Pazar, Haziran 16, 2024

Bir Hekim Gözüyle Ana Muhalefet Partimiz

“Olgunlaştıkça kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeçiyorsun.”
Sigmund Freud

Daha önceki yazımda belirttiğim gibi, 1960’lı yıllarda dünyada “Sol Bir İklim ve Rüzgâr” vardı. Bu rüzgâr ve iklimin dünyadaki hemen hemen tüm “Sosyal Demokrat” partileri de etkilediğini söylemekte yarar var. “Özgürlük, Eşitlik ve Demokrasi İstemi” elbette ülkemizde’de karşılık bulmuştu. Bu iklimden etkilenen CHP’nin daha sonra Sosyal Demokrat bir parti olma yoluna girmeye çalıştığını öncelikle belirtelim.

Şurasını çok açık bir şekilde söylemek gerekir ki; Sol ne kadar gelişirse, Sosyal Demokrat Siyaset de o oranda gelişecektir. Bunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. Tıpkı “Sayın Bülent Ecevit’in” Ortanın Solu Hareketinde olduğu gibi. Ana muhalefet Partimiz maalesef “Sol” olmayıp, “Neoliberal” bir anlayışın temsilcisi durumuna evrilmiş, kısaca sağcı partilerle aynı düzleme gelip, sermayeden yana olmaya devam etmek istemiştir.

Toplumcu olmaya çalışan, emekten yana bir hekim olarak, elbette bu durum bir siyasi partinin kendi bileceği bir konudur diyebilirim. Soldan ve Emekten yana bakan birisi olarak, yapacağımız fazla bir şey yok. Meramımı herhalde anlatmış oldum değil mi?. Ülkemiz ve halkımız için üzüleceğimiz kesin gibi. Varsın CHP kronik muhalefet partimiz olmaya devam etsin demek bile, bizler ve gelecek nesiller için çok zordur. Tabi ki şu andaki kırıntısı bile olmayan, yarım yamalak demokrasi de rafa kaldırılmazsa.
 
Bunun cezasını da maalesef emekçi kesim ve yoksul halk ağır bir biçimde çekecektir. Bu böyle biline!…


Bizlerin önerdiği sol program; Eşitlik, kardeşlik, insan haklarını önceleyen, özgürlüğü esas alarak, tercihini yoksullar ile işçi sınıfı, köylü ve orta sınıflardan yana olan laik bir yapılanmayı içermelidir.

Türkiye’nin çok acil gereksinimi bizce budur. Bu durum geciktirilmemelidir. Bu olur mu derseniz çok zor ama imkansız değil derim.


Siyasette ittifaklar elbette olacaktır. Bu siyasetin doğasında vardır. Bunu hiçbir kimse inkâr edemez. Ana muhalefet´in doğal ittifakı seçim öncesi yaptığı sağ partiler değil, diğer sol partilerdir. Şimdiye kadar Avrupadaki diğer sol partilere özenip sağ partilerle Millet İttifakını kurmasından umarım ders alınmıştır. Bu konuda cesur ve açık davranmalıdır.


Ana muhalefet köklerine dönmeli diyen anlayışı saygı ile karşılasak da, bizce durağan ve katı bir anlayıştır. Değişime açık değildir.

Bu anlayıştakilerin bir bölümü ortanın solunda olduğunu iddia eden partiler gibi sağa savrulmuşlardır. 


Özellikle bugünlerde Ana muhalefet içinde solda kalmamak isteyenlerin, partiye yeni bir düzen ve yön vermek istedikleri hepimizin bilgisi dâhilindedir.

Başarılı olabileceklerini sanmıyoruz. Sağa kayarak başarılı olabileceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Avrupa sosyal demokrat partilerinde bu anlayış uygulandı ve başarısız olundu. Çoğu sınıfta kaldı.

Siyaset hayatımızda bu görevi gören partiler zaten yeterince var. Önemli olan Evrensel ve Ulusal değerleri birleştirecek bir Sosyal demokrat parti konumudur. Buda baştan belirttiğimiz gibi gerçek solun güçlenmesinden etkilenecek ve gelişebilecektir. Ayrıca şu noktaların altını çizmek gerekir ki; Kurtuluş ve Kuruluş Zihniyeti yüzyıl öncesinin dünyasına dönen ve evrensel solu reddeden bir anlayıştır. Hâlbuki parti günümüz toplumuna uygun olarak kendisini yapılandırmalı, “Durağan Ulusalcılık” kavramını aşıp, yurtseverlik ekseninde daha ileri çizgiye götürmelidir.


Ana muhalefet partimizin 1960’lı yıllarda utanıp çekinerek mahcubiyet içinde girdiği ortanın solu çizgisini, günümüze uyarlamalı ve evrensel sol değerleri mutlaka benimsemelidir. Sosyalist solu ve diğer sol partileri de doğal ittifak gören bir anlayışta olmalıdır. Bunlar olmayacaksa, kuru kuruya bir Kurtuluş ve Kuruluş felsefesinin oturacağı çizgi maalesef Ulusalcı olmaya çalışan fakat onu da başaramayan diğer partilerin çizgisi olacaktır.


Ekonominin dibe vurduğu en ağır koşullarda yaşadığımız bu günlerde; Çok üzülerek belirtmek isterim ki yoksul giderek yoksullaşmış, işsizlik giderek artmıştır. Orta sınıf yok olmuştur. Sosyalist sol ve diğer sol partiler maalesef toparlanamamış ve çekim gücü olamamıştır.


Ana Muhalefet Partisinin yeniden yapılanmasında; Emekten yana bakan toplumcu bir hekim gözüyle acilen yapılması gereken önerilerimi de aşağıda sıralıyorum. Umarım etkisi olur.


ÖNERİLERİM

1) Milletvekili, Belediye Başkanlığı Seçimleri kesinlikle üyelerin oylarıyla ve “Ön Seçim” ile belirlensin. 
2) Milletvekili süreleri 2 dönem ile sınırlandırılsın.
3) Üyeliklere yeni bir düzen getirilerek, üyelik kurumu nesnel ölçütlere bağlansın. 
4) İl ve ilçe kurultayları 3 yılda bir yapılsın.
5) Kadın ve Gençlik Kolları kaldırılsın. 
6) Kadınlara ve gençlere yönetimde ağırlıklı yer verilsin.
7) İl ve İlçe başkanlıkları 2 dönem ile sınırlandırılsın.
8) Yüz kızartıcı suç işleyen tüm üyelerin derhal partiyle ilişkileri kesilsin.
9) Parti Okulları kurumlaşsın.
10) Örgütler partinin yükünü çekmelerine rağmen, belediye başkanları ve milletvekilleri örgütün önüne geçtiğini belirtelim. Bu duruma derhal son verilsin. 
11) Parti kendi çizgisine dönmelidir. Altı okun ilkeleri çağdaş ve bilimsel veriler doğrultusunda, durağan şekilden çıkarılıp, dünya gerçekleri doğrultusunda hareket edilerek, özü bozulmadan, emek eksenli, laiklik çerçevesinde yeniden kitlelere mal edilmelidir.


Anamalcı yapılanması gelişmemiş, feodaliteyi tam tasfiye edememiş bizim gibi Emperyalizmin denetimdeki ülkelerde, “Sosyal Demokrat Partilerin Gelişmesi ve Etkin Olması” çok zordur. 1938’den beri istisnalar dışında İktidar yüzü görememiş, karşı devrimcilerin giderek güçlendiği bir süreçte; Sosyal Demokrat olduğunu iddia eden bir partinin değişiminin ve gelişmesinin kolay olmadığını son söz olarak belirteyim.


Çözüm tüm demokratik güçlerin ayrışmadan insan hakları, demokrasi ve laiklik çerçevesinde emek eksenli örgütlü mücadelesi ve iktidara gelmesidir. 


Sözümüzü Davut Sulari ve Turan Engin ustalarımızdan alınma Erzincan-Tercan ezgisi ile bitirelim.
Vardım Kırklar Kapısına 
Baktım Cennet Yapısına
Tapmışam Hak Kapısına 
Allah Ey Vallah Ey Vallah
Sevgilerimle…

Dr. Mustafa Torun

Diğer Yazarlar