Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) 55. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel kurulda, başkanlık için tek aday olan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Diren, 165 oy akarak yeni başkanı seçildi. Ozan Diren, 2026-2027 döneminde görev yapacak. Genel kurulda yapılan oylama sonucunda Ömer Aras ise TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Yeni dönemde Orhan Turan, Ömer Koç, Arzuhan Doğan Yalçındağ ve Ümit Boyner de TÜSİAD YİK Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlenecek.

Yeni dönemde TÜSİAD yönetiminde yer alması beklenen asil liste de şekillendi. Ozan Diren’in başkanlığındaki yönetimde; Meltem Uslu Akol, Elif Çoban, Bülent Ozan Diren, Fatih Kemal Ebiçlioğlu, Azmi Gümüşlüoğlu, Aslıhan Güreşçier, Perihan İnci, Şerafettin Karakış, Ömer Mert, İbrahim İzzet Özilhan, Ahu Serter ve Feyyaz Ünal yer alacak.
Genel Kurul’un ardından açıklamalarda bulunan Ozan Diren, yeni görevine ilişkin, “Yeni görevimiz için heyecan duyuyorum. Var gücümüzle çalışacağız” ifadelerinde bulundu. Diren, Türkiye ekonomisinin daha sağlam ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşması gerektiğini belirterek, kalkınmayı önceleyen bir ekonomik denkleme ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“Değişim hızla devam ediyor”
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, genel kurulda yaptığı konuşmada 2025’te büyük değişimler yaşadıklarını belirterek, yeni yıla da hızlı girdiklerini söyledi. Değişimin hızla devam ettiğini ifade eden Aras, “Teknoloji yarışı, hibrit güvenlik tehditleri, ekonomik yaptırımlar sonucu yavaşlayan global büyüme, iklim değişikliğinin etkileri ve son dönemde ABD’nin öngörülemez dış politikası büyük bir belirsizlik ortamı yaratıyor” dedi.
Belirsizlik ortamında doğru pozisyon alan ülkelerin büyük fırsatlar yakaladığını ifade eden Aras, yanlış konumlanan ülkelerin de büyük darbeler aldığını, bu belirsizlik içeren dönemin Türkiye için bir fırsat oluşturabileceğini aktardı. Ömer Aras, “Ülke olarak doğru pozisyon alarak ve ülkemiz içindeki bölgesel avantajlarımızı kullanarak verimliliğe dayalı uygulayacağımız kalkınma modeliyle hedeflerimize ulaşabiliriz. Yeni dünya düzeninde büyümenin kalbi verimlilik olmak zorunda. Verimlilik artmazsa büyüme kırılgan kalır. Enflasyonla mücadele zorlaşır ve uzar, ücretler reel olarak yükselmez, refah artışı gerçekleşmez. Zamanla gerçekleşen enflasyon ile algılanan enflasyon arasında fark oluşur. Verimliliğe dayalı ekonomik büyümeye geçebilirsek ülke olarak kalkınmayı sağlayabiliriz” diye konuştu.
“İyi eğitilmiş insan kaynağına ihtiyaç var”
2026 yılında Türkiye’de verimlilik artışını sağlamak için beş somut ve ölçülebilir hedefe vurgu yapan Aras, şunları söyledi: “Bunları gerçekleştirebilirsek büyümeyi kalkınmaya dönüştürebiliriz. Birinci hedef, insan kaynağını tam kullanmak. İkinci hedef, beceriyle işi eşleştirmek ve okuldan işe geçişi sağlamak. Üçüncü hedef, verimli firmaya büyütmek ve kaynak akışını yönlendirmek. Dördüncü hedef, rekabetin ve kuralların üretkenliği ödüllendirdiği, kayıt dışını yok ettiği bir ortam yaratmak. Beşinci hedef, teknolojiyi ve iyi yönetimi yaygınlaştırmak. Bu beş hedefi bir arada okuduğumuzda tablo netleşiyor. İnsan kaynağını sisteme daha fazla dahil eden, beceriyi işle buluşturan, verimli firmaları büyüten, kuralları üretkenliği ödüllendiren şekilde sadeleştiren, teknolojiyi ve iyi yönetimi yaygınlaştıran bir büyüme tasarımıyla verimliliğe dayalı kalkınmayı gerçekleştirebiliriz. Avrupa Birliği ile uyum sadece bir hedefe yürümek anlamına gelmiyor. Avrupa hızla değişiyor. Rekabeti ekonomik güvenlik çerçevesinde yeniden tanımlıyor. Ülkemizin kazanımlarını derinleştirmek için Avrupa Birliği ile entegrasyonu verimlilik ve kalkınma hedeflerimizin tamamlayıcısı olarak stratejimizin temeline almalıyız. 2026 verimlilik seferberliğini özel sektör ve kamu olarak hep birlikte gerçekleştirmeliyiz. İş dünyası olarak bu değişimin bir parçası olmalıyız. 2026’yı bir geçiş yılı gibi görmeyelim, verimlilik ile kalkınma yılı yapalım.”
“İş dünyası yön göstermek zorunda”
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ise ABD, Çin ve AB eksenindeki temaslarda hedeflerinin Türkiye’nin sesinin daha güçlü duyulduğu ilişkiler kurmak olduğunu söyledi. Orhan Turan, TÜSİAD Başkanlığının takvim yapraklarıyla ölçülen bir görev olmadığını, taşınan ve devredilen bir sorumluluğun ifadesi anlamına geldiğini söyledi.
Girişimciliğe başladığı ilk günden itibaren sivil toplum faaliyetlerini bırakmadığını dile getiren Turan, “İş dünyası aynı zamanda düşünmek, tartışmak, yön göstermek zorunda. TÜSİAD da tam bu yüzden var. TÜSİAD bir iş dünyası örgütü olmanın ötesinde iş dünyasının aklının kurumsallaşmış hali” diye konuştu. 32 yıldır sivil toplum kuruluşlarında aktif görev aldığını ifade eden Turan, bu sürenin 14 yılında başkanlık sorumluluğu üstlendiğini, bütün bu çalışmalarda sadece ‘ülkeye değer yaratmayı’ hedeflediğini aktardı. TÜSİAD’ın gelecek için çalıştığına vurgu yapan Turan, dünya hızla değişirken perspektiflerini genişletmeye odaklandıklarını da dile getirdi.
Orhan Turan, şu ifadelerde bulundu: “Bu kürsüde bulunmak yalnızca bir görevin tamamlandığını ifade etmiyor aynı zamanda üstlenilmiş bir sorumluluğun verilen bir emeğin ve paylaşılan bir yolculuğun anlamını yeniden düşünmeyi gerektiriyor.”

