Pazar, Temmuz 14, 2024

OASIS Projesi’yle zeytincilikte sürdürülebilirlik hedefleniyor

Türkiye, İtalya ve İspanya ortaklığında yürütülen OASIS Projesi’nin toplam bütçesi 997 bin 764 euro


Avrupa Yenilikçilik Konseyi ve KOBİ Yürütme Ajansı (EIASME) tarafından Tek Pazar Programı (SMP COSME) kapsamında Avrupa Tarım-Gıda Sürdürülebilirlik Küme Ortaklıkları çağrısı altında desteklenmeye hak kazanan, İzmir Ticaret Borsası (İTB) koordinatörlüğünde yürütülen ‘Zeytin Değer Zincirinde Yenilikçi ve Sürdürülebilir Kümelenmeler (OASIS) Projesi’ açılış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda OASİS Projesi tanıtılırken, projeyle zeytin ve zeytinyağında sürdürülebilirlik hedeflendiği belirtildi.


“Daha istikrarlı piyasa koşulları oluşturmayı hedefliyoruz”

OASIS Projesi’nin Avrupa Yenilikçilik Konseyi ve KOBİ Yürütme Ajansı tarafından Tek Pazar Programı altında açılan ‘Sürdürülebilir Tarım-Gıda Kümeleri’ çağrısı altında, Avrupa çapında fon almaya hak kazanan 2 projeden biri olduğunu dile getiren İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, “İtalya ve İspanya’dan ortaklarımız ile hayata geçirmekte olduğumuz projenin toplam bütçesi 997 bin 764 euro olup, yüzde 90 oranında Avrupa Birliği fonu sağlanmaktadır” diye konuştu.

Projenin İtalya ve İspanya’dan ortaklarımız ile bir araya gelerek hayata geçirildiğini belirten Kestelli, “Projemizle; ülkelerimizdeki zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin iklim değişikliğinin neden olduğu dış etkenlere karşı kırılganlıklarını azaltmayı, teknolojinin benimsenmesi ile üretim süreçlerinde gıda kaybı ve atıklarını azaltarak kaynak verimliliğini artırmayı, üretim maliyetlerini düşürerek daha istikrarlı piyasa koşulları oluşturmayı hedeflemekteyiz. 3 yıl sürecek projemiz boyunca her ülkeden 50 KOBİ olmak üzere toplam 150 KOBİ’ye bu hedefler doğrultusunda; farkındalık artırma, kaynak verimliliği, atık yönetimi, temiz üretim yaklaşımları ve süreç yönetimi konularında eğitimler, Yeşil Dönüşüm Danışmanları tarafından mentörlük destekleri, 50 KOBİ’miz arasında iş birliği tesisi, Türkiye, İtalya ve İspanya’da saha ziyaretleri, İyi uygulama örneklerinin tespit edilmesi ve tanıtımı faaliyetlerini gerçekleştireceğiz” dedi.


“Türkiye, önümüzdeki yıllarda 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin hedefini yakalayacak”

Zeytin ve zeytinyağının ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladığını aktaran TARİŞ Zeytin Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifi Birliği Genel Müdürü ve İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Güngör Şarman, “Geriye doğru baktığımızda zeytin ve zeytinyağı için ciddi çalışmalar yapıldığını ve önemli gelişmeler kaydedildiğini görüyoruz. 1939 yılında zeytinciliğin ıslahıyla ilgili kanun ile zeytin bahçelerinin ıslahı, korunması ve genişletilmesine yönelik düzenleme yürürlüğe konuldu. Devlet ve özel sektör eli ile 2000’li yılların başından itibaren sektöre büyük yatırımlar yapıldı. 2000 yılında 90 milyon olan zeytin ağacı, günümüzde 200 milyonu aşmıştır. 2000’li yılların başında 300 bin kişi olan üretici sayısı, 500 bin kişiyi aşmıştır. 41 ilde zeytincilik yapılıyor. Toplama budama gübreleme sulama süreçlerinde kaydedilen gelişmeler sonucu üretimde verimlilik ve kalite artmıştır. Var yok yılı arasındaki makas azalmış, sektör zeytin işleme, depolama, ambalajlama gibi sistemlerde uluslararası standartlarda faaliyet gösterecek duruma gelmiştir. 2022-23 sezonunda ilk defa 420 bin ton zeytinyağı üretimi ile ispanyanın ardından dünya 2’nciliğini elde etmiştir. Aynı sezonda 735 bin ton sofralık zeytin üretimiyle dünya birinciliğine yükselmiştir. Önümüzdeki yıllarda, yeni dikimler devreye girdiğinde ülkemiz 650 bin ton zeytinyağı ve 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin hedefini yakalayacaktır. Bu hedef, 2000’li yıların başında koydu, 2024 yılında ciddi şekilde mesafe aldık. Olumsuz iklim koşulları olmadığı takdirde 2024-25 sezonunda 400 bin tona yakın zeytinyağı rekoltesi beklemekteyiz. Önemli bir küresel oyuncu olma yolunda hızla ilerliyoruz. Tarım sektörü için tehdit oluşturan iklim değişikliği ve kuraklık sorununun sektörümüz açısından irdelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Projenin sürdürülebilir çözümlere ışık tutacağını umuyoruz” ifadelerinde bulundu.


“Yeşil dönüşümde KOBİ’leri desteklememiz gerekiyor”

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) İzmir İl Müdürü Levent Arslan da “Böylesi bir proje İspanya ve İtalya’yla birlikte en çok Türkiye’ye, Türkiye’de en çok İzmir’e, İzmir’de de en çok İTB’ye yakışırdı” dedi. Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl iş dünyasının geleceğe yönelik gördüğü riskleri ölçen bir araştırması olduğunu dile getiren Arslan, “Her yıl öncelikler değişiyor. 2024 yılında küresel iş dünyasının önümüzdeki 10 yıldaki riskler arasında 10 başlığın 5 tanesi çevreyle ilgili, ilk 4 sırada çevreyle ilgili riskler var. Ölçek, ülke, sektör farklılaşmasına rağmen iş dünyasının risk olarak gördüğü konuların başında çevreyle ilgili problemler geliyor. Ekstrem hava olayları, dünya ekosistemindeki değişimler, kaynakların tükenmesi gibi önemli başlıkları içinde barındırıyor. İş dünyasına ilişkin trend; yeşil dönüşüm. Büyük ve kurumsal şirketler kaynaklarıyla yeşil dönüşümü kolaylıkla gerçekleştiriyor, fakat KOBİ’lerin bu yönde finansal ve eğitim desteklerine ihtiyacı var. KOSGEB olarak Dünya Bankası fonlarıyla yeşil sanayi destek programı uygulamaya koyduk. Türk KOBİ’lerinin yeşil dönüşümünü desteklemeye başladık. Bu proje de KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne ilişkin eğitim ve danışmanlık faaliyetleri içermesi, sürdürülebilirlik ve inovasyon çalışmaları yapılması konusunda fayda sağlaması bakımından KOSGEB’in öncelikleriyle örtüşüyor. Türkiye ve Avrupa Birliği ortalamalarına baktığınız zaman işletmelerin yüzde 98’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Yeşil dönüşümde KOBİ’leri desteklememiz gerekiyor” diye konuştu.


“Bu çalışmalar ülkeye ciddi katkılar sağlayacak”

İzmir’in Türkiye’de zeytin üreten en önemli illerden biri olduğunu dile getiren İzmir İl Tarım Orman Müdürü Mustafa Şahin, “İzmir üreten bir şehir, ürettiğini işleyen, işlediğini ihraç eden bir şehir. Bütün bunları barındıran bir şehirde bu tür çalışmaların yapılması, değer zincirinin artırılması konusunda dış temsilciliklerde, ülkemizdeki bakanlığımıza bağlı kurumlarımızla destek vereceğimizi ve paydaş olarak ne zaman ihtiyaç duyulduğunda enstitülerimiz, üniversiteleri de dahil edersek verimli bir çalışma olacağını düşünüyorum. Bu çalışmaların ülkemize ve İzmir’e ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum” dedi.


Proje, Avrupa’ya liderlik edilebilecek bir program”

Projenin şampiyonlar ligi denilen, Avrupa’yla yarışılan, Avrupa’ya liderlik edilebilecek bir program olduğunu söyleyen AB Dairesi Başkanlığı Mali İş Birliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, İTB’nin koordinatör kuruluş olarak, İtalya ve İspanya’yı ortakları alarak, İzmir ekosistemi içinde tüm aktörleri sürecin içine dahil ettiğini akardı. Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “1 yılın sonunda yapılan değerlendirmeler Avrupa’da sunulan yüzlerce proje içinde 2 projeden biri oldu. Bizim için bu proje çok değerli. AB fonlarının Türkiye’de kullanılmaya başladığından beri arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz sonuç bu. Türkiye bu bölgelerde, sektörlerde, konularda lider, öncü olmalı, hak ettiği yeri almalı” ifadelerinde bulundu.  


“Yeşil dönüşüm ve ikiz dönüşüm en önemli unsur”

İkiz dönüşümün çağımızın en önemli konulardan biri olduğunu aktaran Özcan, “Avrupa dönüşüm içinde. Yeşil dönüşüm ve ikiz dönüşüm en önemli unsur. Türkiye olarak dönüşmezsek ürün satamayacağız, ticaret yapamayacağız. Dolayısıyla Türkiye açısından da bu çok önemli. İklim değişikliğinin, yeşil dönüşümün etkilerine kendimizi ne kadar hazırlarsak bu süreçte öncü rol oynarsak bizler için o kadar değerli. AB fonlarında bu konuyu öne çıkartmaya başladık. AB fonlarında, yeşil dönüşüm artık birinci öncelik. İş dünyasını, kamu kurumlarının, tüm sektörleri temsil eden tüm yapıların buna kayıtsız kalması mümkün değil. Bu proje, hedefe çok uygun şekilde önceliklerini kurgulamış. Amaç zeytincilik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bu süreçteki dönüşümüne katkı sağlamak ve bunu enternasyonal yapmak. İtalya ve İspanya’daki deneyimleri görmek, Türkiye’deki deneyimleri aktarmak, iş birliği yapmak. Dolayısıyla AB fonları açısından uygun çerçeve çizilmiş” diye konuştu.  


“Türkiye’deki kuruluşlar, Avrupa’ya liderlik yapabilecek kapasiteye erişti”

İş dünyasıyla kamunun ortaklıklarına fon vermeye hazırlanan programlar olduğunu belirten Özcan, “Bunun başında Türkiye’nin bu dönem dahil olduğu başka bir AB projesi olan Sınır Ötesi İş Birliği programları geliyor. Karadeniz ve Bulgaristan ile yürüttüğümüz bir sınır ötesi program vardı, şimdi de Ege ve Akdeniz coğrafyasında, İzmir’in de içinde olduğu 22 şehrimizin var olduğu programın içine dahil olduk. İlk çağrısı tamamlandı, İzmir’de ciddi anlamda talep gördü. Türkiye İtalya’dan sonra en çok proje sunan 2’nci ülke oldu. Bu programın devamı olacak. Bu proje Akdeniz ortaklığı” dedi. Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’ye sağlanan fonlar açısından baktığımızda iklim değişikliği önemli konular içinde. Bununla ilgili TOBB projesini yeni kapattık. Önümüzdeki 6 aylık dönemde 2 farklı iklim değişikliği çağrısı yapacağız. Bir tanesi yerel yönetimlerin iş dünyasının akademinin STK’ları bir araya getirmeye yönelik bir çağrı diğeri yerelde sıfır atıkları destekleyen bir çalışma olacak. Ama bizim açımızdan en değerli husus Türkiye’deki kuruluşların AB fonlarını kullanarak Avrupa çapında liderlik yapabilecek kapasiteye ve bilgiye erişmiş olması. Bu birlikteliğin tüm İzmir’e ve Türkiye’ye örnek olmasını arzu ediyoruz.”

KAYNAKİTB
İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM