Perşembe, Nisan 25, 2024

“Sahte belgeyi araştırma imkanı ve yetkimiz yok”

İzmirli Mali Müşavirler bı̇r süredı̇r sosyal medyada yer alan ve kaynağı belı̇rtı̇lmeyen kanun teklı̇flerı̇ne ı̇lı̇şkin kamuoyuna yönelik bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Türkiye Cumhuriyetçi Mali Müşavirler Grubu, Çağdaş Demokrat Mali Müşavirler Grubu, Öncü Mali Müşavirler Grubu ve İzmir Pozitif Mali Müşavirler Grubu’nun imzasını taşıyan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bildiğiniz üzere bir süredir kaynağı belirtilmeyen bir kanun teklifleri sosyal medyada dolaşıyor. Bu teklifte; mali müşavirin hizmet verdiği mükelleflerinin yüzde 10’u hakkında rapor bulunması halinde bir sene süre ile meslekten geçici men cezası alacakları, tam tasdik raporlarının kapsamının genişletileceği ve tam tasdik kapsamında olan firmaların beyannamelerinin mali müşavirler tarafından imzalanma zorunluluğunun kaldırılacağı gibi bilgiler yer alıyor. Elbette sahte belge düzenleme fiiline bizzat karışan veya bilerek doğrudan sahte belge düzenleyen mükelleflerin beyannamelerine aracılık eden mali müşavirlerin mesleğimize zarar vermesine en çok biz karşı çıkarız. Ancak suçluları cezalandırmayı hedeflerken, mesleğinin gereklerini yerine getiren meslektaşlarımızın da zarar görmesine izin veremeyiz” 

Gerek mevcut mevzuatta gerekse de sistemsel olarak meslek mensubunun sahte belge hakkında herhangi bir araştırma imkanı ve yetkisi olmadığına dikkat çekilen açıklamada, çağdaş maddi hukukun en önemli ilkelerinden biri olan ‘suç ve cezanın şahsiliği’ ilkesine de aykırı olan bu madde kapsamında; bilgisi ve sorgulama imkânı olmayan kişinin sahte belgeden sorumlu tutulmasının sadece anayasaya değil, akıla ve mantığa da tamamen aykırı olduğu vurgulandı.

“Bir sorumluluğumuz bulunmuyor”

Ayrıca Danıştay’ın konuya ilişkin kararlarında; “Mali müşavirin sorumluluğu, imzaladığı beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğmakta olup, şirketin veya işyerinin düzenlediği faturalardan komisyon geliri elde ettiği varsayımına dayanılarak, 213 sayılı VUK’ nun 227.maddesi uyarınca muhasebecinin sorumluluğuna gidilemeyeceği” hükmüne varıldığı da hatırlatıldı.

Yine anılan teklifte, “Haklarında 359. madde kapsamında sahte de muhteviyat itibariyle yanıltıcı belge düzenleme yönünden rapor bulunan mükellefler” ifadesi yer almaktadır. Meslek mensubunun örneğin 10 mükellefi olması halinde tüm kariyerini; dosyaları inceleyen teftiş elemanının düzenleyeceği tek bir raporda yer alacak kanaatine bırakmak kabul edilemez. 

“Vergi sisteminin aktörlerini karşı karşıya getirmek düzeni bozuyor”

Açıklamada, “Bir başka maddede yer aldığı görülen; tam tasdik zorunluluğunun genişletilmesi elbette doğru bir düzenleme olacak. Ancak tam tasdik kapsamında yer alan firmaların beyannamelerinin mali müşavirler tarafından imzalanma zorunluluğunun kaldırılması anlaşılır gibi değil. Yasada belirlenen işleri hakkıyla yapan bir yeminli mali müşavir de uzmanlığı kapsamında olmayan başka alanlara kaymak istemeyecek. Kaldı ki evrakları işleyen, arşivleyen, beyannameyi düzenleyerek imzalayan ardından da bu verilerle tam tasdik kapsamında rapor hazırlayan merciin aynı olması anlaşılır bir sistem değil. Vergi sisteminin aktörlerini bu şekilde karşı karşıya getirmek düzeni kökten baltalamaktır. Mali müşavirlerin yetkinliğini ve tecrübelerini hiçe sayarak bizleri ara elemana çevirmeye çalışmak vergileme sisteminin özüne de aykırıdır. Önerilen bu düzen yeminli mali müşavire hem muhasebe sistemi kurma hem bu sistemi işletme sonra da kendi işlettiği sistemi denetleme yolunu açmaktadır. İş yapan ve denetleyen mekanizmanın birleştirilmesinin çok tehlikeli sonuçlara yol açacağı dünya çapında tecrübelerle sabittir. Bizler İzmirli Mali Müşavirler olarak bu tekliflerin gerçekte var olmadığına inanmak istiyoruz. Planlanan düzenlemelerin ardından sisteme zarar verecek sonuçlarla karşılaşmamak için işin uygulamasında yer alan bizlerin de fikirlerinin alınması gerektiği ortada” ifadelerine yer verildi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM