• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Zamanın ruhunu makineler değil, sanatçı anlatır”

15 Haziran 2022 Çarşamba 13:00
12
14
16
18

“Zamanın ruhunu makineler değil,
sanatçı anlatır”


   ► Minyatür sanatçısı Arya Kamalı, 101 Kemeraltı Efsanesi Sergisi ile ‘Arya Kamalı Kültür ve Sanat Merkezi’ni İzmirlilerle buluşturdu

           DİLAY SARKİLER      
     İranlı minyatür sanatçısı Arya Kamalı, İzmirli sanatseverlere kazandıracağı ‘Arya Kamalı Kültür Sanat Merkezi’nin açılışını 101 Kemeraltı Efsanesi Sergisi ile gerçekleştirdi. Türkiye’nin dört bir yanından 101 sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide Kemeraltı’nın gizemli ve gizlenmiş binaları tema alındı. Sergi, 15-29 Haziran arasında açık olacak.
     Kamalı, kültür ve sanat merkezi ile ilgili “Yeni bir kültür ve sanat merkezi açıyorum. Sanat adına üretimimizi devam ettirmeye, insanlara erişmeye çalışıyoruz” dedi.

MİNYATÜR SANATINDA YENİ EKOLÜN TEMELİ İZMİR’DEN ATILIYOR
     Minyatür sanatında farklı bir ekol oluşturma çabasında olduğuna değinen Kamalı, “Ben ne Türk ne de İran minyatürü yapmak istiyorum. Çağdaş bir minyatür ekolü diyebiliriz ama Türk minyatürü dediğimiz zaman ya da herhangi bir sanattan bahsettiğimiz zaman, o sanat içerisinde zaman zaman ekoller oluşur. Bu ekoller o sanatın, o döneminde, sanatçının bakış açısı ile bir süre sanatçının güçlü anlatım şeklinin diğerleri tarafından tekrar edilmesi ile oluşuyor. Türkiye’de şu anki minyatür sanatından bahsettiğimizde ise çağdaş, modern bir vizyonu olan minyatür sanatı ekolü yok. Bu ekolün temellerini İzmir’den ben atmaya çalışıyorum. Günümüzü anlatacak bir minyatür sanatı ekolünü yerleştirmek için çabalıyorum” açıklamasında bulundu. Kamalı, minyatür sanatında eserleri ile yeni bir ekolün adımlarını atarken, geleneksel ve modern olanı birleştirmeyi amaçladığını ifade etti.

“SANATÇI POLİTİKLEŞMELİDİR”
     Kamalı, minyatürün bir süsleme değil, anlatma sanatı olduğunu belirterek, “Minyatürün tarih boyunca görevi hep bu olmuştur. Dolayısıyla şu anda bugünün minyatür sanatçısının da günümüzün sosyal, ekonomik şartlarını anlatması gerekir. Sanatçı politikleşmelidir. Sanatçı toplumun entelektüelidir. Doktor nasıl hastanın hastalığını tespit eder ve tedavi uygularsa, sanatçı da içinde yaşadığı toplumu böyle ele alıp, sanatını toplumun sorunlarını tespit edecek şekilde gerçekleştirmelidir. Sanatçı, sosyoloji doktorudur. Sanat, böyle gerçekleştirildiği zaman bir işe yarar. 300 yıl sonra insanlar baktıkları zaman ‘21. yüz yıldaki sanatçılar ne yapmışlar?’ diyecekler. Geçmiştekini alıp, daha güzelini yapıp, hamal gibi taşımak sanatçılık değildir. Sanatta kopya çekmişler. Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi eserini alıp, Osman Hamdi Bey’den çok daha güzel yapabilirsiniz ama insanlar sizin eserinizi gördüğünde ‘Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi eseri bu’ derler. Sanatçının eserlerinde sanatçıyı gösterecek bir imzası, sanatının kendine özgü bir kimliği olmalıdır. Bir anın fotoğrafı çekilebilir ama makineler zamanın ruhunu anlatamaz, bunu ancak sanatçı anlatabilir” ifadelerini kullandı.

“BATIYA ÖYKÜNME GELENEKSEL SANATLARA İLGİYİ AZALTTI”
     Cumhuriyet Dönemi’nde Türk toplumu ve Türk kültürünün devlet eliyle yeni ve batıya dönük bir vizyon edindiğini, bunun da geleneksel sanatlara verilen değerin azalmasıyla sonuçladığını anlatan Kamalı, “Muasır medeniyetler batıdadır düşüncesi ile batı sanatlarına yönelindi. Adeta bir reddi miras şeklinde Osmanlı döneminden gelen sanatlara sırt dönüldü. Bunun en etkili hissedildiği alanlar üniversiteler oldu. Sanat eğitiminde bu sanatlar yok sayılıp, batı etkili sanatlara ağırlık verildi. Bunun sonucunda minyatür gibi sanatlar değersizleştirildi. Bir tuval üzerine elindeki kovadan boya fırlatan birinin tablosunun değeri 50 bin dolarken, aylarca bir minyatür üzerinde çalışan bir sanatçının eserine dönüp bakılmıyor. Geleneksel sanatlar gerici unsurlar olarak görülüyor. Bu zihniyet, çok yaygın bir şekilde sirayet ediyor” açıklamasında bulundu.

“GELENEKSEL SANATLARDA YENİ NESİL SANATÇI YETİŞMİYOR”
     Sanata sektörel olarak bakıldığı zaman Türkiye özelinde, çağdaş plastik sanatlara ilginin geleneksel sanatlardan çok daha fazla olduğunu söyleyen Kamalı, “Çağdaş plastik sanat eserlerinin 50 milyar TL bir ticaret hacmi olurken, geleneksel sanatlarda bu rakam belki de yüzde biri oluyor. Geleneksel sanatları yaftalayan zihniyetten dolayı sektörde de bu uçurum açılmaya devam ediyor. Geleneksel sanatlar içinde de bu nedenle yeni nesil bir sanatçı yetişmiyor. Popüler kültür gençlerin hedeflerini şekillendiriyor. Gençler, geleneksel sanatlara yönelmiyor, bilinmek, tanınmak, daha çok para kazanmak istiyor. Gençler televizyonlarda gördükleri insanları örnek alıyor, hiçbiri beni örnek almak istemez. Bu toplumun bir gerçeği. Plastik sanatlar plastik statüler yarattı” dedi.

“TEKNOLOJİK GELİŞMELER SANATIN SEKTÖRLEŞMESİNİ SAĞLIYOR”
     Kamalı, teknolojinin sanat ile entegrasyonunun yeni fırsatlar yarattığını söyleyerek, “Gelişen teknoloji ile birlikte sanat için yeni pazar alanları da açıldı, NFT kavramı çıktı. Ben teknolojik gelişmeler ile entegrasyona çok sıcak bakıyorum. Her şeyden önce sanat Türkiye’de hâlâ sektörel hâle gelmedi. Bu da sanatçıların ekonomik olarak kendini güçlü ve yeterli hissetmemesine neden oluyor. İnternet bunun kırılmasını sağlıyor. Eserinize dünyanın diğer ucundan alıcı çıkabiliyor. Sanatın sektörleşmesi için internet ve internet teknolojileri yeni imkânlar sunacak” dedi.

TESPİH ÜZERİ MİNYATÜRE BÜYÜK İLGİ
     Büyük ilgi gören tespih üzerine minyatür eserleriyle ilgili konuşan Kamalı, “Hayatımda elime yarım saat bile tespih almamıştım. Ancak beş sene önce bir koleksiyoner arkadaşım tespih taneleri üzerine Osmanlı padişahlarının minyatürlerini yapma fikri ile geldi. O gün bugündür tespih üzerine minyatür üzerine çalışıyorum. Rağbet inanılmaz fazla. Bu tespihler çok özel eserler. En üst düzeydeki tespih koleksiyoncularının tercih ettiği eserler oldu” ifadelerini kullandı.

“SANATTA ALAYLI-AKADEMİSYEN AYRIMI YAPILMAMALI”
     Kamalı, üniversitelerin ‘alaylı’ sanatçılara bakış açısının değişmesi gerektiğinin altını çizerek, “Geleneksel sanat dallarında eserler veren sanatçıları, zanaatçı olarak görüyorlar. Sanatçı ve zanaatçı farklı kavramlardır. Bizimle iletişime geçtiklerinde, sanatımızla ilgili bilgi ve paylaşımda bulunmak istediklerinde, bizleri bu alanın akademisyenlerinden aşağı görüyorlar. Bu şekilde sanatımızı paylaşmamız, öğretmemiz, etkileşimde bulunmamız zorlaşıyor. Akademisyenler belki yıllarca tek bir sanat eserine imza atmazken, alaylı sanatçılar üretimlerine devam ediyorlar. Eğitim verdikleri öğrencileri piyasada kendilerini bulduklarında hiçbir şey yapamıyorlar. En az beş yıl bir ustanın yanında usta-çırak ilişkisini yaşamaları gerekir. Üniversiteler bizlerden faydalanmak istediklerinde benim şartım da “Kemeraltı’ndaki ustaları akademik seviyede göreceksiniz” oluyor” diye konuştu.


+ Benzer Haberler
» Otomobil satışında ‘6 ay kısıtlaması’nın taslağı hazır
» Konut sorununun çözümü enflasyonun düşmesinde
» İlaç zammı eczacının kârını eritiyor
» “E-ticarete karşı Kemeraltı esnafı yenilenmeli”
» Dar gelirlinin evi boş kaldı
» Patates üreticisinde ‘psikolojik memnuniyet!’
» Yumurtacının maliyet hesabı tutmuyor
» “ÖTV matrahında iyileştirme yapılmalı”
» Ucuza tabldot yemek yok!
» Hedef; sorunu ‘doku kültürü’ ile çözmek


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.08.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni