Perşembe, Ocak 15, 2026

Donald Trump, Amerikan Derin Devleti ve Elitlerin Yozlaşması -I

Hasta toplumlar, hasta liderler üretir. Bu liderler cahil kitleden güç alırlar


Sayın Okurlarım,

Birçok eserini okuduğum Erich Fromm’un bu sözü ile başlamayı makalem içim çok uygun buldum. Sizlerin de okudukça bana hak vereceğinize inanıyorum.

Dünya lideri olduğu birçok platformlarda tartışılır olan 47. ABD başkanı Donald Trump gerek ABD gerekse bütün gezegeni ateş çemberine atabilecek politikalarını, hiçbir uluslararası kurumların öneri ve davranışlarını dikkate almadan uygulayabilmektedir. 250 yıldır Amerika Birleşik Devletlerinin, Trump kadar tartışmalı bir başkan gördüğünü düşünmüyorum. Küresel bir savaş başlatma ve ulusal muhafızları Los Angeles’e göndermesini ayrıca değerlendirmek gereklidir. Bütün eylemleri gibi, yaptığı her planın cesur, cüretkâr ve çok bölücü olduğu birçok kaynak gibi, R. Givens tarafından gündeme getirilmektedir. Dünyayı bir üçüncü dünya savaşına sürüklediği hususu güncel olarak birçok istihbarat kuruluşu içinde bilimsel ve pratik temelde değerlendirilmektedir. Temasta olduğum birçok ABD askeri ve siyasi üst düzey bürokratın, Trump yönetiminden şikâyet ettiğini görmek şaşırtıcı değildir. Ancak başa dönersek, Trump’ın ikinci defa başkan seçildiğini irdelemenin gerekli olduğuna, inanıyorum. Çünkü bu safhada halkın önemli bir kısmı arasında, seçim aşamasındaki propaganda çalışmalarında açıklanan, beyan edilen, vaat ve sözlerin hiçbirinin yerine gelmediği konusu artık dillendirilmektedir.

Trump destekçileri ve Mar-o Lago toplantısı

2024 yılında Cumhuriyetçilerin ulusal kongresine çeşitli, ünlü, müzisyen, aktör, komedyen, sporcu medya yıldızları katılarak destek vermişlerdir. Bunlar içinde CONNOR MC GREGOR, SYLVESTER STALLONE, eski bir çocuk doktoru, PRISCILLA CHAN eşi Yahudi kökenli, Facebook’un kurucusu olan, MARK ZUCKENBERG, Amazon’un kurucusu, elektronik ve bilgisayar mühendisi, JEFF BEZOS, komedyen THEO VON, gibi kişiler katılmışlardır. Daha önce Trump’a ait, Florida eyaletindeki Palm Beach içinde bariyer adası olan, MAR-A LAGO kulübünde toplantılar yapılmıştır. Bu toplantıya katılanlar çok zengin ve elit tabakadan gelen insanlar olarak medya organlarında kayda geçmiştir. Yine bu toplantıda, JEFF BEZOS ile MARK ZUKERBERG’in ön sıraları paylaştığı görülmektedir. Bu toplum içinde, Tesla grubunun başkanı ELON MUSK’ın da yer alması kaçınılmazdı ve orada yerini en ön saflarda almıştı. Bu arada Google’ın CEO’su, Hint kökenli, metalürji mühendisi olup, yarı iletkenler konusunda yüksek fizik mühendisi ünvanını almış, Sunder Pichai gibi önemli figürleri dikkate almak gereklidir. Bu toplantıda aktör Sylvester Stallone’nin ise, Trump’ı takdim ederken, “ İkinci George Washington “ ifadesi ile Pulitzer ödüllü film yapımcısı DAVID MAMET ‘in “Abraham Lincoln den sonraki en iyi başkandı “ ifadesi çok dikkat çekmiştir.

Bu ifadelerden sonra SYLVESTER STALLONE kısa bir zaman sürecinde, büyükelçi olarak atanmıştır. Tüm bunların yanı sıra, Fox Corp Başkanı RUPERT MURDUCH’ın da Trump’ı destekleyenler kervanına katılarak, görev verilecek kişiler arasında bulunduğu izlenmektedir. Bu kervanın uzunluğu ise elitler çerçevesinde olmak üzere, gittikçe artmaktadır. Hokeyde bir efsane olmuş WAYNE GRIETZKY’nin de propaganda içinde katkısı olduğu unutulmamalıdır. Apple Ceo’su TIM COOK Trump’ın yemin töreni fonuna 1 milyon dolar bağışlayarak katkı sağlamıştır. Milyarder IKE PERLMUTTER, katkıları ile kampanyalarda farklı zamanlarda yer almıştır. Kampanya mitinginde konuşma yapan MEGYN KELLY de Trump için yaptığı güzellemeler propaganda mekanizmasının bir faktörü olma özelliğindedir. JOE REGAN’ın da destekçiler arasında olması bir tesadüf değildir. Bunların yanı sıra Ay’a NEIL ARMSTRONG ile beraber 2. adam olarak ayak basan BUZZ ALDRIN de oyunu Trump’a vereceğini açıklayanlardan birisidir. MEL GIBSON gibi tanınmış bir film yıldızımın, Trump için oy kullanacağını belirtmesi propaganda kampanyalarına başka bir anlam getirmiş olmaktadır. Bu arada en dikkat çekici unsur ise, Kennedy ailesinden olan ROBERT F. KENNEDY JR.nin kendi başkanlık kampanyasını askıya alarak Trump’a destek vermesi, bugün bile birçok akademik platformda, nedenleri bazında, tartışılmaktadır.

Bilindiği üzere, ABD başsavcısı Robert F. Kennedy’nin oğlu olan ROBERT F. KENNEDY JR. 2025 yılından itibaren Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı olarak faaliyet göstermekte olup, aynı zamanda Demokrat parti üyesi olarak suikast yapılan, JOHN F. KENNEDY’nin de yeğenidir. Trump’a rağmen Cumhuriyetçi partiye oy verenler olarak bakıldığında, karşımıza, Evanjelikler, eğitimi düşük kesim, vergi vermeyi sevmeyen zenginler ile orta yaş üstü bireylerin yer aldığı anketler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bağışçılar içerisinde en çok dikkat çekenin MELLON bankacılık ailesinin lideri 81 yaşındaki TIMOTHY MELLON olduğunu işaret etmeden geçmek istemem. Trump propaganda harcamalarına 16.5 milyon USD bağışta bulunmasının yanı sıra, Kennedy’nin kampanyasına da 20 milyon USD bağışta bulunduğu resmi kayıtlarda bulunmaktadır. ABD içinde siyasal ayrışma gittikçe derinlik kazanmaktadır.

Hükümetin altı hafta tamamen durması

Bu arada ABD hükümetinin 6 hafta süre ile durgunluk yaşadığını gözden uzak tutmamak gereklidir. Bu süreçte donmuş maaş çekleri, ertelenen projeler, ulaştırmadan savunmaya kadar federal fonlara bağımlı sektörler faaliyetlerine ara vermişlerdi. Hasarın ciddi olduğu birçok resmi kaynaklardan dile getirilmektedir. Kaybedilen verimlilik, ödenmeyen miktarlar geciken sözleşmeler, ekonomi üzerinde aylarca dalga etkisi yaratacağı bilinmektedir. Hükümetin bu kapanmasından dolayı GSYİH birkaç milyar USD kayıp vermesi ise kaçınılmaz olarak gündeme yerleşmiştir. Bu arada federal çalışanlar geriye dönük maaşlarını alacaklardır ancak hane halkı bütçelerinin de zorlanacağı unutulmamalıdır. ABD içinde artan işsizlik, işten çıkarmaların devam etmesi, tarım dışı istihdamın zayıf seyretmesi, düşük ekonomik veriler, FED’in bu yıl faiz oranlarını iki defa düşürmesine neden olmuştur. FED Başkanı Jerome Powell’in görev süresi 2026 yılının Mayıs ayında sona ermektedir. Onun yerine Trump’ın önereceği bir kişi geldiği takdirde, faiz oranlarının daha da düşebileceği değerlendirilmektedir. Bu arada faiz oranları ile altın arasında ters bir ilişki olması çerçevesinde altın fiyatlarının da yükselmesi kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir. ABD sadece 71 günde 1 trilyon dolar borçlanmıştır ki, bu durum 38 trilyon dolar olan, borçlarının daha da artmasını gündeme getirmektedir.

Borsalardaki etkileri

Borsaya bakıldığında ise, yapay zekâ çılgınlığının milyonlarca yatırımcıyı sıkıntıya sokacağı bir sır değildir. Unutmamak gerekir ki, manşetlerde yapay zekâ hisselerinin yavaşlaması ciddi yer tutmaktadır. ABD ile Çin arasındaki artan ticaret gerginlikleri, yapay zekâ dünyasını yeniden şekillendirmektedir. ABD’nin Çin’e yönelik gelişmiş yapay zekâ çiplerine yeni ihracat kısıtlamaları getirmesiyle, NVIDIA gibi dev şirketler önemli gelir kayıpları yaşamaktadır. Bu durumda, değişim boşluğunu ABD merkezli yapay zekâ şirketlerinin dolduracağı anlaşılmaktadır. ABD içerisinde bazı değişiklikler gündeme gelmektedir.

Yaptığım incelemeler çerçevesinde kripto paraların, ana akım borsalardan % 80 ile % 90 daha ucuz işlem gördüğü gizli bir Pazar vardır. Bunlara “ yerli piyasalar “ adı verilmekte olup, kripto milyonerlerinin servetini bu şekilde kazandığı birçok farklı kaynak tarafından iddia edilmektedir. ABD içinde çok büyük bir fon olan Back Rock’ın bitcoin varlıklarının 91 milyar doları aştığı bilinmektedir. Bunun tamamı Coinbase veya ana akım ticaret platformlarından alındığını ifade etmek çok zordur ki, bu husus birçok Wall Street analistleri tarafından da dile getirilmektedir. Bu nedenle, bir mukayese yapmak istenirse yerli piyasalar ve Coinbase arasındaki farkı göstermek açısından; Solana: 0.95 usd – 44.45 usd ( % 5 fark ) Radium: 0.33 usd – 16.77 usd ( % 5 fark ) ; Suı : 0.80 usd – 5.30 usd ( % 662 fark ) unutmamak gerekir ki, Coinbase’den alım yaptığınızda çıkış likiditesi sizsiniz, yerel piyasalardan alım yaptığınızda ise erken yatırımcısınız.

Borsalarda belli bir ağırlığı olan, Altın konusuna gelince, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde, jeopolitik gerginlikler, piyasa oynaklığı ve makroekonomik politika değişimlerinin etkisiyle 2025 yılında % 58 oranının üzerinde değer kazanmıştır. S&P bu arada sadece % 14 değerlenirken Bitcoin ise, % 6 oranında değer kaybetmiştir. Tüm bu gelişmeler çerçevesinde Gümüş’ün de % 78 seviyesinde arttığını dikkate almak gereklidir. Bir başka açıdan ele almak gerekirse, Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihindeki İsrail’e saldırısından sonra ise, altının % 125 fiyat artışına uğradığı görülmektedir.

İtalya’da ise çok daha başka rüzgârlar esmektedir. Warren Buffet’nin elinde 325 milyar dolar nakit para olduğu bilinmekte olup bunun nedeninin ise, alışılmış yerlerde değer bulamadığı olarak açıklanmaktadır. ABD hükümetinin harcamaları kontrolden çıkarken Buffet’nin da enflasyon nedeniyle çok büyük kayıpları olduğu bir sır değildir. Bu fonların altın üzerinde karar kılabileceği düşünülmelidir. Buffet’nin 17 Şubatta yapacağı 13 F dosyasında pozisyonunu bilhassa açıklamayacağı değerlendirilmektedir. Bir başka coğrafyada yer alan İtalya’ya gelince, Giorgia Meloni’nin partisi, altının “ halkın malı “ ilan edilmesi için çaba sarf etmektedir. İtalyan altın rezervlerinin toplam 2.452 ton ile dünyanın üçüncü altın rezervine sahip olduğu bilinmektedir. İtalyan Merkez bankası, Euro’ya olan güveni arttıracak rezervlere sahip olduğunu birçok defa halka deklare etmektedir. O ülkede şeffaflık olduğu için bu açıklamalar halk tarafından da izlenmektedir. ” Alessia Pierdomenico “ yani İtalya’nın kardeşleri partisi içinden, milletvekili senatör Lucio Malan, İtalya’da faaliyet gösteren tüm kredi verebilen kamusal veya özel finans kurumlarının 10 yıl önce merkez bankasının “nominal hissedarları“ haline geldiğini açıklamıştır. 2014 yılında Meloni İtalyan halkının parasal egemenliğinin kamulaştırılmasından yakınmaktadır. Bu nedenle, altın rezervlerinin halka ait olmasının önemini, devamlı üzerine basarak parlamentoda gündeme getirmektedir. Eski CIA görevlisi, Buck Sexton’a göre Trump’ın önündeki 10 yıl içerisinde az bilinen teknoloji şirketlerine 2.2 trilyon dolar aktarabileceği iddia edilmektedir.

Tekel karşıtı dava sonuçlanması

Borsada önemli bir etki yapacağı düşünülen ciddi bir dava sonuçlanarak analistlerin görüşlerini askıya almış bulunmaktadır. Eylül ayında, Adalet Bakanlığının tekel karşıtı davasındaki bir hâkimin kararı, Google’a büyük ivme kazandırmıştır. Google, münhasır arama sözleşmelerini sonlandırmak zorunda olsa da hâkim şirketin bölünmesini ret etmiştir. En önemlisi, Chrome ve Android ile Alphabet çatı altında kalmaya devam ediyor ve bu da önemli bir düşüş davası argümanını ortadan kaldırmaktadır. Hisseler duyurunun ardından yaklaşık % 9 ile % 10 seviyesinde artış göstermiştir. Google 18 Kasımdan bugüne kadarki en güçlü ve en doğru yapay zeka modeli olan Gemini 3’ü piyasaya sürmüştür.


Tayfun Gözüm

Diğer Yazarlar