Pazar, Haziran 16, 2024

“Kur baskısı, firmaların rekabet gücünü olumsuz etkiliyor”

Global ekonomi ve Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve gelecek perspektifinin ele alındığı Ekonomi Değerlendirme Toplantısı, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Dernek Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kaan Özhelvacı, yüksek enflasyon ve kur baskısının, firmaların rekabet gücünü olumsuz etkilediğini belirterek, bu durumun, üretim maliyetlerini artırarak karar alma süreçlerinde belirsizlikler yarattığını aktardı.

Son yıllarda, Dünya’nın ve insanlığın büyük dönüşümler geçirdiğini vurgulayan Özhelvacı, “Covid-19 pandemisi, hemen ardından gelen küresel ekonomik kriz, tedarik zincirlerinde aksaklıklara, enerji fiyatlarında dalgalanmalara ve uluslararası ticarette belirsizliklere yol açtı. Bu durum, korumacılık eğilimlerinin güçlenmesine neden oldu. Ardından ülkemizde yaşanan deprem felaketi de hem manevi olarak bizlere ciddi yaralar açtı; hem de maddi olarak ülke ekonomisinde büyük maliyetlere neden oldu” dedi. 


“Stratejik konumumuzu avantaja çevirmeliyiz”

Daha geniş perspektiften bakıldığında, 15-20 yılda üretim ve ticaretin ağırlık merkezinin batıdan doğuya kaymaya devam ettiğini hatırlatan Özhelvacı, “Çin ve Hindistan gibi ülkeler, küresel ekonomideki rollerini giderek güçlendiriyor. Bu değişim, dünya ekonomisinin dengelerini yeniden şekillendiriyor ve bu süreç stratejik konumumuzu avantaja çevirmek için çaba göstermemiz gerektiğini bizlere söylüyor. 2024 yılının ilk yarısını tamamlarken, dünya ekonomisi aynı zamanda jeopolitik belirsizliklerden de etkileniyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı etkilemeye devam ediyor. Orta Doğu’da İsrail ile Hamas arasında süren çatışmalar büyük insani felaketlere neden oluyor ve bu savaşın bölgeye yayılma riski her geçen gün artıyor. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet giderek yoğunlaşıyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde gelen veriler, küresel ticarette hafif bir artış olduğunu gösteriyor. Doların değer kaybetmesi, küresel ticareti destekliyor. Çevresel ve sürdürülebilir ürünlere olan talep artışı dikkat çekiyor. Ancak jeopolitik riskler, deniz taşımacılığında yaşanan sorunlar ve artan kamu borçları gibi faktörler, küresel ticareti olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.


Türkiye ekonomisinde, 2023’te %4,5 büyüme 

Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisindeki bu belirsizlik ortamından etkilendiğini vurgulayan Özhelvacı büyüme rakamlarını da paylaşarak, “2022 yılını yüzde 5,5 büyüme ile kapatan Türkiye ekonomisi, 2023 yılında yüzde 4,5 oranında büyüme kaydetti. İşsizlik oranımız yüzde 9,4 seviyesinde iken yıllık enflasyon yüzde 68,50 düzeyinde yer alıyor. 2024 yılı ocak ayında cari işlemler dengesi 2,56 milyar dolar açık verdi. Ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor ve cari fiyatlara göre dünyanın 19. ekonomisi konumunda. Satın alma gücü paritesine göre ise dünyanın en büyük 11. ekonomisiyiz. Kişi başına düşen milli gelir ise 13 bin 110 dolar seviyesinde. Ancak yüksek enflasyon ve kur baskısı, firmalarımızın rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Bu durum, üretim maliyetlerini artırarak karar alma süreçlerimizde belirsizlikler yaratıyor. Ayrıca yüksek faiz oranları, iş dünyası olarak finansmana erişimimizi zorlaştırıyor ve kredi faizlerinin yüksek olması, işletmelerimizin büyümesini engelliyor. Bu nedenle, katma değerli üretime ve ihracata yönelik desteklerin ve teşviklerin artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Üretim ekonomisinin desteklenmesi ve orta-uzun vadede enflasyonla mücadelenin sağlanması, iş insanları olarak başlıca beklentilerimiz arasında yer alıyor. Yeni yatırımlar için uygun maliyetli uzun vadeli kredi desteklerinin artırılması ve ihracata yönelik finansman imkanlarının iyileştirilmesi önem taşıyor” ifadelerinde bulundu.


“Teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeliyiz”

Özhelvacı, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız bu dönemde, bu krizlerin getirdiği riskleri iyi yönetmeli ve fırsatları akılcı politikalarla değerlendirmeliyiz. Dijital dönüşümün bu kadar yoğun konuşulduğu bu günlerde teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeli, gençlerimizi bu yönde eğitmeli ve şirketlerimizin dijitalleşme, yapay zeka, makine öğrenmesi, veri işleme gibi konularda geliştirilmesini teşvik etmeliyiz. Türkiye, yeşil ve dijital dönüşümle birlikte toplumsal dönüşümü de gerçekleştirerek büyük bir sıçrama yapma potansiyeline sahip. Bu kapasitemizi kullanarak dünyadaki değişim hızını yakalamalıyız.” Garanti BBVA Yatırım Baş Ekonomisti Nihan Ziya Erdem ve Yatırım Danışmanlığı Birim Müdürü Özgür Yurtdaşseven’in katıldığı toplantıda genel ekonomik göstergeler analiz edildi. Ayrıca portföy yatırımları, mevduat, fonlar, borsa gibi yatırım enstrümanlarında Türkiye’nin dünyadaki durumu ve mevcut yapısı değerlendirildi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM