışlara göre 9 kat fazladır. Tüm anjiyoödemlerin yüzde 2’si Herediter Anjiyoödemdir. Karın ataklarının apandisit ile karışması nedeniyle bu hastaların üçte biri gereksiz karın ameliyatı geçirir. Alerjik anjiyoödem 12-24 saat gibi kısa sürede gelişip, kısa sürede düzelir ancak HAÖ çok daha yavaş gelişir ve düzelmesi 5-7 günü bulabilir.

“TÜRKİYE’DE HASTALIK TEŞHİSİ 20 YILI BULABİLİYOR”
     Prof. Dr. Karakaya, HAÖ ataklarının yanlış teşhis edilebildiğini ve kramp şeklinde karın ağrısıyla acile giden her üç hastadan birine gereksiz yere apandisit, safra kesesi, yumurtalık kisti hatta dış gebelik gibi ameliyatlar yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Karakaya, Almanya’da 2, İngiltere’de 5,5, Fransa’da 7 yılda hastalık teşhis edilirken, bu sürenin Türkiye’de 20 yılı bulabildiğini ifade etti. HAÖ’nün, alerjik reaksiyonlarla çok sık karıştırıldığını ve hastalara doğru tanı konulmasının çok uzun yılları bulabildiğini belirten Prof. Dr. Karakaya “Alerji nedenli anjiyoödemlerin aksine, HAÖ vakalarında kaşıntı, kurdeşen olmaz. Şişlikler diğer anjiyoödem hastalıklarına göre çok daha yavaş gelişip çok daha yavaş düzelir. Zaten bu hastalar alerji ilaç ve şuruplarına, kortizonlu ilaçlara ve adrenaline de yanıt vermez. Bu nedenle bir hasta sadece anjiyoödem nedeniyle bir sağlık kuruluşuna gidiyorsa, olası tanılar arasında HAÖ mutlaka düşünülmelidir. HAÖ için yapılan bazı kan tetkikleri alerji nedenli anjiyoödemin aksine çok tipik değişiklikler gösterir” ifadelerini kullandı.

“HAÖ KALITSAL BİR HASTALIK”
     Herediter Anjiyoödem ile karışan diğer bir hastalığın da Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karakaya, “Tek başına ciddi karın şikayeti olan hastalar, FMF tanısı alabiliyor ya da şiddetli karın ağrısı şikayetiyle gittikleri acil servislerde apandisit, yumurtalık kisti, dış gebelik gibi tanılar ile maalesef gereksiz yere ameliyat edilebiliyor. HAÖ, vücudun farklı bölgelerinde tekrar eden şişlik (ödem) ataklarıyla ortaya çıkan, kalıtsal bir hastalıktır. Tanı Muayene sonrası kan tetkikleri ile koyulur. Öncelikli olarak kandaki kompleman 4 (C4) düzeyini ölçeriz. Bunun düzeyi düşük çıkarsa C1 inhibitör düzeyi ve C1 inhibitör fonksiyonunu tetkik ederiz. HAÖ hem kadınlar hem de erkeklerde görülür. Bu hastalığa sahip olan birinin çocuğuna hastalığı geçirme oranı yüzde 50’dir. HAÖ hastaları çocuk sahibi olduğunda, çocukları hastalık belirtisi göstermese bile mutlaka bir tarama testinden geçirilmelidir. Ülkemizde nüfusa göre 6-10 bin HAÖ hastası olduğu tahmin ediliyor” diye açıkladı.
     Prof. Dr. Karakaya, El, yüz, ayak, bacak, genital bölge, sindirim sistemi ve nefes yollarında ani ve çok şiddetli şişme (anjiyoödem) ataklarıyla birden ortaya çıkan bu hastalık, sindirim sisteminde geliştiğinde kramp şeklinde çok ciddi karın ağrısı, bulantı ve kusmaya sebep olduğunu belirtti. Hastalık yüzde geliştiğinde ise hastanın tanınmaz hale gelebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Karakaya, özellikle nefes yolunda, gırtlak bölgesinde gelişen ani ödemlerin, tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini, doğru ve hızlı müdahale edilmezse hastalar için ölümcül olabileceğini söyledi.

“YILDA 100 GÜN ATAKLA GEÇİYOR”
     HAÖ’nün oldukça değişkenlik göstermekle birlikte genel olarak çocukluk çağında (0-20 yaş aralığı) başladığını vurgulayan Prof. Dr. Karakaya, “Ergenlik dönemine girişle hormonların artışı ile birlikte kötüleşir, ömür boyu sürer. Ataklar ortalama 2-5 gün devam eder. Bu da hastaların senede 20-100 gününü atakla geçirdiğini gösterir. Bu durum ciddi okul ve iş günü kaybı ve devamsızlığına neden olur. Ölüm korkusu HAÖ hastalarının yaşam kalitesini çok bozmakta, hatta bazen panik bozukluklara neden oluyor. Örneğin yüzü şişen bir hasta o gün işe veya okula gitmek istemiyor. Bazı hastalar bunu bir eksiklik olarak görüyor ve evlenmekten çekiniyor. Kalıtsallığı nedeniyle bir kısmı da çocuk sahibi olmaktan korkuyor” diye konuştu.

“HASTALIĞIN KESİN TEDAVİSİ YOK”
     Hastalığın kesin tedavisi olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Karakaya hastaya verilecek C1 inhibitörü konsantresi ile atakların kontrol altına alınabileceğini belirtirken, “En önemli aşama, hasta ve yakınlarına bu hastalık hakkında detaylı bilgilendirme yapılmasıdır. Kurdeşenin eşlik etmediği, çocukluk çağından beri devam eden, tekrarlayan anjiyoödem veya karın bölgesi ağrıları, yüz, ağız, boğaz, el, kol, bacak ve genital bölge gibi yerlerdeki şişlik, bulantı ve kusma, nefes almada zorluk gibi şikayetlerde mutlaka bir İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanına görünerek gerekli tetkiklerin yaptırılması çok önemlidir” ifadelerini kullandı.


+ Benzer Haberler
» İş insanları ile Finans Dünyası İzmir’de buluşuyor
» “Sigara ve alkole yapılan zamlar kaçağı artırır”
» “Yıkım kararını yargıya taşıyacağız”
» ‘1 milyon istihdam’a İzmir’den büyük destek
» Kurulan şirketlerde 2022’nin ilk 4 ayında %6,3 artış
» 400 bin ton şeker ithalatı için tarife kontenjanı açıldı
» Anamur Orman İşletme Müdürlüğü karayolu işleri yaptıracak
» Delice zeytinlikleri ekonomiye kazandırılıyor
» İş arayanla işçi arayan buluştu
» Bulancak Belediyesi hazır beton satın alacak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.05.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni