Özellikle Ukrayna savaşı devam ederken, Avrupa’nın ABD olmadan bölgesel güvenliği sağlaması çok zor. Öte yandan Washington’un zaman zaman sertleşen tutumu, Avrupa’nın kendi stratejik kapasitesini artırma isteğini güçlendiriyor. Bu ikili durum Türkiye’yi de doğrudan etkiliyor çünkü Türkiye hem NATO üyesi hem de Avrupa’ya en fazla ihracat yapan ülkelerden biri.
Türkiye için çok somut etkilerden bahsetmek mümkün. Eninde sonunda elindeki kapasite ve imkanları kullanabilme kabiliyeti ile ilgili konular.
ABD-Çin rekabeti, üretim hatlarını Asya’dan kısmen başka yerlere kaydırma eğilimi yaratıyor. Türkiye bu noktada öne çıkabilir.
Avrupa’ya yakınlık,
Gelişmiş sanayi altyapısı,
Genç iş gücü avantajı,
Türkiye’yi alternatif üretim merkezi haline getirebilir.
Örneğin otomotiv yan sanayi, tekstil, beyaz eşya ve elektronik montaj hattı gibi sektörlerde yabancı yatırım artışı ihtimali bulunuyor. Ancak risk şu: Küresel gerilim arttıkça enerji ve hammadde maliyetleri de dalgalanıyor.
ABD Asya’ya daha fazla yöneldikçe Türkiye’nin bulunduğu bölgenin önemi artıyor: Karadeniz, Kafkasya, Suriye, Doğu Akdeniz…
Somut sonuçlar şunlar olabilir:
F-16 modernizasyonu benzeri teknik konularda ilerleme zemini genişleyebilir.
NATO’nun doğu kanadında Türkiye’nin caydırıcılığı daha çok öne çıkabilir.
Yerli savunma projeleri hem ABD hem de Avrupa ile daha dengeli bir iş birliği kurma imkanı sağlayabilir.
Türkiye’nin hem Çin ile ekonomik ilişkileri büyüyor hem de NATO’daki rolü sürüyor. Bu nedenle Ankara’nın dikkatli bir denge siyaseti yürütmesi gerekiyor.
Körfez ülkeleriyle artan ekonomik iş birliği, Asya ülkeleriyle teknoloji ortaklıkları ve Avrupa ile ticaret ilişkisi bu denklemin üç ayağı Sonuç olarak, Türkiye’nin AB ile olan ilişkisi kendine özgü bir hikayeyi barındırıyor. Bir başka benzeri ise İngiltere’nin AB ile ilişkilerini hızla iyileştirme hedefi ile gümrük birliği dışında kalma kararı arasında hassas bir denge var. Bu dengeyi iyi yönetmek hem İngiltere ekonomisi hem de AB ile uzun vadeli ilişkiler açısından büyük önem taşıyor.
Halkın anlayacağı dille özetlemek gerekirse: İngiltere, dostlarıyla yakın olmak istiyor ama kendi yolunu da çizmekten vazgeçmiyor. Bu süreç, dikkatle izlenmesi gereken bir yol haritası ve ilerleyen yıllarda her iki taraf için hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor.
MAGA dış politikası dünyayı tek başına değiştirmiyor ama güç dengelerini yeniden düzenliyor. Bu yeni dönemde kuvvetli olan değil, uyum sağlayabilen ülkeler öne çıkacak. Türkiye’nin avantajı hem coğrafi konumu hem de çok yönlü dış politika tecrübesi.
Türkiye için önümüzdeki dönemin anahtar kelimeleri: Esneklik, çeşitlendirme ve dengeli diplomasi.
Dünya hızlı bir dönüşün içinde; Türkiye’nin yapması gereken, bu dönüşü doğru okuyup kendi çıkarlarını akılcı bir şekilde konumlandırmak.