Perşembe, Ocak 29, 2026
spot_img

İzmir, afetlere karşı dirençleniyor

‘Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi’ ile kentin doğal, teknolojik ve iklim kaynaklı her türlü afete karşı dirençliliğinin artırılması hedefleniyor

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Dünya Bankası tarafından yönetilen TAFF Teknik Destek Programı kapsamında, yürütülen ‘Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi’nin açılış programı İzmir’de gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir’deki yapıların afetlere ne ölçüde hazır olduğu ve bu alanda neler yapılabileceği aktarıldı. İzmir’in doğal, teknolojik ve iklim kaynaklı her türlü afete karşı dirençliliğini artırmanın hedeflendiği projenin risk analizi, altyapı dayanıklılık değerlendirmeleri ve afetlere müdahalenin güçlendirilmesi gibi pek çok konuyu kapsadığı ifade edildi.


“Şehrimizi biz dönüştüreceğiz”

Açılış töreninde konuşan İzmir Valisi Süleyman Elban, depremlerle ilgili farkındalığın çok yüksek olduğunu söyleyerek, “AFAD başkanlığı, Dünya Bankası ya da Avrupa Birliği uyguladığı bu proje ile şehrimizi dönüştürmeyecekler, dönüştüremezler. Şehrimizi biz dönüştüreceğiz. Onlar bize doğru bilgi verecekler, doğru tespit yapacaklar, sahada doğru araştırmalar yapacaklar ama bunu biz yapacağız. Projenin sonuçlarını beklemeyeceğiz. Bir an evvel hareket edip, eylem içinde olmak zorundayız. Büyük işlere girmek zorunda değiliz, bina bazlı dönüşüme de hız vermek zorundayız. Bunun için vatandaşlarımız ve müteahhitleri de birkaç yıl ruhsatla ilgili bekletmemeliyiz. Kamu binalarımızı da çok hızlı kontrol etmek zorundayız. Birilerinin hatırlatmasını beklemeden kamu tarafından vatandaş olarak afetlerle ilgili direnci geliştirecek her türlü çalışmayı başlatmalıyız” diye konuştu. 

Vali Elban, konuşmasına şöyle devam etti: “Ne kadar erken davranırsak ne kadar yol alırsak o bizim için kar. Bu konuda artık çok konuşmak değil, her alanda hızlı hareket etme mecburiyetimiz var. Çünkü şehrimizin özelliği gereği deprem oluyor, orman yangınları şehrin içine kadar giriyor, iklim krizinden dolayı sel ve su baskınları oluyor. Her afetle ilgili, her türlü hazırlığı yapmak ve tedbir almak zorundayız. Ama hemen, hızlıca, bunu yaparken de kaynakları da verimli kullanarak, sağlam binaları da kolaya kaçıp heba etmeden yolumuza devam etmeliyiz. İSMEP gibi İZMEP yürürlüğe girerse projeden sonra şehirdeki dönüşüm açısından çok önemli. Kamu binaları dirençli olursa afet sonrası yürüttüğümüz çalışmalarda çok ciddi bir avantajımız oluyor. Her şeyden önce de kamu da sağlam binaya ihtiyaç var.”


“Göç, beraberinde farklı sorunları getiriyor”

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ise “İstanbul’da başarıyla yürütülen ve çok uzun zamandan beri kentsel dirençliğin artışına çok ciddi katkı sağlayan İstanbul’da Sismik Riskin Azaltılması İSMEP projesine benzer bir projenin İzmir’de yapılabilirliğini sağlayacak altyapıyı kurma amacı taşıyan bir proje. İSMEP projesi ile bin 536 tane binamız güçlendirilmiş, yıkılıp inşa edilmiş. Bunların içerisinde çok sayıda okullar, hastane, yurt, kamu binaları var. Projenin çok daha önemli ayaklarından bir tanesi de farkındalık” diye konuştu.

Prof. Dr. Tatar, İzmir’in çok sayıda göç aldığına vurgu yaparak, “Göç beraberinde birtakım farklı sorunları da getiriyor. Kentte altyapı, üstyapı, yapı stoku iyi değilse ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. İzmir’de Saat Kulesi’nden 2-3 kilometre içeriye ya da dışa doğru gittiğinizde bir anda bambaşka bir binalarla karşılaşıyorsunuz. Evler yapılmış, sonra bulabildiğimiz yerlere yolları inşa etmişiz. Dolayısıyla çok bir şekilde bir an önce iyileştirilmesi öncelikli alanlardan bir tanesi oldu. Bununla eş zamanlı olarak gitmesi gereken önemli bir çalışma farkındalık” dedi.

Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu’nun Türkiye’deki 132 fayın eski deprem tarihi araştırdığını söyleyen Prof. Dr. Tatar, “Bu yılın sonunda Türkiye paleosismolojik veri tabanı hayata geçmiş olacak. Türkiye’de şu anda 485 tane fay var. Sadece İzmir’de 17 tane karada bildiğimiz fayın olduğunu görüyoruz. Diri fay haritası mart ayındaki lansmanla güncellenerek 600 civarına çıkacak” dedi.

6 Şubat depremlerinin bina hasar tespiti için çok büyük bir veri tabanı olduğunu aktaran Prof. Dr. Tatar, “Değerlendirmelerde şunu gördük; TOKİ’nin yaptığı konutlar yıkılmadı. Hasar aldı ama yıkılmadı, yıkılmayınca da can kaybı olmadı. Tünel kalıp yöntemi kullanıldı. Ciddi şekilde perde duvar kullanımı var. Bir yandan bina deprem yönetmeliğini güncellerken bir yandan da sahada inşaatlar devam ediyor. Bunları en azından güvenceye almak adına çok yakın bir zamanda bir tebliğ yayımlayarak 5 tane çok kolay uygulanabilir maddeyi hayata geçirmek istiyoruz. İçindeki en önemli başlıklardan bir tanesi binalarımızda bina oturma alanının belli bir oranına kadar perde duvar kullanımını zorunlu hale getiriyoruz. Perde duvar kullandığımızda binalarımız yüzde 99’luk bir hassasiyetle yıkılmayacak” diye konuştu.  


“Doğru planlamalar yapmak sorumluluk”

İzmir AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci de İzmir için hazırlanan İl Risk Azaltma Planı ile 2025 yılında 88 eylemi yüzde 100 gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu eylemlerden 22’si deprem, 3’ü heyelan, kaya düşmesi, çığ gibi kütle hareketleri, 8’i taşkın ve sel, 20’si yangın, 2’si bulaşıcı hastalıklar, 8’i iklim değişikliği kaynaklı afetler, 25’i ise tüm afetlere ilişkin eylemler. 2026 yılında ise hazırlayarak yürürlüğe koyduğumuz İl Risk Azaltma Planında 1 amaç, 21 hedef ve 168 eylem bulunuyor. Yeni hazırlanan planda 85 adet yeni eylem bulunuyor. Yeni eylemlerden 12’si risk analizi, 29’u farkındalık çalışmaları, 40’ı yapısal eylemler, 4 adedi ise Islah çalışmalarından oluşuyor” dedi.

İzmir’de afetlere müdahale ve iyileştirme konularında da somut çalışmalar yürüttüklerini aktaran Ekinci, “4 ilçemizde kurulması ön görülen İlçe Afet Yönetim merkezlerimizin 30 ilçemizde de kurulması, geçici barınma alanlarının her ilçede olacak şekilde sayısının artırılması, olası afetlerde ilimize gelecek ekiplerin hangi ilçemizde görev alacağı, ekiplerin konuşlanma alanları, enkaz döküm alanları, mezarlık alanları, depolar, makine ikmal park alanları gibi afet sonrasında ihtiyaç duyulacak tüm alanların da planlamasını 30 ilçemiz bazında yürütüyoruz” dedi.


“Afetlerden sonra iyileştirmeye önem veriyoruz”

Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi yetkilisi Korhan Yazgan, “Dünya Bankası olarak İzmir’de farklı sektörlerde ve ölçeklerde çeşitli projeleri finanse ettiklerini aktaran Yazgan, “Dirençli İzmir Projesi İzmir’de afet risklerini azaltmaya yönelik öncelikli yatırımların belirlenmesine ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanıyor. Proje Avrupa Birliği hibesi ile finanse edilmekte olup, teknik ve mali uygulaması küresel afet risklerinin azaltılması ve iyileştirilmesi mekanizması aracılığıyla Dünya Bankası tarafından yürütülüyor” dedi.  

AFAD Proje Yönetim Ofisi temsilcisi Derya Yalçın da projenin adımlarını 2 yıl önce attıklarını söyledi. Proje için İzmir’i seçme nedenlerini anlatan Yalçın, 30 Ekim depreminden sonra İzmir’deki yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu, bu alanda acilen çalışma başlatılması gerektiğinin bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM