Çarşamba, Ocak 14, 2026

Trump cehaleti ve sarhoşluğu…

Devleti yönetmek deneyim ister. Başkanların ilk döneminde başarılı olabilmeleri için daha önce devlet yönetiminde görev almış olmalarının yararlı olacağından söz edilir. Amerika için vali, kaymakam, kongre üyesi olmak devleti ve işleyişini tanıma olanağı sağlar.  Ancak 2016 Amerikan Başkanlık seçimlerinde emlakçı Donald Trump Demokrat parti adayı Hillary Clinton’ı yenerek ABD’nin 45. başkanı seçildi. Tartışmalı bir yönetim süresi geçiren Trump 2020 seçimlerini kaybetti.

Seçimi kaybeden Donald Trump seçimlerde hile yapıldığını ileri sürdü ve 6 Ocak 2021’de destekçilerini Amerikan Kongre Binasına yürümeye çağırdı. Gelenlerin bir kısmı binanın bazı kısımlarını işgal etti. Böylece emlakçı Trump olaylara bakış açısını ve demokrasi anlayışını ortaya koymuş oldu. Bir hatırlatma yapayım; 1971’den 2015’e kadar emlakçılık ve 2004- 2015 arasında televizyon program yapımcılığı yapan Trump’ın kendisini ve işletmeleri 4 binden fazla yasal işlemde davacı ve davalı oldu. Trump ve işletmeleri altı kez ticari iflas ilan etti.

İşi gücü para kazanmak ve gücünü göstermek olan Trump 2024 başkanlık seçimini kazandıktan sonra her gün bir iddiada bulundu, ertesi gün onu geri çekti. Bundan da çekinmedi.

Avrupa ve Orta Doğu devlet başkanlarını sürekli Beyaz Saraya çağırdı. Kiminin elini sıktı, kimine hakaret etti. ABD’den mal alan başkanlara yağ çekti, onları övmekten geri kalmadı. Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın her yerine proje önerisi yaptı. Ukrayna savaşında Rusya’ya ekonomik ambargo uygulamasını artırdı. Aynı ambargo İran’a uygulanırken nükleer silah bahanesi ile B-12 bombardıman uçaklarıyla İran’ı vurdu.

Panama kanalının işgali, Grönland’ın alınması, Kanada’nın eyalet ilan edilmesi, Gazze’nin tatil köyleriyle turistik bölgeye dönüştürülmesi, Gazze’deki Filistinlilerin ise başka ülkelere gönderilmesi gibi önerilerinin temelinde “para” var. Venezuela’yı abluka altına aldı, başkan Maduro’yu gece eşiyle kaçırdı, Amerika’ya yargılamaya götürdü. Kendisini de Venezuela Başkan yardımcısı ilan etti.

Her saldırıda kendisine göre akıl yürütmesi ya da dünya kamuoyuna göre akıllı olmayan gerekçeleri dünyanın Trump’a bakış açısını epey değiştirdi. Kendisi ile görüşenler demokratik bir ortamda görüşmenin söz konusu olmadığını anladığı için bir “şaşkın diktatör” karşısında toplantıyı olabildiğince hasarsız geçirmeye çalışıyorlar.  Bu konuda “masada olmayan menüde olur” ifadesinin doğru bir saptama olduğunu söylemeliyiz.

Trump söylediği sözlere ne kadar inanıyor bilemeyiz ama “Grönland’ı biz almazsak Rusya veya Çin alır” sözü ne demek? Venezuela’ya saldırıdan sonra “bu yarım küre bizim küremiz” sözü ne anlama geliyor? Trump devam ediyor, Rusya ve Çin Venezuela’dan petrol alacaksa bize başvuracak.

Ne diyelim; Allah şaşırtmasın ama Trump çağımızın Hitler’i olma yolunda hızla ilerliyor.

Trump Beyaz Saray’a dönerken Air Force One uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken; Venezuela’dan “50 milyon varil petrol almayı konuştuklarını, ilk etapta 4.2 milyar dolarlık petrolün şu anda ABD’ye doğru yolda olduğunu, petrol şirketlerinin geçmişte Venezuela ile sorunları olduğunu” söyledi ve “Çünkü başkan olarak Trump yoktu. Şimdi sorun olmayacak. Güvende olacaklar” diye ekledi. Açıkçası Venezuela petrolüne çöktüklerini vurgulamış oldu.

4 Milyar 200 milyon dolarlık petrol 70 milyon varil yapar. O da yaklaşık 11 milyon ton ham petroldür. Dünyanın en büyük petrol tankeri 441 bin ton kapasiteli, diğerleri bunun neredeyse yarısı kadar. En büyüğünü dikkate alırsak, 24 adet dünyanın en büyük tanker filosu ABD yolunda demek. Trump gerçekçilikten uzaklaştıkça uzaklaşıyor.

Aynaya bakıp zafer sarhoşu gibi davranan Trump cahil cesareti ile dünya için tam bir tehdit durumunda maalesef.

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar