Çarşamba, Ocak 21, 2026

KPMG: Birleşme ve satın alma hacmi %50 arttı

KPMG Türkiye’nin “KPMG Perspektifinden Birleşme ve Satın Alma Trendleri 2025” raporunda yer alan 2025 yılının tamamına ilişkin verilere göre, 2024 yılında 3 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşen küresel birleşme ve satın alma işlem hacmi, 2025’te 4,5 trilyon dolar olarak gerçekleşerek yüzde 50’den fazla artış kaydetti.

Türkiye’deki birleşme ve satın alma işlemlerine bakıldığında ise global trende paralel olarak açıklanan işlem hacmi önceki yıla kıyasla yüzde 50’nin üzerinde artış göstererek 8,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Değeri açıklanmayan işlemler üzerine yapılan değerlendirmeler sonucunda, Türkiye’de 2025 yılında toplam işlem hacminin 18,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği tahmin ediliyor. İşlem hacmindeki artış kadar olmasa da 2025 yılında gerçekleşen toplam işlem sayısı yüzde 20’nin üzerinde bir artışla 574’e yükselerek, 2024’teki 475 işleme kıyasla belirgin bir artış gösterdi. Türkiye’de 2025 yılında değeri açıklanan işlemlere ilişkin işlem hacminin yaklaşık yüzde 40’ının perakende sektöründe gerçekleşmesi, yatırımcıların küresel piyasalarda olduğu gibi Türkiye’de de büyük ölçekli ve öngörülebilir nakit akışı üreten şirketlere odaklandığını bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca, 2024 yılına ilişkin tahmini toplam işlem hacmi olan 10,1 milyar dolar dikkate alındığında, ortalama işlem büyüklüğü yaklaşık 21 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılında bu tutar yaklaşık 32 milyon dolarına yükseldi. Bu artış, yatırımcıların Türkiye’de daha büyük ölçekli ve görece daha düşük riskli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor.


“2026’da erken seçim beklentisi ekonomiyi şekillendirecek”

Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Lideri, Şirket Ortağı Özge İlhan Acar, “2025 yılının küresel ana gündemini, büyük güçler arasındaki rekabet ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle derinleşen jeopolitik gerilimler, Orta Doğu’da devam eden bölgesel istikrarsızlıklar ve Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılına girerken süren askeri ve diplomatik hamleler belirledi. Bu gelişmeler uluslararası güvenlik risklerini artırırken; enerji arzı, iklim krizi ve yapay zekâ düzenlemeleri gibi konular küresel gündemin en çok öne çıkan temaları arasında yer aldı. Bu jeopolitik ve ekonomik belirsizlik ortamı, ABD ve Avrupa’da merkez bankalarını daha temkinli para politikalarına yönelterek, 2025 yılı makroekonomik görünümünü sınırlı ve kademeli faiz indirimlerinin gündeme geldiği bir geçiş dönemi olarak şekillendirdi. 2025 yılında küresel birleşme ve satın alma piyasası, yüksek seyreden sermaye maliyetlerinin şirket değerlemelerini görece daha satın alınabilir seviyelere çekerek şirket portföylerini yeniden şekillendirmeye motive etmesi ile birlikte hem işlem adedi hem de kayda değer biçimde işlem hacmi bazında 2024 yılına kıyasla artış gösterdi. Bu durum, 2025 yılını yatırımcıların küresel ölçekte stratejik güçlenme ve konsolidasyon odaklı işlemlere yeniden yöneldiği bir yıl olarak öne çıkardı. Türkiye için 2026 yılının, enflasyonu düşürme ve makroekonomik istikrarı sağlama hedefleri doğrultusunda sıkı para politikaları ile bütçe açığını azaltmaya yönelik mali düzenlemelerin sürdürülmesi öngörülürken; yılın ikinci çeyreğinden itibaren 2027 yılına ilişkin erken seçim beklentisinin ekonomik görünüm üzerinde belirleyici bir rol oynamasını beklemekteyiz” dedi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM