Çarşamba, Ocak 7, 2026

“Enerji verimliliği hem sorumluluk hem de zorunluluk”

Dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin enerji ithalatı için ödediği tutar ekimde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,4 azalarak 4,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, enerji verimliliğinin inşaat sektörünün en stratejik başlıklarından biri haline geldiğini vurguladı ve bu konunun ülkemiz için hem sorumluluk hem de zorunluluk olduğuna dikkati çekti. Ekim 2025’te açıklanan dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin enerji ithalatı için ödediği tutar ekim ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,4 azalarak 4,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüş, enerji tüketiminde verimliliğin artırılmasının ve kaynakların daha etkin kullanılmasının, ülke ekonomisi üzerindeki olumlu etkisini ortaya koyarken, uzun vadeli ve kalıcı kazanımlar için yapısal dönüşüm ihtiyacının önemini de bir kez daha gösterdi. 


Binaların enerji tüketimi dikkati çekiyor

Enerji verimliliği, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak öne çıkarken, artan nüfus, kentleşme ve yaşam standartlarıyla birlikte enerji talebi hızla yükseliyor ve bu talebin nasıl ve ne kadar verimli karşılandığı kritik önem taşıyor. Özellikle, yapı sektöründe atılacak her adım hem ekonomik dengeleri hem de çevresel sürdürülebilirliği doğrudan etkiliyor. Enerji kullanımının ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, özellikle binaların enerji tüketimindeki payının dikkat çekici seviyelere ulaştığını ifade etti. Küçükoğlu, Türkiye’de tüketilen toplam enerjinin yüzde 32,8’inin binaların ısıtma ihtiyacında kullanıldığını vurgulayarak, yapıların enerji performansını artırmanın ülke genelinde önemli bir tasarruf potansiyeli yarattığının altını çizdi. 


“Doğru yatırımla faturalar %50 azaltılabilir”

Enerji verimliliği dikkate alınmadan inşa edilen her binanın ülke ekonomisi ve cari denge üzerinde doğrudan bir yük oluşturduğunu belirten Küçükoğlu “Bir binaya başlangıçta yapılacak doğru bir yatırım sayesinde hem enerji tüketimi hem de faturalar yüzde 50’ye varan oranlarda azaltılabiliyor. Daha az enerjiyle daha yüksek verim elde etmek mümkün hale geliyor. Enerjinin yüzde 34 pay ile en büyük kısmının konutlarda tüketiliyor olması, küresel iklim değişikliği ile mücadelede inşaat sektörü ve inşaat malzemeleri sanayisinin önemini ve sorumluluğunu daha da artırıyor. Bu noktada kentsel dönüşüm sürecinin yalnızca yapısal değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinçle ele alınması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu. Küçükoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın geçen yıllarda yürüttüğü enerji verimliliği farkındalık çalışmalarının Türkiye’de bu bilincin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade ederek, bu tür bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaştırılmasının enerji verimliliği hedeflerine ulaşılması açısından kritik rol oynadığına dikkati çekti. 


“Kentsel dönüşüm, stratejik bir fırsat yaratıyor” 

Enerjide dışa bağımlılığın, ülkelerin ekonomik hareket alanını daralttığına işaret eden Küçükoğlu, verimli ve sürdürülebilir yapılaşmanın bu bağımlılığın azaltılmasında kritik rol oynadığını belirtti. Kentsel dönüşüm sürecinin doğru planlanmasının enerji verimliliği için büyük bir fırsat sunduğuna dikkat çeken Küçükoğlu, “Mevcut yapı stokumuzun önemli bir bölümü enerji verimliliği açısından yetersiz. Kentsel dönüşüm ve yeniden inşa süreçlerinde, yüksek yalıtım performansına sahip, çevre dostu ve düşük enerji tüketen binalara yönelmek hem hane halkı giderlerini azaltacak hem de ülke ekonomisine uzun vadeli katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. 

Enerji verimli yapıların yaygınlaşmasının, karbon salımının azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadelede büyük önem taşıdığını vurgulayan, Küçükoğlu “Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli unsurlardan biri olan enerji verimliliği, ülkemiz açısından hem bir sorumluluk hem de zorunluluktur. Öte yandan enerji verimliliği, ülkemiz için aynı zamanda bir zorunluluk niteliği taşıyor. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki yüksek baskısı, kalkınma sürecinde önemli bir olumsuz unsur olarak öne çıkarken, enerjinin daha verimli kullanılması ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir gereklilik haline geliyor” dedi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM