SEDA GÖK
Ege’den İran’a yapılan ihracat 2025 yılında yüzde 29 gerileyerek 212 milyon dolara düşerken, su ürünleri ve hayvansal mamuller gibi kritik sektörlerde kayıp yüzde 70’i buldu. Türkiye genelinde yaşanan yüzde 2,5’lik düşüşün üzerine eklenen son bölgesel gelişmeler ve sınır kapılarındaki tır kuyrukları, halihazırda kan kaybeden ticari ilişkilerde “ikinci dalga” endişesi yaratıyor
Türkiye ile İran arasındaki ticari kanallarda 2025 yılı boyunca gözlenen daralma, son dönemde bölgede tırmanan jeopolitik riskler ve sınır kapılarında artan beklemelerle kritik bir eşiğe geldi. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerine göre, bölge ihracatında 2024’te başlayan düşüş trendi, 2025’te yüzde 29’luk bir kayıpla sonuçlanırken, son günlerdeki gelişmelerin bu tabloyu daha da ağırlaştırmasından endişe ediliyor.
Ege Bölgesi’nde kan kaybı hızlandı
2024 yılında 300 milyon dolar olarak gerçekleşen Ege’den İran’a ihracat, 2025 yılında yüzde 29 gerileyerek 212 milyon dolar seviyesinde kaldı. Türkiye genelinde ihracat ise 2024’teki 2 milyar 373 milyon dolar seviyesinden, geçtiğimiz yıl yüzde 2,5’lik bir düşüşle 2 milyar 314 milyon dolara çekildi. Veriler, Ege Bölgesi’nin İran pazarındaki payının Türkiye geneline oranla çok daha hızlı eridiğini ortaya koydu.
Su ürünleri ve hayvansal mamullerde %70
Ege özelinde en keskin düşüş, raf ömrü ve lojistik hızı kritik olan sektörlerde yaşandı.
Su ürünleri ve hayvansal mamullerde 2024’te 68 milyon dolar olan ihracat, 2025’te yüzde 70 daralarak 20 milyon dolara düştü. Tütünde 95 milyon dolardan 68 milyon dolara gerileyerek yüzde 28 kayıp yaşadı. Düşüşlere rağmen, 2025 yılı Ege-İran ticaretinde 68 milyon dolarla tütün ilk sırada yer alırken; mobilya 58 milyon dolarla ikinci, kimya sektörü ise 23 milyon dolarla üçüncü sırada yer buldu.
Sınırda “tır kuyruğu” ve yaptırım kıskacı
Sektör temsilcileri, 2025 yılında kaydedilen bu gerilemenin üzerine, son günlerde sınır kapılarında tırların beklediğine dair gelen haberlerin ‘çifte baskı’ oluşturduğuna dikkat çekiyor. Halihazırda daralan bir pazarda, lojistik süreçlerin de yavaşlamasının özellikle 2026’nın ilk çeyrek verilerinde daha derin bir kırılmaya yol açabileceği öngörülüyor. Sınır hatlarındaki beklemelerin sürmesi durumunda, mobilya ve kimya gibi ana kalemlerin de lojistik maliyetler nedeniyle rekabet gücünü kaybetme riski bulunuyor.
Ticari tablodaki bu karamsarlığı derinleştiren bir diğer faktör ise ABD’den gelen hamle oldu. ABD’nin, İran ile ticaret yapmayı sürdüren ülkelere yüzde 25 oranında ilave vergi uygulayacağını açıklaması, ihracatçılar üzerinde yeni bir maliyet ve risk baskısı oluşturdu. Bununla birlikte, İran içerisinde devam eden protesto ve gösterilerin günlük hayatı durma noktasına getirmesi, talep daralmasını ve tahsilat süreçlerini de olumsuz etkiliyor. Hem dış yaptırımlar hem de komşudaki iç karışıklıklar, Ege’nin İran pazarındaki geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.
