Pazar, Mart 22, 2026

2026’ya girerken Türkiye ekonomisi

İzmir iş dünyası temsilcileri yayımladıkları yeni yıl mesajlarında 2025 yılını değerlendirirken 2026 için öngörülerini paylaştı

Yeni yılla birlikte iş dünyasının ekonomik beklentileri de şekillenmeye başladı. Zorlu geçen 2025 yılının ardından 2026 yılı için yapısal reformlar ve ekonomik dengelenme daha fazla önem kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2026’nın Türkiye için ‘reform yılı’ olacağını ifade etmişti. İzmir’in önde gelen kanaat önderleri ve iş dünyası temsilcileri yayımladıkları yeni yıl mesajlarında 2025 yılını değerlendirirken 2026 için öngörülerini paylaştı. İş dünyası temsilcileri, önümüzdeki yılın belirsizliklerin son bulduğu denge ve onarım yılı olmasını beklediklerini ifade etti.


BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş:

BASİFED olarak 2026’dan en büyük beklentimiz, ekonomik istikrarın kalıcı hale gelmesi ve sanayicinin öngörülebilir bir ekonomi politikası zemininde yatırım kararları alabilmesi. Enflasyonun tek haneli seviyelere inmesi ve politika faizindeki seyrin rasyonel bir dengeye oturması, yatırım ve üretim için kilit rol oynayacak. Gelecek dönemde, küresel ticarette hız kazanan sürdürülebilirlik ve yapay zekâ odaklı inovatif yaklaşımların iş dünyamız tarafından daha fazla benimsenmesi gerekiyor. Ayrıca, ülkenin yapısal sorunlarının çözümü adına hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının tam anlamıyla tesis edilmesi, yabancı sermayenin Türkiye’ye olan ilgisini artıracak en önemli unsur olacak.


İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Münir Sirhan Özen: 

Yeni yıldan temel beklentimiz, uygulanan makroekonomik politikaların meyvelerini vermeye başlaması ve reel ekonomik politikaların yatırımcı güvenini daha da sağlamlaştırması. 2026’nın ilk yarısında küresel tedarik zincirlerinin toparlanması ve dış talebin artması ile birlikte ihracat bazlı büyümenin hız kazanmasını umuyoruz. İzmir olarak, yüksek katma değerli üretime geçişi hızlandırmak, özellikle yüksek teknoloji içeren ürünlerin gayri safi milli hasıla içindeki payını artırmak için çalışmalıyız. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm gibi değişen-gelişen trendlere uyum konusunda yerel yönetimler ve iş dünyası olarak güçlü iş birlikleri kurarak kentimizin rekabet avantajını korumayı hedefliyoruz.


İZİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Özden Erten:

Kadın girişimciler için pozitif ayrımcılık içeren, somut, ölçülebilir ve erişilebilir finansal destek paketlerinin hızla devreye alınması; kadın istihdamını koruyan ve büyüten işletmelere de etkin teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi 2026’ya girerken en temel beklentimiz; Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer aldığı, yönetim kurullarında eşit temsilin kurumsallaştığı bir iş dünyası hedefimiz için yeni yılda daha gür bir sesle çalışmaya devam edeceğiz. Temennimiz 2026’nın, sadece göstergelerin düzeldiği değil; fırsat eşitliğinin kalıcı biçimde yerleştiği, kadın emeğinin ve liderliğinin görünür olduğu bir yıl olması.


EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner:

2025 yılı, ihracat odaklı çalışan kadın patronlar için küresel pazarlardaki daralma ve içerideki maliyet artışları nedeniyle “çifte pres” altında geçti. Avrupa pazarındaki yavaşlama ve döviz kurlarının enflasyonun gerisinde kalması, rekabet gücümüzü zayıflattı ve kârlılık oranlarımızı minimize etti. Yeni yıldan beklentimiz, ihracatçının üzerindeki maliyet yükünü hafifletecek ve rekabetçiliğimizi yeniden kazandıracak akılcı kur politikaları ile desteklenmiş bir ekonomik istikrar ortamı. 2026 yılında, Türk iş kadınının ürün ve hizmet kalitesini dünyaya daha rahat pazarlayabileceği, vize engellerinin aşıldığı ve lojistik maliyetlerinin normalleştiği bir ticaret iklimi bekliyoruz.


EGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt:

EGEV olarak 2025 yılını, bölge illerinin ekonomik entegrasyonunun ve dayanışmasının her zamankinden daha hayati olduğu bir dönem olarak geride bırakıyoruz. 2026 yılından beklentimiz, “planlı kalkınma” modelinin yeniden önceliklendirilmesi ve Ege Bölgesi’nin bir bütün olarak ele alındığı stratejik master planların hayata geçirilmesi. İzmir’in teknoloji ve inovasyon üssü olma vizyonunun, Manisa, Aydın ve Denizli gibi sanayi ve tarım kentleriyle entegre edilerek, bölgenin bir “Marmara alternatifi” değil, kendi başına bir küresel çekim merkezi olmasını hedefliyoruz.


KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yeşim Işıklı:

2026’da öncelikli olarak reel ekonomik politikaların getireceği kalıcı istikrarı bekliyoruz. Sanayinin üzerindeki maliyet baskısının hafifletilmesi, ihracatçıların rekabet gücünü yeniden kazanması ve dövizin yukarı yönlü seyri ile liradaki değer kaybının dengelenmesi, 2026’nın ilk yarısındaki kritik beklentilerimiz arasında. Kemalpaşa sanayisi olarak, sürdürülebilirlik ve inovatif üretime odaklanarak katma değeri yüksek ürünlerle küresel pazardaki payımızı artırmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için, yatırım ortamının temel direkleri olan öngörülebilir ekonomi politikalarının ve güçlü bir hukuk devleti anlayışı kararlılıkla sürdürülmeli.


EGOD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun:

Otomotiv sektörünün 2026 ajandasında, elektrikli araç ekosistemine entegrasyon ve ihracat pazarlarındaki toparlanma ilk sırada yer alıyor. Faiz indirim döngüsünün başlamasıyla ertelenen araç talebinin 2026’nın ikinci çeyreğinden itibaren piyasaya geri dönmesini bekliyoruz. Çinli üreticilerin Türkiye’ye yönelik yatırım ilgisinin somut iş birliklerine dönüşmesi, yan sanayimiz için yeni kapılar aralayabilir. EGOD olarak beklentimiz, yerli üreticinin küresel rekabette elini güçlendirecek teknoloji odaklı teşviklerin devreye alınması. Yeşil dönüşüm ve karbon ayak izi takibi artık bir tercih değil, Avrupa’ya parça satabilmenin ön koşulu haline geldi. Bu nedenle 2026, otomotiv yan sanayimizin teknolojik altyapısını yenilediği bir dönüşüm yılı olacak.


EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya:

Yeni yıldan en acil beklentimiz, ihracatçıya nefes aldıracak bir kur politikası ya da doğrudan, hızlı ve etkili bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi. 2026’da sektörümüzün çıkış yolu, ucuz ürün rekabetinden uzaklaşıp Tasarım, Üretim de Markalaşma ve Teknik Tekstil gibi katma değerli alanlara odaklanmaktan geçiyor. Üretim planlamadan tedarik zinciri yönetimine, müşteri ilişkilerinden sürdürülebilirlik raporlamasına kadar her alanda dijitalleşen yapılar, rekabet gücünün gerçek belirleyicisi olacak. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında yürürlüğe alacağı düzenlemelerin etkisini 2026 itibarıyla çok daha sert hissedeceğiz. Maliyet dengesinin sağlanması ve küresel talepte beklenen toparlanmanın başlaması halinde, Türk moda endüstrisinin esnek üretim kabiliyeti ve hızlı tedarik gücüyle kaybettiğimiz pazarları 2026’nın ikinci yarısından itibaren yeniden kazanabilir.


BAYOSB Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Telseren:

Sanayi üretimi açısından 2025, sıkı para politikasının reel sektör üzerindeki soğutucu etkisinin net hissedildiği bir yıl oldu. 2026 yılından temel beklentimiz, makroekonomik istikrarın sağlanmasıyla birlikte yatırım ortamının yeniden canlanması. Enflasyonun kontrol altına alınması ve faizlerin yatırım yapılabilir seviyelere inmesi, bekleyen projelerin raflardan inmesini sağlayacak Önümüzdeki yıl, Manisa-İzmir aksındaki sanayi havzasının, özellikle elektrikli araç yan sanayi ve temiz enerji ekipmanları üretiminde bir üs haline gelmesini öngörüyoruz. Bölge olarak 2026 hedeflerimizde, sanayicimizin en büyük sorunu haline gelen “mavi yakalı” nitelikli personel ihtiyacını çözecek mesleki eğitim iş birlikleri ve dijitalleşme hamleleri yer alıyor. Hukuki ve ekonomik öngörülebilirlik sağlandığı takdirde, 2026 yılı bölgemiz için yeni fabrika bacalarının tüttüğü bir atılım yılı olacak.


TÜGİAD Ege Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Engin Korkmaz:

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk çeyreğini tamamlarken, 2026’dan en büyük beklentimiz gençliğin enerjisini üretime dönüştürecek uygun finansman modellerinin hayata geçirilmesidir. Faiz indirimlerinin başlamasıyla birlikte oluşacak pozitif havanın, sadece tüketime değil, doğrudan Ar-Ge ve inovasyona dayalı yatırımlara kanalize edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Küresel trendlerin yapay zeka ve yeşil enerji ekseninde şekillendiği bu dönemde, Türkiye’nin genç nüfus avantajını kaybetmemesi için 2026’nın bir “teknolojik atılım yılı” olmasını umut ediyoruz. Genç iş insanları olarak, öngörülebilir bir ekonomik iklim sağlandığında, ülkemizi küresel ligde üst sıralara taşıyacak projeleri hayata geçirmeye hazırız.


Genç Girişim ve Yönetişim Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İlker Şeker:

GGYD İzmir Şubesi olarak 2025 yılını, şirketlerin kurumsal dayanıklılıklarının test edildiği bir “turnusol yılı” olarak görüyoruz. 2026 yılında, belirsizlik bulutlarının dağıldığı ve iş dünyasının yeniden uzun vadeli vizyon projelerine odaklanabildiği bir atmosfer bekliyoruz.  GGYD olarak yeni yılda, şirketlerimizde kuşak geçişlerinin sağlıklı yapıldığı, sürdürülebilirliğin sadece çevresel değil yönetimsel anlamda da içselleştirildiği bir iş kültürü oluşturmayı hedefliyoruz. 2026’nın, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden liyakatli kadroların yılı olmasını diliyoruz.


IPUD Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Turgut Kayhan:

2025 yılı, tekstil ve hazır giyim sanayisindeki ağır maliyet baskılarıyla birlikte pamuk üretiminde de alarm zillerinin çaldığı bir yıl oldu. Türkiye’nin pamukta rekabet gücünü koruyabilmesi için modern sulama yatırımlarının hızlandırılması, üretimde kalite ve verimliliği artıracak İyi Pamuk (Better Cotton) uygulamalarının yaygınlaştırılması artık bir tercih değil zorunluluk. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın etkilerinin daha sert hissedileceği bu dönemde, sürdürülebilir ve izlenebilir pamuk üretimi desteklenmezse hem üretici hem sanayici açısından kayıplar derinleşir. Doğru destek mekanizmaları ve zamanında ödemelerle, pamukta kalite odaklı bir dönüşüm sağlanırsa Türkiye bu zorlu süreci avantaja çevirebilir.


BPW İzmir Yönetim Kurulu Başkanı Hayriye Şendinç:

2025 yılını profesyonel kadınlar açısından “cam tavanların” kalınlaştığı bir yıl olarak geride bırakıyoruz. 2026 yılından en büyük dileğimiz, “Eşit İşe Eşit Ücret” ilkesinin sözde kalmayıp hayata geçtiği, cinsiyet uçurumunun kapandığı bir çalışma hayatıdır. Ekonomik toparlanma sürecinde kadınların sadece çalışan olarak değil, lider ve karar verici olarak masada yer alması gerektiğine inanıyoruz. Yeni yılda, şirketlerin yönetim kurullarında kadın kotasının artırılmasını ve kadına yönelik her türlü şiddet ve tacizin son bulduğu güvenli bir toplum yapısının tesis edilmesini talep ediyoruz. BPW İzmir olarak 2026’da da kadının statüsünü güçlendirmek için savunuculuk yapmaya ve ilham vermeye devam edeceğiz.


ÇEŞMÜD Yönetim Kurulu Başkanı Süha Deviren:

Çeşme’nin marka değerinin korunması adına nitelikli ve çevreye duyarlı projeler üretmekten vazgeçmedik. 2025’i daha çok mevcut projeleri tamamlama ve stok eritme yılı olarak değerlendirdik. 2026 yılından sektör adına en büyük beklentimiz, konut kredisi faizlerinin ulaşılabilir seviyelere inmesi ve “ilk evim” benzeri kampanyaların ikinci konut veya yazlık bölgeleri de kapsayacak şekilde, belki de kentsel dönüşüm odaklı olarak genişletilmesi. İnşaat malzemesi fiyatlarında istikrar sağlanması ve öngörülebilir bir maliyet tablosu oluşması durumunda, Çeşmeli müteahhitler olarak turizm sezonunu da destekleyen, modern ve sürdürülebilir yaşam alanları inşa etmeye 2026’da hız vereceğiz.


EGEKOBİDER Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Bilek:

Ege Bölgesi’ndeki küçük ve orta ölçekli işletmeler adına değerlendirmek gerekirse, 2025 yılı KOBİ’ler için tam anlamıyla bir “dayanıklılık testi” niteliğinde geçti. 2026 yılına yönelik beklentilerimiz ise oldukça net. KOBİ’lerin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için piyasaya acil bir “can suyu” verilmesi, ticari kredi faizlerinin makul seviyelere çekilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerekiyor. KOBİ’lerin üretim ve istihdam gücünü koruyabilmesi için vergi yükünün hafifletilmesi ve istihdam üzerindeki SGK prim desteklerinin artırılması kritik önem taşıyor.


İzmir YMMO Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Zengin:

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan 2026 yılında da kayıt dışılıkla mücadelede aynı kararlılıkla devam edilmesini bekliyoruz.  Vergi mevzuatının sadeleştirilmesini ve tabana yayılan, daha adil bir vergi sisteminin kurgulanmasını temenni ediyoruz. Dolaylı vergilerin payının azaltılarak kazanca dayalı ve kayıtlı ekonomiyi teşvik eden bir yapının güçlendirilmesi çok önemli. Yeminli Mali Müşavirlik mesleğinin dijitalleşen denetim süreçlerine uyumunun desteklenmesi ve mesleki yetkilerin geliştirilmesiyle ekonomideki güven unsuru da pekişecek.


Kınık OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Ekmekçioğlu:

Kınık Organize Sanayi Bölgesi olarak 2026 yılından beklentimiz, özellikle tarıma dayalı ihtisas sanayi bölgelerine yönelik özel enerji teşviklerinin ve yatırım desteklerinin devreye alınması. Kınık OSB olarak yeni yılda, yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık vererek sanayicimizin en büyük gider kalemi olan enerji maliyetlerini düşürmeyi hedefliyoruz. Bölgesel kalkınma hamlesi kapsamında, nitelikli ara eleman sorununu çözecek mesleki eğitim projelerinin 2026’da meyvelerini vermesini bekliyoruz. Tam doluluk oranına yaklaştığımız şu günlerde, 2026’nın Kınık için sadece bir sanayi bölgesi değil, entegre üretim ve ihracat merkezi olarak anılacağı bir atılım yılı olacağına inancımız tam.


KalDer İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ünlü:

2025 yılını, işletmelerin kalite standartlarından ödün vermeden hayatta kalma reflekslerini test ettiği kritik bir yıl olarak geride bırakıyoruz. 2025, ciroyu artırmanın değil, maliyetleri yöneterek kârlılığı korumanın esas olduğu, insan kaynağına yapılan yatırımın bilançolara “gider” değil “değer” olarak yansıdığı bir farkındalık yılı oldu. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, 2026 yılından temel beklentimiz, OECD’nin küresel büyüme tahminlerinde işaret ettiği toparlanmanın ülkemiz ekonomisine de yansıması ve yapısal reformlarla desteklenen bir “verimlilik hareketinin” başlatılması.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM