Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyledi. 2025 yılının esnaf açısından çok da olumlu geçmediğini belirten Palandöken, “Ülkemizde yüksek enflasyonun seyrinde her ne kadar kısmi bir düşüş yaşansa da emtia fiyatlarında ve vatandaşın günlük olarak tükettiği temel ürünlerin fiyatlarında kayda değer bir gerileme görülmedi. Bunun temel nedenleri bulunuyor. Sebze ve meyvede yaşanan don olayları, aynı şekilde bakliyat ürünlerinde ortaya çıkan arz sorunları fiyatların yüksek seyretmesine yol açtı. Ancak 2026 yılına girerken esnaf hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisinde. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırıyor” dedi.
“7 bin 200 prim günü sözü hayata geçirilmeli”
2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Palandöken, “Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam ediyor. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilemedi. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamadı. Esnafın temel beklentileri açık. Sosyal güvenlikte 7 bin 200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasında” diye konuştu.
“Zincir marketlerde ekmek ve sigaraya sınır şart”
Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, “En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesi. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden oluyor. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalıyor. Ortalama 20 bin TL’lik bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin TL ek vergi ödemesi gerekiyor, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırıyor” ifadelerini kullandı.
Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, “Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalıyor. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya geliyor” diye konuştu.
“Esnafı güçlendirmek Türkiye ekonomisini güçlendirmektir”
Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, “Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesi. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturuyor. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekiyor. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulması. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacak. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunlu. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacak” dedi.
